03 Ekim 2019 17:03

Nadira Kadirova’nın hatırlattığı: Göçmen ev işçisi kadınlar ne yaşıyor?

“Nadira’nın ölümüyle ilgili aydınlatılmayan tüm gerçeklere sistemdeki kadın davalarından maalesef alışkınız. Peki Nadira’nın yaşadıkları tekil bir örnek midir?”

Fotoğraflar, Nadira Kadirova'nın sosyal medya hesaplarından alınmıştır.

Paylaş

Neşe CAN
Eski bir aracı firma çalışanı

Nadira Kadirova, 23 yaşında göçmen bir ev işçisiydi. Evinde çalıştığı vekilin silahıyla intihar ettiği söylendi, sağlıklı bir otopsi yapıldı mı meçhul, günlüğü kayboldu. Savcılık “fuhuş” iddiaları ortaya attı. Nadira’nın arkadaşı ise son konuşmasında tacize uğradığını anlattığını, “garibanım, konuşursam yer yerinden oynar” dediğini ifade etti.

Kadın cinayetlerinin, tacizin, tecavüzün her geçen gün arttığı bir dönemde, şüpheli ölüm olarak kayıtlara geçen intihar vakalarında kimi olaylar, ‘psikolojik bir bunalım sonucu intihar’ denilerek bireyselleştirilmeye çalışılıyor. Nadira’nın ölümüyle ilgili aydınlatılmayan tüm gerçeklere ise bu sistemdeki kadın davalarından maalesef alışkınız. Peki Nadira’nın yaşadıkları tekil bir örnek midir? Nadira ve onun gibi ev işçisi kadınlar, göçmen kadınlar neler yaşıyor? Çalıştığım aracı firmalarda birebir görüştüğüm, hikayelerine tanık olduğum göçmen ev emekçilerinin anlattıklarıyla somut bir tablo çizmek istiyorum.

KENDİNİ NADİRA GİBİ HİSSEDEN BİNLERCE GÖÇMEN KADIN…

Türkiye’de 1 milyon ev işçisi bulunmakta. Göçmenlerse bu rakama dahil değil. Ataerkil sistem içerisinde bakım emeği kadın işi görülmekte. ILO verilerine göre dünyada ev emekçilerinin yüzde 87’si kadın. Türkiye için bu oranın yüzde 90 olduğu tahmin ediliyor.

Sigortasız çalışmak, psikolojik ve fiziksel şiddet ev işçisi kadınların en büyük sorunları arasında. Yaşadıkları taciz, tecavüz gibi olayların karşısında ise tıpkı Nadira gibi kendilerini gariban hissediyorlar. Çalıştıkları evde yatılı olarak çalışan Azeri bir çift şöyle anlatıyor:

“Ben evin şoförü olarak çalışıyordum. Eşimse temizlik ve yemeğe bakıyordu villada. Patron elime alışveriş listesi verdi. Ben de alışverişe gittim. Sonra listenin en son bana verdiği listeyle aynı olduğunu gördüm. Evde her şey vardı. Yoldan geri döndüm. Karımın başına çok kötü şeyler geldi. Ona tecavüz etmek için beni evden göndermiş. Pasaportumuza, oturma iznimize de el koymuştu. Apar topar gittik oradan. Ama hiçbir şey yapamadık.”

GÖÇMEN İŞÇİLERİN MECBUR KALDIĞI ARACI FİRMALAR

Özellikle göçmen işçiler Türkiye’ye geldiklerinde iş bulmak için aracı firmaları tercih ediyorlar. Bunu hem kolay iş bulabilmek hem de güvenilirliği bir nebze olsun sağlayabilmek için istiyorlar. Aracı firmalar ise farklı çalışma modellerine sahip. Genel olarak ise yaşanan sorunlara dair ne ailelerin ne de bakım hizmeti sunan ev işçisi kadınların sorunlarına bir çözüm sunamıyorlar. Bir kısım aracı firma iş bulma karşılığında ailelerden komisyon ücreti alırken, “merdiven altı” diye tabir edilen firmalar yasal olmamasına rağmen işçilerden komisyon ücreti alıyorlar. Bu tarz firmalar kayıt dışı çalışanlara iş bulduğu için, göçmen işçiler de buna mecbur kalıyor. Yani ev işçisi biri, bulunan işin neticesinde ortalama 1 maaş kadarını aracı firmaya veriyor. Bir işçi böyle bir aracı firmayla yaptığı iş görüşmesini şöyle aktarıyor:

“Çocuğu olan bir ailenin bakıcı aradığını söylediler. Aileyle direkt görüştürmüyorlar seni. 10 kişi bir masaya oturup kendini aileye beğendirmeye çalışıyorsun. Sırayla herkes kendini anlatıyor. 10 tane çeşit çeşit insanız. Kendimi hayvan pazarında gibi hissettim. Çok iğrençti. Bir de yol parası verdim oraya gitmek için, hemen dönemedim de. Sonuçta iş bulmak için İstanbul’un dört bir yanına gidiyoruz, bir sürü yol parası veriyoruz. 4 saat bekledim sıra bana gelsin diye. 4 saatin sonunda daha sıra bana hiç gelmeden ve ben aileyle hiç konuşmadan, aile biriyle anlaştı gitti.”

‘İŞ BULDUM DİYE SEVİNDİM AMA...’

Yasal olmayan bir firma aracılığıyla iş bulan bir kadın ise kurtulduğu tecavüzü şöyle anlatıyor:

“Bir firmaya gittim. Beni, bir ailenin yanına çocuk bakıcısı olarak göndereceklerini söylediler. İş buldum diye sevindim, gittim. Eve gittiğimde ne çocuklar ne de eşi vardı evde. Adam birazdan gelecekler diye oyaladı beni. Sonra öğrendim ki meğer adam evli bile değilmiş. Bana saldırdı. Zor kurtardım kendimi. O evden çıktım ve sonrasında kendimi eve kapattım. Bir daha kimseyi görmek istemedim. Haftalarca evden çıkamadım. Polise de gidemedim. Oturma iznim dahi yok. Gitsem beni ülkeme gönderirler ya da bana kötü gözle bakarlar ama o adama hiçbir şey olmaz.”

YATILI EV EMEKÇİLERİNDEN BEKLENMEYEN İŞ YOK

Yatılı işçilikte en büyük sorunlardan biri de uzun çalışma saatleri ve iş tanımının net olmaması. Yani evde bulunan süre boyunca her işin her saatte yapılması bekleniyor. Yatılı çalışan bir kişinin belirli bir saatten sonra odasına kapanması, özel zaman geçirmesi gibi bir durum mümkün olmuyor. Yaşlının gece tuvalete götürülmesi, gece ağlayan çocuğa bakılması, sabah kahvaltının hazır olması, camların silinmesi gibi evde akla gelebilecek her şey, her saatte bakıcıdan beklenmekte. Tüm bunların yanında bir yandan da çocuğun eğitimi konusunda da nitelikli bir bakım isteniyor.

KADINLARIN TÜM HAYATLARI ÇALIŞTIKLARI KİŞİNİN ELİNE GEÇİYOR

Herhangi bir işte çalışırken kılık kıyafet zorunluluğu ya da belli başlı iş kuralları ev işçiliğinde bambaşka bir boyuta evrilmiş olarak karşımıza çıkıyor. Birçok bakım alanında evinde birini çalıştırmak isteyen insanlar köle almışçasına davranıyor. Birçok ev işçisi kadına potansiyel hırsız gözüyle bakılıp; ortalık yere bırakılan para, altın vs. ile test ediliyor. Birçok genç göçmen ev işçisi kadın makyaj, takı, giyim konusunda uyarılıyor. Birçok çalışan evlerde aile ve çocuklarla aynı yiyecekleri yiyemediğini, dolaplarda kendileri için ayrılmış bir rafta ayrı yiyecekler olduğunu ve bunların peynir, zeytin gibi yetersiz gıdalar olduğunu ifade ediyor. Yani aslında tüm hayatları çalıştıkları kişinin eline geçiyor.

NADİRA’NIN NE ÖLÜMÜ NE DE YAŞAMI BİREYSELDİR

Tüm bunlarla birlikte yüksek binalarda cam silmek, balkonlarda halı silkelemek, çamaşır suyu gibi kimyasal maddelere maruz kalmak, 20 saatin üzerinde çalışma, yetersiz beslenme, düşük ücret, pasaportun elinden alınması gibi sorunlarla karşı karşıya kalınıyor.

Bu gerçeklerle aslında Nadira’nın ve tüm ev işçisi kadınların yaşam mücadelesini gözümüzle görebiliyoruz. Nadira’nın ne ölümü ne de yaşamı bireyseldir. “Konuşursam ortalık karışır” sessiz çığlığıyla “Garibanım” deyişi arasındaki o çaresizlik ise ev işçisi birçok kadının yaşam mücadelesidir. Nadira’nın ölümü arkasındaki gerçekler aydınlatılmalıdır. Ev işçisi kadınların bunları her gün “gariban”ca yaşaması engellenmelidir. Sigortalı, can güvenliğinin sağlandığı, çalışma saatlerinin ve koşullarının düzenlendiği, iş tanımının olduğu, yani insanca çalışma koşulları sağlanmalıdır.

EN ÇOK FİLİPİNLİ İŞÇİLER TERCİH EDİLİYOR

İş bulmak için tüm bu zorluklarla ve kıyas modelleriyle iş arayan ev işçisi kadınlar birçok sektörde de olduğu gibi işsizliğin suçunu birbirlerinde arayabiliyor. Örneğin, Türkiyeli olan ev işçisi kadınlardan bazıları göçmen işçileri işini elinden almakla suçluyor. Kimine göre ise piyasada çok büyük bir alan tutan Filipinli dadıların aldıkları görece yüksek maaşlar onların rahat olduğu yanılgısına düşürebiliyor. Belli bir yaş grubunun tercih edilmesinden kaynaklı 40 yaş üzeri çalışanlar ise gençler sebebiyle iş bulamadığını düşünebiliyor.

Farklı özgünlükleri olsa da aslında ev işçisi kadınların dertleri de sorunları da ortak bir çerçeve sunuyor.

Türkiyeli ev işçileri genellikle gündüzlü, yani geceleri kendi evlerine dönerek çalıştıkları işleri tercih ediyorlar. Gündüzlü çalışan kadın işçilerin en büyük sorunlarından biri ise evlerine gittikleri zaman kendi evlerinde de temizlik, yemek gibi aynı işleri yapıyor olmaları. Bu, kadınların işlerini ikiye katlıyor.

Filipinli işçiler genellikle çocuk bakım işlerinde yatılı olarak çalışmakta. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının kayıtlarına göre 2011 yılında 182 olan Filipinli kadın çalışan sayısının, 2016 yılında 1348’e çıktığı biliniyor. Diğerlerine oranla daha fazla maaş alan Filipinliler “disiplinli, çalışkan” olarak biliniyor. Filipinli bakıcılar genellikle Türkçe bilmiyorlar ve aileler çocukların İngilizce öğrenmeleri için genellikle onları tercih ediyor. Filipinli işçiler çocuk bakımını yaparken bir yandan da detay temizlik ve yemek gibi evin tüm işlerini yaptıkları için aileler birkaç çalışana yaptırabilecekleri işleri tek bir Filipinli çalışana yaptırabiliyor.

Gürcistan, Türkmenistan, Kazakistan, Azerbaycan vb. ülkelerin vatandaşları ise genellikle yaşlı bakımı işlerinde yatılı olarak çalışıyor. Filipinlilere oranla gündüzlü çalışanlar da bulunuyor. (EKMEK VE GÜL)

ÖNCEKİ HABER

Bergama Çevre Filmleri Festivali başlıyor

SONRAKİ HABER

Ege İnsan Hakları Okulu "Ablukayı Dağıtmak" forumuyla sona erdi

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa