08 Nisan 2019 04:59

Libya: Türkiye-Katar ittifakı ile Suud blokunun savaşı

Libya'da arkasında farklı uluslararası güçler olan hükümetlerin orduları karşı karşıya. Hafter'in ordusu, başkent Trablus'u kontrolüne almak istiyor.

Fotoğraf: Magharebia/Wikimedia Commons(CC BY 2.0)

Paylaş

 Ali KARATAŞ / Yusuf ERTAŞ

Muammer Kaddafi’nin devrilmesinden beri bir türlü durulmayan Libya’da önemli gelişmeler yaşanıyor. General Halife Hafter komutasındaki askeri güçler, başkent Trablus’u almak için askeri operasyon başlattı. Operasyonla ilgili değerlendirmelere geçmeden önce Libya’daki durumu kısaca hatırlayalım:  

Libya, Kaddafi’nin devrilmesiyle beraber bugüne kadar devam eden bir iç savaşa sürüklendi. Şu an ülkede iki hükümet ve iki parlamento mevcut.

Bunlardan birincisi Fayez Saraç hükümeti. Ulusal Mutabakat Hükümeti olarak da adlandırılan bu hükümet başkent Trablus ve çevresine hakim. Batı ülkeleri ve Türkiye bu hükümeti tanıyor ve aşiretler tarafından oluşturulan Zintan Tugayı bu hükümeti destekliyor. Libya’da var olan diğer hükümet ise Abdullah Sini Hükümeti. Bu hükümet ülkenin doğusuna ve güneyine hakim. Kaddafi’nin öldürülmesinden sonra ülkeye dönen General Halife Hafter’e bağlı silahlı güçler tarafından destekleniyor. Ülke olarak da Mısır, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin finansman sağladığı iddia ediliyor.

TRABLUS; İTTİFAKLAR ARASINDAKİ SAVAŞ

Arap dünyasının önemli gazetelerinden Rai al Youm, başyazısında, General Halife Hafter’ın başkent Trablus’a saldırmasının zamanlamasına dikkat çekti. Gazete saldırı için, “Katar’ın kuşatma durumunda olduğu ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın halk desteğinin düştüğü bir zamanda geldiğine" dikkat çekti, “Saraç Hükümetini destekleyen Erdoğan bu dönem ülkesindeki ekonomik krizle ve ABD ile S-400 füzeleriyle ilgili ihtilaf yaşıyor” dedi. Gazete, Hafter güçleri ile Fayez Saraç Hükümeti arasındaki savaşın aslında Türkiye-Katar ittifakı ile Suudi önder

liğindeki bloğun arasında bir mücadele olduğunu vurguladı.

HAFTER’İN AMACI LİBYA’NIN KURTARICISI OLMAK

Libya’daki gelişmelerle ilgili dikkat çekici bir makale Al Monitor internet sitesinde yer aldı. Sitede yer alan makalesinde Jason Pack, Libya’daki iç savaşla ilgili olarak dikkat çekici değerlendirmelerde bulundu. Pack, “Libya’nın savaşı oldukça sıra dışı özelliklere sahip: düşük ölüm oranları, yüksek silah dağılımı, iki hükümet (her ikisi de egemen olduklarını iddia ediyor), savaş güçlerinin aşırı parçalanması ve savaşçıların her iki tarafına ödeme yapan aynı merkez bankası” diye yazdı.

Pack, General Hafter’in Trablus’u almaya yönelik operasyon başlatmasındaki amacı “Libya’nın kurtarıcısı olarak kendisine destek veren popüler bir temel oluşturmak ve Birleşmiş Milletler destekli siyasi sürece bir alternatif yaratmak” olarak özetledi.

CEZAYİR’DE MÜDAHALEYE HALK TEPKİSİ

Suudi bloğunun başta Libya olmak üzere bölge ülkelerine müdahaleleri, Cezayir’de halkın tepkisine neden oldu. Halife Hafter’in Libya’nın başkenti Trablus’a saldırı emri vermesinin ardından Cezayir’deki kitlesel gösterilerde Hafter’e destek veren BAE ve Suudi Arabistan karşıtı pankartlar taşınması dikkat çekti. Başta Suudi Arabistan olmak üzere Körfez ülkelerinin Kuzey Afrika ülkeleri Fas, Cezayir, Libya ve Tunus’a yönelik politikaları içişlerine müdahale olarak değerlendirilmekte ve tepkilere yol açmakta. Daha önce de Suudi Arabistan’ın Batı Sahra ile ilgili açıklamaları Fas-Suudi Arabistan ilişkilerini kopma noktasına getirmişti.


TRABLUS SALDIRISI BÖLGESEL REKABETLERİN BİR YANSIMASI

Rai Al Youm
Başyazı

Libya’da yenilenen savaş, yalnızca Halife Hafter’ın önderlik ettiği Libya Ulusal Ordusu’nun (LNA) güçleri ile Fayez Saraç’ın başkanlık ettiği uluslararası alanda tanınan hükümetin güçleri arasında değil. Aynı zamanda Katar-Türkiye ittifakını temsil eden el Cezire TV kanalı ile Hafter’i destekleyen ve Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Mısır ile Bahreyn’den oluşan koalisyonu temsil eden el Arabiya kanalı arasındadır.

Başka bir deyişle, Libya’da sahadaki kanlı çatışmalarla birlikte bir propaganda savaşı sürüyor. Her iki taraf da kazananın yeni ve birleşmiş bir ülkenin lideri olarak ortaya çıkacağını düşünüyor. Ancak, durumun karmaşıklığı ve ganimetlerin tamamı veya bir kısmı için rekabet eden bölgesel ve uluslararası güçlerin müdahalesi nedeniyle istikrarın sağlanması zor.

Libya ile ilgili olarak bugünlerde çeşitli ülkelerin yayınladığı açıklamaların ortak bir yönü var. Hepsi gelişmekte olan durum hakkında endişe duyuyorlar. Ancak bu bahane, terörizmle mücadelede kisvesi altında Hafter ve güçlerinin Trablus’ta ilerlemesini desteklemek için açıklanmamış bir tutumu gizliyor.

HAFTER’İN DESTEK TURU

General Hafer, dikkatlice hesaplanan bir zamanda harekete geçti. İlk kurşunu başkente atmadan önce ziyaret ettiği Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Mısır gibi bölgesel ülkelerden yeşil ışığı aldı. Uluslararası alanda bu Arap-Afrika ülkesinde kaosa son verme arzusunu gizlemeyen Rusya, Fransa ve Amerika gibi ülkelerden destek aldı. Ülke 2011’de ülkede rejimi değiştiren NATO müdahalesinin bedelini ödüyor.

Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Mısır, son yedi yıldır Hafter’e ve güçlerine sürekli askeri ve siyasi destek sağlıyorlar. Buna tanklar, zırhlı araçlar ve savaş uçakları da dahil olmak üzere diğer gelişmiş askeri teçhizat ve ayrıca milyarlarca dolarlık fon dahil edildi.

TÜRKİYE VE KATAR’IN ZAYIF ANI

Saldırı anı, Katar’ın kuşatma durumunda olduğu ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın halk desteğinin düştü bir zamanda geldi. Saraç Hükümetini destekleyen Erdoğan bu dönem ülkesindeki ekonomik krizle ve ABD ile S-400 füzeleriyle ilgili ihtilaf yaşıyor.

General Hafter sadece birçok kaynaktan akan silahlar ve yardımlar dolayısıyla değil, aynı zamanda eski Libya Lideri Muammer Kaddafi’ye sadık el Varkala, el Mukaraha ve el Ubayda gibi bazı güçlü kabilelerin desteğine sahip olduğu için eli güçlü. Doğu kuvvetlerinin Trablus’a girip kontrol etmesi durumunda Seyfülislam Kaddafi (Kaddafi’nin oğlu) ile Hafter arasında iktidarın paylaşılması üzerine anlaşıldığı konuşulmakta.

TRABLUS SAVAŞI BELİRLEYİCİ OLACAK

Hafter, ülkenin doğusu ve güneyi ile petrol sahalarını zaten kontrol ediyorlar. Hatta Saraç yanlısı kuvvetler tarafından püskürtülmeden önce Trablus’un kullanılmayan Uluslararası Havaalanını kısa bir süre ele geçirmeyi bile başardı.

Libya’nın gelecekteki yöneticilerinin kim olacağına Trablus savaşı kesinlik kazandıracaktır.

Libya halkı bölünmüş durumda. Bazıları, uluslararası toplum tarafından desteklenen ancak askeri açıdan zayıf Saraç Hükümetine meşru otorite olarak destek veriyor. Diğerleri Misrata merkezli milisleri, İslamcı grupları veya Hafter’in güçlerini ya da başkalarını destekliyorlar. Ancak, herkes ülkeyi rahatsız eden ve üç milyon insanı komşu ülkelere veya Avrupa’ya kaçmaya zorlayan anarşiyi ve istikrarsızlığı sona erdirme ihtiyacı konusunda hemfikir.

Trablus’a yaklaşmakta olan savaşın sonucunu tahmin etmek zor. Lakin Hafter güçlerinin ilerlemesini durduracak herhangi bir uluslararası veya bölgesel planın yokluğunda, şu an için Hafter avantajlı görünmektedir. Kesin olan bir şey var ki, Libya halkı yine kanı ve canı ile yüksek bir bedel ödeyecek.


HAFTER’İN TRABLUS’A DOĞRU İLERLEYİŞİNİN ARKA PLANI

Jason PACK
Al Monitor

Tüm Arap iç savaşları eşit ortaya çıkmadı. Libya beş yıldır iç savaş halindeydi, ancak Yemen ve Suriye’deki mezhep savaşları gibi katliamlarla ve kıtlıklarla dolu bir iç savaş olmadı.

Libya’nın savaşı oldukça sıra dışı özelliklere sahip: Düşük ölüm oranları, yüksek silah dağılımı, iki hükümet (her ikisi de egemen olduklarını iddia ediyor), savaş güçlerinin aşırı parçalanması ve savaşçıların her iki tarafına ödeme yapan aynı merkez bankası.

SATIN ALINAN SİLAHLI GRUPLAR

Askeri açıdan bakıldığında, Libya’nın savaşının belirleyici özelliği, bölgenin nasıl ele geçirildiği ile ilgilidir. Uzun süren çetin savaşların olduğu yerde, genellikle cihatçılara karşı, bölge değişimi yavaş ve yıkıcı bir şekilde gerçekleşir. Tersine, büyük kazançlar ve toprak kayıplarının olduğu yerlerde, genellikle satın alınan gurupların saf değiştirmesi veya bir taraf saldırırken diğer tarafın ateş etmeden kaçması vuku bulur. Libya’nın iç savaşını askeri olarak çözme umutları için bu ne anlama geliyor?

4 Nisan’da, General Hafter’in Libya Ulusal Ordusu (LNA), Trablus’u nihayet zorla alacağını açıkladı. Bu bir anda olmuyor. Aslında bu, yakın hedefi Bingazi’nin cihatçılarından kurtulmak, uzak hedefi ülke genelini kazanmak için Hafter’ın onur operasyonunu başlatmasından bu yana beş yıllık bir sürecin sonu. Bu duyuru Libya’nın savaşındaki temel bir değişikliği mi yoksa sadece doğal bir sonucu mu yansıtıyor? Hafter zaferin kıyısında mı?

OPERASYON NEDEN ŞİMDİ?

Bu neden şimdi oluyor? BM Genel Sekreteri, Trablus’ta, Libyalıları desteklemek için uzun zamandır beklenen ulusal konferansta bir basın toplantısı yaparken, Libya Ulusal Ordusu lideri Hafter tumturaklı bir açıklama ile Trablus’un Kurtuluşu Operasyonu’nun başladığını ilan etmeyi seçti.

Gerçek şu ki çoğu Libyalı savaşmaktan bıkmış durumda. Ama anlaşmazlığın nasıl sonlandırılacağı konusunda karşıt fikirlere sahipler. Sivillerin yaklaşık yarısı, iç savaşın sona ermesi anlamına gelmesi halinde askerleri başkentte karşılamaktan hoşnut, diğer yarısı ise direnişe katılacak ve Libya Ulusal Ordusu ile kıran kırana mücadele edecek.

Hafter’in yapmaya çalıştığı şey, “Libya’nın kurtarıcısı” olarak kendisine destek veren popüler bir temel oluşturmak ve BM destekli siyasi sürece bir alternatif yaratmak.

HAFTER TRABLUS’U TUTMAZ

Trablus’a yapılan saldırı bir kabuki (Japonya’ya has müzikli ve danslı bir çeşit sahne oyunu) tiyatrosu biçimidir. Hafter, gerçek bir sıcak savaşta başaramayacağını ve çıkarlarına zarar vereceğini bilerek saldırının ortaya çıkmasından faydalanabileceğini zannediyor. Trablus’a saldırmak yerine haber döngüsünü fethetmek için tank ve tweetleri kullanması, anlaşılır bir strateji gibi görünüyor. Askeri bir zafer gerçekten imkansız ve onun tehdidi zaten yerel ve uluslararası güçlerin Hafter’e karşı bir araya gelmesine neden olmakta. Ardından gelen tepki, onu (BM’nin örgütlediği) Ulusal Konferans’tan dışlayabilir. Dahası Hafter, Trablus’u tutacak ateş gücünden yoksun. Güçleri aşırı gergin olduğunda, yeniden dirilen bir cihadi hareketi de dahil olmak üzere sayısız rakiplerinden bir dizi gerilla mücadelesi ile karşı karşıya kalacaktır.

O zaman Hafter kendi gücüne fazla mı güveniyor? Bu şüphesiz benim ve çoğu yorumcunun ilk eğilimi. Ama belki bir şeyleri kaçırıyoruz. Hafter yetenekli bir kukla ustasıdır.

Ve işte Libya’nın kendine özgü mücadele biçiminin, bir sonraki olayın cevabını verebileceği yer burasıdır. Savaşan taraflar, dikkat çekecek derecede zayiat vermedi.

UZLAŞMA TEK ÇÖZÜM

Hafter’in, “anlayışlı medya anlatımı” ile Trablus’un milis gruplarının birçoğunun taraflarını değiştirip kendisini destekleyeceğini hesaplaması oldukça muhtemel. Bu henüz gerçekleşmiyor gibi görünüyor. Bazı Selefi Tugaylar, BM destekli Ulusal Anlaşma Hükümetinden (GNA) sıyrılabilir. Yine de, Misrata’daki ve GNA’yı destekleyen ana güvenlik kuvvetlerindeki en acımasız rakipleri Trablus savunması etrafında toplandı. Libya’da her şey olabilir. Fakat Muammer Kaddafi’nin yıkılmasından ve şiddetli çatışmaların patlak vermesinden bu yana Libya’nın iç savaşında en büyük yükselişe tanık olunmasına rağmen hala bir kan gölünden kaçınılmasını sağlayacak olan güvenli paradır. Bununla birlikte, duman çekildiğinde, hiçbir taraf ülkeyi kontrol etmeyecek ve siyasi uzlaşma hala ileriye dönük tek yol olmaya devam edecektir.

ÖNCEKİ HABER

"ABD’nin aşı krizi toplumdaki bölünmenin işareti"

SONRAKİ HABER

İngiltere’de Avam Kamarasından sorumlu bakan istifa etti

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa