21 Ağustos 2019 19:36
Son Güncellenme Tarihi: 21 Ağustos 2019 22:44

İzmir Barosu Valiliğin eylem yasağı kararına karşı dava açtı

İzmir Barosu, valiliğin eylem yasağı kararına karşı yürütmeyi durdurma talebiyle dava açtı. Ayrıca yasağa tepki olarak baro binası önünde 'Özgür Kürsü' kuruldı.

Fotoğraf: Evrensel

Paylaş

İzmir Barosu, Valiliğin 10 gün süreyle eylem yapılmasını yasaklama kararına karşı verdiği dilekçede, insanların toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkını ve dolayısı ile ifade özgürlüğünü kullanmalarını engellediğini dile getirerek, kararın yürütmesinin durdurulması talebinde bulundu.

İzmir Barosu, halkın toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı ile ifade özgürlüğünü kullanabilmesi önünde engel oluşturduğu gerekçesiyle, İzmir Valiliği'nin19.08.2019 tarihinden itibaren 10 gün süre ile İzmir ili genelinde açık alanda gerçekleşebilecek yürüyüş, basın açıklaması, oturma eylemi, stant açma, çadır kurma, bildiri dağıtma, protesto gibi eylem ve etkinliklerin yasaklanmasına dair kararının iptaline ilişkin dava açtı.

İzmir Barosu tarafından İzmir Nöbetçi İdare Mahkemesi'ne sunulan iptal talepli dilekçede, 19.08.2019 tarihinde, Diyarbakır, Mardin ve Van Büyükşehir Belediye Başkanlarının, İçişleri Bakanlığı kararı ile görevlerinden alınması ve yerlerine kayyum atanması sonrasında yapılmak istenen protestoların, Valilik kararıyla yapılamadığı ifade edilerek, toplantı ve ifade özgürlüğüne ilişkin ulusal ve uluslararası mevzuat hatırlatıldı.

“VARSAYIM ÜZERİNE ÖZGÜRLÜKLER KISITLANAMAZ”

Her ne kadar Valilik kararında, yasaklama gerekçesi olarak  birtakım şiddet içerikli eylemlerin gerçekleşebileceği ihtimalinden söz edilmişse de, bunun somut bir dayanağı olmadığı ifade edilen dilekçede, “Bir varsayım üzerine, somut olgulara dayanmayan gerekçelerle, özgürlüklerin kullanılmasının kısıtlanması kabul edilemez. Doğma ihtimali bulunan bir riskin önlenmesi için özgürlüklerin kullanımının kısıtlanması yerine, gerekli ve yeterli tedbirlerin alınması, kamu otoritelerinin görevidir. Bu görevi yerine getirememelerinin sorumluluğunu da kişilere yüklemeleri mümkün değildir” denildi.

“YASAKLAMA KARARI HUKUKA AYKIRI”

İdari işlemin ‘sebep’ unsuru bakımından hukuka aykırı olduğu ifade edilen dilekçede, yasaklama kararının gerekçesinin herhangi bir somut delile dayanmadığı, birçok olasılıktan bahsedilse de, hiçbiri için bir delil sunulamadığı dile getirildi. Baro dilekçesinde, kurulan idari işlemin kamu yararı gözetmediğini, tam aksine, kamu yararına karşı ihdas edildiğini ifade ederek, idarenin görevinin Anayasaca güvence altına alınan etkinlikleri yasaklamak değil, bu etkinliklerin gerçekleşmesini güvence altına almak için kamusal yetkiyi kullanmak olduğunu hatırlattı. 10 günlük süreyle, bütün İzmir genelinde bir yasaklama kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğunun dile getirildiği dilekçede, "Valilik, eğer kamu açısından bir sorun teşkil ettiğini düşünüyorsa, her toplantı ve gösteri yürüyüşü için ayrı ayrı ve gerekçeleriyle birlikte karar vermek zorundadır” denildi.

VALİLİĞİ YASAK KARARINA KARŞI 'ÖZGÜR KÜRSÜ' KURULDU

Öte yandan İzmir Barosu, valiliğin 10 gün süreyle eylem yapılmasını yasaklama kararına karşı Alsancak'taki İzmir Barosu Merkez Binası önüne 'Özgür Kürsü' kurdu. Kürsüde ilk olarak konuşan İzmir Baorsu Başkanı Özkan Yücel, insanların kendini özgürce ifade edebilmesi için bir mekan yataratmaya çalıştıklarını söyledi. İstanbul seçimlerinin iptal edilmesinden sonra yaşanan kayyum hukuksuzluğuna değinen Yücel, İzmir'de kayyumlara karşı yapılmak istenen açıklamanın valilik tarafından yasaklanmasının kabul edilmez olduğunu ifade etti.

'DEVLET İNSANLARIN SÖZ SÖYLEMESİNE UYGUN MECRAYI KARŞILAMIYOR'

Yücel, “Biz hukuk kurumuyuz. Ne zaman ve nerede olursa olsun demokrasiye yönelik her türlü sardırının karşısında durmaya yeminli bir mesleğin unsurlarıyız. Hak ve özgürlükleri korumak baro olarak bzim görevimizdir. Burası bir özgür kürsü. Bugünden itibaren burası İzmir Barosunun yurttaşlarımıza bıraktığı özgür bir alandır. Şiddet ve nefrete yönelmediği sürece burada söylenen her sözün arkasındayız. Ayrıca yaşanan sürecin takipçisi olmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

‘HEM HUKUKUN HEM DE DEMOKRASİNİN GASPIDIR’

Emek Partisi İzmir İl Başkanı Emine Uyar, sandığa ve demokrasi darbe uygulandığını belirterek, “Önceki dönem bu belediyeler kayyumdaydı. Kayyumda olduğu süre içerisinde o belediyelerde neler yapıldığını gördük. Halktan toplanan kaynakların nereye aktarıldığının hesabını vermemişken AKP ve tek adam iktidarı halkın iradesini gasbetti. Kedine verilen oylar halk iradesi iken yüzde 60'dan fazla oyla seçilmiş belediye başkanının oyları halk iradesi değil mi? Bu hem hukukun gasbı hem de demokrasinin gasbıdır. Yapılan yanlışlara dur diyeceğiz. Bu duruma sessiz kalmayacağız ve halkın yanında olmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

‘BU UYGULAMA HUKUKUN HİÇ BİR KURALINDA YOKTUR’

İHD İzmir Yöneticisi Ali Aydın da, “Eğer sözünü söyleyemiyorsan dilsizsindir. Şu an yapılan uygulama bizi dilsizleştiyor. Sözümüzü söylemeyelim istiyorlar. Böyle bir demokrasi olmaz. Dünyanın hiç bir yerinde kimse kendi yasalarına uygula diye bir devlete, bir hükümete seslenmemiştir. Bu ülkenin demokrasiye ihtiyacı vardır” dedi.

‘ADALET ARAYIŞIMIZ KİŞİLER VE KURUMLAR TARAFINDAN ENGELLENDİ’

10 Ekim Katliamında yaralananlardan İshak Kocabıyık ise, “10 Ekim 2015'den bu yana sürdürdüğümüz adalet arayışı pek çok kez kurumlar ve kişiler tarafından engellendi. Sesimiz kısılmak istendi. Çünkü 10 Ekim ailelerinin sözü bu ülkenin gerçek anlamada demokrasiye ulaşmasını, gerçek anlamada adaletin sağlanmasını sağlayacaktı. Burada kurulan kürsünün bu anlamda çok önemli ve değerli olduğunu düşünüyorum. Umuyorum bu kürsü sadece sözün söylendiği değil, karşılığının da bulunduğu bir yer olur” diye konuştu.

Öte yandan kürsü baro önünde herkes özgürce konuşabilsin diye kurulu olarak kalacak. (İzmir/EVRENSEL)

ÖNCEKİ HABER

Kemal Kılıçdaroğlu’dan kayyum tepkisi: Darbe ruhuyla yapılmış bir adım

SONRAKİ HABER

Trump: Ruhani ile görüşmeyi tercih etmem

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa