22 Temmuz 2019 04:20
Son Güncellenme Tarihi: 22 Temmuz 2019 08:40

Dünya Turu | Porto Riko: Hapishanedeki ülkede isyan

Bu hafta Porto Riko isyanına, Koreli işçilerin grevine, Ekvador’un her haliyle güzel kadınlarına, Venezuela’dan İspanya’ya ulaşan bir insanlık suçuna ve Arjantinli kayıpların hatırasına uğruyoruz.

Fotoğraflar: Joe Piette/Flickr(CC BY-NC-SA 2.0)

Paylaş

Hazırlayan: Elif GÖRGÜ

Tarihçi ve Gazeteci Eduardo Galeano’nun “hapishanedeki ülke” olarak nitelendirdiği, hâlâ bir ABD sömürgesi olan Porto Riko’da yüz binler günlerdir sokaklarda “Sömürge Valisi” Ricardo Rosello’nun istifasını istiyor.

Karayipler’in bu küçük adasını vuran büyük kasırgaları ya da geçtiğimiz yıllarda melodisi dünyayı dolaşan “Despacito” şarkısıyla haber olan Porto Riko’dan dünyanın geri kalanına yeni bir rüzgar esiyor bugünlerde: Egemenler tarafından aşağılanmaya karşı halk isyanı rüzgarı.  

Bir hatırlatma; Vali Rossello’nun bir grup yönetici, bankacı ve yakın arkadaşıyla yaptığı grup sohbetlerinde kadın düşmanı ve homofobik söylemler kullandığı ortaya çıktı. 900 sayfa tutan konuşmaları Araştırmacı Gazetecilik Merkezi’nin (The Center for Investigative Journalism) paylaştı. Konuşmalarda gazetecilerin itibarlarını sarsmak üzere planlanan saldırılar, muhalif rakiplerini polise teslim etmekle tehdit etmek dahil pek çok detay vardı. Grup sohbetlerinde yer alan Porto Riko Eyalet Sekreteri Luis Rivera Marin ve Porto Riko Devlet Gelişim Bankası Başkanı Sobrino Vega istifa etti. Vali Rossello ise istifa etmeyeceğini açıkladı. Ekonomik kriz ve geçtiğimiz yıllarda meydana gelen kasırgaların yıkımını hâlâ omuzlarında taşıyan Porto Rikoluların sabrını taşıran da bu açıklama oldu. Başkent San Juan ve diğer kentlerde halk “Vali istifa” çağrısıyla sokaklara çıktı ve eylemler polis saldırısına rağmen sürüyor. Bu arada ünlü “Despacito” şarkısının sahibi Porto Rikolu şarkıcı Luis Fonsi de valiye istifa çağrısı yapanlar arasında.

Öte yandan protestolar valiye yönelik öfke patlaması olarak başlasa da bir ABD “koloni”si olan ülkede sistem tartışmaları gündeme gelmiş durumda. Bu tartışmalara bir katkı da, geçtiğimiz şubat ayında bir grup işçi ve gencin kurduğu, kendini Marksist-Leninist ilan eden, bağımsızlık yanlısı Antilla Komünü’nden (Comuna Antilla) geldi. Yapılan açıklamayı paylaşıyoruz:

“Geçtiğimiz pazartesi meydana gelen olayların ışığında Comuna Antilla militanları olarak ilan ederiz ki:

-Ricardo Rosello’nun derhal istifasını talep ediyoruz, bunu yapmadığında meydana gelebilecek herhangi bir şiddet olayından sömürge valisi sorumludur.

-Bu hükümet seçmen çoğunluğunun desteğini almamıştır, bu nedenle iki açıdan meşru değildir:

1) Halkın gerçek desteğine sahip değildir ve 2) Demokrasinin olmadığı bir sistemdeki bir sömürge hükümetidir.

-Porto Riko yurttaşlarının Ricardo Rosello’nun yolsuz yönetimine karşı her türlü taktik mücadeleyi, ülkenin emekçi ve marjinalleştirilmiş sınıflarının çıkarına olduğu sürece destekliyoruz.

-Bazı “sol” örgütlerin pasifizm iddiasıyla baskıyla yüzleşen halkın birliğini zayıflatmaya yönelik her türlü açıklama ve söylemini kınıyoruz.

-Barışçıl taktikleri uygulamak isteyenlere, bunu, bu taktikleri doğru bulmayanların faaliyetini engellemeden yapmaları çağrısında  bulunuyoruz.

-Porto Riko polisi tarafından “gösteri alanı” dayatması yapılmasını, polisin kitleleri susturma ve bastırma aracı olarak zoru kullanmasını kınıyoruz.  Porto Riko polisinin gözaltına alınanların yasal temsiliyeti hakkında bilgi vermeyi reddederek göstericileri kaçırmasını kınıyoruz.

-Mali Kontrol Kurulunun kemer sıkma uygulamaları, yolsuz hükümet ve iki kurumunun da suistimallerine karşı birleştirici taktik olarak ihtiyacın genel grev olduğunu düşünüyoruz.

-Halka, çözüm fikrini ilerletecek, devletin yasal aparatlarından değil -bunlar sadece mevcut durumu cesaretlendirmeye yarayacaktır- kitlelerin içinden yükselen sloganlar, ilkeler ve kendilerine yakın politik tutumlar etrafından örgütlenme çağrısı yapıyoruz.

Önceki gece, başkentte ve La Fortaleza’da buluşan kitlelerin öfkesini, kızgınlığını ve  bıkkınlığını gördük.

Ülkeyi değiştirme ihtiyacının bir göstergesi olarak, (vali) Ricardo Rosello bir basın açıklamasında, demokrasinin “dört yılda bir gündeme gelen bir mesele”ye mi indirgendiği sorusuna “sistem böyle” yanıtı verdi. Rosello yalan söylemiyor; ülkenin egemen siyasi sınıfının devamını istediği sistem olan temsili demokrasi böyle. Bu nedenle son bir çağrı yapıyoruz:

Ülkeyi kökten değiştirebileceğimiz senaryoyu tartışmaya başlayalım. Kitleler açısından temsili demokrasinin son kullanma tarihi geçiyor, önceki seçimlerdeki katılım düşüklüğü bunun bir göstergesi. Daha iyi bir Porto Riko için ihtiyacımız olan hükümet biçimini tartışmaya başlayalım ve onun için mücadele edelim. Bizi maniple etmelerine daha fazla izin vermeyelim.


GÜNEY KORE’DE BÜYÜK İŞÇİ GREVİ

Geçtiğimiz hafta Nijerya’da kamu işçilerinin asgari ücret için verdikleri mücadeleyi sayfamıza taşımıştık. İnsanca asgari ücret mücadelesi verilen ülkelerden biri de Güney Kore oldu.  Ülkenin en büyük iki sendika konferansından biri olan Kore İşçi Sendikaları Konfederasyonu (KCTU) üyesi işçiler, Moon Jae-in yönetiminin işçi düşmanı politikalarını protesto etmek için ve asgari ücretin düşüklüğüne dikkat çekmek adına 18 Temmuz’da ülke genelinde greve çıktı.

Hükümet geçtiğimiz hafta 2020 yılı için saatlik asgari ücreti önce sadece yüzde 2.87 zamla 8 bin 590 won olarak belirledi. Gelen tepkiler ve 3 Temmuz’daki büyük işçi mitingi üzerine ise 10 bin wona (yaklaşık 8.5 dolar) yükseltti.

Geçtiğimiz perşembe günü de iş bırakan işçilerin yaklaşık 50 bini ülke genelindeki sokak protestolarına katıldı. 5 bin işçi ise başkent Seul’da bulunan ve o sırada çalışma saatlerini esnekleştirme hedefiyle toplantı yapan Çevre ve Emek Komitesine tepki göstermek için Ulusal Meclis önünde toplandı.


ŞİLİ: EN BÜYÜK ÖZEL SEKTÖR GREVİNDE İŞÇİLER KAZANDI

Şili’de özel sektördeki en büyük grevlerden biri işçilerin kazanımıyla sonuçlandı. Otomasyonun yaygınlaştırıldığı Walmart mağazalarında çalışma koşullarının kötüleşmesine karşı ve ücret zammı talebiyle altı gün grev yapan 17 bin işçi varılan anlaşmanın ardından geçtiğimiz Salı günü işe geri döndü. İşçilerin grevi onlarca Walmart mağazasının grev boyunca tamamen kapanmasına neden olmuştu. Şirket ve sendikanın imzaladığı yeni toplu iş sözleşmesine göre işçilerin maaşlarına zam yapıldı, ayrıca ikramiyeler, eğitimler ve diğer talepler konusunda da anlaşmaya varıldı.

Otomasyonun yaygınlaştığı mağazalarda birden fazla iş yapmak zorunda bırakılan işçiler çalışma koşulları ve düşük maaşlara isyan etmişlerdi.

Şili basınında çıkan haberlere göre, işçilerin örgütlü olduğu SIL sendikası başkanı Juan Moreno, anlaşmayı büyük bir zafer olmasa da kazanım olarak yorumladı. Genelde yüzde 5,1 maaş zammında anlaşıldığını, birden fazla görev verilen ya da otomasyon gerekçesiyle görevleri değiştirilen işçilerin ise artı yüzde 3,5 zam alacaklarını söyledi.

ABD perakende satış tekeli olan Walmart’ın Şili’de, bir kısmı farklı isimler altında olmak üzere, 400 mağazası bulunuyor.


EKVADOR’DA GÜZELLİK YARIŞMASI İPTAL: FAŞİST GÜZELLİK ÖLÇÜLERİNİZ DEFOLSUN!

Ekvador’un başkeni Quito’da yerel yönetim, yıllardır yapılan güzellik yarışması “Quito Kraliçesi”ni kadın haklarına aykırı olduğu gerekçesiyle iptal etti ve artık yapılmayacağını duyurdu. Twitter adresinden yapılan duyuruda, “güzellik özneldir ve derecelendirilmemelidir” denilirken Ekvadorlu kadınlar kararı sevinçle karşıladı, sosyal medyada haberi ve yerel yönetimi destekleyen çok sayıda paylaşım yapıldı. En çok paylaşım yapılan görsellerden biri olan aşağıdaki görselin “yayınlanabilir” çevirisi ise şöyle: Faşist güzellik ölçüleriniz defolsun gitsin!

Ekvador “Mujeres por el Cambio” (Değişim için Kadınlar) Örgütü Başkanı Mayra Cristina da kararı kutlayan ve sosyal medyada yukarıdaki görseli paylaşanlar arasındaydı. Cristina mesajında “Ne mutlu ki “Quito Kraliçesi” yarışması iptal edildi. Kadınların nesneleştirilmesine hayır. Cinsiyetçi klişelere hayır” dedi.


İSPANYA: BİR GENCİ YAKARAK ÖLDÜREN VENEZUELALI ‘MUHALİF’ TUTUKLANDI

Batılı ülkelerin ve uluslararası medyanın “demokrasi hareketi” olarak göstermeye çalışmakta ısrar ettiği Venezuela’daki hükümet karşıtı gösterilerin, pek yayınlanmak istenmeyen yüzü İspanya’daki bir gelişme nedeniyle gündem olmak zorunda kaldı.

Venezuela’da, Mayıs 2017’deki hükümet karşıtı gösteriler sırasında Orlando Figuera isimli 22 yaşındaki bir genci yakarak öldüren Enzo Franchini Oliveros, İspanya’nın başkenti Madrid’de tutuklandı. Haberi duyuran Venezuela Başsavcısı Tarek Saab oldu. Saab, Twitter hesabından yaptığı açıklamada Interpol yetkililerine başvuruları üzerine tutuklamanın gerçekleştirildiğini söyledi. Saab, “Nisan-Temmuz 2017 süresince yasal hükümeti devirme amacıyla gerçekleştirilen şiddet eylemleri sırasında silahlı göstericiler genç Orlando Figuera’yı canlı canlı yaktı” dedi.

Figuera, 20 Mayıs 2017’de muhalefetin güçlü olduğu Chacao bölgesinde protestocu bir grup tarafından saldırıya uğramış, dövülmüş, bıçaklanmış ve üzerine dökülen benzin tutuşturularak öldürülmüştü. Cinayet fotoğraf ve videolarla da kayıt altına alınmıştı. Maduro hükümeti, gencin hükümet yanlısı olduğunu ve işlenen suçun nefret suçu olduğunu söylerken, muhalefet ise linçin siyasi olmadığını “hırsızlık” iddiasıyla başladığını savunuyor. Geçtiğimiz Perşembe ise Venezuela hükümeti tutuklu Oliveros’un Venezuela’ya iadesini resmi olarak talep etti.


FAS: TARIM VE ORMAN İŞÇİLERİ ÇALIŞMA KOŞULLARINI PROTESTO EDECEK

Fas İşçileri Sendikasının tarım şubesine bağlı bölgesel ofisi, ülkenin güneydoğusunda 23 Temmuz Salı günü, yani yarın bir protesto gösterisi gerçekleştirileceğini duyurdu. Arap İşçi Sendikaları Konfererasyonu'nun (ATUC) sitesinde duyurduğu habere göre, protestonun sebebi işçi kazanımlarının yerine getirilmemesi, güneydoğu bölgesinde bakanlığa bağlı toprak ve gayrimenkullarin tasfiye edilmesi ve Al Saidia tarım alanında olduğu gibi tarım işçilerinin en temel haklardan mahrum bırakılmaları. Habere göre, Tarım Bakanlığı Personeli Sosyal Hizmetlerin Teşvik Vakfına (FOSAGRI) ait Saidia yaz kampında çalışan tarım işçileri buradaki çalışma şartlarından şikayetçi. FOSAGRI, tarım ve ormancılık alanında kamu işçisi olarak çalışanların sosyal haklarından sorumlu bir kamu kuruluşu. Ayrıca işçiler, bazı bakanlık yetkililerinin işçilere karşı korkutma ve komplo yöntemlerini kullandıklarını da belirtiliyorlar. Sendianın bölge şubesinden yapılan bir açıklamada, tarım ve orman işçilerine, Oujda, Jarada, Borkan, Bouarfa, Fajij, Nador, al-Driouch, Taourirt ve Jersif’ten işçilerin de katılacağı protestoya katılım çağrısı yapıldı.


INES, DÜNYAYI DEĞİŞTİRMEK İSTEYEN HER DEVRİMCİ GENÇTE YAŞIYORSUN

Bu hafta, var olanların yanı sıra yıllardır “yok olanların” haberlerini de hatırlatmak istedik. Gözaltında kaybetmek, özellikle faşist yönetimlerin mücadele eden halkı bastırmak için kullandığı en zalim sopalardan biri. Askeri diktatörlük döneminde çoğu devrimci 30 bin kişinin kaybedildiği Arjantin’de, Pagina12 gazetesi kaybedilenleri anmak için 30 yıldır ailelerinin ve arkadaşlarının ilanlarını yayınlıyor. İşte bu satırların yazıldığı 19 Temmuz gününden üç ilan:

Ines Ollero. 19 Temmuz 1977'de gözaltına alındı ve kaybedildi. FJC (Komünist Gençlik Federasyonu) militanı. Ines'i ESMA'ya (Deniz Kuvvetleri Teknik Okulu) götürdüler, 21 yaşındaydı.

Kız kardeşin Silvia, yakınların ve arkadaşların, Komünist Gençlik Federasyonu'ndan ve Gallegas Dernekleri Federasyonu'ndan yoldaşların olarak, seni hatırlıyoruz ve sana diyoruz ki: Ines, dünyayı değiştirmek isteyen her devrimci gençte yaşıyorsun. Düşlerin gerçek olacak, çünkü onlar çoğunluğun düşleri. Ve adın, çok sevdiğin Jorge Amado'nun romanlarındaki gibi, semadaki bir yıldızda parlamaya devam edecek.

Ana Maria Lanzillotto ve Domingo Menna, 19 Temmuz 1976.

Sevgili Anita ve Gringo. Size ne olduğunu bu kadar yıldır bilmiyor oluşumuz gerçekdışı görünüyor. Çok zor bir zamanda -halkın acılarına ve açlığına duyarsız bir hükümetle- yaşıyoruz. Öyle bir hükümet ki sadece yalan söylemeyi biliyor, fakat herkes için açık ki gerçek, karanlık ve çarpıtılmış. Her bir gün 30 bin (kaybın) yokluğu daha da hissediliyor.

Sizleri seviyoruz. Ramiro ve Maxi iyiler, güzel aileleri ve bizlerle, üç kız kardeşleriyle birlikteler, sizleri evlatlarımız gibi hep hatırlıyoruz. Tüm aile, arkadaşlar ve yoldaşlar adına. Sonsuza kadar...

Miguel Angel Valanci. 19 Temmuz 1977'de kaybedildi.

Sürekli aklımızda ve kalbimizdesin. Seni unutmuyoruz, (onları) affetmiyoruz, uzlaşmıyoruz.


SUDAN: VARILAN ANLAŞMA BİR GERİ ADIMDIR

Halk muhalefetinin bir bölümüyle askeri cunta arasında varılan anlaşmanın gündemde olduğu ancak “iktidar sivillere” talebiyle halk protestolarının da devam ettiği Sudan’da, Sudan Komünist Partisinin 18 Temmuz tarihli bilgi notunu paylaşıyoruz:

- Özgürlük ve Değişim Güçleri İttifakı içindeki bazı gruplarla Askeri Geçiş Konseyi arasında varılan anlaşmanın yayınlanmasıyla, Sudan Komünist Partisi Politbürosu 17 Temmuz’da bu anlaşmayı reddeden bir açıklama yayınladı.

- Söylemek gerekir ki Devrimci Cephe içindekiler de dahil tüm silahlı gruplar, üzerinde anlaşmaya varılan (konular) hakkında ciddi kaygılarını ifade ettiler ve kendi duruşlarını temsil etmediğini bildirdiler.

-Mühendislerin ve doktorların mesleki kurumları da, Geçici Askeri Konsey’in 11 Nisan’dan bu yana işlediği suçların soruşturulması için bağımsız komite kurulmasına dair kısımla ilgili kaygılarını daha önceden dile getirmişlerdi.  

-Sudan Komünist Partisi Politbürosu, anlaşmayı, eski krizlerin yeniden üretilmesine ve Beşir rejiminin tüm yozlaşmış politikalarının hayatın tüm alanında devam etmesine geti götürecek “yumuşak iniş” yolunun taşlarını döşeyecek bir geri adım olarak nitelendiriyor.

- Troyka, AB ve BM tarafından desteklenen Afrika Birliği’nin, geçiş sürecinde tüm iktidarın sivillere devredilmesini talep eden kararlarını dahi yansıtmıyor. Ordu ile dönüşümlü iktidar hem kitlelerin ve hem uluslararası kamuoyunun taleplerine terstir.

-Şu haliyle anlaşma askeri cuntaya tüm iktidarı vermekte ve Afrika Birliği’nin  854 nolu kararına ters düşerek orduya tüm devlet aparatını kontrol etme yasal şansını vermektedir.  

- Politik belge muhalefet güçlerinin, diktatörlük dejiminin parçalanması, demokratik özgürlükleri kısıtlayan yasaların tasfiyesi, ulusal güvenlik ve istihbaratın yeniden yapılandırılması ve milislerin dağıtılması üzerine (daha önce) kabul edilen taleplerini görmezden gelmektedir.

- Bahsedilen noktalar temelinde, Sudan KP Politbürosu kitlelere mücadelerine ve ayaklanmanın hedeflerini talep etmeye devam etme, Özgürlük ve Değişim Bildirgesinde belirtildiği üzere askeri yönetime son verme  çağrısı yapmaktadır.

Sudan’da anlaşmaya rağmen gösteriler sürüyor. 18 Temmuz’de başkent Hartum’da yine kitlesel eylem vardı.

ÖNCEKİ HABER

Doç. Dr. Tuna Altınel: Bir arpa boyu yol gidebilmişsem ne mutlu

SONRAKİ HABER

Fransa’da düzenlenen G7 zirvesi protestolarla başlıyor

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa