07 Ağustos 2019 03:00

Sovyet Montaj Sineması’na Kısa Bir Bakış

Bugün hala sinemada önemli derecede kullanılan tekniklerin hepsi için Sovyet sinemacılarına bir teşekkür borçluyuz. 

Paylaş

Buket DEMİR 

Yıldız Teknik Üniversitesi 

Sanat disiplinlerinde pek çok açıdan etkisi olan Sovyetler Birliği’nin, diğer disiplinlere göre sinema sanatında etkisi daha öncü ve yenilikçi olmuştur. 1917 Ekim Devrimi’nin ardından sinemanın gücünü devrimin bütün Sovyet halkına yayılmasında bir araç olarak kullanılması sinema sanatının gelişimine o güne dek görülmemiş bir ivme kazandırmıştır. Hatta Lenin “sinema tüm sanatlar içinde bizim için en önemli olanıdır” sözü ile sinema sanatının Sovyetler Birliği’ndeki önemini en somut hali ile ifade etmiştir. Sinemanın kitleler üzerinde aracı rolünü kapitalist ilişkilerin hüküm sürdüğü ülkelerdeki gibi saf bir propaganda olarak okumak hatasına düşmeden devrim sonrası eşitlikçi ve özgürlükçü düşüncenin endüstri merkezleri dışında halka indiğini söylemek yanlış olmaz. 1919’da Rusya Devlet Sinematografi Enstitüsü’nün kurulması ile genç sinemacılar kendilerine geniş bir yaratım sahası elde etmiştir. Daha önce böylesine geniş bir ölçekte deneyimlenmemiş sosyalizmin, devrim sonrası toplumda karşılığını buluşu genç sinemacılar tarafından kaydedilmiş, Rusya’nın en ücra köşelerine dahi devrimin kazanımları sinema ile halka ulaşmıştır.  

KURGUNUN DUYGUSAL VE PSİKOLOJİK ETKİSİ 

Sinema alanında ilk eğitimlerin verildiği devrimci bir ülke, yedinci sanat olan sinemada ne değiştirdi? 

Devrime kadar kahraman güzellemesi olarak ilerleyen gelenekçi sinema anlayışına kitlelerin ve halkların kahramanlaşabileceği açıyı ve evrenselliği sağlamışlardır. Sinemayı edebiyat ve tiyatronun bir uzantısı olmaktan çıkararak sinemanın yeni bir biçim oluşturmasını sağlamışlardır. Bu nokta da görüntülerden doğan sinemayı sanat formuna dönüştüren görüntüleri sırasına göre yerleştirme eylemi olan basit montaj anlayışını bir kenara iterek kurgu-montaj kuramını geliştirmişlerdir.  Sovyetlerde sinemanın gelişmesine büyük katkıda bulunan LevKuleshov, atölyesinde deneysel çalışmalar gerçekleştirerek, “Tek bir görüntü, izleyicilere farklı şeyler düşündürebilir mi?” tezinden yola çıkarak film kurgusunun ilk kanunlarını ortaya koymuş olup, kurgunun duygusal ve psikolojik etkisine dikkat çekmiştir. Daha iyi anlaşılması açısından Kuleshov ’un atölyesinde çekilen “KuleshovEffect” isimli deneysel video çalışmasını okurlara önerebilirim. Kuleshov ‘un yanı sıra Sovyet montaj sinemasında öne çıkan diğer isimler VsevolodPudovkin, DzigaVertov ve SergeiEisenstein’dır.  

BİR ÇİFT GÖZDEN DAHA YETENEKLİ BİR ARAÇ: KAMERA 

Sinema-Göz kuramını geliştiren Vertov, “Bir sinema filmi, insan gözünün gerçekte algılayabileceği şekilde sade ve yalın olmalıdır” der. Vertov filmlerdeki kurmacanın bir afyon olduğunu savunarak bu kurmacaların, seyirciyi sarhoş ettiğini, bu sarhoşluk etkisi ile seyirciye çarpıtılmış gerçekleri kabul ettirmenin kolaylaştığını öne sürerek gelenekçi sinema anlayışını eleştirir. Bu nedenle sinemada gerçek olayların yer alması gerektiğini savunur. Vertov’a göre kamerayı kullanan görmeyi, kurguyu yapan da gördükleri üzerine düşünmeyi iyi bilmeli ve işçi sınıfına yeni bir bakış açısı kazandırmalıdır. Vertov kamerayı sadece görüntüleri kopyalamak için değil, gözün güçsüzlüğünü aşan ve bir çift gözden daha yetenekli bir araç olarak tanımlar. Vertov’un en önemli filmlerinden olan 1929 yapımı Kameralı Adam (Man with a Movie Camera) filmi Vertov’un sinema anlayışını ve beraberinde bütün bir dünya sinemasına getirdiği yenilikleri görebilmek açısından izlenmesi gereken deneysel bir başyapıttır. 

Sinema sanatının temel taşını oluşturan montaj kuramını geliştiren, sırtını Marksizm ve devrime dayayan Sovyet sineması, yeşerdiği toprakların çok ötesine geçerek evrensel bir sinema dili yaratmıştır. Bugün hala sinemada önemli derecede kullanılan tekniklerin hepsi için Sovyet sinemacılarına bir teşekkür borçluyuz. 

Dziga Vertov, Man with a Movie Camera (1929) 

Sovyet montaj sinemasına damgasını vuran çatışmacı kurgunun mimari Eisenstein, görüntü parçalarının sıralanışına göre kazandıkları farklı anlamları açığa çıkarır ve diyalektik bir yöntem ile tez ve antitezi çarpıştırarak sentezi elde eder. Burada bahsedilen tez ve antitez birbirleri ile hiçbir bağı olmayan görüntü parçalarıdır. Çatışmacı kurgu ile bu iki görüntü parçası birbirine bağlanarak yeni bir anlam yani bir sentez oluşur. Daha iyi anlaşılması açısından Eisenstein’ın 1925 yapımı Grev filminden bahsetmek de fayda var. Grev filminde Çarlık askerleri tarafından işçilere uygulanan şiddet görüntülerinin hemen ardından bir mezbahada hayvanların katledildiği bir görüntünün gelmesi çatışmacı kurguya bir örnektir. Grev ve mezbaha görüntülerinin art arda gelmesi izleyicinin görüntüler ile akılcı bir bağ kurmasını sağlayarak izleyiciyi pasif kalmaktan çıkarır. Eisenstein, çatışmacı kurguyla beraber izleyicinin kavramsal kurguyu zihinlerinde tamamlayarak filme dâhil olmalarını sağlamaktadır. Eisenstein’ın montaj kuramının daha iyi anlaşılabilmesi açısından 1925 yapımı Potemkin Zırhlısı filmini izlemek faydalı olacaktır. 

 

 

ÖNCEKİ HABER

Sultanbeyli’de gençlik ışığı

SONRAKİ HABER

Belediye İş İzmir Şubeleri #izmirküllerindendoğacak kampanyası için çağrı yaptı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa