27 Ekim 2019 03:50

Bilgelik ve delilik arasında: Deliliğe Övgü

Doç. Dr. Dilek Kurt, KarmaDrama’nın “Deliliğe Övgü” adlı oyununu yazdı.

Fotoğraf: Basın Bülteni

Paylaş

Doç. Dr. Dilek Kurt

Çivisi çıkmış bir dünyada yaşıyoruz. Geçtiğimiz yüzyıllarda da kötülük belki zaman zaman insanları yaşamaktan bezdiriyor, mücadele kalkanlarını düşürüyordu ama şimdi; deliliğin eşiğinde oyalandığımız bir dünyadayız ve ancak böyle tahammül edebiliyoruz olan bitene.

‘Delilik’ deyince; ‘bilgelik’ ve ‘dahilik’ peşi sıra gelen kavramlar oluyor. İnsan zihni ve ruhu o kadar girift ki bazen her deliliğin içinde, değişen oranlarda bilgelik ve dahilik bulmak mümkün. Bu konuda önemli bir eser yazmış olan Rönesans Dönemi Edebiyat Araştırmacısı, Hümanist Bilgin ve İlahiyatçı Desiderius Erasmus, bize bambaşka bir kapı açıyor. Erasmus’un hiçbir kaynaktan yararlanmadan, birkaç günde yazdığı eseri “Deliliğe Övgü”, bilgelik ve delilik arasına gerdiği bir ipte yürütüyor bizi. 

BAŞARILI KOTARILMIŞ BİR OYUN

Geçtiğimiz hafta oldukça başarılı kotarılmış bir oyun izledim; KarmaDrama’nın “Deliliğe Övgü” adlı oyunu, tek kişilik bir oyunun nasıl sahnelenmesi ve oynanması gerektiğine dair güzel bir örnekti. Erasmus’tan yola çıkıp 55 dakikalık bir oyun metni oluşturan Damla Kılıçoğlu ve Togay Kılıçoğlu, yine rejiyi birlikte gerçekleştirmişler. Oynayan Togay Kılıçoğlu. Kılıçoğlu minimalist oyunculuğu ustaca kullanıyor. Reji zaman zaman oyuncunun oyunun dışına çıkıp uzaktan bakışına yer veriyor, bu da seyircinin oyunu daha ilgiyle izlemesini sağlıyor. Oyun-oyuncu-seyirci üçgeninde, çok kendiliğinden gibi duran doğal, sıcak ancak derininde titiz bir çalışmanın emeği bulunan bir iş bu.

Son zamanlarda sıkça gördüğümüz; “Haydi ben bir tek kişilik oyun oynayayım bari” tavrı; belki böyle usta işi yapımları görünce geri adım atıp olması/durması gereken yere gider. Zira, tek kişilik oyun oynamak; bilindiği üzere, yetenek, tecrübe, birikim ister. Togay Kılıçoğlu da zor bir metnin altından ustaca, incelikli bir reji ve oyunculuk anlayışıyla kalkıyor.

“Deliliğe Övgü”de emeği geçen isimler Damla ve Togay Kılıçoğlu’nun yanı sıra, Hakan Özipek, Gizem Ceren Piri, Tezcan Kıldıran. Oyuna katkı sunan noktalardan biri de müzik seçimi. Buradan da yapılan işin ne kadar ince elenip sık dokunduğunu görebiliyorsunuz. Demem o ki; bir sanatçının sadece ürün ortaya koyduğu alanda iyi olması yetmez, paralel alanlarda da bilgili hiç olmazsa ilgili, görgülü olması, üretimine bambaşka tatlar katıyor.

GÜNÜMÜZ TOPLUMUNA GÖNDERMELERİ VAR

Oyunun en çarpıcı yanlarından bir diğeri de, günümüz toplumuna siyasi, ekonomik, sosyolojik, kültürel göndermelerde bulunması ve bunu çok ince ince yapması. Damla ve Togay Kılıçoğlu’na kulak verdiğimizde şunları söylüyorlar: “Elbette Erasmus’un bu isyanının günümüzde bizim de isyan ettiğimiz, sıkıntı duyduğumuz, açmazlar yaşadığımız unsurlarla örtüşmesi eseri sahneye taşımamızda büyük bir itici güç oldu. Sanatın kısılmış ve sıkışmışlığı, Erasmus’un eserinde bahsettiği pek çok konuyla birebir örtüşmekteydi. Erasmus, Hristiyanlığı temel eksene koyarak bunu yapıyordu. Biz metindeki Hristiyanlıkla ilgili olan dertleşmeyi ve veryansını çıkarınca (ki bu coğrafyada liyakat ile ilgili bir ana eksen kaldı.) Hemen her sosyolojik kesimin ortak derdi olan, onları dile getiren bir eksen. Bu noktada sanatın (sadece tiyatronun değil, resim, heykel, dans ve diğerlerinin de) sıkışmışlığı, tüketicisiyle buluşamama hali ve kendini muhafaza edişini Erasmus’un eserindeki dertlerle örtüştürdük. Oynayacağımız oyunun bugüne dair bir sözü olmalı diye düşündük hep. Yaptığımız uyarlamalarda da ana ekseni zedelemeden bugüne dair söylemi olan bir anlayış barındırmaya dikkat ettik. Yazarın derdiyle kendi derdimizi, çağımızın derdini, yaşadığımız coğrafyanın derdini örtüştürme çabası eserlerimizi ortaya çıkarırken hep kılavuz oldu bizlere.”

HAYATA VE SANATA BAKIŞLARINI ORTAYA KOYUYOR

Bu yıl 10’uncu yılını kutlayan KarmaDrama seçtiği oyunlarla da hayata ve sanata bakışlarını ortaya koyuyor. ‘Sanatın insanlar için yapılması gerekliliğine ve güçlü bir iletişim aracı olduğuna inanan, eserlerini üretirken insana dokunan, onların yaşamlarına temas eden değerlere özen göstererek çalışan’ bir tiyatro KarmaDrama. Kendi cümleleriyle “Tiyatronun insana ulaşmanın en etkin yolu olduğunun bilincindeyiz. Bu nedenle KarmaDrama’da, tüm yaptığımız işlerde, birlikte çalıştığımız kişilerden hitap ettiğimiz seyircimize kadar her birinin insani değerlerine saygıyla ve etik kurallar çerçevesinde yaklaşarak sanat üretmeyi temel prensip olarak benimsiyoruz.” diyor.

 

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Romanyalı Şair Hanna Bota: Kültür farkı var ama şiir insanın özünden geliyor

SONRAKİ HABER

Adana’da cezaevindeki kadınlara dayanışma kartları atıldı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa