18 Kasım 2019 19:09

25 Kasım: Kadına Yönelik Şiddete Dur Deme Günü! 

Çalışma yaşamında bu yönden dezavantajlı bir konumda olan kadınlar, kriz dönemlerinde farklı açılardan ekonomik şiddetin hedefine konmaya devam ediyor. 

Görsel: Pixabay

Paylaş

Sevil ERUCU 

Kayseri 

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü, bu yıl ülkenin içinde bulunduğu ekonomik sıkışmışlık ile birlikte geliyor. Temel tüketim maddelerine uygulanan zamdan, Euro ve doların durumuna varana kadar pek çok gösterge bu sıkışmışlığın somutlaşmış hali olarak karşımızda duruyor. Ülkemizde yaşanan bütün sıkıntılar gibi bu sıkışmışlık da ilk olarak kadınlar üzerinde etkisini gösteriyor. Ekonomik şiddet ve fiziksel şiddet, kriz dönemlerinde daha da katlanıyor. Gelin bu yıl kadına yönelik şiddeti bir de bu koşullarda değerlendirelim. 

Genç kadınlar iş bulma, çalışma koşullarının nasıl olacağı konularında üniversite yıllarından itibaren kaygı duymaya başlıyor. Çalışma yaşamında bu yönden dezavantajlı bir konumda olan kadınlar, kriz dönemlerinde farklı açılardan ekonomik şiddetin hedefine konmaya devam ediyor. Kriz dönemlerinde iş bulmak, üniversiteden yeni mezun olmuş, kendi ayakları üzerinde durmak için mücadele eden biz genç kadınlar için daha zor bir durum anlamına geliyor. Bu koşullar altında ekonomik şiddet perçinlenmeye devam ediyor. 

KRİZ, GENÇ KADINLARI OLUMSUZ ETKİLİYOR 

Bunun yanı sıra kriz dönemlerinde fiziksel şiddet hâlihazırdaki durumunun üzerinde bir seyir içine giriyor. Kadın, erkek eşitsizliğinin daha da arttığı kriz koşullarında, kadınların kendilerini güçlü  hissedecekleri dayanak noktaları da ellerinden alınıyor ve kadınlar şiddet karşısında savunmasız bırakılıyor. Krizin etkisiyle artan yoksulluk ve bu dönemlerde uygulanan ekonomi politikalarıyla, mevcut toplumsal yapıda ve çalışma koşullarında hâkim olan cinsiyetçi normlar bir araya geldiğinde kadınların şiddete maruz kalma olasılığı tepe noktalara ulaşıyor.  

Daha şimdiden kendini belli eden kriz koşulları karşısında genç kadın arkadaşlarımızın değerlendirmelerini paylaşıyoruz. 

KADIN CİNAYETLERİ HER GEÇEN GÜN ARTIYOR 

Erciyes Üniversitesi Rus Dili ve Edebiyatı öğrencisi 

Kadınlar üzerindeki ekonomik baskının, ticari sömürünün ve yasal ayrımcılığın her geçen gün arttığı ve ülkedeki işsizliğin de kadınlara yüklendiği bir dönemdeyiz. Kitleler, toplumsal iktidarı korumak için dini kullanarak kadının ikincil konumda olmasını meşrulaştırmaya çalışmaya devam ediyor. Yetkililerin rasyonel ve eşitlikçi olmadıkları halde öyleymiş gibi davranmaları Türkiye’de kadın cinayetlerini arttırıyor. 1 ay içinde gün sayısından fazla kadının öldürüldüğü Türkiye’de, sadece toplum normlarına uyan bireylerin öldürülmesi tepki uyandırmamalı, öldürülen her kadın için aynı tepki oluşmalıdır. Yetkililerin kadın cinayetlerine alıştırma çabalarına da tepkimizi göstermeliyiz. “Bir avuç sinirli insan” değil, hak ve özgürlük mücadelesi içindeki on binlerce insan olduğumuzu göstermeliyiz.  

ÜNİVERSİTE MEZUNU GENÇ KADINLAR İŞ BULAMIYOR 

Sınıf Öğretmenliği Mezunu 

Üniversiteden bu yıl mezun oldum. Atama bekleyen binlerce öğretmen adayından sadece biriyim. Bu süreçte ailemle yaşamaya devam ediyorum ve bu durum benim açımdan pek çok sorunu da beraberinde getiriyor. Ekonomik olarak özgür olamamak yapmayı istediğim pek çok şeyi kısıtlar vaziyette. Benim durumumda olan bütün kadınların nasıl sıkıntılarla karşılaştıklarını en iyi ben biliyorum. İstihdamdan dışlanan kadınların kendini güçlü hissedebilmeleri daha zor hale gelirken aile içi şiddete boyun eğmek zorunda kaldıklarını herkes biliyor. Ancak yetkililer bu durum için adım atmış, kadın istihdamını arttırmak için harekete geçmiş değil.  

 

FARKLI TÜRDE ŞİDDET 

Erciyes Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğrencisi 

Kadına yönelik şiddet dendiğinde çoğumuzun aklına yalnızca fiziksel şiddet geliyor. Ancak şiddet bununla bitmiyor. Psikolojik baskı ya da ekonomik sıkıntı da şiddetin türlerinden bazılarıdır. Ülkemizde de birçok kadın farklı türlerdeki şiddete maruz kalıyor. Biz kadınlar hayatın her alanda varız ve var olmaya da devam edeceğiz. Ne bir erkek tarafından ne bir grup tarafından ya da ne de başka güçler tarafından şiddetin hedefine konmak istemiyoruz. Kadın yaşamın bir parçasıdır. 

 

ÖNCEKİ HABER

Yok edilmesine izin verilen Dipsiz Göl doğal sit alanı ilan edilecek

SONRAKİ HABER

Sıfır Gelecek aktivistlerinden Taksim'de eylem: COP’a güvenme iklim için harekete geç

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa