13 Aralık 2019 03:52

‘Erdal’ı sınıfsız, sömürüsüz bir dünya mücadelesinde yaşatacağız’

Emek Gençliğinden Deniz Gürsoy ile Erdal Eren'in mücadelesinden lise, üniversite öğrencilerine, işçi gençlere miras kalanları konuştuk.

Fotoğraf: Evrensel

Paylaş

Eylem NAZLIER
İstanbul

İşçi sınıfı ve halk hareketini bastırmak, gençliğin yükselen devrimci hareketini engellemek üzere devreye sokulan 12 Eylül askeri darbesinin üzerinden 39 yıl geçti. O günler baskı, işkence ve zulmün en karanlık günleriydi. Öyle ki 12 Eylül cunta rejiminin mahkemeleri 17 yaşında olmasına rağmen Erdal Eren için kalem kırmaktan çekinmedi. Onun gösterdiği direniş ve haykırdığı son sözler gençliğe miras kaldı. Gençler bir araya gelirken aynı zamanda güncel taleplerini de dile getiriyor. Gençliğin bugün yaşadığı sorunları ve taleplerini İstanbul Emek Gençliğinden Deniz Gürsoy’la konuştuk. Gürsoy, “Lisemizde bilimsel eğitim tartışmalarını yükseltmek, üniversitemizde eğitim hakkımız, burs ihtiyacımız demek, fabrikalarda ucuz, kölece çalışmaya karşı çıkmakla Erdal’ı anmak eş değerdir. Ve esas genç bir komünist böyle anılır” dedi.

"TÜM DÜNYADA DEMOKRASİ VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİNİN SİMGESİ"

Türkiye’nin ’70’li yıllarda içerisinde bulunduğu koşullar; on binlerce işçinin örgütlediği grevler, halkın ve gençlerin geleceği için baskı ve sömürüye karşı mücadelesi ile şekillenen toplumsal hareketin dönemin özeti olduğunu söyleyen Gürsoy, “Bu koşullar içerisinde yetişen birçok genç toplumsal sorunlara duyarlı, memleketin ve dünyanın haline dair değiştirme gayreti gösteren bir nitelik kazanmıştı. Özerk ve demokratik üniversite talebinden, parasız eğitim hakkına, gençlik mücadelesinin ana gövdesinde yer alan meseleler, gençleri bu dönem hareketin bir parçası yaparken, aynı zamanda işçi sınıfına olan bağlılıkları bu hareketin tayin edici yönüydü. Bu toplumsal koşullar içinde yer bulmuş ve bu koşullara karşı tutumu bizlere Erdal’ı anlatır” diye konuştu.

Gürsoy devamında şunları dile getirdi: “Bugün Erdal’ın söylediği hâlâ aynıdır. Burjuvazinin yaptığı propaganda hep hiçbir şeyin değişmeyeceği bireysel kurtuluş şeklindeydi. Fakat geleceği yaratacak kuşağın, işçilerin ve emekçilerin yanıtı farklıydı. Erdal idam sehpasına götürülürken örgütlü bir tepkinin getirisi olarak İspanya’dan Ekvador’a, Yunanistan’dan Danimarka’ya idam kararının durdurulması için kampanyalar ve protestolar başlamıştı, Erdal için marşlar bestelenmişti ve çocuklara isimler verilmişti. Erdal Eren, tüm dünyada demokrasi ve özgürlük mücadelesinin, antifaşist mücadelenin bir simgesi haline gelmiştir.”

"ÖRGÜTLENEREK MÜCADELE ETMEMİZDEN BAŞKA ÇAREMİZ YOK"

Türkiye ve dünyanın bugün içinden geçtiği sürece değinen Emek Gençliği Temsilcisi Gürsoy, “Ekonomik krizin, hayatımıza zam olarak yansıması, eğitime verilen bütçenin kısılması, patronların milyonluk borçları silinirken öğrencilerin kredi borçlarının silinmemesi, mezuniyet sonrası işsizlik, bize tüm bunlara karşı örgütlü bir cevap vermekten başka şansımız olmadığını gösteriyor. Fransa’da 22 yaşındaki üniversite öğrencisinin maddi sorunlar nedeniyle kendini yakması da bu durumdan bağımsızı değil. İran’da öğrenciler artan zamlara karşı, “İş, Ekmek, Özgürlük, Şura (Halk) Yönetimi”, “İran: Irak, Lübnan, Şili ve Fransa’daki mücadele aynıdır” ve “Caddeler kana bulandı, baskıya yeter artık” yazılı pankartlar taşıyor. Kısacası Erdal’ın uğruna mücadele ettiği talepler bugün meydanlarda, dünya gençliğinin dilinde” ifadelerini kullandı.

"UNUTULMAMALARININ NEDENİ İSİMLERİ DEĞİL, MÜCADELELERİDİR"

Deniz Gezmiş’ten, Sinan Cemgil’e, Sinan Suner’den, Ercan Koca’ya kadar bütün devrimci isimlerin halka adanmışlık, korkusuzluk, geri adım atmayan bir tavırla anıldığını hatırlatan Gürsoy, Kenan Evren gibi cuntacıların ise hep demokrasi ve halk düşmanları olarak anılacaklarını dile getirdi.

"MÜCADELEMİZDE YAŞAYACAK"

Erdal Eren’i anmanın sadece 13 Aralık gününe özgü olmadığını söyleyen Gürsoy,  “Lisemizde bilimsel eğitim tartışmalarını yükseltmek, üniversitemizde eğitim hakkımız, burs ihtiyacımız demek, fabrikalarda ucuza, kölece çalışmaya, ölmeyi reddetmekle Erdal’ı anmak eş değerdir. Ve esas genç bir komünist böyle anılır” dedi.  Gürsoy son olarak şu ifadeleri dile getirdi: “Sadece içimizi bir hüzün kapladığında ya da her sene 12 Aralık’ı 13 Aralık’a bağlayan gece geldiğinde aklımıza gelen isimler değildir bu isimler. Erdal’ın son mektubunu hatırlayalım: ‘Zavallı ve çaresiz biriymişim gibi ardımdan ağlamanız beni yaralar...’ Bu nedenle o sınıfsız, sömürüsüz bir dünya mücadelesinde hep yaşatılacak.”

Reklam
ÖNCEKİ HABER

Geriye kalan tek seçenek

SONRAKİ HABER

Elazığ Valiliği HDP’li belediyenin yardımını geri çevirdi

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa
Evrensel Ege Sayfaları
EVRENSEL EGE

Ege'den daha fazla haber, röportaj, mektup, analiz ve köşe yazısı...