29 Eylül 2019 03:50

Kitap fuarına katılacaklar için Diyarbakır rehberi

Gazeteci-Yazar Vecdi Erbay, Diyarbakır Kitap Fuarına katılacaklar için kent rehberi hazırladı.

Fotoğraf: Evrensel

Paylaş

Vecdi ERBAY

Kimileri fuar başlamadan hangi söyleşiye katılacağını, hangi yayınevinden hangi kitabı alacağını, hangi yazara kitap imzalatacağını günler önceden belirler. Belki bütün hayatları böyle programlıdır ama belki de kitap fuarına özgü bir titizliktir bu. Sonuçta kitap fuarı dediğimiz yılda bir kez düzenleniyor. Bir arada göremeyeceğimiz kadar yazar, şair ve yayınevini ancak fuar süresince görebilmek mümkün oluyor.

Doğrusu benim böyle bir titizliğim hiç olmadı. Elbette fuar programına göz atarım, yorumlarım ve bazı yayınevleri ve yazarlar için heyecan duyarım. Etkinliklere katılırım, edinmeyi tasarladığım kitapları alırım, uzun zamandır görmediğim dostlarımla sohbet ederim. Gazete için haber düşünürüm. Çoğunlukla ve keyifle fuar alanında aylaklık ederim.

Eğer bir aksilik olmazsa, bu yıl da aynı şeyleri yapacağım. Ama mesela dışarıdan gelen yayıncılar ve yazarlar Diyarbakır’da ne yapabilirler? Nereye gidebilirler? Bunun için bir çeşit rehber hazırlamak gerekirse öne çıkan mekanlar neresi olabilir?

DEMOKRASİ NÖBETİNİN ANLAMI

Böyle düşününce ilk aklıma gelen mekan Lise Caddesi oldu nedense. Lise Caddesi öyle ahım şahım bir yer değil. Her şehirde görülebilecek bir cadde. Ama Diyarbakır Büyükşehir Belediyesine kayyum atamasının yapıldığı 19 Ağustos’tan bu yana, Diyarbakırlıların Demokrasi Nöbeti tuttuğu bir mekan olarak başka bir anlam kazandı cadde. Her gün saat 11.00’den 14.00’e kadar gerçekleşiyor Demokrasi Nöbeti. Şehir dışından gelen yazar ve yayıncılar bu eyleme katılabilir, kürsüden düşüncelerini paylaşabilirler.

Elbette eylem alanında yerine kayyum atanan ve sanatçı dostu olduğuna yakinen tanık olduğum Belediye Eş Başkanı Selçuk Mızraklı ile tanışıp sohbet etme fırsatı da bulabilirler.

DİYARBAKIR SURİÇİ’NDE HİSSEDİLİR

Diyarbakır’da büyük alışveriş merkezleri, lüks kafe ve restoranların olduğu semtler var. Ama bunların benzerleri bütün Türkiye’de mevcut. Dolayısıyla buralara gidince Diyarbakır’a gitmiş gibi hissetmek pek mümkün olmuyor.

O halde Suriçi’ne gitmek, orada gezmek, oranın esnafından alışveriş yapmak en doğrusu. Diyarbakır Suriçi’dir çünkü. Çünkü Suriçi, 2015’te başlayan çatışmalar nedeniyle çok acılar çekti. Suriçi’ndeki 6 mahalle boşaltıldı, yıkıldı, insanları sefalete mahkum edildi. Esnafı aylarca dükkanını açamadı ve büyük çoğunluğunun mağduriyeti, söz verildiği halde, giderilemedi. Bu nedenle Suriçi’ne gitmek, bir anlamda Suriçi ile dayanışmak anlamına gelecektir.

SURİÇİ’NDE NEREYE GİDİLİR?

Birçok eski Diyarbakır evi restore edildi ve kafe ya da restoran olarak hizmet vermeye başladı. Bir kere bu eski evlere gidilmeli, burada çay ya da kahve içmenin keyfini çıkarmalı. Gidilen mekan biraz sakinse, o evlerin avlusunda oturmak enfestir. Cahit Sıtkı Tarancı ile Ahmed Arif’in müze evleri bitişiktir mesela. İki şairi o güzel evlerin avlusunda yad etmek mümkün.

Sonra, mesela Dengbêj Evi’ne uğramakta fayda var. Dengbêjler oradaysa ellerini kulaklarına, sizi de başka diyarlara götüreceklerdir. Cemilpaşa Konağı ile İskenderpaşa Konağı da mimarisiyle, tarihiyle ve elbette geniş avlularıyla görülmeye değer. Surp Giragos Kilisesi yasaklı mahallede olduğu için gidip görmek mümkün değil ama Meryem Ana Kilisesi’ne Suriçi’nin sokaklarında dolaşarak gidilebilir.

Surlara yakın olmak için Saraykapı’ya gidilebilir.  Birinci kayyum döneminde bir çevre düzenlemesi yapıldı burada. Epey zevksiz bir düzenleme ama surlara yakın olabileceğiniz yerlerden biridir burası. Öbür tarafta Hazreti Süleyman Camisi ve sahabe türbeleri var. Bir turnikeden geçerek müze olarak işlev gören binaları, eski adliye binasını, hapishaneyi görebilirsiniz. JİTEM denen örgütlenmenin burada birçok insanın canını yaktığını unutmadan. Birkaç yıl önce çevre düzenlemesi yapılırken kemikler çıkmıştı buradan ve üstü kapatılmıştı. İnsan manzarasına bakarken, çevre düzenlemesi Diyarbakırlıların hafızasını silmek için yapıldı, diye düşünmeden edemiyor insan.

TAHİR ELÇİ’YE BİR GÜL

Dört Ayaklı Minare de Suriçi’nde. Hani Baro Başkanı Tahir Elçi, “Çatışmalar bitsin, insanlar ölmesin, tarih zarar görmesin” derken burada vurulmuştu. Dört Ayaklı Minare’yi geçemeyeceksiniz, çünkü öte tarafın yasak olduğunu bildiren bariyerler çıkacaktır karşınıza.

Dört ayaklı Minare’nin ayaklarında kurşun izleri göreceksiniz. Tahir Elçi’nin vurulup yattığı yeri de. Selfie falan çekmeyin ve mümkünse bir gülle, karanfille gelin, Dört Ayaklı Minare’nin ayak uçlarına usulca bırakıp ayrılın oradan.

DİCLE’YE İNELİM

Tahir Elçi ile vedalaştınız ve biraz daha vaktiniz varsa Keçi Burcu’na çıkın derdim, eğer Keçi Burcu yasaklı bölgede olmasaydı. Keçi Burcu’ndan Kırklar Dağı’na, Hevsel Bahçeleri’ne, On Gözlü Köprü’ye, kıvrılarak akan Dicle’ye bakmak enfestir. Diyarbakırlılar 2015’ten bu yana bu manzaraya bakmaktan mahrum ne yazık ki. Yasak ne zaman kalkar, onu da muktedirin keyfi bilir.

O zaman Keçi Burcu’na uzaktan bakarak Dicle’ye inelim. Dolmuşlar ve taksiler On Gözlü Köprü’ye kadar bırakabilir sizi. Ama yürümeyi seviyorsanız aşağı doğru salın kendinizi. Yol boyunca Hevsel Bahçeleri’nden gelen insan ve kuş seslerine kulak kabartın. Bahçeye inerseniz çalışan insanlarla sohbet edebilirsiniz, burada yetişen sebze ve meyvelerin tadına bakabilirsiniz. Gazi Köşkü ve Erdebil Köşkü yol üstündedir. Yemek ya da çay kahve için burada mola verebilir, yukarıdan akıp giden Dicle’ye hayranlıkla bakabilirsiniz.

Aşağıda, On Gözlü Köprü’nün iki yanında, Dicle’nin dibinde kafeler var. Çay demlikle servis ediliyor bu kafelerde. Nedense bir tabak çerezle birlikte. Çayınızı içerken Dicle’yi dinleyebilir, edebiyat ya da siyaset tartışabilirsiniz. Kafelerde müziğin sesi rahatsız edecek kadar çok açıktır. Arada, köprünün üzerinden bütün vadiye yayılan davul sesi size de ulaşacaktır. Belki gençler köprüde halay çekiyordur, kim bilir.    

YAKIN YERLER 

Mardin yakındır Diyarbakır’a. Ama tabii bu enfes şehri hissedebilmek için bütün günü ayırmak gerekiyor. Yine de Diyarbakır’a kadar gelmişken bir fırsat yaratılıp gidilebilir Mardin’e.

Hasankeyf’te yakındır Diyarbakır’a. Hasankeyf baraj suları altında kalacak, malum. Tarihi yapılar yerlerinden sökülüp taşındı. Belki bir daha Hasankeyf’i görme şansınız asla olmayacaktır. TOKİ marifetiyle yapılan yeni yerleşim alanını hiç görmeseniz de olur zaten.

DİYARBAKIRLI OKUR İÇİN

Diyarbakır’da ciddi bir okur potansiyeli var, bilen bilir. Onlara fuarda ne yapacaklarını söylemek abesle iştigal gibi, çünkü bilinçleri açık, sezgileri güçlüdür.

Ama işte, yine de belirtmeden geçemiyor insan. Büyük yayınevlerine zaten uğrayacaklar ama butik yayınevlerini mutlaka ziyaret edin, beğeniyle okuyacağınız kitaplar bulacaksınız.

Belki bir ikisi öne çıkmıştır ama Kürtçe kitaplar basan azımsanmayacak sayıda yayınevi katılıyor fuara. Tanışmak ve çay içmek için olsun uğrayın bu yayınevlerine. Belki ilginizi çeken Kürtçe bir roman ya da şiir kitabıyla karşılaşırsınız.

Evde çocuğunuz varsa, Kürtçe çocuk kitapları yayımlayan yayınevlerinden eliniz boş çıkmayın. Kayyumlar kreşlerde Kürtçeyi bitirmiş olabilir, siz Kürtçe kitaplarla dönün evinize. Belki çocuğunuza masal okurken Kürtçe okuma beceriniz de artar.

Etkinlik önerisi yapamıyorum, birini atlarım endişesiyle ve zaten sözü çok uzattım.

Güzel bir fuar olsun. Fuar, kayyum uygulamasının kasvetini, moral bozukluğunu dağıtsın biraz ama kayyumun halkın iradesine büyük bir haksızlık olduğunu da asla unutturmasın.

ÖNCEKİ HABER

‘Kağıda değil zamana yazılmış kitaplar’

SONRAKİ HABER

Ege İnsan Hakları Okulu "Ablukayı Dağıtmak" forumuyla sona erdi

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa