07 Ağustos 2019 03:00

Bildiğimiz ölçüde güçlü, anlayabildiğimiz ölçüde kararlı

Herkesin “ben de varım bu işte” diyerek “biz” olacağı acil ve somut bir talep var; bu kimi yerde “YTÜ Millet Bahçesi olmasın” kimi yerde “şenlik istiyoruz."

Kaynak: Max Pixel

Paylaş

Bir cümle kurma oyunu oynuyor olsak ve Kaz dağları, Salda Gölü ve YTÜ anahtar kelimeleriyle bir cümle oluşturalım desek:

YTÜ’de okuyan, kampçılık kulübü üyesi bir öğrenci Kaz Dağları’nı gezip gördükten sonra, sosyal medya hesaplarında Salda Gölü’nü keşfetmiş ve bayram tatilinde Salda Gölü’ne gitmeye karar vermiştir.” gibi bir cümle kurabilirdik.

Tabiiki normal şartlar altında!Ama yaşanan gelişmelere baktığımızda bu cümleyi şöyle değiştirebiliriz:

“Nasıl iş bulacağını ve KYK kredi borcunu nasıl ödeyeceğini düşünerek yaz tatilini memleketinde geçirmekte olan, üniversitesi ödenek vermediği için gezi yapamayan kampçılık kulübü üyesi bir YTÜ öğrencisi Kaz Dağları’na altın madeni için yapılan katliam haberini okuduğu Twitter’da kendi kampüsünün millet bahçesi yapılacağını öğrenmiş, Salda Gölü’nün de böyle bir proje ile ranta açılacağını başka bir hagtagden görmüş;kafasını dağıtmak için, Netflix’ten dizi izlemek istemiş ancak internet sansür yasasının Netflix’i de kapsadığını duymuştur.”

HEPSİ BİR!

Doğa katliamları ile bir üniversite arasında nasıl bir bağ vardır sorusuna çeşitli cevaplar verilebilir.

En kestirme yoldan “‘hard kapitalizm’ var kardeşim bu dünyada!” da denilebilir.

Cevabın esprisini bir yana bırakırsak; dünya kapitalizmine entegre bir siyasi iktidarın politik tercihleri ile şekillenen ekonomik, sosyal gelişmelerin ekolojik boyutunun her geçen gün daha yakıcı hale geldiğini görürüz. Hükümetin uyguladığı ekonomi politikaları ülke kaynaklarının sermayeye peşkeş çekilmesini beraberinde getiriyor.

Aynı siyasi iktidar, üniversiteleri de kendi sınıfının çıkarı için şekillendiren, politik tercihlerinin dayanağı haline getirmek üzere akla gelmeyecek işler peşine düşen adımlar atıyor. Yani nasıl rahatça Kaz Dağları’nı yok edecek Kanada menşeili şirkete devletin bütçesinden teşvik vererek ülke topraklarını karış karış satıyorsa, aynı rahatlıkta tekelci sermayenin yerli işbirlikçilerinin borçlarını siliyor,“KYK kredinizi ödeyin” dediği ve işsizliğe mahkûm ettiği üniversitelilerin kampüslerini kendi politik çıkarlarına kurban ediyor…

İşte “Kaz Dağları’nın üstü altından değerlidir” demek de, “YTÜ milletbahçesi olmasın” demek de, “Salda’ya dokunma” demek de bu sebeple birbirine bağlı.

NASIL HAREKET ETMELİ?

Peki bu bütünün içinde nasıl hareket edecek YTÜ öğrencisi şahsında örnek verdiğimiz ülke gençliği?

“Ben nasıl yapacağım?”,“her gün bir olay var bu memlekette” değerlendirmelerini ortaya çıkaran bu karmaşık gibi gözüken,sorunların çok basit cevapları var. Öncelikle “ben” kelimesini sakince yere bırakıyoruz. Onun yerine aynı sorunları yaşayan “ben”lerin toplamını ifade eden “biz” kelimesini koyuyoruz cebimize. Yani sıra arkadaşı, yan fakültedeki tanıdık, kulüp etkinliğinde gördüğümüz kişi…Aynı sorunları yaşayan, yaşamı ve geleceği aynı cendereye sıkıştırılan gençler…

Herkesin “ben de varım bu işte” diyerek “biz” olacağı acil ve somut bir talep var; bu kimi yerde “YTÜ Millet Bahçesi olmasın” kimi yerde “şenlik istiyoruz”, kimi yerde “toprağıma dokunma” olarak ortaya çıkıyor olabilir. İşte tam bu talebi sıkıca tutuyoruz hep birlikte. Çünkü bu talep bizim kazanabilmemiz, iktidarın bu bütünlüklü ekonomik, politik hesaplarını boşa çıkarabilmemiz için etkili bir işleve sahip.

Ortaya çıkışları aynı koşullardan kaynaklanan ama farklı özgünlükleri olan talepler mücadeleyi de hem birleştiren hem renklendirerek güçlendiren noktalarımız. Bunu bildiğimiz ölçüde güçlü, anlayabildiğimiz ölçüde kararlı hareket edebiliriz.

VERİLİ TOPLUMSAL KOŞULLAR

“Normal şartlar altında” ifadesi fizik ve ya kimya derslerinin test sorularında kullanılan bir terim. Toplumsal ilişkiler, ülkenin koşulları için “normal şartlar altında” diye bir terim yok. Anahtar terimimiz; sınıf mücadelesinin seyri. Yani “verili toplumsal koşullar altında” yolumuzu çizeceğiz. Yani mevcut çelişkilere basarak ilerleyeceğiz. Ki ülkemizin verili toplumsal koşulları bize “ekonomik kriz” i gösteriyor. Yoksul/zengin ayrışmasının hızlandığı, hemen her alanda yığınların tepkisinin biriktiği, iktidarın elinin zayıflamaya başladığı bir döneme işaret ediyor. Yönetenler ve yönetilenler arasındaki çelişki derinleşiyor.Öyle ki bu koşulların getirdiği çelişkiler gençliğin kendi yararına sonuçlar elde edebilmesi için uygun hareket zemini sağlıyor. İşte acil ve somut taleplerimizi böyle bir zeminde güçlü bir biçimde ifade edebilir; kazanmanın imkanını yakalayabiliriz.

Ne demek istiyoruz?

Yani YTÜ öğrencisi “milet bahçesi” projesini iptal ettirmek üzere harekete geçmeli, varını yoğunu ortaya koymalı. Ama bu YTÜ’lü arkadaşımızın hareketi, “varını yoğunu ortaya koyma” çabası bu proje ile sınırlı kalırsa işimiz zor! Burada biriktirdikleri demokratik bir üniversite talebini güçlendirmeli, sınıf temsilciliklerinden başlayarak, üniversitesinin yönetiminde söz hakkına sahip olmak üzere devam etmeli.Ki ödenek alamayan kulüp, ödenek alsın, yurt hakkı sağlansın, kütüphanesinin koşulları düzeltilsin…

Yine bu YTÜ’lü arkadaşımız “verili toplumsal koşullar altında” doğamızın altını üstüne getirenlere verilen ödenekler ile ekonomik krizin gençliğe çıkan faturası arasındaki çelişkiden yararlanarak “KYK borcunu” sildirmek üzere milyonlarca üniversiteli ile ortak talepte buluşup harekete geçebilir ve kazanım elde edebilir.

Önümüzdeki dönem hem iktidarın daha saldırgan olacağını gösteriyor hem de taleplerin giderek daha acil ve yakıcı hale geldiğini. Ki bu taleplerin acilliği ve yakıcılığı kapitalist emperyalist sistemin çelişkilerini daha açık hale getiriyor.

Haydi cümle kurma işini tamamlayalım;

KYK kredi borcunu nasıl ödeyeceğini düşünerek yaz tatilini memleketinde geçirmekte olan, üniversitesi ödenek vermediği için gezi yapamayan kampçılık kulübü üyesi bir YTÜ öğrencisi Kaz Dağları katliam haberini okuduğu twitter’da kendi kampüsünün millet bahçesi yapılacağını öğrenmiş, Salda Gölü’ne de böyle bir proje yapılacağını görmüş; sınıf arkadaşını arayarak neler yapabileceklerini konuşmuş ve bu gidişata ‘dur’ demek üzere harekete geçmiştir.”

Gerisini pratik deneyimlerimizi tartışarak birlikte tamamlamak üzere!

ÖNCEKİ HABER

#YıldızTeknikÜniversitesiMilletBahçesiOlmasın

SONRAKİ HABER

Ekofest’te çevre mücadeleleri konuşuldu: Mücadeleleri birleştirmek gerek

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa