29 Eylül 2019 23:39

Recep Bülbülses’in yaşam mücadelesi

Anıl Yurdakul, Recep Bülbülses’in mücadele ile geçen hayatını aktarıyor. Hem karanlık hem aydınlık yönleriyle…

Recep Bülbülses | Fotoğraf: Anıl Yurdakul/Evrensel

Paylaş

Anıl YURDAKUL

“Kişi, tanıdığı ‘büyük adam’ dan bahsederken her zaman gülümser. Çünkü, şöhret ve mahremiyeti arasında inkâr edilemez bir karşıtlık bulunur.”
- Max Jacob

Bir hayatı tanımak, bir şehri tanımaya benzer. İçinde kaybolmadan bilemezsin. Recep Bülbülses’in mücadele ile geçen hayatını tanımak için kimi zaman karanlık, kimi zaman aydınlık yönlere dalarak bir yaşamı kaleme aldım.

Kış aylarında yolum, deposundan kovulmuş atık kağıt işçisi Sezgin’le hüzün kokan Küçükpazar’a düştü. Suratı mutsuz, yavaş tempolarla yürüyor, tek tek satılanlara bakıyor. Ruhu kül grisine kesmiş işportacıdan çocuğuna ikinci el ayakkabı deneten ağlamaklı baba, yerde ağlayan dilenci, beş liraya spor ayakkabı alan genç kız, ucuz dönerci, telefon mağazasından mülteci kovalayan, dikiş iğnesiyle old-school dövme yapan Asyalı tipolojileri; Moğolistanlı, Pakistanlı, Afganistanlı, sütü çayla içeni, Türkiye’nin mikro tablosu semti.. Harap kentin izlerini taşıyan semtin tarihi dokularında enformasyon yağmuru; tabelalar, arkadan fırlayan minareler, tuvalet kağıdı satılan tarihi Bizans hanları, sahte hekimler, tombul aşcının kestiği dönerler, yerde tabureler… Burası, kurtuluş ve tutkunun umutsuzlukla eş olduğu bir yerdi.

Kalabalık arasında, bir ses insanları kendine çekiyor. Kâni Karaca’nın sesine benziyor ama onun sesi değil, arabesk gibi bir parça. Duyduğum ses beni istem dışı, toplaşmış kalabalığa götürüyor. Şarkıyı söyleyen kişi tekerlekli hopörlerine bağlı mikrofonuyla Recep Bülbülses. Normalde sevmediğim, dinlemediğim parçalar ama bu efsunlu ses, kendisini dinlettiriyor ve saygı uyandırıyor. Afgan bir atık kağıt işçisi eğilerek Bülbülses’in önündeki kutuya belki de son bozukluklarını bırakarak mahçup bir gülümsemeyle kalabalığı yarıyor, aileler Bülbülses’i alkışlıyor. Recep Bülbülses’e, halkına verdiği bu konser sonrası uzun süre izine rastlayamadım.

Geçtiğimiz günlerde Erol Dernek Sokak’ta oturmuş çayımı içiyor, yan masadaki eski Yeşilçam emekçilerinin sohbetlerine kulak misafiri oluyorum. Yeşilçam denilen bu küçücük sokağın müdavimleri; bir dönemin şöhretli isimleri, kamera arkasının gizli kahramanları, figüranları, tiyatrocuları, palyaçoları, makyajcıları, senaristleri hatta eleştirmenlerine dek geniş bir yelpazenin olduğu, insana bir sinema filmindeymiş hissi veren yerdir burası. Gökyüzünün sarmaşıklarla örtüldüğü sokakta çayımı içerek huzur buluyordum ki Engin’in Yeşilçam Kafe’nin önüne çektiği masayla gittiğim diyarlardan dönüyorum... Koşturmaca başlıyor, Engin mikrofonla ses denemeleri yapıyor bağırıyor. Ne oluyor diyerek beklemeye koyuldum, kimin içindi bu kopartılan yaygara! Bekleyişim iri yarı güleç bir adamın masanın arkasındaki sandalyesine yerleşmesi, mikrofonu eline almasıyla bitiyor. Şarkıya geçtiğindeyse hatırlamamam imkansız! O müthiş sesi yine dinleme sevincine kavuşuyorum. Soyadını tam manasıyla hak eden, insanların güldüğü, youtuberlar için malzeme olan ama içinde fırtınalar kopan, acıklı bir hikayesi olan, 54 yaşında olmasına rağmen halen fareli, o küflü, Kafka’nın romanlarını hatırlatan loş bekar odalarında kalmak zorunda olan sanatçının ismi Recep Bülbülses…

ÇOCUK İŞÇİLER İÇİN YENİ BİR SORU!

Recep Bülbülses ile bir başka gün sözleşerek Erol Dernek Sokak’taki Yeşilçam Kafe’de buluşuyoruz. Kimileri gülüp geçer Recep Bülbülses’e ama yaşamının backgroundına ciddi trajediler var. Gün yüzüne çıkarılmamış şeyler kimseyi ilgilendirmemekle beraber direnen, yaşam mücadelesi veren, dilenmekten bıkan bir yaşamın artık avuç açmaması için kaleme aldım yazıyı... Bülbülses’in yaşamının karanlık ve aydınlık yanlarıyla! Davetsiz bir misafir gibi yaşamına girmeden, merakla patavatsızlık arasında, denge köprüsü kurdum.

Fatih doğumlu Mardinli Bülbülses’in başkomiser olan babası ve iki erkek kardeşi aileden dışlıyor gençlik yıllarında. Ardından kendini yapayalnız bir şekilde Yeşilçam’da buluyor. Sokaklarda yatıyor, gececi kahvelerinde çay parasını ödeyemediğinden dövülerek kapı dışı ediliyor. ‘Bu yaşta halen dilenmekten bıktım’ diyen en az on yaş yaşlı gösteren 54 yaşındaki sinema emekçisine gülebilir miyiz?

Recep Bülbülses’e çocukluğunu sorduğumda ise 12-13 yaşlarında Kocamustafapaşa semtindeki Çorlu Sineması için film hamallığı yaptığını, film taşıdığını söylüyor. Sinemanın makinisti, Recep’in çocuk saflığından yararlanarak evine götürür. O evde kara suratlı on kadar kişi çıkar karşısına. Bir çocuk işçi olan Recep Bülbülses o evde istismara uğrar… Bir çocuğun yaşadığı bu korku dolu anlar düşünemeyeceğimiz kadar ağırdır ve Recep Bülbülses’in yaşamış olduğu bu istismar, çocuk işçilerin ne tür tehlikelerle karşı karşıya kaldıklarının da göstergesi!

FAHRETTİN ASLAN MAXİM’DEN KOVAR

Recep Bülbülses, Yeşilçam’a 1980 senesinde gelir ve ilk oynadığı film Özcan Özgür’ün sinema emekçilerine saygı duruşu niteliğindeki 1983 yapımı ‘Kardeşim Benim’ filmi olur. Anlatmaya devam ediyor Bülbülses, “Genelevde oynadım Serpil Çakmaklı ile Patroniçe filminde (1987), Acıların Çocuğu Emrah (1985) da oynadım zaten hep acı çektim, Yeşilçam’da hor görüldüm tiyatrocu olmadığım için. Dalga geçildim, kovuldum, itildim, soyuldum, sokaklarda tir tir titreyerek uyudum. Sabahçı kahvesinde çay içtim. Param yoktu, dayak yedim. Artist olmak istiyordum ya, artistliğin cefasını çektim. Maxim’de ikinci Zeki Müren çıkıyordum ne yazık ki beni işimden etti, bazı sanatçı arkadaşlar sağ olsun. Fahrettin Aslan “Sen homo oynuyorsun, kadın oynuyorsun” diye kovdu. Suçlu Gençlik (1985) filminde bir erkekle yatağa girdiğim için hep hor görüldüm.”

Neydi suçu Recep Bülbülses’in! Johnny Depp, Dustin Hoffman veya John Voight gibi dünyaca ünlü oyuncular gibi profesyonelce davranarak senaryoyu kabul etmesi midir? Ömrü boyunca iyi bir şans peşinde koşmasına rağmen sadece güldüler Recep Bülbülses’e! Neden? Oğuz Gözen’in 2008 yılında çekmiş olduğu Recep İbibik filmlerinde başrol oynayabilmişti. Fakat 2012 yılından itibaren sinemalar ve televizyonlar Recep Bülbülses’in başvurularını reddeder.

Çocuk yaşlarında düğünlerde sahne alarak başladığı müzik hayatı bugün sokaklarda devam eden Recep Bülbülses, kendisine yardım edenlere tek tek teşekkür ediyor. Yeşilçam Kafe’den Fatma Girik’e, kendisine yıllar önce sokakta kaldığı yıllarda para veren Yılmaz Güney’den tek müzik albümünü çıkartan müzik şirketine dek. 54 yaşında olan ve halen mücadelesine devam eden sahne emekçisi Recep Bülbülses “Evrensel gazetesine bana açtığı bu kapıdan dolayı teşekkür ederim” demekte. Biz teşekkür ederiz, umarım Recep Bülbülses’in bugünden sonra hor görülmeyeceği bir yaşamı olur…

ÖNCEKİ HABER

HDP’li vekiller Washington’da: Umutla devam ediyoruz

SONRAKİ HABER

Ege İnsan Hakları Okulu "Ablukayı Dağıtmak" forumuyla sona erdi

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa