30 Haziran 2019 17:05

Kanka naber ya?

Tek adamın sınıfsal olarak durduğu nokta ve gençliğin gelecek kaygıları birbirinin tam karşısında duruyor.

Kaynak: Max Pixel

Paylaş

“Kanka” kısaca kan kardeşi anlamına geliyor. Günlük dilde hemen herkesin birbirine söylediği, arkadaş olmayı, yakın dost olmayı ifade eden bir sözcük.

İstanbul’da tekrarlanan seçimde, Binali Yıldırım çıkıp “gençler benim kankam” dedi.

Bu “kanka”lık ilanını anlamak; “her şey çok güzel olacak” sloganını doğru temelde değerlendirmek ve geleceği kazanmak için gençliğin üzerine düşen sorumlulukları kavrayabilmek için oldukça önemli.

Neredeyse her üç gençten birinin işsiz olduğu,

Her dört gençten birinin istatistiklerde kayıp (ne işte ne eğitimde) olduğu,

Üniversiten mezun olanının binlerce liralık kredi borçları altında olduğu,

İstediği eğitimi istediği düzeyde alamadığı,

Sosyal kültürel talepleri karşısında baskıcı tek adam yönetiminin olduğu bir tablodan bahsediyoruz.

Bugün 15-25 yaş arasında olan gençliğe “eskiden ülkenin içinde olduğu durumu biliyor musunuz” sorusunu sorup bizimle “2023’e, 2071’e yürüyün” diyen tek adam ve onun sözcüleri, genç zihinlerde AKP iktidarında yaşanan karanlıktan başka bir şey canlandıramıyor. Eski zaman dedikleri gençlik için zaten AKP’nin 17 yıllık iktidarı!

Tek adamın sınıfsal olarak durduğu nokta ve gençliğin gelecek kaygıları birbirinin tam karşısında duruyor.

10 GB İLE KANKALIK

İşsizliğe, yoksulluğa ve gelecek kaygısına cevap verebilecek bir sınıfsal pozisyonları olmadığı için 10 GB internet vaatleri Binali Yıldırım gençler ile “kanka” olmasına yetmedi.

Ki zaten tekelci kapitalistlerin yerli işbirlikçileri ile sınıfsal çıkarlar gereği gençlik “kanka” olabilecek bir toplumsal kesim değil! Birleşse tek adam karşısında birleşecek olan gençlik kesimlerinin genişlediği bir zemin var şimdi. Bu genişlemenin en temel noktasının giderek derinleşen ekonomik kriz olduğunun da altını çizelim.

Şimdi “kankalık” ilanının ardında yatan iktidarın gençlik hesaplarını bir kez daha hatırlatmakta fayda var: kapitalistlerin önüne ucuz emek sömürüsü olarak milyonlarca genci atmanın peşinde. Üstelik tüm kazanılmış haklardan mahrum bırakarak, esnek çalışma ile hiçbir iş ve gelecek güvencesi olmadan. Üstelik emperyalist hayalleri için harcayabileceği taze güç deposu gibi değerlendirerek.

TOKADI VURAN BİZLERİZ

Sosyal kültürel ve demokratik talepler, gençliğin bugünden ve gelecekten beklentisi ile tek adam yönetiminin yürüdüğü yol arasındaki makas farkı daha büyük bir hızla açılmaya devam ediyor. Gençliğin içinde bulunduğu durumun sebebi bu kapitalist emperyalist sistem ise muhatabı da bu sistemin ülkedeki bekçiliğini yapan tek adam yönetimi.

Ve gençlik sıkışmış bulunduğu bu tablo içinde muhataba gereken cevabı verdi. Ki bu cevap işçilerin, emekçilerin, İstanbul halkının verdiği cevapla birleşti ve tek adam yönetimine bir halk tokadına döndü. Ancak bir tokatla ne sorunlar çözülebilir ne de yönetenlerin programı ile yönetilenlerin beklentileri arasındaki makas söküp atılabilir.

MAKAS SİZİN OLSUN

Bize makas lazım değil, yönetenin de yönetilenin de kendimizin olacağı bir halk iktidarı lazım. Ki mevcut koşulların değişmesi ve geleceğin kazanılması için gereken mücadele hattı kapitalist emperyalizme karşı sınıf mücadelesi hattıdır. Öyleyse şimdi bu hatta birleşmek, bulunduğumuz yerlerden bu hattı güçlendirmek en önemli görevdir.

Tek adamın aldığı yenilginin ortaya çıkaracağı siyasi ve ekonomik sonuçlar, gençliğin en temel taleplerinde somut kazanımlar el edebileceği, en geniş birlikleri sağlayabileceği bir zemin sunuyor.

Somut kazanımlar için birleşmekten başlayalım. Ekonomik krizin, bölgesel savaş tehditlerinin gölgesinden bir ses çıkaralım;

Taleplerimizden bir adım bile geri atmadan,

Tam bağımsız ve demokratik bir ülke için ,

Yönetiminde söz hakkına sahip olduğumuz ve bizim ihtiyaçlarımıza göre şekillenen yerel yönetimler için,

Ekonomik krizin faturasını ödemeye devam etmemek için

her olanağa dört elle sarılmalı ve güçlerimizi birleştirmeliyiz.

GÜVENİMİZ KENDİMİZE

Ücretsiz barınma, ulaşım, beslenme, sağlık hakkı, temel tüketim maddelerinde indirim, KYK kredi borçlarının silinmesi, sosyal/kültürel ihtiyaçları karşılayacak ve yönetimlerinin gençlerde olduğu spor, kültür merkezleri kurulması... Tek adam yönetiminin “kanka” yalanlarının ardındaki sömürü ve savaş koşullarının karşısına geleceğimizi kazanmak için dikilelim.

Bunun için gereken güveni başkasında aramaya gerek yok. Güvenimiz kendimize, kendi sınıfımıza olmalı. Çünkü tokadı vuran bizleriz, sandığın ardından sokakları, geleceği kazanma için bir adım ileri çıkalım; taleplerimizi somut kazanımlara çevirmek için harekete geçelim.

Evrim okumalarında, politik iktisat tartışmalarında, kadın çalışmaları atölyelerinde, satranç turnuvalarında, dans gösterilerinde, sinema günlerinde, müzik dinletilerinde buluşalım.

Bu buluşmaları ülkenin dört bir yanına götürelim.

Şehir meydanlarında kutlama yapma keyfi belki İstanbullu “kankalara” düştü ama attığımız tokadın etkilerini birlikte büyütme keyfi Tüm Türkiye gençliğine düşecek!

Bu arada kanka naber ya?

 

ÖNCEKİ HABER

İstanbul seçiminin ardından

SONRAKİ HABER

CHP Grup Başkanvekili Özel: 15 Temmuz için toplanan bağışlar nerede?

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa