30 Ekim 2019 02:55

Hukuk skandalında doktora yeni suçlama: Tezi hakkında konuşması da suç sayıldı

Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesinde, Dr. Barış Işık'ın Ankara Barosu ve 10 Ekim Katliamı Davası Avukat Komisyonunun düzenlediği sempozyuma katılması soruşturma konusu edildi.

Dr. Barış Işık

Paylaş

Birkan BULUT
Ankara

Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesinde Dr. Barış Işık hakkında açılan soruşturmada ortaya çıkan hukuksuzluk zincirine yeni skandallar eklendi. Zaman aşımı konusunda doktora tezi bulunan Dr. Işık’ın, zaman aşımının uygulanmadığı insanlığa karşı suçlarla ilgili Ankara Barosu ve 10 Ekim Katliamı Davası Avukat Komisyonunun düzenlediği sempozyuma katılması da soruşturma konusu edildi.

Gazetemizin gündeme getirdiği Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesinin, Dr. Barış Işık hakkında birden fazla terör örgütüne üye olma suçlamasıyla açtığı soruşturma, geleceğin hakim, savcı ve avukatlarını yetiştiren bir okuldaki hukuksuzluğu ortaya çıkarmıştı. Dr. Işık’ın görev süresi, savunma hakkı bile tanınmadan sona erdirilmiş, görev süresinin uzatılmaması konusunda rektörlüğe görüş bildiren üç kişilik heyetin aslında iki kişi olduğu ve dekanın aynı zamanda bölüm başkanı olarak çift oy kullandığı anlaşılmıştı.

KATLİAMI PROTESTO ETMEK SUÇ SAYILDI

Işık’ın soruşturma kapsamında ifade verdiği sırada yeni bir skandal daha gündeme geldi. Doç. Dr. Mesut Aygün tarafından yürütülen soruşturma kapsamında Dr. Barış Işık’a yöneltilen suçlamalar arasında 10 Ekim Ankara Katliamı’ndan iki gün sonra Anadolu Üniversitesinde akademisyen ve öğrencilerin yaptığı protestoya katılmak, ihraç edilen öğretim görevlilerine destek verilmesi için yapılan basın açıklamalarına katılmak, Ankara Barosu ve 10 Ekim Katliamı Davası Avukat Komisyonu tarafından düzenlenen 'IŞİD Katliamları Ve İnsanlığa Karşı Suçlar' Sempozyumunda izinsiz olarak konuşmacı sıfatıyla yer alması sıralanıyor.

"ZAMAN AŞIMINDAN BU SORUŞTURMA YAPILAMAZ"

Oysa Dr. Barış Işık’ın bu yıl kabul edilen doktora tezi, üniversite tarafından konuşmacı olarak katılmakla suçlandığı sempozyum başlığıyla yakından ilgiliydi. “Geçmişe Yürüme Yasağı Bağlamında Zamanaşımı” başlıklı doktora tezi bulunan Işık, Ankara Barosunda düzenlenen ve IŞİD’in katliamlarında insanlığa karşı suç unsurunun ele alındığı sempozyumda oturum başkanıydı. Konuya ilişkin gazetemize konuşan Işık, “Atılmamdan bir ay önce açılan soruşturma için atıldıktan sonra savunma vermem trajikomik. Tarafıma gönderilen savunmaya davet metni ve ardından ısrarım üzerine iletilen suçlamalar hukuki olmaktan tamamen uzak. Suçlandığım fiiller 2015 yılından başlıyor ve en yenisi bir yıl önce... Bunlar zaten 1 ve 6 aylık zaman aşımı süreleri nedeniyle idari soruşturmanın konusu yapılamaz” dedi.

İddialarda sürekli bir 10 Ekim Katliamı vurgusu olduğuna dikkat çeken Işık, 10 Ekim Katliamı davasının Türkiye’nin en büyük katliam davası olduğunu söyledi. Nazi Almanya’sı sonrası süreç bir kenara bırakılırsa, dünyada ilk defa ulusal bir mahkemede insanlığa karşı suçlardan dava açıldığını kaydeden Işık, “Bu Türk Ceza Hukuku bakımdan tarihi bir dava. Bir bilim insanı olarak bu etkinliklere katılmam nasıl suç olabilir? Kaldı ki katıldığım bilimsel etkinlik ile tez konum arasında yakın ilişki var” değerlendirmesinde bulundu.

"AYNI FİİL İKİNCİ KEZ SORUŞTURMA KONUSU YAPILMIŞ"

Daha önce soruşturma açılmış fiillerin bile soruşturma konusu yapıldığını anlatan Işık, bunun hukukun temel ilkesi olan “ne bis in idem” yani aynı fiil ancak bir kez yargılanabilir ilkesine açıkça aykırı olduğunu söyledi. Katıldığı tüm basın açıklamalarının ‘izinsiz gösteri’ diye damgalanmasına da tepki gösteren Işık, “İhraç edilen arkadaşlarla ilişkilerim bile soruşturma konusu yapılmış. Yalancı tanıklar var. Nereden tutsanız elinizde kalıyor. Gayriahlaki ve gayrihukuki yöntemler. Hukuk ve akademi neden bu kadar hırpalanır? Çok yazık” ifadelerini kullandı.

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Valfsan işçileri işleri için direniyor

SONRAKİ HABER

Açlık grevinin ardından cezaevlerindeki sorunlar katmerlenerek büyüyor

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa