18 Nisan 2019 17:23

Açlık Grevlerini İzleme Heyeti: Mahpuslar duyarlılık bekliyor

Cezaevlerinde devam eden açlık grevlerini izlemek üzere oluşturulan Açlık Grevlerini İzleme Heyeti, Evrensel’i ziyaret etti.

Fotoğraf: Evrensel

Paylaş

Öcalan’a dönük tecridin kaldırılması talebiyle başlatılan açlık grevlerini izlemek üzere oluşturulan heyet, Evrensel’i ziyaret ederek sürece ilişkin bilgi verdi. Açlık grevine başlayan mahkum sayısının yaklaşık 3 bine ulaştığını ve bugüne kadar 8 kişinin yaşamına son verdiğine dikkat çeken heyet, açlık grevlerindeki mahpusların kamuoyu desteğine ihtiyacı olduğunu ifade etti.

İçerisinde İHD İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri, İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi Murat Ekmez, SES Anadolu Şube Eş Başkanı Erdal Güzel’in de yer aldığı Açlık Grevlerini İzleme Heyeti, açlık grevlerinde gelinen sürece dikkat çekmek için Evrensel’i ziyaret etti. Heyetin İstanbul’da kurulduğunu Marmara bölgesindeki hapishanelerde yaşanan açlık grevlerini takip ettiklerini ifade eden İHD İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri, “İstanbul Tabip Odası, SES İstanbul Şubeleri, İHD İstanbul Şubeleri ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nın da içerisinde olduğu bir izleme heyeti” dedi.

Süreci izlemek üzere heyet olarak yaptıkları tüm başvuruların Adalet Bakanlığı tarafından reddedildiğini ancak avukatlar aracılığıyla 5 hapishane ziyareti gerçekleştirdiklerini belirten Yoleri, “Ziyaretler üzerinden başka bir duyarlılığa ve çalışmaya ihtiyaç olduğunu tespit ediyoruz. Bunlardan en önemlilerinden bir tanesi kamuoyu duyarlılığı. Bunun önemi mahpusların talebi üzerinden ortaya çıktı. Çünkü mahpuslar ciddi bir sessizlikten yakınıyorlar. ‘Toplumda büyük bir sessizlik var, hükümet bizi duymuyor, bizim talebimiz bu ülkede hukukun uygulanması talebidir’ diyorlar. Dolayısıyla bu kadar meşru ve hukuki bir talebin bile görmezden gelinmesi ve sahipsiz bırakılması karşısında büyük bir kaygı yaşıyorlar. Bu kaygı ya da moral bozukluğu da onların başka eylemlere yönelmelerini gündeme getirdi. Bugüne kadar 8 kişi yaşamına son verdi” dedi.

Yaşamına son verme eğiliminin halen ortadan kaldırılamadığına dikkat çeken Yoleri, “Bu eğilimin kırılabilmesinde medyanın rolü çok önemli. Çünkü bütün memlekette ya da uluslararası alanda bir hareket varsa bir duyarlılık varsa bunun görünür olması ancak basın yoluyla onlara ulaşabilir. Gerçi bu noktada başka sorunlar çıktı karşımıza. Belli televizyon kanallarını izleyebiliyorlar. Radyoları toplatılmış durumda. Gazeteler sınırlanmış durumda. Özellikle Yeni Yaşam gazetesi hiç verilmiyor. Evrensel, Birgün, Cumhuriyet gazetelerini talep ediyorlar. Ancak Birgün gazetesini vermişler, Evrensel gazetesini geciktirmişler. En son Gebze’den aldığımız bilgi bayideki sayı kadar gazete verildiği. Bayiye bir gazete gidince bütün hapishaneye 1 tane gazete giriyor” diye konuştu.

AMACIMIZ YAŞAM HAKKININ KORUNMASI

Açlık grevleri haberlerine daha çok yer verilmesi gerektiğini ifade eden Yoleri şöyle devam etti:

“Dışarıda onların yükünü alacak bir sese ihtiyaç var. Yani açlık grevlerini destekleyen yayınlardan bahsetmiyoruz. Zaten bizim heyet olarak öyle bir önermemiz olmadı. Bugün de öyle bir önermemiz yok. Açlık grevinde olanların yaşam hakkının korunması ve bu ülkede hukukun uygulanması gerektiği noktasında bir duyarlılık oluşmasını istiyoruz.”

16 Aralık’ta başlayan grubun 15 ile 20 arasında kilo kayıpları olduğuna dikkat çeken İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi Murat Ekmez de şunları aktardı:

“125 gün oldu. 16 Aralık’ta başladı ilk grup. Bazı mahpusların açlık grevindeki son aşamaya vardığı yönünde. Sadece kilo kayıpları değil sorun olan, mahpuslar artık sıvı alamama, ateşlenme, çeşitli enfeksiyonlar, yürüyememe ve yatağa bağımlı hale gelmiş durumda. Bu insanların düzenli takibi de yapılmıyor. Biz İstanbul Tabip Odası, Türk Tabipler Birliği üzerinden de yapılan başvurulara hiçbir şekilde olumlu yanıt verilmedi. O yüzden şuana kadar konuştuğum şeyler avukatların aktardıkları şeyler. Bunların bir çoğu hekim tarafından görülmüş bile değiller. Tüm bunlarla birlikte açlık grevindeki ölüm riski tek başına gün sayısı ile ilişkili bir durum değil. Yani geçmiş açlık grevleri deneyimleri bizi 30’uncu günde de 1 mahpusun ölebildiğini gösterdi. Bu tamamen yapısal şeylerle ilgili. Kamuoyunda şu kadar günde bir şey olmaz, şu kadar günde bir şey olur algısı var. 1 Mart’tan sonra başlayan süreç bile 45 günü geride bıraktı. Bu bile kendi içerisinde bir problem. Cezaevleri zaten beslenme olanakları açısından, sağlığa ulaşım olanağı açısından oldukça kısıtlı yerler. TTB’ye İstanbul Tabip Odası’na yapılan yüzlerce başvuru var bu şekilde. Sağlık birimlerine ulaşmak istedikleri halde hekime götürülmeyen bir sürü mahpus var. Kronik hastalıkları olan bir sürü mahpus var. bunlar da açlık grevlerine girmiş durumda. O yüzden ölüm dediğimiz şey her an gerçekleşebilecek şey.”

TECRİT BİR İNSANLIK SUÇUDUR

Tecritin bir insanlık suçu ve işkence olduğunu söyleyen SES Anadolu Şube Başkanı Erdal Güzel de şöyle konuştu:

“Gelinen noktada 8 kişi hayatına son verdi. Bu durumun normalleşebilmesi için bu süreci sahiplenmek gerekir. Bizim yaptığımız da bu. Biz insanların ölmesini istemiyoruz. Ama içeride ciddi bir durum var. Yaklaşık 3 bin kişi açlık grevinde. Buna karşı hem kamuoyunu bilgilendirme hem de duyarlı bir hale getirmemiz gerekiyor. Tarafların hızla görüşüp bir şekilde çözmesini talep ediyoruz.” (İstanbul/EVRENSEL)

ÖNCEKİ HABER

CHP’li Tutdere: Adıyaman vadedilen katı atık tesisini bekliyor

SONRAKİ HABER

Avesta Yayınları'nın bir kitabı yasaklandı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa