07 Ağustos 2019 03:00

2 kardeş, 2 dost ve 2 iş arkadaşı

“2 kardeş, 2 dost ve 2 iş arkadaşı, Yusuf ve Alican. Alican 12, Yusuf 13 yaşından beri inşaatta demirci olarak çalışıyorlar.”

Paylaş

Arif ŞAHİN

Dersim

Dersim’in en işlek parkında Seyit Rıza meydanında oturup dünden Genç Hayat’a röportaj yapmak için sözleştiğimiz 2 işçi arkadaşımızı bekliyoruz. 2 kardeş, 2 dost ve 2 iş arkadaşı, Yusuf ve Alican. Alican 12, Yusuf 13 yaşından beri inşaatta demirci olarak çalışıyorlar. Yusuf 2 sene önceki üniversite sınavında başaralı bir sıralama yapmış fakat çalışmak zorunda olduğu için üniversite tercihi bile yapmamış. Alican ise 12 yaşında demir bağlayarak başladığı işinde 25 yaşında ve artık usta olarak çalışıyor. Kendisi de tam hatırlamamakla beraber 3-4 sene önce bir iş kazası geçirmiş ve orta parmağını kaybetmiş.

Dersim’deki inşaatlar içinde bulunduğumuz ekonomik krizle beraber diğer illerde olduğu gibi durma noktasına gelmiş bulunmakta. Alican ve Yusuf genellikle bu inşaatlardan daha küçük, müstakil ev, ahır gibi inşaatlarda çalışıyorlar fakat en başta kriz, inşaat şirketlerinden önce daha küçük işletmeleri vurduğundan bir haftanın hemen hemen yarısını evde kalarak geçiriyorlar.

İŞVERENİN İSTEĞİNE BAĞLI SİGORTA

Çalışma koşullarına dair Yusuf başlıyor anlatmaya: “Sabah 5’te uyanıyoruz, evde kahvaltı yapıp 6’da hangi ilçeye gideceksek, o işi alan asıl usta kimse bizi arabasıyla alıyor ve yola koyuluyoruz. Sabah 7’de başlayıp akşam 5’te bitiriyoruz” Genellikle abi kardeş olarak çalışıyorlar, onlarla demir bağlama işinde çalışan başka işçi olmadığını söylüyor. Ardından ekonomik krizden bahsediyor ve nerdeyse bir ayın 15 gününü evde yatarak geçirdiklerini “insanlarda para yok ki ev yapsınlar, biz de bekliyoruz” sebebiyle açıklıyor. Kazandıkları parayla kış için ihtiyaçlarını gideremediklerinden, kışın da Dersim’de var olan inşaatların da durmasıyla batıya gittiklerinden bahsediyor Yusuf.

Sigortasız çalışma oranının yüksek olduğu inşaat sektöründe çalışan kardeşlere sigortalı olup olmadıklarını sorduğumuzda Alican sigortalarının işverenin isteğine bağlı olduğunu söyleyip çoğu zaman sigortasız olarak çalıştıklarını söylüyor. Bir kere çalıştığı taşeron firmanın sigorta yapacağından bahsettiğini fakat sigorta yapmadığını, neden diye sorduğunda ise “sigorta hayat kurtarmaz” diye bir cevapla karşılaştığını anlatıyor.

“AKŞAM ELLERİMİN SIZISINA DEĞMİYOR”

Çalıştıkları yerlerde kullandıkları eldivenleri kendileri aldıklarını ve bir gün dayanmayan eldivene her gün 10 TL verdiklerini söylüyor. “Zaten oturduğumuz ev kira, aylık 650 TL kira veriyorum, yemesi, içmesiyle beraber ancak yetiyor” diye ekliyor. “İşe giderken küfrederek gidiyorum çünkü çektiğimiz eziyete değmiyor” diyor Alican, “Akşam uyurken o demirin güneş altında sıcaklığıyla beraber yaktığı elimin sızına değmiyor” diyor.

İş olmadığı zamanlarda evde vakit geçirirken neler yaptıklarını soruyoruz. Alican popüler bir mobil oyun oynadığını söylüyor. Yusuf ise genellikle kitap okuduğunu söylüyor. “Nasıl Yapmalı?” kitabını daha yeni aldığını ama işten çok yorgun geldiği için daha başlayamadığını söylüyor.

“RONALDİNHO FUTBOLA BAŞLAMALI”

Dersim’in çoğunluğu Çarşı grubunun muhalifliği ile öne çıkmasından kaynaklı Beşiktaşlıdır. Biz de bu klişeye dâhil olup olmadıklarını soruyoruz. Yusuf “Ben takım tutmuyorum.” diyor çünkü ona bir faydası olmadığını belirtiyor. Alican ise Beşiktaşlı olduğunu ifade ediyor. Sebebini ise “Benim hayatım siyah-beyaz ondan dolayı.” diye açıklıyor. Beşiktaş’ın kamp hazırlıklarını soruyoruz Alican’a. Alican “Ronaldinho futbola başlamalı ve Beşiktaş onu almalı ancak o kurtarır.” diyerek imkânsız bir görüş belirtiyor.

“DİNLEMEK İÇİN ANLAMAK MI GEREKİR?”

Müzik zevklerini soruyoruz sigaralarımızı yaktıktan sonra. Alican genellikle rap dinlediğini söylüyor. Son günlerde popüler bir restleşmeye giren Norm Ender ve karşısındaki grup halinde Ceza, Ezhel, Ben Fero ve Killa Hakan’dan hangisinin tarafını tuttuğunu soruyoruz. Norm Ender’i tuttuğunu söyleyen Alican, Norm için “adam 2 yılda bir piyasaya çıkıp rapin ne olduğunu gösterip sonra yine ortadan kayboluyor.” diyor. Yusuf ise kesinlikle rap müzik dinlemediğini ifade ediyor. Genellikle Kürtçe dinliyor. Alican araya girip “Sen de Kürtçe bilmiyorsun Kürtçe dinliyorsun, insan anlamadığı şeyi dinler mi?” diye hepimize soruyor. Yusuf “Dinlemek için anlamak mı gerekir? Müzik evrenseldir” diye cevaplayıp benim de duygularıma tercüman oluyor.

Yeniden masaya çaylar geliyor biraz daha sohbet edip evlerimize dağılmak üzere kalkarken pazar günü için sözleşiyoruz. Bu sefer pişti oynamak için.

ÖNCEKİ HABER

İktidarın üniversitelerdeki çıkmazı

SONRAKİ HABER

DEÜ GSF öğretim elemanları: Soruşturmalara rağmen doğruları söyleyeceğiz

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa