04 Kasım 2019 17:00

Ulaşımdan barınmaya, kültürden spora parasız eğitim

Eğer ki nitelikli eğitimin amacı bizleri geliştirmek ve donanımlı bir şekilde hayata katmaksa bunlar kesinlikle parasız eğitime dahil olması gereken kavramlardır.

Paylaş

Cenk Yılmaz BAYIR

İstanbul Üniversitesi

Parasız eğitim sözü ne zaman sarf edilse genelde içeriği şundan ileri olmaz; ilkokul, ortaokul, lise, üniversite gibi eğitim kurumlarına herhangi bir ücret ödememek. Aslında bize dayatılan bu algı, “gerçek parasız eğitim”in ne olduğunu çarpıtır, bizi asıl taleplerimizi görmekten uzaklaştırır. Ne istediğimizin bilincinde olmak, bunları nasıl isteyeceğimiz konusunda da yolumuzu belirler.

Günlük yaşamımıza baktığımızda parasız eğitim talebinin nerelere dokunduğunu görebiliriz. Çalışarak, aile yardımıyla yahut şanslıysak burs, genelde krediyle gelen gelirinin temel olarak nerelere harcandığını düşünelim. Her üniversitenin bütçeyi yoran, değişen, yemekhane fiyatlarını ve sağlıksız yemeklerini düşününce en temel karşılanması gereken ihtiyaçlardan biri beslenmedir. Bilimsel bilgi ürettiğini iddia eden kurumlar zaten en başından yolun önündeki ufak taşları kaldırmalıdır ki verim elde edilebilsin. Beslenme, hayatta kalmak için en temel karşılanması gereken faktör iken, ekonomik sıkıntı ve bağımlılıklar içerisinde yaşayan biz öğrencilerin “parasız eğitim hakkı”na dahil etmesi gereken başat unsurudur beslenme.

ÖĞRENCİLİK: GEÇİM DERDİ

Barınma da hemen ardında gelmelidir. KYK yurt sırası beklemekten harap olurken üstüne üstlük yurtlarda herhangi bir iyileştirme dahi olmadan zam yapılması oldukça yıkıcıdır. Türkiye’nin dört bir yanında üniversite okumaya giden biz gençlerin talebi, yurt ücretlerinin ortadan kaldırılması olmasının yanı sıra yurtların niteliğinin de arttırılması olmalıdır.

Herkes yurttan okula yürüyebilecek kadar şanslı değil. Olsa ki yine de öğrenciye ücretli ulaşım sağlamak bir sorun. Ayrıca büyük kampüslerde ringlerin ücretli olması, yetersiz ve zamansız ulaşım hizmeti verilmesi, sonunda eğitimin niteliğini de bizlerin cebini de olumsuz etkiler.

Kaynak kitap alırken zorlanan biz öğrenciler hele ki tıp, mühendislik, mimarlık, diş hekimliği gibi bölümlerde okuyorsak eziyet katlanarak artıyor. Kâğıt fiyatlarının yükselmesiyle kitaplar ateş pahası olurken zaten hiçbir şeye yetmeyen krediyle bu masrafları karşılayabileceğimizi düşünmek Pollyannacılıktan başka bir şey olmaz.

Her üniversitede milattan kalmış bir mediko bulunur. Sağlam girenin hasta çıktığı bu kurumların parası da eczaneden ilaç alırken çıkar. Ücretsiz zannedilse de o para yine harçlık avansımızdan çıkar. Genelde döner sermayeye dahil olan bu kurumlara herhangi bir iyileştirme yapılmaz ve ilk kurulduğu günden kalan araçlarla sağlık hizmeti “sözde” verilir. Zaten sağlıksız şartlar altında yaşayan biz öğrenciler için bu durum daha ciddi sorunlara doğru evrilir.

Öğrencilik demek sadece okuldan yurda, yurttan okula demek değildir. Çoğu hocalar bunu derste tekrar etse de koşullar maalesef bizi bu aktivitelere katılım sağlamayı engeller. Kendimizin çok yönlü gelişimini sağlamanın bir aracı olan kültür, sanat, spor aktiviteleri maddi yetersizlikten katılamadığımız, onlara uzak kaldığımız, bizim dışımızda gerçekleşen aktivitelere dönüşür. Bir tiyatroyu yerinde izlemek, bir müzik aletiyle uğraşmak, bir spor dalında gelişmek bizim hayatımızdan gittikçe uzaklaşır.

BURS İHTİYACIMIZ

Bunlar parasız eğitim hakkımıza dahil olan başat konular olsa da, eğer ki nitelikli eğitimin amacı bizleri geliştirmek ve donanımlı bir şekilde hayata katmaksa bunlar kesinlikle parasız eğitime dahil olması gereken kavramlardır.

Burs ise ücretsiz olması gereken tüm bu ihtiyaçlarımızı mevcut koşullarda karşılayabilmemizi sağlaması gereken temel bir araçtır aslında. Biz öğrenciler eğitim hayatımızda burs ve kredilere bağımlıysak ve verilen bu miktar ihtiyaçlarımızı karşılamaktan oldukça uzaksa yapmamız gereken bir şeyler olmalı. İşsizliğin gittikçe arttığı, üniversite mezunlarının iş bulmakta zorlandığı bu günlerde hayata borçlu başlamak istemiyorsak, burs hakkımızın kesin kez verilmesini istiyorsak, burs miktarının hayatımızı idame ettirebilecek bir düzeyde olmasını istiyorsak yapmamız gereken basittir. Hiçbir hak talep edilmeden, mücadele etmeden verilmediği gibi yaşamımız ve eğitimimiz için gerekli olan burs da bizim çabamız olmadan verilmeyecektir. 

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

88. Vicdan ve Adalet Nöbeti: Sorumlular belli, adalet istiyoruz

SONRAKİ HABER

Suruç Belediye Eş Başkanı Hatice Çevik'in gözaltı süresi ikinci kez uzatıldı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa