05 Ekim 2019 00:24

30 yıllık işçinin gözünden 1989 yılından 2019’a TİS süreci!

’90’lı yıllardan itibaren MESS ile yaşanan TİS süreçlerinin içinde yer alan metal işçisi Nazmi Usta’yla, geçmişten bugüne yaşanan TİS’leri konuştuk.

Fotoğraf: Evrensel

Paylaş

Veli POLAT
Gebze

Büyük yapıların arasında ara sokakta salaş bir kahvede buluşuyoruz Nazmi Usta’yla. On saatlik çalışmanın verdiği yorgunluk yüzüne yansımış. Elinde sarma sigarası. Doğu Galvaniz’den Akkardan’a, Arçelik’ten Çolakoğlu’ya, Kroman’a birçok metal fabrikasında çalışan Nazmi Usta, otuz yıllık işçilik hayatının önemli bir bölümünü metal işçisi olarak geçirmiş. Gebze’de fabrika işçiliğine devam ediyor Nazmi Usta. 90’lı yıllardan itibaren MESS ile yaşanan TİS süreçlerinin içinde yer alan Nazmi Usta’yla, geçmişten bugüne yaşanan TİS’leri konuşuyoruz.

"MESS HE MESS… NEDİR MESS?"

Hoş geldin, nasılsın?” diye sorduğumuzda, “Ne olsun bir saat kendimize sekiz saat patrona çalışıp geldik işte. Ne bizim karnımız doyuyor ne de patronların kasaları dolmak biliyor” cevabını veriyor hiddetlice.“MESS” dediğim an lafı ağzımdan alıyor Nazmi Usta. İşaret parmağını kaldırıp, “MESS he MESS… MESS nedir?” diyor ve ekliyor: “Bu memlekette onlarca patron örgütü var. TİSK, KİPLAS, MÜSİAD, TÜSİAD... Biri de 1959’da kurulmuş MESS’tir. Bu memlekette bence işçi sınıfı karşısındaki en organize olmuş sermaye örgütüdür MESS. Türkiye’nin en önemli fabrikalarının içinde bulunduğu, Koç grubunun liderlik ettiği MESS, işçi sınıfın toplamına yönelik saldırıların ‘koç’ başıdır. Velhasıl MESS sadece metal işçilerine değil bütün bir işçi sınıfına yönelik sermayenin vurucu gücüdür bana göre.”Nazmi Usta, işçilerin mücadele verebilmesi için karşısındaki gücü anlaması gerektiğine işaret ediyor: “Kardeşim bu örgüt öyle biz işçiler gibi kısa vadeli planların eseri değil! Sınıfa yönelik saldırıları planlarken günlük, bir yıllık planlarla hareket etmiyorlar, uzun süreli planları hayata geçiriyorlar.” Bu planları yaşadıkları üzerinden şöyle anlatıyor: “Genç işçilik yıllarımda 1991’de, MESS biz işçilere, ikramiyelerin aya bölünerek ücretlerin içerisinde verilmesini, yakacak gibi sosyal yardımların da aylıklara yansıtılması teklifinde bulundu. Benim gibi genç işçiler o zaman, ‘Üç ayda bir ikramiyeyi bekleyeceğimize her ay içinde olsun daha iyi olur’ diye düşündük. Sadece ’70’li yıllardan deneyimli işçi abilerimiz itiraz etmişti. Haklı bir itiraz olduğunu bugün daha iyi anlıyoruz. İkramiyeyi maaşlara yedire yedire ortadan kaldırdılar. ’70’li yıllarda kazanılan hakların önemli bir bölümü bugün gasbedilmiş durumda! Anlaşılması için bir örnek daha vereyim. Fabrikaların güvenlik -biz o zaman daha çok bekçi derdik- elemanları bizim zamanımızda kadroluydu. Yemekhane çalışanları da kadroluydu. O zaman bu çalışanları başka bir firmaya alarak kadro dışı bırakmışlardı. Biz de, ‘Aman bize ne üretime doğrudan bir müdahale yok’ dedik. Bugün fabrikalarda ortalık taşerondan geçilmiyor. Yani MESS planlarını uzun sürece yayarak ilerliyor ve ne yazık ki başarıyor da!

35 SAATLİK ÇALIŞMA TALEBİMİZ NEDEN YOK?"

Metal işçilerinin bugün yoksulluk sınırını yakalamak için en az 14-16 saat çalışmak zorunda olduğuna işaret eden Nazmi usta, “90’lı yıllarda mesailer yasaklansın dediğimizde birçok işçi arkadaşımız bize, ‘ulan mesailer olmadan olmaz’ diye tepki gösteriyordu. Biz o zaman iyi anlatamadık. Aslında ‘150 yıl önce işçilerin 1 Mayıs’la kazandıkları 8 saat çalışma günü hakkı bize neden yetmiyor?’ demek istedik. Şimdi işçi sınıfı olarak geriledik. Ama neden daha ileri olanı talep edemiyoruz? Örneğin 35 saatlik çalışma neden talebimiz değil? Ha diyeceksiniz ki, sözleşmelerde yazıyor. Yazar kardeşim, o sözleşmelerde bugüne kadar çok güzel şeyler de yazıldı. Ama yazıya değil, yazana bak. Bu talebe uygun mücadele olmadıkça yazsa ne olacak” diye konuştu.

"GENÇ İŞÇİLERİN GÖZÜ KARA!"

İşçilerin sendikacılardan beklenti içinde olmaması gerektiğinin altını çizen Nazmi Usta, “Metal iş kolunda veya başka iş kolunda olsun sendikalar iş günlerinin kısaltılması için gerekli bilinci vermek için bile uğraşmıyorlar.Bugün metal işçilerinin genç kuşağın eğilimlerine dikkat edilmeli. Ne yazık ki genç kuşak işçi sınıfının deney ve birikimden bi’haber. Ama bilmeyene değil, bilene kızacaksın! ‘İşçi sınıfının deneyim ve tecrübesi bu genç kuşağa nasıl aktarılacak?’ sorusuna cevap arıyorum” dedi. Bugün genç işçilerinin göze çarpan ilk özelliğinin gözü karalık olduğunu ifade eden Nazmi Usta, “Ani refleksler verebilen bir kuşak, çabuk harekete geçiyor. Bugün metal iş kolunda bir mücadele söz konusu olduğunda genç işçiler direkt üretimi düşünüyor. Önemli bir durum ama sınıf bilinciyle buluşmalı. Genç işçilerin bir fabrikanın kötü koşullarını değiştirmektense, fabrikayı değiştirmeyi tercih etmesi ise bir zayıflık” dedi.

"91’DE SENDİKALAR BİRLEŞMEK ZORUNDA KALMIŞTI"

Birleşik  Metal-İş ile Türk Metal tarafından imzalanan IndustriAll anlaşmasına geliyor sohbetimiz. Ortak hareket etme tartışmalarına dair ise Nazmi Usta şu örneği verdi: “89 işçi mücadelesi önemlidir. O yıllarda yaşanan hareket 91 yılında bazı farklı biçimlerde kendini göstermişti. Örneğin ’91 metal grevinde MESS sözleşmesinde, 4 sendika vardı: Türk Metal, Otomobil-İş (bugün Birleşik Metal-İş), Çelik-İş ve Öz Demir-İş. O dönem Öz Demir-İş, Çelik-İş, Otomobil-İş birlikte hareket etmek zorunda kalmıştı. ‘Birlikte hareket etti’ demiyorum, ‘Hareket etmek zorunda kaldı’ diyorum. Çünkü işçiler bu yönde adım atmış, birlikte hareketi sağlamak için mücadele etmişti. Sendikalar da çaresiz birleşmek zorunda kalmıştı. ’91 yılında Gebze’de, üç sendika ortak toplantılar yapmıştı. Hatta Türk Metal’e bağlı işyerlerinden işçiler de sendikalarına rağmen toplantılara katılım sağlıyordu. Ortak toplantılar, ortak komiteler, ortak talepler vardı. Mesela bugün imzalanan IndustriAll anlaşması böyle bir yaklaşımla alakası bile yok. O yüzden işçiler bu sözleşmeden beklenti içine girmemelidir. Bugün bu anlaşmayı işçileri birleştirmek bir kenarda dursun, işçileri bölen sendikaların ‘kendi çizgilerini’ koruyacakları bir anlaşma olarak görüyorum.”

‘İŞÇİLER TALEPLER ETRAFINDA BİRLEŞMELİ"

Nazmi Usta sözlerine şöyle devam etti: “Tüm işçi kardeşlerime soruyorum, vergi diliminden rahatsız değil miyiz? Ücretlerden rahatsız değil miyiz? Esnek, güvencesiz çalışmadan rahatsız değil miyiz? İşte buna karşı süreceğimiz talepler işçileri birleştirir. Benim 30 yıllık işçilik yaşamından çıkardığım sonuç; işçiler birleşirse sendikalara istediğini yaptırtır.” Sendikalı fabrikalardaki işyeri temsilcilerinin önemli rol üstlenebileceğini ifade eden Nazmi Usta, “Neden işyeri temsilcilerinin hepsinin katıldığı ortak bir toplantı yapılmasın? İşyeri temsilcileri az çok demeden böyle toplantılar örgütlemeli. Bugün MESS’e karşı birlik olmadıkça, MESS de bu açığımızdan faydalanır. Sendikal bürokrasinin görevi işçileri sömürü düzenine hapsetmektir. Bu nedenle işçilerin de temsilcilerin de sorumluluk alması gerekir” diye konuştu. Bir örnek vererek işçiler içerisinde “vergi dilimi yüzde 15’te sabitlensin” talebinin ciddi olarak tartışıldığını dile getiren Nazmi Usta, “Ama bu talep kağıt üstünde kalıyor. Sendikacılara teslim etmiş durumdayız. Böyle hayata geçmez” dedi.

"OLASI GREV YASAĞINA HAZIR MIYIZ?"

Bugün olası bir grev yasağından söz edildiğini ifade eden Nazmi Usta, “91 yılında da iki haftaya yakın grev yaptık, ‘Körfez savaşı’ nedeniyle grevimiz yasaklandı. O zamanda grev yasaklanıyordu, bugün de! Biz o zaman yasağa karşı hazırlıklı değildik. Ben ve benim gibi genç işçiler o zaman fabrikalara girmedi. İki bine yakın ileri işçi işten atıldı. 28 yıl sonra aynı zayıflığımız devam ediyor. İşyeri komitelerimizi kurmalı, grev fonu gibi hazırlıklarımızı yapmalıyız.”

 "SİYASİ GELİŞMELERDEN UZAK TİS SÜRECİ DÜŞÜNÜLEMEZ!"

Sendika -MESS-işçi üçgeniyle sınırlı biz sözleşme süreci değerlendirmesinin eksik olacağını ifade ediyor Nazmi Usta. Siyasi gelişmeleri işçilerin yakından takip etmesi gerektiğini ifade eden Nazmi Usta şöyle devam etti: “Seçimlerden önce Vehbi Koç’a, ‘Sizce hangi parti kazanacak’ diye soruyorlar. Vehbi Koç ise, ‘Kim kazanırsa kazansın ben kazanacağım’ cevabını veriyor. Bu örnekten de anlaşılacağı gibi Koç hem MESS gibi örgütlenmelere sahip hem hangi parti kazanırsa kazansın sözünden çıkamıyor! Bugün işçilerin karşısında sadece MESS, sendikal bürokrasi yok, grevleri yasaklayan tek adam anlayışı da var. Sermayenin örgütleri, partileri var. Peki işçiler? MESS gibi örgütlenmelere karşı kendi sınıf partisinin etrafında buluşmayan işçi başarılı olabilir mi? Örneğin işçiler Suriye meselesini neden dikkate almıyor ya da başka gelişmeyi. Ama bu yaşanan gelişmeler ışığında AKP grev yasaklıyor. Doğrudan patronlara, ‘OHAL vasıtasıyla işçilere grev yaptırmadım” diye sesleniyor. Eee işçi bir şey demeyecek mi bu siyasete? Demezse yasakla karşı karşıya gelir, patronlara boyun eğer.”

İŞÇİNİN TALEBİ KRİZİN GÖLGESİNDE KALMAMALI

“Kriz dönemindeyiz” hikayesine işçiler inanırsa 1-0 yenik başlar bu sürece diyen Nazmi Usta, “Kardeşim ben otuz yıl sonra şunu gördüm. Patron zarar ederse kapatır. Zarar ediyorum diyen patron işçinin emeğine göz dikmiştir. Kriz de onlar için güzel bir bahane. Şimdi bu gelişmeler yokmuş gibi bazı sendikacılar bugünden kriz dönemi idare edelim demeye başladı. Yalan söylemeyin kardeşim. Patronlara türlü teşvikler var. İşçinin talebi krizin gölgesinde silinmemeli!” dedi.

"DENEME SÜRESİ 1 AYLA SINIRLI TUTULSUN!"

2019 metal sözleşmesinin hemen arifesinde, MESS genel sekreterinin kazanılmış hakları budama niyetlerini açıkça ortaya koyduğunu ifade eden Nazmi Usta, “İdari maddelerde uyanık ve kararlı olunması hayati önemde. Örneğin MESS’in deneme süresini dört aya çıkarmak istemesi de kabul edilemez. MESS biz işçileri dört ay çalıştırıp, ‘Seni işe almıyoruz’ diyerek işten atmaları ve ucuz güvencesiz çalışmayı TİS maddesi olarak kabul ettirmek istiyor. Bu sebeple deneme süresinin 1 ayla sınırlı tutulması talebini metal işçileri ısrarla savunmalıdır” dedi.

"KIDEM TAZMİNATI TALEPLER İÇİNDE YER ALMALI…"

Kıdem tazminatına göz dikme girişimlerinin yeni olmadığını ifade eden Nazmi Usta, şunları söyledi: “Patronlar son 15 yıldır kıdem tazminatlarının kendileri için taşınamayacak bir yük olduğunu söyleyerek kaldırılmasını ya da fona devredilmesini istiyor. Bugün sermayenin yerli ve yabancı tüm temsilcileri ve hükümeti biz işçilerin kıdem tazminatı hakkına karşı birleşmişlerdir” dedi. Kıdem tazminatının işçinin emek ve alın terinin karşılığı olduğunu vurgulayan Nazmi Usta, “Tam da kıdem tazminatımıza yönelik gasbın hız kazandığı bir dönemde, MESS taslaklarında daha ileri bir kıdem tazminatı talebinin tüm işçilerin ortak talebi olarak yer alması gerekiyor. Bu talepler şöyle olmalı: Kıdem tazminatı 45 gün her türlü sosyal hak dahil brüt ücret üzerinden hesaplanır. Kıdem tazminatı hesaplanmasında işçinin yıllık kıdem tutarı mevcut kıdem tazminatı tavanını aşıyorsa hesaplamada kıdem tazminatı tavanı dikkate alınmaz. Tavanı aşan tutar hesaplanarak ödenir. İşçinin kendi isteği ile işten ayrılması durumunda kıdem ve ihbar tazminatı ödenir. Kıdem tazminatı hak edişinde 1 yıllık süre dikkate alınmaz. İşçinin çalıştığı süre esas alınır.”

Reklam
ÖNCEKİ HABER

Devrimci Tekstil İşçileri Sendikası'na operasyon: 7 tutuklama

SONRAKİ HABER

HDP Adana İl Örgütü kayyumlara karşı imza kampanyasını başlattı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa