ATO İntörn hakları bildirgesi yayınladı

ATO İntörn hakları bildirgesi yayınladı

Ankara Tabip Odası  (ATO) bir ilk’e imza atarak, “İntörn Hakları Bildirgesi” yayınladı. Tıp fakülteleri son sınıf öğrencileri olan intörnlerin, üniversite hastanelerinde hasta hizmetine aktif katıldıkları ve gece-hafta sonu nöbetleri tuttukları belirtilen bildirgede, intörnlerin maruz kaldığı gayri insani yaşam koşullar

Ankara Tabip Odası (ATO) Yönetim Kurulu yaptığı yazılı açıklamada, 19 Mart’ta Ankara Mamak’ta doğalgaz güvenliği sağlanmamış bir bodrum katında tek başına yaşarken, haftalarca maruz kaldığı kronik karbonmonoksit zehirlenmesi belirtileri yoğun iş temposunun yorgunluğuna atfedilen, dolayısıyla da göz göre göre kaybettikleri genç hekim adayı İntörn Dr. Gülenay Aydın’ın acı kaybını, “Yalnızca talihsiz bir kaza olarak görmüyoruz” diye değerlendirdi. “İntörn doktorların müzminleşmiş sorunları vardır” denilen açıklamada, “Ülkemiz tıbbının geleceği olarak gördüğümüz genç hekim adaylarımız, intörn doktorların maruz kaldığı gayri insani yaşam koşullarına karşı kimse ilgisiz kalamaz!” görüşü ifade edildi.

BİLDİRGE İMZAYA AÇILDI

ATO olarak, Türkiye’de ilk kez hazırlanan İntörn Hakları Bildirgesi’ni kamuoyu, yetkililer ve tarafların bilgisine sundukları belirtilen açıklamada, metnin takipçisi olacakları da vurgulandı.

Bildirge ayrıca imzaya da açıldı. İmza metninde, “Bir hekim adayı olarak mesleğimin bugünü ve yarını için endişeliyim. Ankara Tabip Odası tarafından isabetle saptanan intörn sorunları; bizim ruh ve beden sağlığımızı tehdit etmekte, mesleğin özüne olan inancımızı derinden sarsmaktadır” denilerek, intörnlerin, “ülkenin gelecek hekim nesli için” bildirgeyi onaylamaları istendi. Metinde, acilen gerçekleştirilmesi istenen talepler şöyle sıralandı;

İNTÖRNLERİN ACİL TALEPLERİ

“ TUS dersaneleri derhal kapatılmalıdır!; mecburi hizmete son verilmelidir!; İntörnlerden alınan öğrenim harcı kaldırılmalıdır; Stajer avukatlara tanınan yarı-maaş hakkı intörnlere de verilmelidir; İntörnler zorunlu mesleki sigorta sistemine dahil edilmeli, sigorta giderleri ilgili üniversite hastanesi tarafından karşılanmalıdır; İntörnler haftada 56 saatten daha fazla çalıştırılmamalı, nöbet sonrası izin kullanabilmelidir; İntörnlere, ders çalışma imkanı, asgari beslenme ve barınma koşulları sağlanmalı, çalıştıkları birimlerde radyasyon güvenlikleri garanti altına alınmalıdır.”

PERSONEL EKSİĞİNİ İNTÖRNLER KAPATIYOR

Tıp fakülteleri son sınıf öğrencileri olan intörnlerin, üniversite hastanelerinde sunulan hasta hizmetine aktif olarak katıldıkları, gece ve hafta sonu nöbetleri tuttukları vurgulanan bildirgede, “Özellikle yatak başına düşen hemşire ve yardımcı sağlık personeli eksiği, intörnler üzerinden telafi edilmektedir” denildi.  

Bildirgede, tıp eğitiminin toplumun sağlığını korumaya odaklanmış olması gereken intörnlük döneminin,  Tıpta Uzmanlık Sınavı’na (TUS) hazırlık sürecine dönüştüğü eleştirisi yöneltildi. “Üniversiteye hazırlık dershanelerinin temel eğitimin içeriğini boşaltması” örneği verilen bildirgede, TUS hazırlık dershanelerinin de toplumun sağlığını birinci önceliği sayacak hekimler yetiştirilmesini tehdit eder hale geldiğinin altı çizildi.

YILDA 7 BİN LİRA TUS’A

Ankara’daki tıp fakültesi öğrencilerinin yüzde 90’ı, intörn iken; geleceği için kilit olarak gördüğü TUS’da başarılı olabilmek için; yılda yaklaşık 7  bin TL ayırarak,  TUS hazırlık dershanelerine devam eder hale geldikleri kaydedilen bildirgede, “Bir yandan yoğun gece nöbetleri, hafta sonu ve acil nöbetleri tutarken; istirahat edip kendilerine ayırmaları gereken boş vakitlerinde genç hekim adayları; bilimsel içeriği denetlenmeyen dershanelerde yoğun ve sıkıştırılmış teorik derslerle; ruh ve beden sağlıklarının sınırlarını zorlayarak; mesleğin özüne olan inançlarını yitirmektedir” denildi.  

BESLENEMİYORLAR

İntörnlerin, “ciddi beslenme ve barınma sorunları yaşadıkları” kaydedilen bildirgede, daha çok ders çalışabilmek umuduyla öğrenci yurtlarından ayrılıp kiraladıkları; gecekondu koşullarını aratmayan kapıcı dairelerinde; hekim olmak için çabalayan intörnlerin bulunduğuna da dikkat çekildi. “Türkiye’deki en pahalı üniversite eğitimini veren tıp fakültelerinin son senesinde aktif olarak hastaya hizmet veren; nöbet tutan” intörnlerin yılda 700 – 1400 TL tutarında öğrenim harcı ödedikleri belirtilen bildirgede, intörn hekimlerin, zorunlu mesleki sigorta kapsamı dışında tutuldukları halde, hastalar tarafından şikayet edilebildikleri de vurgulandı. İdrar sondasını takan kişi olduğu için; ürosepsisten kaybedilen bir hasta tarafından; sondayı takarak bu tabloya yol açtığı iddiasıyla suçlanan intörn hekimler olduğu örneği verilen bildirgede, tüm bu zorlu dönemin sonunda mezun olmayı başarsalar dahi, mecburi hizmetlerini tamamlamadıkça diplomalarını almaya hak kazanamadıklarına da dikkat çekildi. (Ankara/EVRENSEL)


‘YASAL STATÜ TANINSIN’

ATO olarak, tıp fakültelerinde yürüyen fiili durumu gözeterek; intörnlüğü kısmen öğrenci kısmen sağlık çalışanı olarak tanımladıkları kaydedilen bildirgede, “intörnler için ara bir yasal statü tanımlanması” talep edildi.

Sunulan sağlık hizmetine en azından yardımcı sağlık personeli kadar dahil olan intörnlere çalışma hukuku gereği haklarının iade edilmesi istenen bildirgede, “Gözetim altında yürüyen hizmetler olmasından dolayı, tam değil kısmi çalışan statüsü tanımlanabilir” denildi.


‘HARÇ ALINMASIN TUS KALDIRILSIN’

Bu perspektifte intörnler için şu haklar istendi; “üniversite öğrenim harcı alınmasına son verilmeli, çalışma saatleri ve nöbet sürelerine yasal sınırlama getirilmeli, haftada 56 saati geçmemeli, çalıştıkları üniversite hastanesi tarafından zorunlu mesleki sigorta kapsamına alınmalıdır.”

“Çalışma süresi ve nöbet sürelerine göre formüle edilecek katsayılarla asgari ücret üzerinden hesaplanacak bir ücretlendirmeye geçilmesinin de ülke halkının sağlığı ve tıbbın geleceği için acil bir ihtiyaç olduğunun” altı çizilen bildirgede, “TUS dersaneleri derhal kapatılmalı” denildi.


İNTÖRN HAKLARI KURULTAYI’ ÇAĞRISI

“İntörnlerin aşılama, gebe takibi gibi koruyucu hekimlik pratiği yaptıkları sağlık ocaklarının işlevselliğini yitirdiği” vurgulanan bildirgede, sahada toplum hekimliğini uygulamalı olarak görebilecekleri bir alan açılması istenrek, “halen uygulamada olan aile sağlığı merkezleri bu ihtiyacı karşılamamaktadır” denildi.

Yetkililer ve tarafların, intörnlerin talepleri üzerine düşünmesi istenen bildirgede, “TTB’nin tıp eğitimine ilişkin plan proje ve stratejileri gözetilerek;  intörn sürecini mecburi hizmete dahil edecek bir modeli tartışmaya açtığı” kaydedildi. İntörnlerin bulundukları illerdeki tabip odalarına özel statüde üye olabilmelerine, yasal açıdan olanak tanınması da istenen bildirgede, “ülkemizdeki hekimlik mesleğinin geleceği adına intörn hakları için bir kurultay çağrısı” da yapıldı.

www.evrensel.net