01 Kasım 2019 03:15

Kuşaktaşları Özyalçıner'i anlattı | Yıldırımlı Şimşekli Yazar Adnan Özyalçıner...

Cengiz Gündoğdu: "Kapitalist, içi boş sanatı türlü oyunlarla, cicili bicili boncuklarla devreye sokmaktadır... Tam bu noktada Adnan Özyalçıner’in öykülerinin okunmasını istemiyor kapitalist dünya."

Adnan Özyalçıner | Fotoğraf: Özcan Yaman

Paylaş

Cengiz GÜNDOĞDU

Adnan Özyalçıner’in öykülerini okumanın zorlaştığı bir dönemdeyiz.

Bu neden böyle, Adnan Özyalçıner’in öykülerini okumak neden zorlaşıyor. Bunun çarpıcı diyalektik nedenleri var...

Şimdi şuradan başlıyorum. Adnan Özyalçıner, insanlığın evrensel birikimidir. Adnan Özyalçıner’in öyküleri de bu birikimin ürünleridir.

İyi ama, şimdi burada söylediklerimin yaşamda karşılığı nedir...

Yaşam dedim değil mi... Yaşama baktıkça, orada büyük bir kavga görürüz. Bu, kapitalizmin insanla kavgasıdır.

Kapitalizm insanı, kapitalizmin isteklerine göre yaşayan nesne durumuna getirdi.

İnsan kapitalizme göre yaşayacak...

Çalışması... gezmesi... tüketmesi... sanatını varsa hepsine kapitalizm el koydu...

Nesne durumuna getirdiği... içeriğini boşalttığı insanı, içi boş, postmodern sanatlarla oyalıyor...

Bu kavgada sanatın yeri nedir. Kagan bunu şöyle açıklar, “Sanatın kökenlerini araştırırken vardığımız sonuçlar şunu saptamamıza olanak tanımaktaydı: İnsanoğlu, sanatı, kendi fiziki yaşamsal faaliyetinin bir yansısı, kazandığı belli bir yaşamsal faaliyet ortaya koymuştu ki, bu, pratik yaşamdan edindiği, kendiliğinden oluşan deneyimlerinin daha da ileriye doğru götürülmesi ve buna karşılık, etkin bir şekilde örgütlendirilen ‘sanatta yaşama’ deneyimleriyle bütünleştirilmesiyle olmaktaydı.” (1)

ÖZYALÇINER’İN ÖYKÜLERİ HİÇ KUŞKUSUZ ÇOK İŞLEVLİDİR

Kapitalizmin... kapitalist dünyanın “İkinci bir yaşam” etkinliğiyle insanın karşısına çıkması olanak dışı...

Ne Descartes... ne Balzac, çıkartamaz kapitalist dünya...

Kapitalist, içi boş sanatı türlü oyunlarla, cicili bicili boncuklarla devreye sokmaktadır...

Tam bu noktada Adnan Özyalçıner’in öykülerinin okunmasını istemiyor kapitalist dünya.

Neden.

Bunun nedeni Adnan Özyalçıner’in öykülerinin çok işlevli oluşudur.

Kagan, bu konuda şöyle der, “İnsan yaşamının gerçek modeli olabilmesi için sanatın farklı işlevsel belirlenmeler, kendinde bağdaştırması, yani nesnel dünyada hem bir karşılıklı anlaşma aracı, hem nesnel dengeye ilişkin bir bilgilendirme aracı, hem de nesnel dünyayı pratikte-manen dönüştüren ana rolünü oynaması gerekmektedir.” (2)

Bütün bu söylenenleri toparlarsam sanatın

-İletişim işlevi,

-Aydınlatıcı işlevi,

-Eğitsel işlevi,

-Haz verme işlevi,

-Kültürel işlevi olmalı.

Adnan Özyalçıner’in öyküleri hiç kuşkusuz çok işlevlidir.

Çok işlevlilik tek tek öykülerinde bile vardır.

Her büyük yazara baktıkça, o yazarda bu çok işlevliliği görürüz... Yine her büyük... gerçekçi yazarda ulusallıkla evrenselliğin diyalektik sarmaşıklığını görürüz.

Kagan bu konuda şöyle der, “Ulusal-özellikte-olan şey, hem genel-insansal-olan’da kendini açık eder, hem de bir takım özel yanlarıyla benzersiz, yalnız kendine özgü anlarıyla zenginleşir.” (3)

Bütün bunların yanında Adnan Özyalçıner, sosyalist gerçekçi yöntemle diyalektik maddeci estetiğin güzel örneklerini vermiştir.

ASHAB-KEHF

Halkımızın derin bir uykuda yaşar gibi yaşadıklarını düşünüyorum... Derin uykulu insanlar, insanlıklarını unuttukları için, en küçük tartışmada tartışan kişiyi öldürebiliyor.

Derin uyku iliklere kadar işlediği için böylesi bir yaşam kapitalizmin işine geliyor.

Bir düğünde bile sevinçten patlatılan silahlarla gelin ya da damat öldürülebiliyor.

Bu yaşamı, insanca yaşama çevirmek ancak Özyalçıner’in öyküleriyle olasıdır.

Kavgamızın yeri... odak noktası burasıdır. İnsana karşıt boş sanatı şişirenlere karşı insanca yaşamı savunan gerçekçi sanat...

Neden böyle... Çünkü insanlık genel bir yoksunlaşmanın batağında. Bu bataklıktan ancak gerçekçi yapıtlarla çıkabilir.

Yazının sonuna geldim... Gece... 02.00... İstanbul yıldırımlarla... şimşeklerle sarsılıyor...

İçimde bir ürperti... Yüz binlerce... milyonlarca insan derin bir uykuda... ben yıldırımlarla... şimşeklerle Adnan Özyalçıner’leyim...

İkide bir yıldırımlarını boşaltan... şimşekleriyle ortalığı aydınlatan o... Adnan Özyalçıner.

1-2-3: M. Kagan, Güzellik Bilimi Olarak Estetik ve Sanat, Türkçesi Aziz çalışlar, Altın Kitaplar Yayınevi, İstanbul 1982.

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

EYT’liler Gebze'de dernek açılışına hazırlanıyor

SONRAKİ HABER

AİHM, mülteciyi ölüme gönderen Finlandiya’yı mahkum etti

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa