03 Kasım 2019 15:37

Gençlerin gözlerinden Barış Pınarı Harekâtı

“Bizim birinci ve derin problemimiz ekonomik kriz. Üniversiteli gençler olarak bunu en ağır yaşayan kısımlardan birisiyiz. Savaşa ayrılan bütçe yersiz.”

Fotoğraf: DHA

Paylaş

Birhat ATEŞ

Cem YILDIRIM

Zeynep TAĞTEKİN

Geçtiğimiz günlerde sınırın ötesinde operasyon zilleri tekrardan çaldı. “Güvenli Bölge” bahanesiyle Kuzey Suriye’ye giren Erdoğan, Beka Sorunu’nun küflerini tekrar temizleyerek önümüze seriyor. Savaşa girilmeden daha farklı yollarla -en azından çatışmasız ve kansız bir şekilde- halledilebilecekken, Erdoğan Hükümeti soruna savaş borazanları ile karşılık verdi.  

Savaşın etkilerini ilk başladığı günden beri görmek mümkün. Savaş sınır ötesinde diye değneğin ucu bize değmeyecek değil elbet. Evet, savaşın çözüm değil barışın çözüm olduğunu bazılarımız biliyor olabiliriz fakat çözümü savaşta arayan gençlik tabanı bu konuda ne diyor peki? Kimimiz savaşın çözüm olmadığını savunurken kimimiz haklı bir savaş olduğunu savunuyoruz. “Barış Pınarı Harekâtı” sadece bir kısım gençlik tabanına zehirli milliyetçiliğiyle zarar vermekle kalmıyor aynı zamanda borçlarla yaşayan gençlerin, kesilen savaş bütçeleriyle açlıklarına açlık da katıyor.

Bölgedeki illerden (Diyarbakır, Van, Malatya) gençlere “Barış Pınarı” operasyonuna dair sorular sorduk.

“ÜLKEDE ÇOK CİDDİ BİR EKONOMİK KRİZ VAR”

Yüzüncü Yıl Üniversitesinden Özgür, Bölge’de, terör olarak nitelendirilen birtakım unsurların olduğunu söylüyor ve sözlerine devam ediyor, “Bana göre özellikle Amerika’nın sınıra Arap güçlerini çıkışı Türkiye’yi bayağı tedirgin ediyor.” Özgür, ülkede etkisi gün geçtikçe artan ekonomik krizden de söz ediyor, “Ülkede çok ciddi bir ekonomik kriz var. Savaşa girdiğin zaman savaş bütçesine çok fazla paralar vermek zorundasın. Bu kriz koşullarında savaşı gerekli görmüyorum.” Sözlerini bitirirken öğrenci kimliğinin ağırlığını unutmadan söylüyor, “Genç olarak zaten ekonomik krizden fazla etkileniyoruz. Her şey pahalılaşıyor ama burs ve kredilere neredeyse hiç zam yapılmıyor. Devlet bir şekilde bu duruma çözüm üretmek zorunda ama savaşa yatırım yapmak bu sorunu çok daha büyütecektir”

“SAVAŞI HAKLI GÖSTERECEK BİR GEREKÇE GÖREMİYORUM”

Hamdi, yapılan operasyonun bir seçim çalışması olduğunu düşünüyor, “Bence bu bir seçim çalışmasıdır. Bir kaos olacak, bir kargaşa olacak sonra seçime gidilecek. Afrin’de de bu yapıldı.” Hamdi, seçimler dışında savaşın Kürt sorunuyla da alakalı olduğunu belirtiyor, “Seçimler dışında bir sebebi varsa o da bir Kürt devletinin kurulmasının istenmediği içindir çünkü Kürtlerin Suriye’de kazanacağı herhangi statü yarın Irak’taki, öbür gün Türkiye’deki Kürtleri etkileyecek.”

Suriye’de savaşa girilmesinin ekonomik olarak riskli bir hareket olduğunu değerlendiren Hamdi, doların 5 lira olduğu günleri arayacağımız bir zamanın geleceğini söylüyor, “Ekonomiye baktığımızda savaşa girmek bir yana dursun seçim yapmak ülkenin zararınayken böyle bir süreçte Suriye’deki savaşa dâhil olmak bize doların 5 lira olduğu günlere şükrettirecek.” Savaşın açtığı yaraları ve yıkımlarından da bahsediyor Hamdi, “Ayrıca bölgedeki birçok insanın insanın evlerinin yıkılmasıyla, yurdundan edilmesiyle, yaralanmasıyla ve ölmesiyle sonuçlanacak bir savaşı haklı gösterecek bir gerekçe de göremiyorum.”

“PAY KAPMAYA ÇALIŞANLAR MEMLEKETİMİZDEN ÇIKSIN”

İnönü Üniversitesi’nden Usame ile tesadüfen karşılaşıyoruz. Kendisi Suriye’de çıkan emperyalist savaşlar sırasında yaşadığı şehir talan edildiği için Türkiye’ye gelmiş. “Pay kapma hedefleri olan ülkeler memleketimizden çıksın, geri dönelim” diyor. Usame savaşın bir kazanımının olmadığını söylüyor cümlesini tamamlarken, “Bize bir faydası olmaz herkes kapacağı payın derdinde. Herkesin dilinde barış var ama kimsenin asıl derdi barışı getirmek, bizi geri götürmek değil. Türkiye’nin kendi kriz sorunu varken bizim için Suriye’de savaşacağına inanmıyorum”

“SAVAŞ HALKA DAHA DERİN BİR KRİZ OLARAK DÖNECEK”

Hukuk fakültesi ikinci sınıf öğrencisi olan, aynı zamanda part-time çalışmak zorunda kalan Azad ile “Barış Pınarı” harekâtını konuştuğumuzda bu harekâtı yanlış bir hareket olarak değerlendirdiğini belirtiyor. Barışın savaş yoluyla ağır silahlar ve bombalarla gelmeyeceğini söyleyerek, “Bu zamana kadarki hiçbir savaş veya harekât kansız bitmemiştir, olan yine sivil halka olacak üstelik bu harekât Türkiye’de yaşayan halka, daha derin bir kriz olarak dönecek.” Barışın zorbalık ve barbarca değil, ılımlı bir bürokrasiyle oluşacağını söyleyen Azad, “Bir başka yandan bakacak olursak o bölgede yaşayan Kürt halklarının tıpkı geçmişte olduğu gibi yine bir kıyıma uğraması da an meselesi. Ek olarak barışın zorbalık ve barbarca değil de ılımlı bir bürokrasiyle geleceğini düşünüyorum”

“BİZİM BİRİNCİ PROBLEMİMİZ EKONOMİK KRİZ”

Mehmet, Türkiye’nin tek sorununun sınır ötesindeki savaş olmadığını söylüyor, “Benim bildiğim sınır ötesinden bir füze, bomba vs. gibi bir gelişme olmadı.” Türkiye’nin asıl sorununun savaş değil ekonomik kriz olduğunu söyleyerek cümlesini tamamlıyor Mehmet, “Bizim birinci ve derin problemimiz ekonomik kriz. Üniversiteli gençler olarak bunu en ağır yaşayan kısımlardan birisiyiz. Savaşa ayrılan bütçe yersiz. Öğrenciye, işçiye veya emeklilere yardım olarak ayrılabilirdi. Hadi bunlar da yapılmadı, içinde bulunduğumuz krizden bizleri çıkartmak ya da krizin yükünü hafifletmek için girişimlerde bulunulabilirdi” Ölümlerin olmasını istemeyen Mehmet, “Yazık değil mi ölen askerlere, ölmelerine değer mi?” deyince Sohbete sonradan dahil olan, ismini bilmediğimiz bir kadın arkadaşımız ise Mehmet’in cümlelerine tepki göstererek, “Bu açıdan bakma, doğru olanı yapıyorlar” diye karşılık veriyor.

SAVAŞA GİDEN ASKERLER BELLİ

Barış pınarı harekâtını desteklemediğini söyleyen arkadaşımız, “Süleyman Soylu iki dakikada PKK’nin işini bitireceğiz diyor. Madem 2 dakikada bitirebiliyorlar neden yıllardır PKK ile savaşıyorlar. Yıllardır bitiremediklerini 2 dakikada mı bitirecekler?” diye sitem ederken ekliyor, “Siz hiç siyasetçi çocuğunun savaşa gittiğini gördünüz mü? Hep yoksul insanların çocukları gidiyor, ardından ise aileleri şehitlik kavramlarıyla avutuyorlar.”

“TÜRKİYE SINIR GÜVENLİĞİNİ KORUMAK DURUMUNDA”

Bir başka arkadaşımız sözü alıyor ve harekâtı neden desteklediğini anlatıyor, “Sınırı tehdit eden gruplara karşı oluşturulmuş güvenlik koridorunun Türkiye’nin meşru müdafaa hakkını kullanmasından başka bir amacı olduğunu düşünmüyorum ve o bölgede terör gruplarını silahlandırma yoluyla söz sahibi olan Amerika’nın bu durum haliyle hoşuna gitmiyor.” diyerek sözünü bitirirken sözü Fatma arkadaşımız alıyor, “Ülkenin ekonomisi, iş bulma sorunları bir sürü ve büyük sorunlarımız varken böyle bir şey bence hiç gerekli değildi.” diye fikrini belli ediyor.

“OPERASYONU DESTEKLİYORUM ÇÜNKÜ ARTIK BARIŞ OLSUN İSTİYORUM”

Berfin ise barışın savaş ile geleceğini düşünenlerden. Sınırın ötesinde yapılan operasyonu desteklediğini söylüyor, “Ben destekliyorum çünkü artık barış olsun insanlar ölmesin ve öldürülmesin istiyorum. Huzur ve refah içinde yaşamak varken bu kavgalar bu tartışmalar bu gürültüler ne diye. Saygı, sevgi içerisinde yaşamak varken bu ayrımcılıklar neden olsun ki barış olsun ölüm olmasın artık kan dökülmesin silahlar değil kalemler konuşsun” diyerek düşüncesini belirtiyor.

“SÜREKLİ PATLAMA SESLERİ DUYUYORDUM”

Son olarak sözü Dilan arkadaşımız alıyor. Diyarbakır’ın Lice ilçesinde yaşayan Dilan, savaşı en yakından görenlerden biri. O da savaşın ne kadar kötü ve çekilmez bir durum olduğunu söyleyerek “Barış Pınarı” operasyonunu desteklemiyor, “Tabii ki de desteklemiyorum çünkü batıda bu harekâtı destekleyen insanların çatışmalı bir ortamda ne gibi bir sıkıntı yaşandığından haberleri bile yok” Ardından sınava çalıştığı dönemde çevresinde yaşanan çatışmadan söz ediyor, “Mesela ben üniversite sınavına hazırlanırken sürekli patlama ve çatışma sesleri duyuyordum. O şartlar altında üniversite sınavına hazırlandım. Birçok sıkıntı yaşadık. Dershaneye gidiyordum, biz dersin ortasındayken patlama sesi duyuyorduk. Gerçekten artık psikolojik olarak kötü durumdaydım ve bir sene daha mezuna kalmayı bu yüzden göze alamadım. Belki bekleseydim daha iyi bir sonuç elde edebilirdim ama gerçekten bu sene tercih yapmasaydım psikolojik olarak ne duruma girerdim bilmiyorum.” Sınırın ötesindekiler bizim kardeşimiz, akrabamız diyen Dilan, “Her ne kadar sivil halka ateş açılmadığı söylense de önceki savaşlardan da çok iyi biliyoruz ki orada sivil halk da öldürülüyor. Biz komşularımızın öldürülmesini nasıl destekleyebiliriz?” diyen Dilan, savaşın ne kadar kötü ve acımasız olduğunu dile getirirken savaşın bölge gençliği üzerindeki etkisine de vurgu yapıyor aynı zamanda.

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Maddi zorluklara rağmen güzel şeyler yapacağız

SONRAKİ HABER

DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu: Emeklilik yük değil haktır

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa