24 Aralık 2019 04:23

Acil servis hemşiresi hayatını çalışarak geçiriyor

Yeşilyurt Devlet Hastanesinde (İzmir Kâtip Çelebi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi) acil serviste çalışan bir hemşire çalışma koşullarını anlattı.

Fotoğraf: Pixabay

Paylaş

Yeşilyurt Devlet Hastanesinden bir hemşire
İzmir

Yirmi yıla yakın bir zamandır acil serviste çalışıyorum. Bir süre önce hastane yönetimi, “İki kişi çalışılan bir acil biriminde bir kişi çalışsın bir kişi de evinde dinlensin, mesai yarı yarıya düşsün” diyerek, sayımızı yarıya düşürmek istedi.

Zaten biz acil servis olarak uzun süredir eksik çalışıyoruz. Yazın başından beri, normal mesainin üzerine ortalama 100 saat fazladan çalışıyoruz. İşimiz zaten yorucu ve genellikle gece çalışıyoruz. Nöbetten çıktığımız gün izin günümüz oluyor ve biz önemli bir bölümünü uyuyarak geçiyoruz. Yat kalk yine iş. Çok yorulduk artık.

Bir de fazla mesaiye kalmak istiyoruz çünkü fazla mesai ücretlerini yükselttiler. Ek iş gibi oldu. Normal ücretler yetmiyor. Ekonomik krizden dolayı insanlar fazla mesaiye bağımlı hale geldi. Fazla mesai yapınca yaşam standardını ona göre ayarlıyorsun. Sonrasında da normal saatlere istesen de inemiyorsun. Ben inmek istiyorum artık. Kadınların evdeki durumunu da biliyorsunuz. Genel bir yorgunluk hali var üstümüzde.  

Acilde şu anda 53 hemşire çalışıyoruz. Şefimiz, acilde özellikle bazı alanlar için sürekli hemşire istiyor ama vermiyorlar.

TOLERANSIMIZ YOK SÜREKLİ GERGİNİZ

Bu şartlar hayatımızı etkiliyor, çocuklarımıza ve eşimize karşı gergin oluyoruz, sosyal yaşam çok yok. Uyku da olmayınca daha toleranssız oluyoruz.

Biz acil serviste bir birimde 2 kişi nöbet tutuyoruz. 1 kişi çalışıyor, 1 kişi mola yapıyor sürekli. Bunu yapmamızın yasal bir dayanağı yok ama biz bu fazla çalışmayı sürekli yaptığımız için ve bedenen çok yorulduğumuz için, emekli olana kadar da böyle çalışacağımız için daha yaşanabilir bir hale getirmeye çalışıyoruz kendimize göre. Ama yönetim hoşlanmıyor bizim sürekli mola yapmamızdan.

Aslında acil birimde 3 kişi çalışılması gerekiyor ama baktılar ki biz iki kişi bu işi yapabiliyoruz bir kişiyi eve yolluyorlar ve “Bu sizin için, böyle yorulursunuz ama izin süreniz artar” diyorlar. “Hemşire neden alınmıyor” diye sorulduğunda “Hemşire yok” diyorlar. Normalde 70 kişi döndürmemiz gerekiyor acil servisi ama biz 50 kişi döndürüyoruz fazla mesai yaparak.

BİZİM FAZLA MESAİLERİMİZLE AÇIĞI KAPATIYORLAR

Acil servise ilk geldiğimde neredeyse hiç kimse fazla mesaiye kalmak istemiyordu. Çünkü fazla mesai ücretleri çok düşüktü, tutmanın hiçbir anlamı yoktu. Fazla mesai ücretlerini arttırdılar. Şu anda fazla mesai paralarından aylık bir asgari ücret parası çıkartıyoruz nerdeyse. Bu da açıkçası cazip geliyor. Herkes fazla mesai istemeye başladı böyle olunca. Onlar da eleman eksikliğini hiçbir zaman gidermemeye başladı. Ayda ortalama 256 saat çalışıyorum, normali 156 saat.

24 saat aralıksız çalışıyoruz, sendikamız soruyor, “Neden 12 değil, 8 değil” diye. Diğer hastanelerdeki acillerde de farklı olduğunu düşünmüyorum açıkçası. Nöbetin son saatlerinde algımız, toleransımız, sabrımız, hepsi değişiyor. Bu hem bizim sağlığımız hem de hasta sağlığı ve güvenliği için risk oluşturuyor.

EŞİM ASGARİ ÜCRETİN ALTINDA ÇALIŞIYOR

Ben maaşımızın artmasını isterim, fazla mesai yapmamak için elimden gelen her şeyi yapmak isterim. Fazla mesai yapmadığımızda vakit ayırabiliyoruz kendimize. İki çocuğum var. Eşim yıllarca taşeronda çalıştı, şimdi geçici işçi kadrosuna geçti ama halen asgari ücretin altında çalışıyor. Ailelerimizin desteğine rağmen zor ayakta duruyoruz.

Personel sayısının yarıya indirilmek istenmesine biz isyan ettik, öyle vazgeçtiler. Acil zaten yoğun ve karmaşık bir yer, ne olacağı belli olmuyor. Mesela şu an bacağım morarmış durumda, geçen gün psikiyatri hastası tekme attı. Maalesef ağır ve riskli koşullarda çalışıyoruz. Yıpranma hakkı da vermiyorlar ve sürekli nöbet tutmaktan daralıyoruz artık. Böyle hayat geçer mi diyoruz ve başka bir iş bulup çalışmayı düşündüğümüzde tıkanıyoruz. 36 yaşındayım, 58 yaşında emekli olacağım. Normal nöbete gitsem, fazla mesai tutmasam hastalara daha iyi yaklaşacağım.

Bu şekilde çalışınca artık insanlardan nefret eder hale geldik. Meslekten dolayı bir taşlaşma oluyor. Çünkü ölü geliyor, yaralı geliyor, ağrısı olan geliyor derken duygu gidiyor. Yalnızca gençlerde ve çocuklarda duygusal olunuyor.

Ben kendi adıma çalışma saatlerimi düşüreceğim. Ben kendi etrafımdaki arkadaşlarımla konuştum, arkadaşlar bunu artık kendimize yapmayalım, fazla mesaiye kalmayalım dedim. Şu an herkesin böyle yapması zor görünüyor ama en azından bir grup olarak 50-60 saatin üstünde tutmayacağız.

Reklam
ÖNCEKİ HABER

‘Memur Sen KPDK çözüm üretecek diye umut pompalıyor’

SONRAKİ HABER

EMEP heyeti Elazığ'da incelemede bulundu: Hamaset söylemi can kaybının önüne geçemez

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa