26.07.2019 05:30

Kimseye Yar Olmayan Kuşlar

Orhan Kemal Öykü Ödüllü Yazar Zafer Doruk, uzun aradan sonra yeniden okurlarıyla buluşuyor. Doruk, uzun bir aradan sonra ‘Kimselere Yar Olmayan Kuşlar’ adlı yeni öykü kitabıyla okur karşısına çıktı.

Kimseye Yar Olmayan Kuşlar

Fotoğraf: Evrensel

Aydın TAN

Orhan Kemal Öykü Ödüllü Yazar Zafer Doruk, uzun bir aradan sonra yeniden okurlarıyla buluşuyor. Çukurova’nın sıcağında ses veren bu yeni öykülerinde varoşlar tozu toprağıyla hayat bulurken coğrafyanın kendine has yaşam kültürü bütün renkleriyle elle tutulabilecek kadar canlanıyor. 12 Eylül darbesinden günümüze uzanan geniş bir zaman diliminde; arka mahallelerin münhasır evleri, yasak aşkları, evlerinden alınan babaları kadar kuşbazlar, torbacılar, bıçkınlar ve uçurtma kralı çocuklar da dolaşıyor (arka kapak yazısı)

Doruk, uzun bir aradan sonra ‘Kimselere Yar Olmayan Kuşlar’ adlı yeni öykü kitabıyla okur karşısına çıktı. Kitabın adı, kitaptaki bütün öykülerini kuşatan bir çağrışım imgesi olarak kullanılmış. Geleneksel olarak en çarpıcı öykünün adı, aynı zamanda kitaba ad olur. Çünkü bir kitapta toplanan öyküler arasında genellikle bir ortaklık olmaz. Bu kitapta, bu adla anılan bir öykü yok. Doruk, başta adlandırma olmak üzere değişik noktalarda öyküler arasında bağlar kurarak kitapta bütünlük kurmuş.

BİZ KUŞLARI SEVİYORUZ AMA...

Bütün hikayelerin ortak kahramanı kuşlar ve bu kuşlarda simgelenen kadınlardır. ‘Adam yine fotoğrafa baktı. Fotoğraftaki güzel endamlı bir kadındı. Kuş ve kadın. İki yalnız varlık; hayatları bu evde kesişmişti (s.70). Kuşlar kafeste döne döne kuğururken onları, başlarına siyah şal bağlamış, kuğu boyunlu, ince yapılı, yaslı kadınlara benzetti’ (s.59) Bu narin kadın ve kuş dünyasının tek doğru algılayıcısı çocuklardır. Oysa biz ‘Kuşları seviyoruz ama bize sığındıklarında onları alıkoyup kısıtlayacak kadar benciliz (s.70).’ Kadınlara karşı tutumumuz da pek farklı değil. Ancak çocuklar sağ eliyle bisikletin gidonunu tutarken sol eliyle kuşu incitmeden göğsünde tutabilir.

Bütün öyküler çeşitli yönlerden birbirine bağlanıyor dedik. Öykülerde tematik ilişkiyi gösterdik. Diğer bağlanma biçimlerini şöyle sıralayabiliriz. Bir öyküdeki kişinin başka bir öyküde karşımıza çıkması. Uçurtmalar ve Bilye Kralı’nda Kuşçu Kâmil, Demkeş adlı güvercini bir çocuğu verir. Başka bir öyküde Demkeş öykü kahramanı olarak karşımıza çıkar. ‘Gül Budama Zamanı’ ilk öykünün adı ve bir zaman kavramı olarak kullanılmıştır. Bir sonraki öyküde ‘Gül budama zamanıydı annem çağırdı’ (s.16) sözüyle iki öykü zaman açısından birbirine bağlanır. İkinci öykünün kahramanı Süslü Kadir son öyküde cezaevinden çıkmış, karısı tarafından terkedilmiş olarak karşımıza çıkar. Sığınabileceği tek yer dostunun koynudur. Dostuna ‘Son geldiğimde, kaldır duvardaki şu fotoğrafı demiştim’ (s.78) der. Adı verilmeyen kahramanın kimliği de bu sözde saklıdır. Kısacası kitap bir roman kuruluşu içinde tasarlanmış.

İKİ BÖLÜMDEN OLUŞAN BİR ROMAN GİBİ

Kitapta roman unsurlarının öyküye taşındığını söyleyebiliriz. Öykülerin çeşitli yönlerden birbirine bağlanması, zamanın kullanımı, bir olay etrafında farklı kişi ve onların etrafında örülen ilişkilerin anlatılması… Süslü Kadir adlı öyküde bir dolmuş şoförünün dostuyla ilişkisi anlatılır. Aynı öyküde bir başka dostluk ilişkisi ve bunun ürünü olan çocuğun yarattığı çatışma verilir. Böylece aynı olayın farklı tezahürleri belirtilmiş. Tabut adlı öyküde iki ayrı mekan ve buradaki kişilerin duyguları aynı zaman dilimi içinde veriliyor. İlk öykü kişilerin kalabalık oluşları, bunların birbiriyle ilişkileri, bir kenar mahalledeki ayrıntılar… Bütün bunlar ilk öyküyü, bağımsız bir öykü aynı zamanda kitabın da serim bölümü haline getiriyor. Kitaptaki bütün öyküler ilk öyküye referansla derinlik kazanıyorlar. Aynı zamanda öykü 12 Eylül darbesiyle bittiğine göre diğer öyküler aynı mahallenin 12 Eylül sonrası yaşantısını anlatmış oluyor. Kısacası kitap iki bölümden oluşan bir roman gibi. Gül Budama Zamanı adlı öykü giriş bölümünü, diğer öyküler de ikinci bölümü oluşturuyor. İkinci bölüm Süslü Kadir adlı öyküyle başlıyor ve Süslü Kadir’in kahramanı olduğu ‘Karanlık’ adlı öyküyle bitiyor. Aradaki öyküler aynı kahramanın değişik isimli yaşantıları, dostları, komşuları dünyası diye değerlendirilebiliriz...

Bütün öykülerde bir Orhan Kemal bakışı var. Yazar bütün kahramanlarına sevecenlikle yaklaşıyor. Örnek olması için. Hepsi Hikâye adlı öykü bir hırsız ile yazarın öyküsüdür. Yazar sarhoş bağırıp çağıran hırsız tayfasını önce uyarır, onlar işi azıtınca onları eve kahve içmeye davet eder. Hırsızlarbuna ilk tepki olarak başka zaman evine girip bilgisayarını çalarlar. Ancak hırsızlardan biri uzun bir hesaplaşmadan sonra pişmanlıkla onun öykülerinin olduğu flaş belleği evin balkonuna atar. Esrarkeş, hırsız, rüyasında bir sigara için adam öldüren kişi kendisini insan yerine koyana insanca yanıt vermiş olur.

DİL BENDİ YIKARKEN

İlk öyküde gördüğümüz sendikalı işçiyi başka bir öyküde görmemiz biraz da Adana’daki değişimi yansıtıyor. Yazar çok iyi bildiği bir dünyayı anlatıyor. İki öykünün kahramanı öykü yazarı ama biz yaşanmışlık derken bunu anlatmıyoruz. Bir yazar için bir dünyayı bilmek o dünyada yaşamış olmak anlamına gelmez. Yazarlar her zaman yaşadıklarını edebiyat diline çeviremeyebilirler. Yaşamış olmak o dünyayla, o duyguyla, o karakterle edebiyatın imkanları içinde uğraşmak, onun bütün ayrıntılarını didiklemek giderek kurmaca dünyasında onu içselleştirmek anlamına gelir. Zafer Doruk bu anlamda bu insanların dünyasını, dilini iyi biliyor. Bu dünyayı anlatmaya başlayınca, argosuyla, göndermeleriyle dili, bendini yıkıp berrak akıyor.

Kitaptaki ‘Tabut’ adlı öykü yazarın Orhan Kemal Öykü yarışmasında birinci olan dosyasından basılan ilk kitabı “Bir Uçumluk Kanat Lütfen” kitabında yer almaktadır. Ancak iki öykünün karşılaştırılması Zafer Doruk’un öykücülüğündeki gelişmeyi göstermesi açısından ilginç olacaktır. Bu kitaptaki öykü yoğunlaştırılarak yeniden yazılmış.

Sonuç olarak Adana’yı adliye haberlerinden tanıyanlar Kimselere Yar Olmayan Kuşlar’ı okuduklarında o kişileri daha yakından tanıyacaklar ve onlara sevgiyle yaklaşacakladır. Bir de iyi bir edebiyat eserinin tadına varacaklar.

""

Yazar: Zafer Doruk
Eser: Kimselere Yar Olmayan Kuşlar
Yayınevi: SEL yayıncılık
78 sayfa

31.01.2026 15:52

‘Çatlı’ filmine Nükhet İpekçi’den tepki: 'Daha tanıtımında itiraf var'

Abdi İpekçi’nin kızı Nükhet İpekçi, vizyona girecek ‘Çatlı’ filmine ilişkin konuştu. İpekçi, “Dikkatimi çeken ‘Yakalanırsak devletle alakamızın olmadığını iddia edeceğiz’ cümlesi oldu. Belki bu filmde daha başka itiraflarla da karşılaşabiliriz" dedi.

‘Çatlı’ filmine Nükhet İpekçi’den tepki: "Daha tanıtımında itiraf var"

Fotoğraf: T24

01.02.2026 18:07

Kobanê için toplanan 25 TIR'lık yardım üç gündür bekletiliyor: Acilen bu kapıların açılması lazım

Diyarbakır’dan Kobanê’ye gönderilmek istenen su, gıda ve temel yaşam malzemeleri taşıyan 25 yardım TIR’ı, üç gündür bir dinleme tesisinde bekletilirken, DEM Parti ve sivil toplum temsilcileri geçiş izni verilmesi için nöbetini sürdürüyor.

Kobanê için toplanan 25 TIR'lık yardım üç gündür bekletiliyor: Acilen bu kapıların açılması lazım

Fotoğraf: MA

01.02.2026 03:44

Hakan Fidan: Allah TÜGVA gibi kuruluşların sayısını artırsın

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, TÜGVA’nın İstanbul’daki İhtisas Akademi 2026 lansmanında konuştu. Sivil toplumun önemini vurgulayan Fidan, gençlerin hayır ve aktivizm içinde olmasının toplumsal değer ürettiğini söyledi.

Hakan Fidan: Allah TÜGVA gibi kuruluşların sayısını artırsın

Fotoğraf: ANKA

31.01.2026 20:39

Hasta mahpuslar için 3 ilde eylem: 'Biri bayılıyor, biri yürüyemiyor, biri 40 kilonun altına düştü'

İnsan hakları savunucuları, İzmir, Ankara ve İstanbul’da düzenlenen haftalık eylemlerde hasta mahpusların durumuna dikkat çekti; sık sık bayılan, yürüyemeyen ve 40 kilonun altına düşen mahpuslar için acil tahliye ve tedavi çağrısı yaptı.

Hasta mahpuslar için 3 ilde eylem: 'Biri bayılıyor, biri yürüyemiyor, biri 40 kilonun altına düştü'

Fotoğraf: MA

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!