30 Haziran 2019 14:56

E şimdi ne olacak?

“Nasıl bir gelecek beni bekliyor?” kaygısı uzun yıllardır gençliğin duyduğu en büyük kaygılardan. Bugün giderek derinleşen kriz ile birlikte bu artık bir “gelecek”değil “bugünün” kaygısı olmuş durumda

fotoğraf:pexels

Paylaş

 Meri KELLECİ

Hacettepe Üniversitesi

 

Kat kat yığılı notlar, uykusuz geceler, içilen onlarca bardak kahveler, uzun ve bir o kadar yıpratıcı finallerin ardından gelen mezuniyet telaşı. Birçoğumuzun aklında ise tek bir soru: E şimdi ne olacak?

Bu soru elbette ki sadece mezuniyet sonrası kafamızı kurcalamıyor; mezun olan, olmayan tüm öğrencilerin ortak sorusu bu.

BUGÜNÜN KAYGISI

“Nasıl bir gelecek beni bekliyor?” kaygısı uzun yıllardır gençliğin duyduğu en büyük kaygılardan. Öte yandan bugün giderek derinleşen kriz ile birlikte bu artık bir “gelecek” değil “bugünün” kaygısı haline gelmiş durumda. Yemekhane-kantin zamları, kırtasiye masraflarının devasa boyutlara ulaşması gibi gençliğin günlük hayatını zora sokan kriz koşulları etkisini arttırmaya devam ediyor. Öyle ki okulların kapanmasıyla birlikte maddi sıkıntılar yüzünden birçok genç yaz okuluna gidemiyor ve bunun için çalışmak zorunda kalıyor, sınava girecek parayı bulamıyor.

Elbette bu ekonomik sıkışmışlığın yarattığı gelecek kaygısı -ya da toptan bir hayatın şimdiden kaygısı- beraberinde ne yapılmalı sorusunu temeline alan bir çözüm arayışını da beraberinde getiriyor. Öyle ki son günlerde karşımıza, gençliğin bu durumundan bihaber, “Önce kendini geliştireceksin, boş durana iş yok. Yanındakini boş ver, sen kendine bak.” zırvalığını çözüm olarak gören ve buradan gençliği “elindeki imkânı” değerlendirmemekle suçlayan iki örnek çıkıyor: Gülse Birsel ve Cem Seymen.

SIKIŞTIĞIMIZ ÇARKLAR ARASINDA

Bu anlayışın her taraftan gençliğe empoze edilmeye çalışıldığı bir gerçek. Hayatımızın ilk yıllarından beri yanımızdakiyle yarışmamızın istendiği sınavlarla, üniversitelerde kariyer etkinliklerinin desteklenmesiyle hükümet; ancak çok çalışarak zengin olabilirsin görüntüsü altında kendi sömürüsünü gizlemeye çalışan kapitalizmin kendisi gençlik içerisinde bu düşüncenin yaygınlaşmasının ön koşullarını sağlamaya çalışıyor.Bu iki örnek var olan bu maddi koşullarda, gençlik krizin yükünü en ağır biçimiyle yaşarken, tüm sorumluluğu doğrudan gençliğe yüklemesiyle gençlik içerisinde büyük bir tepki topladı.

GENÇLERİN GERÇEKLİĞİ

Bu iki “nasihate” verilen tepkiler zaten durumun yakıcılığını ortaya koyuyor. Sertifika, birden fazla dil öğrenme, sınavlardan yüksek puan alma, iyi bir ortalama vs. gibi başarının temeli olarak gençliğe görev biçilmiş ve “iyi gelecek” formülü haline gelmiş bu “görevleri” yerine getiren gençlerin hâlâ bir iş bulamamaları, KPSS puanına göre değil, mülakatta dayalı atamaların olması ve buralarda dönen adaletsizlikler, çalışma zorundalığının artık okuyabilmenin dahi önüne geçmesinden kaynaklı “fark yaratamayan”*gençler bu tepkiler arasında. Var olan tüm bu tablo aslında bize gösteriyor ki bu zamana kadar “Çalışmayana ekmek yok.”söylemiyle önümüze sunulan bireysel kurtuluş olanakları ne bir çözüm ne de bir kurtuluş.

“FARK YARATACAĞIMZ” BİR GELECEĞE

Var olan tüm bu gerçekler gözetilmeden söylenen sözlere karşı biz biliyoruz ki ekmek ne aslanın ağzında ne midesinde; ekmek gençlik için giderek silikleşen, görünmeyen bir durumda. Ve yine biliyoruz ki gençliğin gelecek sorunu ne bireysel olarak mücadele ederek ne de daha çok çalışma daha çok fark yaratmayla çözülecek şeyler.

Yapılması gereken hepimizin hayatın her alanında verdiği bu bireysel mücadeleyi birleştirip bunu karşımızdaki örgütlü güce karşı büyütmek, örgütlü bir hale getirmek. Karşımıza dikilen bu karanlık tablonun renklenmesi ve “fark yaratacağımız” bir gelecek bizim elimizde.

Son olarak Yıldız Teknik Üniversitesi Emek Gençliğinin 1 Mayıs dövizine yazılanı hatırlayarak biz de buradan cevabımızı vermiş olalım; Birleşip yükselmek, yükselip birleşmekten daha iyidir.

 

 

*https://twitter.com/cemseymen/status/1138545681419911169

 

 

 

ÖNCEKİ HABER

Hocam sizin “film”lerde hiç sınıf kavramı geçiyor mu?

SONRAKİ HABER

Hakkari'de mayına basan asker yaşamını yitirdi

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa