27 Mayıs 2019 18:42

Dışarıdan baksan kat kat cila, içeriyi kemiren tahtakuruları *

Hadi ucundan kazıyalım bu cilayı gençliğin bulunduğu taraftan. Ne var altında?

Kaynak: Max Pixel

Paylaş

Kat kat cilalı bir saray, o sarayın politikalarını belirleyen ihtişamlı fabrikaların sahipleri, yetmiş yedi katlı gökdelenlerin tepelerinden bakıyor sahibi oldukları ülkeye...

Peki, o tepelerden görünen manzara güneşli bir gün batımı mı? Yoksa yükselen dalgaların habercisi olduğu fırtınalı günler mi?

İstanbul seçimlerinin iptali ile şimşekler çakıyor; tek adam rejimi seçimleri iptal etmekle çok şeyi kendisi için zor zamanlarda göze aldı çünkü.

Ekonomik reform paketi krizi derinleştirme tutumunda ısrarı gösteriyor. Ülkenin göbekten bağlı olduğu emperyalist politikalarda da havalar bulutlu; ABD-Çin gerilimi yükseliyor, Rusya’dan alınan S-400 füzeleri büyük patronun sinirlerini germeye devam ediyor, dış politikada işler sarpa saralı çok olmuştu da bu sarpa sarma durumu giderek daha feci bir hal alıyor...

Dış politika sarpa sardı da içeride de sarayın çelişkilerini derinleştiren politikalar da birer tahtakurusu gibi...

TÜSİAD’dangelen açıklamalar;  “bizim dediğimiz hatta yürümezsen oyuncu değiştiririz dikkat et” demeye getiriyor sözünü.

“Devletin tüm kurumları elinde, çok güçlü, beğenmediği sonucu bile değiştiriyor adam” değerlendirmelerini duyuyoruz sıkça, bazen iş yerinde bazen kantinde bazen otobüste...

Evet devletin tüm kurumları tek adama bağlı, YSK aracılığıyla seçimlerin iptal ettirilmesi güç göstergesi anlamına mı gelir? Yoksa sarayın cilaları mı dökülüyor?

1000 odalı sarayın sahibi içinde bulunduğu bu zor dönemin içinde işçi sınıfını ve onun gençliğini harcama hesabında. Kendisini böyle sıyırabileceğini düşünüyor. Ekonomik reform paketinden, eğitim sistemindeki değişikliklere kadar bakınca çok açık ve net iktidarın kendini sıyırma derdi.

Ama kolay mı bu işler bu kadar?

Seçimin yenilenmesi yeter mi zayıflıklarını tamir etmeye?

Tek adamın bu sıyırma planlarını uygulamasının önündeki engeller gün geçtikçe güçleniyor. Seçim yenilenmesinin tamire yetmeyeceği açık.

Ama bu engellerin güçlenmesi gençliğin harcanmaması için yeterli mi?

Bu sorunun cevabını kestirmeden verelim; yeterli değil. 

Kapitalist sistemin işleyiş yasaları hep genç kuşakları harcamanın derdindedir; kendileri için, kendi iktidarlarının devamı için, genç emeğin ucuz sömürüsünü “cilalı” gelecek hayalleri ile birlikte satar, gençliğin kendi kurtuluşu için örgütlenmesinin ve mücadele etmesinin önünü, gençliği kendi politikalarına yedekleyerek kesmek isterler.

İşte tam da bu nedenle, bu sistemin Türkiye’nin yönetiminde bulunan temsilcisinin kendi iç çelişkileri bağlamında zayıflamış olması yeterli olmaz.

Bu zayıflığı derinleştirecek, onu defedecek olan yığınların mücadelesi olabilir. Bu mücadelenin güçlenmesi için seçim tek başına yeterli gelmez. Bu tahtakurulu düzeni hedef alacak bir mücadele için birleşmek, cilaların arkasında boyaları dökülen tek adam rejimini alaşağı etmek için örgütlenmek gerekir.

Hadi ucundan kazıyalım bu cilayı gençliğin bulunduğu taraftan. Ne var altında?

Ekonomik krizin yüklerini kabul etmek istemeyen sesler yükseliyor; tek adamın demokratik hakları gasp etmesine itirazlar yükseliyor...

E haydi, girelim kol kola bu itirazları birbirine kenetleyelim, tek adam rejiminin karşısında kenetlenmiş, güçlenmiş olarak mücadele edelim. Ne cilaları ne tahtakuruları... Şimdi bize lazım olan kendi birliğimiz, kendi gücümüz!

 

* Adamlar/ZombilMahalişarkısından alıntı

ÖNCEKİ HABER

Eğitim Sen'den İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğüne: Yandaş tutumunuzdan vazgeçin

SONRAKİ HABER

Meclis'te bu hafta 'Askeralma Kanunu' görüşmelerine devam edilecek

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa