20 Ağustos 2019 08:49

Dünya Turu | Meksika: Zapatistalar yeni özerk bölgeler ilan etti, hükümet tanıdı

Meksika’da Zapatistalar 11 yeni özerk bölge ilan etti. Arjantin’de ‘Herkes’ kazandı. Venezuela’da işçiler kapatılan 4 fabrikaya el koydu. Ekvador’da tarım işçileri kölelik düzenine baş kaldırdı.

Zapatista (solda)

Fotoğraf: Wikipedia

Frente De Todos Twitter hesabı

Paylaş

Hazırlayan: Elif Görgü

Zapatista Ulusal Kurtuluş Ordusu (EZLN) Meksika’nın Chiapas eyaletinde 11 yeni özerk bölge ilan etti. Andrés Manuel López Obrador hükümeti bölgeleri tanıdığını açıkladı “şiddet olmasın” çağrısı yaptı.

Pazartesi günü “Güneydoğu Meksika’nın dağlarından, Zapatista destek üslerinden erkekler, kadınlar, çocuklar ve yaşlılar ile Zapatista Ulusal Kurtuluş Ordusu Komutanlığı-Devrimci Yerli Yeraltı Komitesi adına” Subcomandante (alt komutan) Moises imzasıyla yayınlanan açıklamada 11 yeni özerk direniş merkezi (CRAREZ) ilan edildiği duyuruldu.

 

Yeni belediyeler ve merkezlerle birlikte artık EZLN’nin 43 özerk belediye ve 16 direniş merkezine sahip olduğu belirtildi.

“İktidarın kötü konumlarında yükselmek veya bizi aşağılayan ve ezenlerin kötü bir kopyası olmak yerine, akıl ve bilgimizi kendi büyümemize ve güçlenmemize adadık” denilen açıklamada, “Yıllarca süren sessiz çalışmanın ardından kuşatmaya rağmen, yalan kampanyalarına rağmen, hakaretlere rağmen, askeri devriyelere rağmen, Ulusal Muhafızlara rağmen, sosyal programlar kılığına girmiş kontrgerilla kampanyalarına rağmen, unutulmaya ve küçümsenmeye rağmen, büyüdük ve güçlendik” ifadeleri kullanıldı.

Hükümetten yapılan açıklamada ise, “Zapatistalar genişlediklerini ve daha fazla özerk belediye yarattıklarını söylediler. Buyursunlar, ilerlesinler, çünkü bu halklar için çalışmaktır, fakat şiddet içermeyecek şekilde” denildi.

ARJANTİN: SAĞCI HÜKÜMETE KARŞI ‘HERKES’İN TOKADI

PTP, PCR ve CCC olarak bileşenlerini oluşturduğumuz el Frente de Todos (Herkes Cephesi), ilk seçim muharebesinde (ön seçimler) yüzde 15 oy farkıyla Macri hükümetine sert bir darbe vurdu* Hükümet 24 bölgeden 22’sinde kaybetti. Ancak gardı düşürmemek lazım. (Bu sonuç) ekim seçimlerinde bu açlık hükümetine ve politikalarına son vermek için halk mücadelesini derinleştirmek ve cepheyi genişletmek için daha iyi koşullar yaratıyor.

Macri ve çetesine karşı ilk sandık muharebesini kazanmış olmak, yenilebileceklerini göstermiş oldu.

Halkın Macri’ye attığı bu seçim yumruğu büyük bir neşe kaynağı oldu. Sosyal ağlar iyi haberlerle dolu. Evlerde, sokakta ve ulaşım araçlarında insanlar birbirlerini kucaklıyor. Herkes Cephesi’nin bürosunda şarkılar patlatılırken, otomobiller kornalarını çaldılar. Festival, ertesi gün fabrikalarda, sınıflarda ve mahallelerde sürdü.

Ülke genelinde Frente de Todos’un seçim kampanyasının kahramanları olan binlerin sokaklardaki mutluluğundan bahsetmiyoruz bile; onlar bildiriler dağıttılar, akrabalarını ya da komşularını ikna ettiler, duvarları boyadılar, afişler astılar, her evin zilini çaldılar ve sosyal medyada gruplar örgütlediler. Binlerce kişi sandık başında bekledi, bazıları kollarında bebekleri ile gelmişlerdi.

Macri’ye ve çetesine karşı sandıkta ilk adımı, darbe vurarak kazanmak yenilgiye uğratılabileceğini gösterdi. Gardımızı düşürmeden, ikinci muharebeye gideceğiz: 27 Ekim genel seçimleri.

Halk, sokakları ele geçirerek ilerledi, mücadelesiyle Macri’nin maskesini düşürdü ve çok geniş, kitlesel bir siyasi tartışma başlatarak seçimleri de ele geçirdi. PCR, kitleler arasındaki bu tartışmaya katıldı ve Ocak 2019’da merkez kometesi Macri’nin sokaklarda ve seçimlerde yenilgiye uğratılması çağrısı yaptı.

CCC, el Evita, Somos Barrios de Pie (Mahalleler Ayakta), los Cayetanos sokakların kahramanlarıydı. PCR ve PTP, Evita Hareketi ve  Barrios de Pie ile birlikte “En Marcha”yı (İleri), büyük, yurtsever ve demokratik bir halk cephesi kurmak üzere oluşturduk. Bu öneriyle PJ kongresine ve Herkes Cephesi’ni oluşturan 16 parti arasına katıldık.

Vilayet seçimleri Macri’nin yıkılması için muhalefetin birleşmesinin gerekliliğini gösterdi. Cristina’nın (Kirchner, önceki devlet başkanı) Alberto Fernandez’in başkanlığında başkan yardımcısı olarak adaylığını açıklaması, Cephe’nin, Peronist valiler ve Massa kesimine de kapılarını açmasını sağladı.

Halkın, Macri’ye 11 Ağustos’ta attığı tokat için kullandığı politik araç böylece genişlemiş oldu.

Tüm ülkede, Herkes Cephesi formülü -Başkan Fernandez ve Başkan Yardımcısı Kirchner- 11 milyon 622 bin 20 oy aldı (tüm oyların yüzde 47, 65’i). Macri ve (yardımcısı) Pichetto’ya 7 milyon 824 bin 996 kişi (yüzde 32,08) yardım etti. Herkes Cephesi adaylarının lehine fark yüzde 15, 57 oldu. Macri 22 vilayette yenilgiye uğradı, sadece CABA ve Cordoba’da kazandı. Yönettiği 4 vilayeti de kaybetti. Buenos Aires’te yönettiği 8 belediyeden 5’ini de kaybetti.

Arjantin’deki seçimler, çeşitli emperyalistlere bağlı bir ülke olması nedeniyle, Latin Amerika ve dünya açısından önem teşkil ediyor. Trump, Latin Amerika’yı eski zamanlarına, Yankilerin arka bahçesi olduğu zamanlara döndürmek istiyor. Latin Amerika’da ve Arjantin’de alan kazanan Çin ve Rus emperyalizmi ile çatışıyor.

ABD ve Çin bir ticaret savaşı içindeler. Çin, parasını develüe ediyor. Trump, manipülasyonla suçlayarak bu ülkeden ithalata vergiler koyuyor ve tarım ürünlerinin girişini engelliyor. Çin de ABD tarım ürünlerinin ithalatını engelliyor. ABD, Venezuela’yı tehdit ediyor; Rusya ve Çin bu ülkedeki yatırımlarını savunuyor. İngiltere AB’den çıkma tarihini bekliyor. Bu kavgaların ortasında dünya ölçeğinde bir ekonomik krize gidildiği endişesi ortaya çıkıyor.

Macri, Arjantin’i ödenemeyecek borçların altına soktu ve sosyal ve ekonomik krizi, halk için gerçek bir cehennem yaratarak derinleştirdi, ulusal üretim için de felaket oldu.  Bunu Trump’ın ve 45 milyar dolar veren IMF’nin desteğiyle yaptı, onlar Macri’nin yeniden seçilmesini destekliyorlar.

Macri’ye vurulan darbe, halkın bir zaferidir; iktidarı elinde tutan bankalara, tekellere ve latifundistlere (büyük toprak sahipleri) ve onların patronları Trump ve IMF’ye vurulmuştur.

Krizi Macri ile zengileşenler ödesin, açlık son bulsun, istihdam yaratılsın ve ulusal üretim teşvik edilsin diye sokaklarda güç biriktirmeye ve Macri ile politikalarını yenmek ekim seçimlerinden yenmek için seçim kampanyasına devam ediyoruz.

Fabrikalarda, kırsalda, yerli topluluklarında, kadınlar ve gençlik arasında, kitlelerin yönetime geçmesi için tartışıyoruz. Bağımlılığa, büyük toprak sahipliğine ve emperyalizm yanlısı oligarşik devlete son vermek için güç topluyoruz.

* PCR internet sitesinden kısaltılarak çevrilmiştir. PCR, Arjantin’de kendisini Maoist komünist olarak tanımlayan bir siyasi partidir.

ABD: KAPATILAN KÖMÜR MADENİNİN İŞÇİLERİ ALACAKLARINI İÇİN TREN YOLUNU KAPATTI

ABD’nin Kentucky kentindeki Blackjewel (Kara elmas) madeni 1 Temmuz’da şirketin iflas açıklamasıyla kapandı. Şirketin Kentucky, Virginia, West Virginia ve Wyoming madenlerinde çalışan sendikasız 1800 maden işçisi işsiz kaldı. Kendilerine uyarı yapılmadığını ve ücretlerini alamadıklarını söyleyen madenciler ve aileleri, alacakları için eylem süreci başlattı.

Şirketin Kentucky’deki işçileri 29 Temmuz’da tren yolunu ulaşıma kapatarak şirketin 1 milyon dolar değerindeki 100 kömür vagonunu götürmesine engel oldu. Wsws.org’un haberine göre bu bölgesi (Harlan), 1930’larda madencilerle kömür patronları arasındaki mücadelede patronların adamlarının madencilerin üzerine ateş açmasıyla gerçekleşen katliam nedeniyle “Kanlı Harlan” olarak anılıyor.

Cloverlick madeni işçisi Chris Sexton, madenin kapandığı gün işe gittiklerini 3 saat kadar mesai yaptıktan sonra dışarı çağrılarak şirketin iflası konusunda bilgilendirildiklerini söylüyor.

Bazı işçiler şirketin kapandığını duyduklarında ve bankalar çeklerinin karşılıksız çıktığını söylediklerinde yıllık izinlerini kullanıyorlardı. Chris, “Birçok aile tatildeydi, orada kışıp kaldılar, geri dönecek paraları yoktu. İnsanlar onlar için para gönderdiler” diyor.

Maden işçilerinin kömür kamyonlarının geçişini engellemek için kurdukları kamp üçüncü haftasında. Birçok bölgeden diğer madenciler gelerek onlara destek olmuşlar. Şirketin kömürü almaya çalışması ihtimali üzerine bu kampta sırayla nöbet tutuyorlar. Gün boyu işçiler ve bölge sakinleri kampa uğruyor ve dayanışma gösteriyor; yiyecek ve içecek getiriyor. Chris, “Hepimiz kardeşiz ve birlikte çalışıyoruz. Bu kömürü biz çıkardık, bazılarımız yaralandı ve şimdi onu bizden almak istiyorlar” diyor.

Bir başka madenci Jeffrey de ekliyor: “O dağın içinde bizi ezip geçsinler diye çalışmadık. Mavi yakalı işçilerin her türlü eylemini destekliyorum. Birleşin, güçlü olun ve kendinizi, ailenizi ve arkadaşlarınızı savunmak için doğru olanı yapın”

Noktayı Chris koyuyor: “Herkesin bilmesini istiyorum, ayağa kalkmak ve bu büyük şirketlerin üzerimizden geçmesine izin vermemek kesinlikle doğrudur”

EKVADOR: TARIM İŞÇİLERİNE KÖLE MUAMELESİ

Ekvador’da Furukawa Plantaciones C.A. del Ecuador isimli şirketin bir muz türü olan ve lifleri tekstilde kullanılan “abaka” plantasyonların çalışan yüzlerce tarım işçisine kölelik koşulları dayattığı ortaya çıktı. En Marcha’nın haberine göre; 8 Ağustos’ta işçiler Ekvador hükümetine içinde bulundukları durumu bildirdi. İşçiler, polis tarafından da istismar ve tehdit edildiklerini söylediler. En Marcha’nın* haberi kısaca şöyle:

Birkaç ay önce ülke, abaka plantasyonlarında çalışan yüzlerce işçinin kölelik seviyesindeki koşullarını öğrendi. Furukawa şirketi, Santo Domingo, Esmeraldas ve Los Rios bölgelerinde 34 çiftliğe sahip ve 56 yıldır buralarda abaka üretimi yapıyor. Şirket 198 işçi çalıştırıyor, tabi ki aileleri gayriresmi olarak işe katılıyor. Bu yılın ilk aylarında savcılık, Furukawa çiftliklerindeki yaşanan kölelik konusunda suç duyurusunda bulundu. O zamandan bu yana, gazetecilerin ve haber portallarının araştırmaları sayesinde, burada çalışanların karşı karşıya bulundukları durum ortaya çıktı.

Şirket yetkililerin sessizliği sayesinde cezasızlığın keyfini sürüyor. Birkaç ay önce, tarım işçileri ücretler ve tazminatlar üzerine anlaşmaya varmak için “tartışma masası” adı verilen toplantılara çağrıldılar, ancak, Santo Domingo 4. Noterliği işçilere içeriklerini bilmedikleri kağıtları imzalamaya zorladı. Çoğunun okur yazar olmadığı ve bu yüzden haklarının ihlal edildiğini hatırlatalım. Bu tartışma ve noter huzurunda imza atma süreci yaşanırken Çalışma Bakanlığı uzlaştırıcı olarak toplantılarda mevcuttu.

1 Ağustos’tan bu yana işçiler çiftliklerden tazminatsız olarak kovulmuş durumdalar. CEDHU, CDES ve diğer insan hakları örgütlerinin görüştüğü tanıklara göre, işçiler geceleri tahliye edildiler ve parasız ve eşyasız şekilde sokakta bırakıldılar.

Furukawa Plantaciones del Ecuador S.A şirketine ait 34 çiftlikte 400 aile kalıyor. Abakanın toplanması ve işlenmesinin tüm aşamalarında erkekler, kadınlar, çocuklar, yaşlılar katılır; birçoğu eski ve korunmasız makinelerle çalıştıkları için sakatlıklar yaşanıyor. Çiftlikte doğan çocuklar kimliksizdirler ve vatandaşlığın yararlarına erişemezler ve okula da gidemezler; birkaç kuşak bu durumda. Sağlık hizmeti, sosyal güvenlik veya sabit maaşları yoktur.

Kamplarda kalabalık halde yaşarlar, temel hizmetlere sahip değiller, yollara erişemiyorlar ve araçlara girip çıkmaları yasak. Çoğu işçi, mülkler her zaman kilitli olduğundan, buraları neredeyse hiç terkedemez durumda.

VENEZUELA: İŞÇİLER 4 ŞİRKETİN KAPATILAN FABRİKALARINA EL KOYDU

Venezuela’nın Lara eyaletinde işçilerin 4 çokuluslu şirketin kapattığı fabrikalara el koyduklarını ve işçi yönetimi ile üretime başladıklarını açıkladılar. Voz Proletaria sitesinde, Antiemparyalist Devrimci Halk Birliği (URPA) adına yayınlanan açıklamada, “Lara'da örgütlü ve bilinçli işçi sınıfı, Bolivarcı Süreci aleyhine komplo kurmak için kullanılan dört önemli şirketi uluslararası burjuvaziden kopardı” dendi. İşçilerin fabrikaları “Lara Eyaleti Bolivarcı Sosyalist Kent, Kırs ve Balıkçılık İşçileri Federasyonu” (FBST CCP) sendikası öncülüğünde yeniden üretime geçirdikleri bilgisi verildi.

“Ekonomik abluka ve emperyalist saldırganlığın sonucu olarak yaşanan yapısal krizden çıkışın üretim araçlarının devrimci işçi kontrolüne geçmesi olduğunu gösteren dört önemli örnek” olarak nitelendirilen şirketler hakkında bilgiler şöyle:

AMBEV: Brezilya’daki Brahma şirketine bağlı bira üretimi yapan şirket. 300 işçisini sokağa atarak kapılarını kapattı. 80 işçi bölge halkıyla ittifak halinde üretim ilişkilerini değiştirdi. Üretimin hedefini de halkın ihtiyaçlarına göre düzenledi.

INTERCERAMIC: İspanyol seramik şirketi. Bu grubun fabrikasını kapatma girişimine karşı önce 11 ay boyunca direndiler ve kapıları yeniden açmaya zorladılar. Fakat şirket daha sonra misilleme yaparak yeniden fabrikayı kapattı. 17 işçi fabrikada kontrolü ele alarak üretim ilişkilerini değiştirdi.

PROAGRO MATADERO INDUSTRIAL: Çokuluslu Souto grubuna bağlı şirket. İşçiyere göre, kapılarını, Chavez döneminde; tavuk fiyatlarının yükselmesine ve halk içinde tepkiye neden olmak için kapattı. Kendilerini “yurtsever mücadeleciler” olarak adlandıran 19 işçi bölge halkı ve küçük üreticilerle ittifak yaparak fabrikanın kapılarını yeniden açtı.

THOMAS GREG & SONS: Kolombiya-Avrupa merkezli şirket. İşçiler, pasaportlar, kredi kartları ve resmi belgelerde kullanılan kağıtları üreten şirketi ülkenin istikrarını bozmak üzere Kolombiyalı ve Venezuelalı paramiliterlere sahte pasaport ve belge üretmekle suçluyor. Çoğunluğu kadın 80 işçi, yargıya da başvurarak, fabrikanın yönetimini aldı ve üretimi dönüştürdü.

ÖNCEKİ HABER

‘Adil yargılanma hakkı’ için ilk toplantı yapıldı

SONRAKİ HABER

AKP Sözcüsü Ömer Çelik: Vatandaş istemiyor, erken seçim yok

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa