06 Temmuz 2019 04:28

Bosch işçileri: Mücadele etmezsek hiçbir şey güzel olmaz

İstanbul seçimlerinin ardından metal iş kolunda 2019 toplusözleşme süreci tartışılmaya başlandı.

Fotoğraf: Bosch basın bülteni

Paylaş

Uğur ÖKDEMİR
Bursa

Bosch işçileri uzun süre fabrikaların ana gündemi olan İstanbul seçimlerinin ardından, 2019 toplusözleşme sürecini tartışmaya başladı. Artan hayat pahalılığına ve ücretlerin erimesine dikkat çeken işçiler, belediyelerde de sözleşmede de “Her şeyin güzel olması için” taleplerin takipçisi olmak, mücadele etmek gerektiğini söyledi, “Artı söylemenin ötesine geçmemiz gerek” dedi.

Seçim sonuçlarının fabrikada nasıl karşılandığını sorduğumuz bir Bosch işçisi, şunları söyledi: “AKP ve MHP’lilerde ciddi anlamda bir sessizlik var. Aslında uzun zamandan beri vardı ama seçim sonrası iyice arttı. Konuşanlar da ‘Yanlış politika yürüttüler’ diyor. Özellikle bu Pontus söylemi çok tepki gördü. ‘Türkiye’de çok farklı millet var böyle bir çıkış yapılırsa tepki toplar’ diyorlar. Bazı AKP’li arkadaşlar da ‘Bu şekilde devam ederlerse çözülürüz iyice, işimiz kötü. Kullanılan üslup çok sert, özellikle Süleyman Soylu’nun söylemleri çok sert, bu şekilde daha fazla gidemeyiz’ diyorlar.”

BURSA’DA YENİDEN SEÇİM OLSA AKP KAYBEDER

AKP’ye oy veren bazı işçilerde “Seçimi alsalar ne olacak Mecliste çoğunluk bizde, çalıştırmayız bize biat etmek zorundalar yaklaşımı” olduğunu aktaran işçi, bu görüşe katılmıyor. Özellikle Belediye Meclis görüşmelerinin canlı yayımlanmasının bu fikirde olanların görüşlerini altüst ettiğine dikkat çeken işçi, “Artık insanlar dürüst yönetici arıyor. Bursa’da bugün yeniden bir yerel seçim olsa AKP kaybeder. Çünkü çok tepki var. Özellikle metro ücretlerine seçimden sonra zam yapılması insanlarda büyük bir tartışma yarattı. ‘İstanbul’da indiriyorlar, oranın faturasını bize mi kesiyorlar’ düşüncesi var insanlarda.”

YANIMDA ÇALIŞAN ARKADAŞIMLA NEDEN KAVGALI OLAYIM?

AKP-MHP ittifakının seçimi kaybetmesinde en büyük etkenin insanları kutuplaştıran üslup olduğunu söyleyen bir başka işçi ise şöyle devam etti: “Sert dil, ayrıştırıcı konuşmalar komşuyu komşuya düşman etti. Bu durumdan herkes rahatsız bunu istemiyoruz. Ben fabrikada birlikte çalıştığım arkadaşımla niye bu yüzden kavgalı olayım bizim birbirimize ihtiyacımız var ama siyasiler buraları kaşıyarak kendi çıkarlarını daha da artırma peşindeler. Seçimden bir iki gün önce Abdullah Öcalan’ın mektubunun yayımlanması, kardeşinin TRT’ye çıkması, Bahçeli’nin çıkışı çok fazla kafa karıştırdı. Özellikle MHP’liler ne diyeceklerini bilemiyorlar. Bence bu çıkışlar oy farkının açılmasına neden oldu.”

HER ALANDA İŞİN TAKİPÇİSİ OLMALIYIZ

İmamoğlu’nun sloganına atıf yaparak “Her şeyin güzel olabilmesi için verilen vaatlerin takipçisi olmamız gerek” diyen bir başka işçi ise “Bu işler sözle olmuyor. Doğru olmayan bir iş varsa buna yanlış demeliyiz çıkıp hesap sormalıyız. Bir belediyede bir iş yapılacaksa halk bunun içinde olmalı bu işin bir parçası olmalı yoksa biri çıkıp ben yaptım oldu derse o iş olmaz. Yapılan işler açık ve şeffaf olmalı, halk bunları denetleyebilmeli bunlar olursa her şey güzel olur. Belediye için söylediğim bu şeyler sendikalar için de olmalı. Şimdi bizim sözleşme sürecimiz başlayacak ama kimseden ses soluk yok. Biz gidip sormazsak, taleplerimizi net belirtmezsek nasıl iyi bir sözleşme olabilir ki? O yüzden her alanda işin takipçisi olmalıyız” dedi.

SURİYELİ DÜŞMANLIĞI TEHLİKELİ BOYUTTA

Fabrikada ve sokakta büyük bir Suriyeli düşmanlığının olduğunu söyleyen bir Bosch işçisi şunları söyledi: “Devletin Suriye’de izlediği yanlış politika insanlarda Suriyeli düşmanlığını büyüttü. Çok tehlikeli bir durum var karşımızda. Kendi çocuklarımda bile büyük bir Suriyeli düşmanlığı var. ‘Sıra arkadaşım Suriyeli o yüzden ben o okula gitmeyeceğim’ diyor. Fabrikada bu daha da vahim bir noktada. Herkes patlamaya hazır durumda. İşçi işten çıkarılmasının sebebi olarak Suriyelileri görüyor, esnaf iş yapamamasının sebebini yine Suriyelilerde görüyor. Kimse burada devletin uyguladığı politikaları sorgulamıyor. Tüm öfkesini Suriyelilere döndürmüş durumdalar. Bu süreç beni korkutuyor.”

BİZİM DE ARTIK SÖYLEMENİN ÖTESİNE GEÇMEMİZ GEREK

Seçim sonrası zam furyasına dikkat çeken bir işçi “Bizim kayıplarımız ve yaşam koşullarımız her geçen gün ağırlaşıyor. Ama şu an sözleşmeyle ilgili var mı bir tartışma derseniz pek yok. Kendi aralarında insanlar konuşuyor yüzde 25, 30’un altına kesinlikle imza atılmasın diye. Fakat benim görüşüm bu sözleşme para konusuna gelmeden tıkanacak gibi. İdari maddelerde anlaşma sağlanamayacak gibi. Tamamlayıcı sağlık sigortasını MESS istemiyor buradan bir baskı oluşturacaklar ve sözleşmenin tekrar 3 yıla çıkarılması gündeme gelecek. Türk Metal’in vergi dilimini yüzde 15’e sabitleyip geri kalanını patrona bırakacak diye söylüyor temsilciler. Ne kadar doğru yanlış bilmiyorum” dedi.

MÜCADELE ETMEZSEK BİZİM İÇİN HİÇBİR ŞEY İYİ OLMAZ

Pazara markete gidip rahat rahat alışveriş yapmayı özlediklerini söyleyen bir başka işçi “Bir şey alırken iki üç kere düşünüyoruz. Yaz geldi doğal gaz faturası yok diyoruz ama okullar tatil oldu çocukları yaz boyunca nasıl evde tutacağız... Mecbur çocuklarla bir yere gitmek gerek. Masraflar anlayacağınız hiç azalmıyor, katlanarak büyüyor. Biz de bin takla atarak ay sonunu getirmeye çalışıyoruz. Bu sözleşmede memnun edici bir sonuç bekliyorum. Düne kadar hükümet ‘Ne krizi, kriz mriz yok diyordu. Bugün sözleşmede sendika veya patron kriz var beklenti yüksek olmasın diye sakın bize gelmesin. Ben ay sonunu ayın ilk haftasında başlayarak nasıl getireceğim diye düşünmek istemiyorum. Bizim de artık bunları söylemenin ötesine geçmemiz gerek. Eğer biz iyi bir sözleşme için mücadele etmezsek, herkes kendi bölümünde bunları dillendirmezse, kararlı olduğunu göstermezse hiçbir şey bizim için iyi olmaz” dedi.

ÖNCEKİ HABER

Ankara Büyükşehir Belediyesinden Gökçek'e güvenlik kamerası ihtarı

SONRAKİ HABER

Esenyurt'ta metrobüste yangın

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa