02 Aralık 2019 05:00

Asgari ücretli işçiler: Ek iş olmasa aç kalacağız

Asgari ücret için saatlerce çalışan işçiler geçinemiyor, işleri bittikten sonra ek işe gidiyor.

Fotoğraf: Evrensel

Paylaş

Onur USLU
Ankara

Asgari ücret pazarlığında ilk görüşme bugün yapılacak. Ankara’da görüştüğümüz metal işçileri asgari ücretle geçinemediklerini söylüyor. Bir metal atölyesinde çalışan Erkan Usta isimli işçi, “Şu dükkanda 7 kişi çalışıyor ama bir kişi bile akşam çıkınca eve gitmiyor. Herkes 1-2 saat daha başka yerlerde ek iş yapıyor. Açlık sınırının altında ücret verenler utanmıyorsa biz ne yapalım kardeşim!” diyor.

İşçi ve emekçileri doğrudan ilgilendiren asgari ücret görüşmelerinde ilk oturum bugün yapılacak. İlk görüşme öncesi memleketin en büyük üretim alanlarından biri olan ve binlerce işçinin asgari ücretle, hatta asgari ücretten daha az ücretle çalıştığı OSTİM’deydik. İrili ufaklı binlerce atölyenin bulunduğu OSTİM’de 12-13 yaşından 70 yaşına kadar her yaştan işçiye rastlamak mümkün. Şu sıralarda asgari ücrete yapılacak zammın konuşulmadığı atölye yok denebilir.

‘PATRONSUZ HAVA SAHASI’

OSTİM’in hemen her sokağında en az 2-3 tane bulunan, tost, menemen, köfte gibi yemeklerin yapıldığı, işçilerin öğle yemeğini yediği, çay çorba içtiği sanayi lokantalarının birindeyiz. Patronlar ‘işçi kısmıyla’ aynı yerde yemek yemediği için buralardaki konuşmalar daha rahat ve hararetli oluyor. Yemekler hızlıca yendikten sonra çaylar doldurulup sigaralar yakılınca gürültü başlıyor.

Henüz prim gün sayısını dolduramadığı için emekli olamamış 59 yaşındaki bir işçi, “30 yıl önce benim ustalarım ne olacak bu memleketin hali diyordu, şimdi biz ne olacak bu memleketin hali diyoruz. Bir şey olacağı yok hemşehrim” diyor. 30 yıldır çalıştığını ama zamanında patronlar sürekli giriş çıkış yaptığı için prim gün sayısını dolduramadığını anlatan işçi, şöyle devam ediyor: “O yüzden emekli olamadım. Eski hükümetler döneminde ne bir denetleme vardı ne de sigortamızın yatıp yatmadığını görebileceğimiz bir sistem. Hangi devlet dairesine gitsek elimiz boş dönüyorduk. Şimdi öyle değil, bir telefon açıp şikayet etsek, ertesi gün hemen denetime geliyor. Ben ne gördüysem bu hükümet zamanında gördüm.”

‘İŞTEN ATILIR MIYIM DİYE GECE UYKU TUTMUYOR’

İşçi daha lafının bitirmeden hemen yan masadaki PVC montaj işçisi Ahmet atılıyor: “Benim şu an 80 bin lira borcum var. Eşim ikinci çocuğa hamile, doğmamış çocuğumun 20 bin TL borcu var. Maaşımda haciz var. Dükkan sahibiyle konuşup, maaşı asgari ücretten gösterip üstünü elden alıyorum. Sabah hastalansam, işe gelemesem akşamına açım. Neyse ki akşam işten çıkınca ek işlere gidiyorum da karnımızı doyuruyoruz. O da olmasa temelli aç kalacağız. Ben asgari ücrete zam istemiyorum arkadaş; kiraya, ekmeğe, suya, doğal gaza zam yapmasınlar yeter.”

9 kişinin çalıştığı dükkanda borcu olmayan bir tane işçi olmadığını söyleyen Ahmet, şöyle diyor: “Hepimizin en az 2-3 tane kredi kartı patlamış. 2 gün önce duyduk patron aramızdan birini işten çıkartacakmış. Gece kimseyi uyku tutmuyor acaba beni mi çıkartacak diye. Belki de bize blöf yapıyor maaşa zam istemeyelim diye. Hiçbirimiz dükkanda zam mevzusunu konuşamıyoruz bile. Yolda, yemekte patron yanımızda olmuyor da bağırıp çağırıyoruz bari.”

‘BİZİ HER ŞEY SİNİRLENDİRİR ÇÜNKÜ PARAMIZ YOK!’

Gürültüden birbirimizi zor duyduğumuz bir metal atölyesine giriyoruz. Bir tarafta kaynak yapan, taşlama yapan, diğer tarafta elindeki çekiçle metal döven ustalar var. Erkan Usta o kadar sert vuruyor ki elindeki çekici metale, neredeyse kıvılcımlar çıkacak! Neye sinirlendiğini sorunca, sanki bu soruyu bekliyormuş gibi elindeki çekici bırakıp, “Bizi her şey sinirlendirir, çünkü paramız yok” diyor. Başlıyor anlatmaya: “Patrona çıktım az önce, ay sonu para kalmadı, biraz avans istedim. O kadar acındırdı ki kendini neredeyse ben para verecektim. Piyasada iş yokmuş da alacaklarını alamıyormuş da... Bu ayki maaşları bile veremeyebilirmiş. Madem o kadar yoktu da daha geçen ay niye sıfır araba çektin altına diye soramadım tabi. Şimdi zam ayları yaklaştı ya her sene olduğu gibi işler kesat, para yok deyip kendini acındırma peşinde. Asgari ücretten 3 kuruş fazla alıyoruz diye geçen sene zam yapmayacaktı neredeyse. Zaten asgari ücretten fazla alıyormuşuz bir de zam istiyormuşuz. Bu sene de yine aynı şeylerin peşinde. Şu dükkanda 7 kişi çalışıyor ama bir kişi bile akşam çıkınca eve gitmiyor. Herkes 1-2 saat daha başka yerlerde ek iş yapıyor. Açlık sınırının altında ücret verenler utanmıyorsa biz ne yapalım kardeşim!”

‘NEYSE Kİ ALDIĞIMIZ NEFESTEN VERGİ KESMİYORLAR’

Yemekler yenmiş, son güneşli günleri fırsat bilen işçiler ellerinde çaylarıyla kaldırımlara oturmuş ‘güneşleniyor.’ Herkesin aklında hemen hemen aynı soru var: “Maaşlara ne kadar zam yapılacak?” Diğerlerine göre yaşı biraz daha büyük ve ustabaşı olan Lokman Usta, “Ne kadar zam yapıldığı değil, ne kadar vergi kesecekleri önemli” diyor.

Milyarlık holdinglerin vergi borcunu bir kalemde silenlerin gözünü işçinin 3 kuruşluk ücretinden alacağı vergiye dikeceğini söyleyen Lokman Usta şöyle devam ediyor: “Marketten, bakkaldan ne alsak vergi veriyoruz, üstüne bir de maaşımızdan vergi kesiyorlar. Neyse ki nefes alma, güneşlenme vergisi kesmiyorlar. Hepimiz matematik uzmanı olduk ay sonuna para yetirebilmek için, yıllardır böyle yaşamışız. Böyle de devam ederiz ama yukarıda duranlar yarın bir gün devran dönünce ne yapacaklarını düşünmeye başlasınlar"

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

İşten atılan Batman Zens tekstil işçileri: İnsanca yaşamak ve çalışmak istiyoruz

SONRAKİ HABER

Trabzon’da acil serviste görevli doktor hasta saldırısına uğradı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa