03 Kasım 2019 14:40

Yeni Ekonomik Program gençliğe ne vaat ediyor?

Maliye Bakanı'nın açıkladığı hiçbir şey yeni olmasa da sanki ekonomide ülkece yeni bir sürüme geçiyormuşuz gibi bir havada izledik sunumu. Peki gerçekten yeni bir döneme mi geçiyoruz?

Paylaş

GENÇLERE VE HER ZAMAN GENÇ KALANLARA BAKİ: İŞSİZLİK 

Bakanın her sahneye çıkışı yılsonunu bile göremeyecek tahminler ve rakamların halka duyurulması ve yılsonunda büyük bir hüsranla bu rakamlara bakılarak yeni bir ekonomik program duyurulması ile sonuçlanan bir pratiğe dönüşmeye başladı. Her seferinde %10’un altına iniyor denen işsizlik oranları gitgide yükseldi ve yıl içinde %14’lere dayandı. Her yıl üniversite ve liselerden mezun olan gençlerin iş bulma umudu ise gitgide azalarak yok olma noktasına geldi, genç işsizlik oranı %24’lere kadar artarak neredeyse her 4 gençten 1’inin işsiz kaldığı noktaya geldi. Buna karşılık bakanın gençlere vaadi 2019-2021 arasında işsizliği azaltmak değil çünkü 2021 yılına kadar işsizlik tahminlerine baktığımızda gördüğümüz oranlar işsizliğin en fazla %10.6’ya kadar inmesinin tahmininden öteye geçemiyor. Kaldı ki bu tahmini yapmasına rağmen bunun nasıl gerçekleştirileceği konusunda somut ve gerçekçi bir çözüm yolu da sunmuyor.  

GENÇLERE DESTEK SÖZÜ 

Programdaki en iddialı laflardan birisi de bizlerle ilgili: Genç işsizliğin azaltılması için istihdam imkanları artırılacak. “Nasıl?” diye sorduğumuzda da sunulan çözüm önerileri çok açık olarak ifade edilmiş şekilde. İstihdam piyasasında talep edilen işlere uygun olarak İşe İlk Adım projesi ile gençler bu işlere hazırlanacak ve böylece yabancılık çekmeden iş hayatına atılıp ilerleyebilecekler. Bu programın temel amacı mezun gençlere iş bulmak amacıyla İşkur’un işverenlere destek sağlaması ve böylece İşkur'un işsizlik konusunda işverenler ile gençler arasında bir köprü olması olması. Fakat bulunacak işlerde tek faktör nitelikli işlere gereken nitelikli işler ama bu işlerin ne olduğu ve nasıl iş imkanı oluşturulacağı ile ilgili bilgiye ulaşmak mümkün değil. Ayrıca üniversitelerde kurulan kariyer merkezleri de gençlere bu konuda yardımcı olarak yönlendirecek, onları işsizlikten kurtaracak YEP’e göre. Burada özel olarak not düşülmüş olan şey ise bu sertifika ve kurs programlarının hepsinin özel sektörün istekleri doğrultusunda dizayn edileceği vurgusu. Hem işsizlik ile karşı karşıya kalan gençlerin iş bulma umutlarını tamamen işveren-özel sektör ikilisine teslim ederek ve üniversite eğitimini de yine özel sektörün ihtiyaçlarına göre şekillendirerek yapıyor. Ggençlerin önlerine sunulan bu işverenlerin yönlendirdiği ve geleceğini güvence altına almak için gecesini gündüzüne katmaktan ibaret olan, oldukça güvencesiz kariyer modelinin de güvencesizliğe sebep olacağı aşikar.  

KİM BU PROGRAMIN ŞANSLISI? 

Programda yenilenen hedef olarak ekonomik büyüme, cari açık ve ithalatın ve enflasyonun azalması konularını geçtiğimiz senenin tüm rakamları yalanlıyor. Ekonomik olarak önümüzdeki 3 senede %5 büyüme hedefi koyulurken ülke içinde enflasyonun %20’lere dayandığı, artık temel tüketim maddelerine dahi ulaşımın kısıtlandığı, kredi borçlarının çığ gibi büyüdüğü bir ülkeden değil de bunların hiçbirinin olmadığı bir ütopyadan bahsedilerek bir program açıklandı sanki. AKP’nin ekonomiye dair çözümleri hep aynı yönde gidiyor: “Aman özel şirketlere bir şey olmasın.” Öyle ki bakan sunumunda ara ara katma değeri yüksek alanlara yatırım ve istihdam oranında artışa yöneleceklerini belirtse de (İlaç, makine, dijital sektörler gibi) programda canlandırılması planlanan öncelikli sektör AKP ve Türkiye ekonomisinin beyaz atlı prensi: inşaat sektörü. “YEP ile inşaat sektöründeki durgunluğun önüne geçmek amacıyla tamamlanmaya yakın inşaat projelerine finansman desteği sağlanacak, böylece durgunluk kaynaklı istihdam kayıpları azaltılacak.” Yani inşaat ile büyüyen fakat bugün maliyetler dolayısıyla batma noktasına gelen tüm firmalar yeni eklenecek vergiler ve artışlardan gelecek paralar ile kurtarılacak ayrıca birçok kredi desteği alacak. Kaldı ki böyle bir kurtuluş ufukta görünmesi bir yana inşaat sektörünün bu haliyle veya “kurtulmuş” haliyle istihdam alanı yaratabileceği bir gerçekle karşılaşmamız mümkün değil. Çünkü ülkenin lokomotifi olan inşaat sektörün üzerine yüklenildiği ve ülke ekonomisini sırtladığı şartlarda dahi istihdam oranını artırmak bir yana sadece ekonomik büyümeyi rakamlar ile artıran bir yerde duruyordu.  

IMF “GELİRLERİ ARTIR, HARCAMAYI KIS” DİYOR 

Programın IMF’nin Türkiye raporu olan benzerliği dikkat çekici. Yıllarca meydanlardan “biz IMF’den borç alan ülkeyi borç veren hale getirdik” söylemi bu sefer tersine dönmüş durumda. Örneğin IMF raporunda, “Orta vadede bütçeyi güçlendirmek gerekli” deniyor. Yani hükümete “Gelirleri artır, harcamayı kıs” tavsiyesinde bulunuluyor. Bakan ne diyor: “Vergi gelirlerini artırıp kamu harcamalarını azaltacağız.” “Destekleyici emeklilik” adı altında bireysel emeklilik sisteminin yaygınlaştırılacağını belirtiyor. Yani artık gençlere “kamu güvencesi ile emekli olmanız imkânsız, bireysel emeklilik sistemi için yarattığımız fona para yatırmaya başlayın. Belki emekli olursunuz ya da o parayı da başka kaynaklara aktarabiliriz” diyor açıkça. Açık açık kıdem tazminatının reform edilebileceğini ve buradan kaynak yaratılabileceğini söyleyen IMF’nin dedikleri harfi harfine uygulanıyor, kıdem tazminatı ilk olarak gasp edilecek hedef olarak programda yerini alıyor.  

 

ÖNCEKİ HABER

Dünya dönmeyi bırakmadı

SONRAKİ HABER

Şule Çet davasında savcı mütalaasını verdi

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa