15 Eylül 2019 23:35

Direnen işçilerin çocukları: Başkan bizlerin geleceğini düşünmek zorundaydı

Aliağa Belediyesinde işten atılan ve direnişe geçen işçilerin çocuklarıyla konuştuk.

Soldan sağa: Ilgın, Betül, Ege, Asya. Fotoğraf: Evrensel

Paylaş

Eren SARAN
İzmir

MHP’li Aliağa Belediyesinde işten atılan işçilerin direnişleri dört ayı geride bıraktı. Her gün Aliağa Demokrasi Meydanı’nda kurdukları çadıra gelen, mahalle mahalle sokak sokak “İşten atmalar yasaklansın” diyerek mücadeleyi büyüten işçilerin evlerinde de yaşam mücadelesi sürüyor.

Bir yaz boyu süren direnişte işçiler yeni bir zorlukla daha karşı karşıya kaldı:
Okulların açılmasıyla beraber kırtasiye masrafları, kurs paraları, kılık kıyafet, servis ücreti, cep harçlığı... Okul masraflarını yıl boyu karşılamak zorunda olan işçiler işe iade davaları sonuçlanana kadar yeni bir iş bulmak zorunda...

‘ANNE, ARTIK EV KADINI MI OLDUN?’

Okulun ilk haftasını eksik gedik, dayanışma ile geride bırakan işçiler ve onların direnişini ilk gününden beri takip eden, gelişen hayatlarında sendika, hak, işten çıkarma ve mücadele kavramlarıyla tanışan çocukları... Kimi lise öğrencisi, kimi üniversiteye hazırlanıyor, kimi ilkokula başlıyor.

Menşure’nin bu yıl beşinci sınıfa geçen ikizleri okulun ilk gününde öğretmenlerinin anne ve babanız ne iş yapıyor sorusuna yanıt vermekte zorlanmış. Okul çıkışı eve gelen Ece ve Eren “Anne artık sana iş kadını diyemeyecek miyiz? Sen artık ev kadını mı oldun?” şeklindeki sözleri, değişen düzenlerini anlamakta ne kadar güçlük çektiklerini ifade ediyor. İşsizlik çocuklar için zor bir kavram ama Aliağa Belediyesi işçilerinin çocukları işsizlikle de erken tanıştı. Her yaştan çocuklar aileleri ile direnişe, eylemlere, basın açıklamalarına katılarak onlara destek oluyor.

Üç buçuk yaşındaki Umut Ekin, direnişin ilk günlerinde yaptığı resimde, annesi ile birlikte ellerinde kırmızı döviz taşıyan direnişçi işçileri yansıttı. Umut Ekin aynı zamanda basın açıklamalarında atılan sloganları dili döndüğünce evde de tekrar ediyor. Aliağa Belediyesi işçilerinin her yaştan çocuğu evde, okulda, sokakta anne ve babalarının başına gelen bu haksızlığı kendi dünyalarından, anlatıyor.

‘YAZ BOYU ÇALIŞTIM AMA BİR SENE NASIL GEÇER?’

Direnişçi işçilerin çocukları ile yaptığımız sohbette direnişin bir anlamda öteki yüzünü konuşmaya çalıştık. Anne ve babaları onlarla röportaj yapacağımızı söyleyip, buluşacağımız saati ayarladıklarında hepsi, “Ne anlatacağım” kaygısı ile çadıra geldi. Ama bu kaygının kaybolması çok sürmedi.

Halil Günaydın’ın kızı Ilgın 16 yaşında bir lise öğrencisi. Babası için şunları söylüyor: “Babam ben kendimi bildim bileli belediyede çalışıyor. İşten çıkarıldığını öğrendiğimiz gün hastanedeydik, arayıp belediye önüne çağırdılar. Ailecek gittiğimizde babamın ve diğer arkadaşlarının işten çıkarıldığını öğrendik. O an şok olduk. Herkes, Halil abi sen de mi işten çıkarıldın, dedi. Babam işyerinde çok sevilen, iyi bir insandı. Belediye başkanı da babamı severdi. Biz böyle bildiğimiz için çıkarılınca diğer arkadaşları gibi biz de çok şaşırdık.”

Dört ayda nelerin değiştiğini sorduğumuzda ise gözleri doluyor. Her çocuğa zor geleceği gibi Ilgın’a ve diğerlerine de zor gelmiş bu süreci anlamak. Dört ayda yaz tatili yapamamışlar, ailelerine destek olmak için daha sakin ve sessiz kalmışlar. Ilgın ise annesine yardım için çapaya, üzüm sökmeye gitmiş. “Tek güvencemiz babamın maaşıydı. Annem, babam işten çıkarıldıktan sonra işe gitmeye başladı. Yazın sıcağında tarlada hangi iş olursa yapmaya başladı. Ben de ona yardıma gittim. O zaman annemin ne kadar zorlandığını anladım. Sıcağın alnında, elleri yara bere olana kadar çalıştı annem. Sabahın beşinde kalkıp, dörde kadar çalışıyorlar. Yaz dönemi çalıştım ama bütün bir seneyi nasıl geçireceğimiz gerçekten bilmiyorum” diyerek evlerinde değişen dengeleri anlatıyor. Ailecek birbirlerine kenetlenmişler bir de çadırdaki diğer işçi ağabeyleri ve ablalarını da bu ailenin içine dahil etmişler.

‘SENDİKA BÜTÜN ELLERİN BİRLEŞMESİ DEMEK’

Direniş çadırına ilk zamanlardan beri geldiğini söyleyen Ilgın, “Bir amaç uğruna kenetlendi burada. Artık babamın iş arkadaşları değil buradaki diğer işçiler, benim de ailem. Her şeyimiz ortaklaşmaya başladı. Ben eskiden sendikanın ne demek olduğunu bilmiyordum. Ama şimdi bence sendika ortak bir güç, bütün ellerin birleşmesi demek. Keşke daha önceden de bilseydim” diyor.

‘BİZLERİN NE HALDE OLDUĞUNU DÜŞÜNMÜYOR’

İşten çıkarılan işçilerden Hakan Mayda’nın çocuğu, lise son sınıf öğrencisi Zehra Betül. Betül’ün orta sona giden bir kardeşi daha var. Babası, akşam evde işten çıkarıldığını söylediğinde Betül, “Sizin çıkarılmanız yasak değil miydi?” diye sormuş. Evde geçen konuşmalardan duymuş bunu, bir de babasının bir gözünden engeli olduğu için de çıkarılmasının yasak olduğunu düşünüyormuş. Diğer çocuklar gibi Betül de üzüntüsünü ve gözyaşlarını saklamaya çalışıyor konuşurken. İlk gençlik çağının verdiği “cool” görüntüsünün altında onun da hissettiği duygu kızgınlık ve kırgınlık yatıyor. Babasının onlara üzgün olduğunu hissettirmemeye çalıştığını belirtiyor. “Bize belli etmemeye çalışıyor, şu an maddi olarak bir sıkıntı duymuyoruz gibi görünüyor ama bir sürü kitap alacağım mesela, bunlar onu zorlayacak biliyorum” diyor. Betül, babasının ve diğer işçilerin haksız yere işten çıkarıldığını düşünüyor ve şöyle devam ediyor: “İşlerini doğru düzgün yapan insanlardı. Kızgınım doğal olarak belediye başkanına, bizi düşünmediği, bizlerin geleceğini düşünmediği için... İşten çıkardığı yetmedi tazminatlarını da vermedi ailelerimizin, kendinden yola çıkarak bizlerin ne halde olduğunu düşünmesi gerekirdi” diye ekliyor.

‘ONLARIN HAKLARI ELLERİNDEN ALININCA BİZİM HAKLARIMIZ DA KISITLANDI’

Ege Laçinel yedinci sınıf öğrencisi... Ege’nin hem annesi hem de babası işten çıkarıldı. Onun için durum oldukça zor anlaşılır olmasına rağmen hemen hemen yaşanan sürecin tamamına hakim. Yaz boyu anne ve babası direniş çadırında olduğu için o da tatil yapamamış. Anneannesine ve dedesine söylenirken duymuş anne ve babasının işten çıkarıldığını. “Hem annem hem de babam uzun süredir bu belediyeye emek vermiş insanlardı. İlk garibime gitti. Kadrolu olduğu için söylentidir diye inanmakta zorlandım ama gerçek olduğunu öğrendiğimde içimde bir burukluk oldu. Üzüldüm tabi, yazı çok iyi geçiremedim, onların yüzünü de çok göremedim” diyor.

Okulun ilk haftasını bitiren Ege yakın arkadaşlarının bildiğini söylüyor başlarına gelenleri, moral vermeye çalışmış arkadaşları... “İlla ki harçlık durumlarımız değişecek. Onlardan artık rahatça harçlık isteyemem, işten çıkarılmadan önce annem ve babamdan utanmadan ihtiyaçlarımı konuşabiliyordum ama şimdi ben de ihtiyaçlarımı kısmaya çalışıyorum” diyor Ege... Anne ve babasının hakları için mücadele ettiğini bildiğini söylüyor. “Biz çocukların eğitim, barınma ve sağlık gibi hakları var. Annemler bizden daha büyük olduğu için başka hakları da var. Onların hakları ellerinden alınınca bizim de haklarımız kısıtlanmış oldu. Ben onların verdiği mücadeleyi kazanacaklarını düşünüyorum” diyor.

MÜCADELEYİ KAZANACAKLARINA EMİNLER

İşten çıkarılan Baştemsilci Doğanşah Aydın’ın kızı Asya Aydın da orta son sınıf öğrencisi ve o da Betül gibi sınavlara hazırlanacak bu sene... Asya, “Bu durum beni oldukça zorladı. Bir anda kursuma devam edebilecek miyim, kaynak kitaplarımı alabilecek miyim diye düşünmek zorunda kaldım. Babam şu an bu sorunlarıma çözüm buluyor ama zorlandığını fark ediyorum. Bir de sınavlara hazırlanacağım ve böyle bir şeyin başımıza gelmiş olması duygusal açıdan beni de etkiliyor. Babamların işten çıkarıldığını duyduğumda baya ağladım, hayatım tepe taklak olacak zannettim. Ama şimdi biraz daha iyi hissediyorum. Babamla sohbet ettiğimizde direneceklerini, direnmeden olmayacağını söyledi” diyor. Babasının sendikalı olduğunu, işçi hakları için mücadele ettiğini zaten bildiğini, şimdi kendisi ve kardeşinin geleceği için de mücadele etmeye devam ettiğini söylüyor.

Asya da diğer çocuklar da ailelerinin haksız yere çıkarıldıklarını, bunun belediyede bir kadrolaşma hesabı için gerçekleştiğini ifade ediyorlar. Bir de tüm eylemleri ve basın açıklamalarını, gerek katılarak gerekse haberler üzerinden izliyorlar. Atılan sloganlardan en çok akıllarında kalan kelimeler ise “Hak ve adalet” olmuş. Bu direnişin ne zaman biteceğini bilmeseler de kazanacaklarına eminler... Asya, Betül, Ilgın ve Ege ve diğer belediye işçilerinin çocukları ailelerinin işe geri dönmesini ve belediye başkanının yaptığı haksızlığın farkına varmasını bekliyor.

ÖNCEKİ HABER

Eğitimin mülteci hali: Kimlik yoksa okul da yok!

SONRAKİ HABER

CHP Milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi: 3 bin mülteci çocuk cinsel istismara uğradı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa