29 Haziran 2019 16:24

Gurur ve Önyargı Üzerine

Elizabeth Bennettʼın bir baloya gitmesiyle başlayan uzun soluklu hikayesi...

Paylaş

Kağan ERDÖNMEZ

Bakırköy Anadolu Lisesi

Hemen hepimiz farkındayızdır ki “kadın hakları” kültürümüzün nispeten yenice önem kazanmış bir parçasıdır ve kısa bir süre öncesine kadar kadınlar, sosyal statü veya ekonomik refah için ailelerince –rızaları olsun ya da olmasın- evlendirilmek zorunda bırakılmışlardır. Şahsen Gurur ve Önyargıʼyı ilk okuyuşumda bu durumun ne kadar korkunç olduğunu bambaşka bir perspektiften görme şansına kavuşmuştum ve rahatlıkla eserin üstümde unutması güç bir etki bıraktığını söyleyebilirim.

İlk olarak kitabın yazarı Jane Austenʼdan bahsetmek istiyorum sizlere. 18. Yüzyılda, İngiltereʼde doğmuş yazar. Konumuz olan romanı da dahil hemen her eserinde görülen bir konu vardır ki bunun üzerinde gayet başarılı ve unutulmayacak eserler vermiştir: kadınların adeta bir ticari ürünmüşçesine evlilik adı altında satılması. Hayatı ve kişiliği hakkında bilinen hemen her şey, mektuplarından çıkartılmış bilgilerdir ve maalesef bunlar değerli yazara dair yüklü bir birikime tekabül etmemektedir. Kendisinden uzunca bahsetmeyi ne kadar çok istesem de sizleri bu kısa biyografiyle yeterince sıktığımı sanıyor ve asıl konuma geçiyorum: Elizabeth Bennettʼın bir baloya gitmesiyle başlayan uzun soluklu hikayesine.

EVLİLİKLERİN ARDINDA YATANLAR...

“Gurur ve Önyargı” romanı yazarın yaşadığı dönemde, İngiltereʼde geçiyor. Her şey baş karakterimizin ikamet ettiği bölgenin yakınlarındaki Netherfield Park Konağıʼnın kiralanmasıyla başlıyor. Kitabın diğer ana karakteri Bay Darcy ve yakın arkadaşı Bay Bingley, bir balo düzenliyorlar ve baş karakterimizin annesi Bayan Bennett, ailenin en büyük kızı ve Elizabethʼimizin ablası olan Janeʼi varlıklı Bay Bingley ile evlendirmek umutlarıyla tüm kızlarını toplayıp baloya götürüyor. Sayfalarca anlatabileceğimiz bir akışın ve romandaki tüm karakterleri analiz edebileceğimiz olayların geliştiği olayları burada anlatmamız mümkün olmasa da, bu romandan çıkarılacak mesajın ne olabileceğine dair birkaç şey söyleyebiliriz. Hepimiz gurur ve önyargının negatif olgular olduklarını biliyoruz zaten, o yüzden buna odaklanmaktansa daha sosyolojik bir yaklaşım almak istiyorum. Girişte de belirttim bunu, hepimiz zaten kadınların yakın geçmişe kadar –ve dünyanın bazı yerlerinde bugün bile- hor görüldüklerinden haberdarız, ancak Jane Austenʼın bu unutulmaz eseri bu durumu bizler için materyalize ediyor ve aklımızda gerçekçi bir resmini çizebileceğimiz karakterlerin hikayesi şeklinde sunuyor. Örneğin ailenin küçük kızının Bay Wickhamʼla kaçtığı bir bölüm var kitapta, eğer kitabı okuyacak olursanız başta hem Lydiaʼya hem Bay Wickhamʼa lanetler yağdıran Elizabethʼin annesi Bayan Bennett, Lydia ve Wickhamʼın evlilikleri kararlaşınca kızına inanılmaz bir aşkla bağlanıyor tekrardan. Kitabın ortalarında yine Bayan Bennett henüz Elizabeth ile evlenmek isteyen kuzeni Bay Collins'i el üstünde tutarken Bay Collins, Elizabethʼin reddi üstüne başkasıyla evlenme kararını açıklayınca kendisini çekememeye başlıyor. Kitapta anlatılan neredeyse her ebeveyn, evlilik makamına bir “vurgun” gözüyle bakıyor. Bay Darcy ve Elizabethʼin evliliğini engellemeye çalışan Bay Darcyʼnin teyzesinin bunu yapmaktaki amacı anlattığı gibi Elizabethʼin ailesinin avam olmasından ziyade Bay Darcyʼi kendi kızıyla evlendirip miraslarını birleştirmek istemesi mesela.

ROMANDAN BUGÜNE...

Geçmişte yaşanan olayları yerden yere vurmak hepimiz için kolaydır. Pekala bugün biz bunu aşmayı başardık mı? Türkiye için konuşmuyorum, tüm insanlık için söylüyorum bunu. Keza Türkiyeʼde bile “Benim kızımı ne doktorlar, ne mühendisler istedi de vermedim.” gibi bir söylev yok değil. Kuzey Afrika ülkelerinin önemli bir kısmında kadınlar hala temel insan haklarından mahrum bırakılıyor. Amerika'nın bazı eyaletlerinde bu yazıyı yazışımdan bir hafta kadar önce kürtaj -neredeyse tamamen erkeklerden oluşan meclisler tarafından- yasaklandı. Başka bir ülkenin yönetim biçimini beğenmediği için ambargolar uygulayan “Özgür Dünyaʼnın Liderleri” korkarım ki insan nüfusunun yarısını oluşturan bir gruba petrole verdikleri önemi vermek istemiyorlar. Çok kısa süre önce televizyonlarımız mini etek giydiği için tekmelenen bir kadın haberiyle dolmuştu. Yakın tarihte defalarca kez tecavüz ve taciz gibi yüz kızartıcı suçların faillerinin “iyi hal indirimi” aldıklarını, hatta suçsuz yargılandıklarını gördük. Hemen hemen her anayasal yönetimde kadın ve erkek eşit görülse de dünyanın bazı yerlerinde bu kanı sosyal anlamda kabul edilmiş değil. Fikrimi soracak olursanız bu, herkes için utanç duyulası durumdur. İnsanları büyücülükle suçlayıp mahkemesiz diri diri yakan herhangi ortaçağ sakinine yakışacak şekilde davranılıyor kadınlara. Önümüzdeki yıllarda NASA Ayʼa kadın astronot gönderme planları yaparken dünyanın bazı yerlerinde bunların yaşanması korkunç, hatta iğrenç geliyor. Ancak elbette, ne düşüneceğinizi biçimlendirmek haddimi fazlasıyla aşar. O yüzden sizde de bende yarattığı etkiyi yaratması umutlarıyla sizleri Jane Austenʼın harika romanını okumaya davet ediyor, iyi okumalar diliyorum

ÖNCEKİ HABER

Devlet ile servet

SONRAKİ HABER

"Bakur Belgeseline ceza sinema tarihine kara lekedir"

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa