24 Mart 2019 16:17

"Tek kişiyle değil halkla müdahale edeceğiz"

İstanbul'un Sancaktepe, Maltepe ve Kartal ilçelerinde belediye meclisi üyeliği için aday olan Cemal Gülmez, Mustafa Öcal ve Cemal Çoban'la konuştuk.

"Tek kişiyle değil  halkla müdahale edeceğiz"

İstanbul Kartal Belediye Meclis Üyeliği Bağımsız Adayı Cemal Çoban (solda) & Maltepe Belediye Meclis Üyeliği Bağımsız Adayı Mustafa Öcal (ortada) & Sancaktepe Belediye Meclisi Üyeliği Bağımsız Adayı Cemal Gülmez (sağda) | Fotoğraflar ve kolaj: Evrensel

Paylaş

Uğur ZENGİN

İstanbul’da yerel seçime günler kala, yüzünden gülücük ve tebessüm eksik olmayan, ilçede yaşayan kadının, erkeğin, çocuğun, esnafın, işçinin, emeklinin tek tek elini sıkan onlarca belediye meclis üyesi adayı var. Birkaç seçim yaşamış olan yurttaş, bir "belediye başkan adayı- meclis üyesi adayı" ile "belediye başkanı" arasındaki farkı çok iyi biliyor. Tecrübeler gösteriyor ki bugünlerde herhangi bir sokak başında görebildiği, ulaşabildiği, 31 Mart’ta oyunu verdiği "belediye başkan adayı"yla temas kurmak, 1 Nisan’da o kadar kolay olmayacak.

"Hizmet aşkı"yla göreve gelen, milyonlarca liralık belediye bütçesini yönetecek olan başkan, seçim öncesi oyunu istediklerini hatırlayacak mı? Bütçeyi kim için, nasıl kullanacak?

Sancaktepe, Maltepe ve Kartal’da bağımsız meclis üyesi adayları Cemal Gülmez, Mustafa Öcal ve Cemal Çoban’ın önerileri var: Halk meclisleri ile belediyelerin kontrol edilip denetim altında tutulması.

Birbirine benzer sorunlar yaşayan üç ilçenin belediye meclis üyesi bağımsız adaylarıyla konuştuk.


"BELEDİYE YILDA 30 MİLYON LİRA ARAÇ KİRA FATURASI ÖDÜYOR"

İstanbul Sancaktepe Belediye Meclisi Üyeliği Bağımsız Adayı Cemal Gülmez | Fotoğraf: Evrensel

Sancaktepe Belediyesi Bağımsız Meclis Üyesi Adayı Cemal Gülmez Erzincan Eğitim Enstitüsü ve Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu, 25 yıl öğretmenlik yapmış. Hâlâ Sancaktepe’de serbest avukatlık yapıyor.

Bağımsız belediye meclis üyesi olmak neden önemli?
Mevcut hakim belediye anlayışından farklı olarak kârı ve rantı değil halkın ihtiyaçlarını esas alan, şeffaf, mahalle meclisleri yoluyla yönetimde söz sahibi olduğu bir belediyecilik anlayışını savunmak, bunun benimsenmesiyle bir güç oluşmasını sağlamak birincisi. İkincisi ise belediye bütçesinin nereye harcandığını -bütçe meclisten geçiyor- kalem kalem halka duyurmak. Bu halkın denetimini sağlar, keyfi harcamaları, israfı, yandaş kayırmayı zorlaştırır. Bu bir kişi bile olsa yapılabilecek bir şey.

Bir kişi bunları yapabilir mi?
Evet. Rantçıların işini zorlaştırır. CHP Sancaktepe’de, AKP’nin harcamalarını halka duyuruyor mu? Duyurduğunu söyleyen kimse çıkmıyor. Öğrendiğimize göre belediyenin 2018 bütçesi 550 milyon liraydı. Birilerine kaynak aktarılıyor. Temizlik ihalesi 60 milyon liraya yapıldı. Bu, işçi haklarının da kısıtlanması demek. Kadrolu olmadığı için daha düşük ücretle çalışıyor, sendikalı olması zorlaştırılıyor. Belediye hizmet satın aldığı için yüzde 18 KDV ödemek zorunda kalıyor. Belediye bunu kendi bünyesinde yapsa 10 milyon TL KDV’yi böylelikle ödemeyecektir. Biz bunda bir niyet arıyoruz. Ne olabilir bunun altında? Yandaş şirketi zengin etme amacı güdülüyor olabilir. Belediye aynı şekilde araç almıyor, kiralıyor. Yine KDV ödüyor. 30 milyon lira araç kira parası ödüyor yıllık. Bu paralar çarçur ediliyor. Buranın ana caddesi (Baraj Yolu ve Atatürk Caddesi), geçen yaz kaldırımlara beton döküldü, üç ay geçmeden kazdılar, devasa su boruları döşendi. Şeffaflık bunları zorlaştırır. Belediye meclis üyesinin bunları açığa çıkarması imkan dahilindedir. Mahalle meclisleri, muhtarlar, azalar veya farklı partilerin taleplerini de önerge olarak sunabilir.

Yeşil alan yok, belediye kaynakları halka harcanmıyor... Ne istiyor burada yaşayanlar?
İlk sırada çocuklar ve gençler için oyun ve kültür alanları, spor tesisleri olmamasından şikayet ediliyor. Çocuk evde hapis, sokağa çıkamıyor. Bunu dile getirmeyen bir aileye rastlamadık. Çünkü kadın da çocuğunu bırakabileceği bir yer yoksa çalışamıyor, birine baktırsa aldığı ücretin anlamı kalmıyor. Bu da ücretsiz, erişilebilir kreşlerle çözülmeli.

"TOPLANMA ALANLARI PARAYA ÇEVRİLDİ"

Çalışmaları sırasında kendisine “Sen imardan şikayetçisin, sizin parti iktidar olsa ne yapar?” sorusu yöneltildiğini belirten Gülmez, bu sorunun yanıtını şöyle veriyor: İlgili odaların, siyasi partilerin, tabiplerin ve halkın katılımıyla yapılacak bir imar planına sadık kalınmalı. Tehlike arz eden binalar tespit edilip yıkılabilir. İmar kirliliği yaratanlara göz yumulmaması ve cezalandırılması gerekir. Deprem bekleniyor. Belediye en azından yapıları teknik anlamda kontrol edip, ev sahipleriyle birlikte çözüm arayabilir. Toplanma alanlarının azaltılması söz konusu. Sancaktepe’de 200 milyon liralık arsa belediye tarafından paraya çevrildi.

Sancaktepe’de kişi başına düşen yeşil alanın santimetrekarelerle ölçüldüğünü söyleyen Gülmez’e göre yine de hâlâ bir “şans” var: Burada bir askeri bölge var, taşınıyor. 3 milyon 350 bin metrekare. Anadolu yakasının nefes alabileceği, oyun alanları, spor alanları, piknik alanları, yani oksijen yaratan bir alan olarak kalabilir. Bunu yok ettirmeyelim diyoruz. İktidar partisinin önerisi ise ‘Buraya şehir hastanesi yapacağız, şu binayı yapacağız’ oluyor. Orayı da paraya çevirmeye çalışıyorlar...


"BELEDİYE HALKI DEĞİL, HALK BELEDİYEYİ KULLANMALI"

İstanbul Maltepe Belediye Meclis Üyeliği Bağımsız Adayı Mustafa Öcal, semt pazarında yurttaşlarla görüşürken | Fotoğraf: Evrensel

Maltepe Belediyesi Bağımsız Meclis Üyesi Adayı Mustafa Öcal, Konyalı. Kompresör ustası ve fizik mühendisi. Kendi deyimiyle ‘macerasını’ kısaca şöyle anlatıyor:

Babam memurdu. Memuriyeti dolayısıyla biraz gezdik. Lise bitiminden sonra ailevi sebeplerden dolayı üniversiteye gidemedim. İki yıl Gölcük Tersanesinde işçi olarak çalıştım. Donanmanın gemilerine bakım yapıyorduk, kompresör ustasıydım. Askeri tersane olduğu için işçi-sendika ilişkilerinde politik boyut yoktu. Bir kere toplusözleşmede istediğimiz olmadığı için sendika başkanını yuhalamaya gitmiştik. Metal bir gemiye giriyorsun her taraf çelik, buz gibi soğuk. O dönemde ciddi hastalıklar geçirdim, bronşit. İşçiyken üniversite sınavına girdim. Hacettepe Mühendislik Fakültesini kazandım. Sıkıyönetim bölgesinde kimliksiz gezdiğim için tutuklandım; 5 yıllık okulu 7 senede bitirdim.

"DAYANABİLECEĞİMİZ YER VAR"

Adaylık önerisi geldiğinde Mustafa Öcal’ın aklına ilk Maltepe Belediyesi işçileri gelmiş: Maltepe’de belediye işçileri ile çok yakın ilişkilerimiz var. Adaylık önerildiğinde aklıma ilk onlar geldi, ‘Dayanabileceğimiz bir yer var’ dedim. İşçileri temel alarak politikamızı buradan başlatırız diye düşündük. İşçilerin katıldığı toplantılar yaptık, yapıyoruz. Ben bu toplantılarda, şunu yapacağız bunu yapacağız demiyorum. Halk meclislerini kurmak istiyoruz. Temel örgütlenme üzerinden belediye ile ilişki kurmaktan bahsediyoruz. Kendi temsilcilerinizi seçecek, sorunlarınızı tartışacaksınız. Biz de talepleri belediye meclisine taşıyacağız, hesap da vereceğiz.

Belediyeden hizmet alanlara ne söylüyorsunuz?
İstanbul’da her ilçede sorunlar neredeyse aynı. Ulaşım, eğitim, yeşil alan, kreş, çocuk parkı... Talepler ortak. Ama burjuva partilerin vaatlerine bakın, bunların hepsi orada yazıyor zaten. Kimse kreşe karşı çıkmaz, parka, yeşil alana karşı çıkmaz. Farkımız  şudur; belediyenin halkı kullandığı değil, halkın belediyeyi kullandığı bir belediyeciliği savunuyoruz. Belediye nasıl kontrol edilebilir? Bugün hepsi vaatte bulunuyor, 5 yıl hiçbir şey yapmadı, ne yapacaksınız? Seçim yasalarına göre halk onu görevden alamaz. En fazla sonraki seçimde oy vermezsiniz. Biz, halk meclisleri üzerinden taleplerimizi taşıyalım, belediye görsün ki bu temsilci falanca mahallenin meclisiyle buraya gelmiş, arkasında halk var. Böyle olunca dikkate alınır. Biz bu mekanizmanın üzerinde duruyoruz. Ben hep size danışacağım, dönen dolap varsa size aktaracağım. Bunun üzerinden belediyeyi kontrol edeceğiz.

"KİTAP DA FELSEFENİN SEFALETİ"

Politikayla, siyasetle ilişkiniz nerede, nasıl kuruldu?
Konya’da lisede okurken, Deniz Gezmişlerin konuşulduğu bir politik ortam vardı. Çok büyük bir kesim, “Vay teröristler, anarşistler, asalım, keselim” naraları atıyordu. "Ülkede bir şeyler iyi gitmiyor ki bu gençler isyan etmişler. Yoksa hukuk okuyor, mühendislik okuyor. ODTÜ’lüler... En iyi yerlere gelebilecekler. Neden kendilerini feda ederler?” diye düşünüyordum. Bu benim ailemin yapısıyla da ilgiliydi; 7 kardeşiz, bir memur maaşı. Yoksulluk çekiyorduk ve ülkede işlerin iyi gitmediğini düşünüyorduk. Biz de sempati duyduk. Konya’nın gecekondu semtlerine gidip pazar günleri Kapital okumaya çalışıyorduk. Ama hiçbir şey anlamıyorduk. Tek aklımda kalan proletarya. (Gülüyor)

Gölcük’te bir gün Karl Marx kitabı gördüm. Kapital’i Marx yazmıştı. Oradan bir şey var, hatırlıyorum. Kitap da Felsefenin Sefaleti. Yenilir yutulur bir kitap değil! Külliyata hakim olmanız gerekiyor ki okuyasınız. Bilmediğim bir dilde bir şey okuyormuş gibi zorlandım. (Gülüyor) Üniversitede örgütlendim. Ve maceramız böyle başladı.


"DENİZLE DAĞ ARASINA RANT GİRDİ"

İstanbul Kartal Belediye Meclis Üyeliği Bağımsız Adayı Cemal Çoban, pazar esnafı ile görüşürken | Fotoğraf: Evrensel

“1969,1970’li yılarda Tokat Gaziosmanpaşa Lisesinde okurken hem öğretmenlerimin, hem kültürel ortamın etkisiyle -Mahsuni’nin türküleri, Yılmaz Güney’in filmleri- mücadeleye katıldım. Yatılı okuyordum. Türkiye İşçi Partisinin çalışmaları, Türkiye Öğretmenler Sendikası üyesi (TÖS) öğretmenlerimizin talepleri için eylemleri vardı, etkileniyorduk. Ailem az topraklı köylü ailesi. Babam ilkokulu bitirmemiş. Öğretmenime gidiyor, ‘Bana bir ilkokul diploması ver hocam’ diyor, ‘Ne yapacaksın çavuş’ diyor öğretmenim. ‘Vallahi Almanya’ya gideceğim’ diyor. Gerçekten de işçi olarak Almanya’ya gitmesi söz konusuydu, 1973’te CHP’den belde belediye başkanı seçildi. ‘Yöresel türkü söylettirip diplomayı verdik, gidip Akarçay’a belediye başkanı oldu’ diyor öğretmenim.”

Kartal Belediyesi Bağımsız Meclis Üyesi Adayı Cemal Çoban böyle tanıtıyor kendisini. Eğitim Sen Şube Başkanlığı, KESK GYK Üyeliği yaptı. 32 yıldır Kartal’da yaşıyor. Cemal Çoban’a soruyorum:

Bağımsız aday tek başına meclise girse ne yapabilir? Ne gerek var?
İşçiler, sendika, ve meslek örgütlerinin temsilcisi, sözcüsü olma gayretiyle bir çalışma yürüteceğiz.

Saydığınız kesimlerin temsilcileri belediye meclislerinde yok mu?
Yok. Orada bir meclis üyesinin, başkan yardımcısının işçilerden yana tavır alması söz konusu değil. Rant, ihale kapmak, işyeri kapmak gibi çıkarlar üzerinden meclise giriliyor. Biz farklı bir belediyecilik savunuyoruz. Makam arabalarının terk edilmesi, belediye başkanlarının, başkan yardımcılarının ortalama bir işçi ücreti alması gerektiğini söylüyoruz.

Siz nasıl müdahale edebilirsiniz?
Bizim belediyecilik anlayışımızda halkın talepleri ve bizzat müdahalesi var. Bu anlamda mahallelere meclis kurulur. Esas amaç halkın kendi alanlarına sahip çıkacağı bir bilinç ve örgütlenmeyi açığa çıkarmak. Biz meclis üyeleri olarak mücadelenin bir parçası olacağız.

Seçim broşürünüzde ‘Deniz ve Aydos Dağı arasına gökdelenler örülecek, buna izin vermeyeceğiz’ diyorsunuz...
Yunus çimento fabrikasının yerine yapılan ucube tipli gökdelenler Aydos dağından esen rüzgarın denizle buluşmasını engelliyor. Buraları imara açarak denizle dağın ilişkisini koparıyorlar. Dragos ve Yunus tarafı yelken sporu dahi yapılabilecek bir yer. Kartal’ın nefes alma borularını yok ediyorlar. İçeride kıyısı olmayan bir kent haline getiriyorlar.

Yakın zamanda Kartal, 21 kişinin Orhantepe’de yıkılan binanın altında can vermesiyle gündeme gelmişti...
Kartal’ın eski bölgeleri oldukça riskli. Yıkılan binanın ardından 3-4 bina tedbir amaçlı yıkıldı. Kartal, deprem olduğunda maalesef ciddi bir yıkımın olacağı bölge. Deniz dolgu alanları, Cevizli ve Orhantepe başta olmak üzere son derece riskli.

"EMEKÇİLER İÇİN YAŞAM ALANI KALMADI"

Cemal Çoban Kartal’da deprem sığınma alanlarının dahi imara açılmış olduğunu söylüyor: Kartal’da satılan TEKEL arazisi muhteşem bir yeşil alandı. Önemli bir kısmını Şehir Üniversitesine açtılar, kalanını kullanılamaz hale getirdiler. Toplanma alanını yok ettiler. Çocuk parklarının, deprem sığınma alanlarının bir defa ihtiyaca göre yeniden düzenlenmesi ve ısrarla savunulması gerekir. Fakat şimdi Zaha Hadid planlarıyla (Mimar Hadid’in Kartal için hazırladığı master planı ile Kartal’da gökdelenler bölgesi inşa edilmesi planlandı) burayı finans merkezi yapma projeleri var. Ama emekçiler için yaşam alanı yok. Biz meclislerde yer alırsak, deprem toplanma alanları başta olmak üzere alanların ranta açılmasına karşı Kartal halkı ile beraber mücadele edeceğiz.

ÖNCEKİ HABER

Balıkesir'de Evrensel Gazetesi ile dayanışma yemeği düzenlendi

SONRAKİ HABER

Kadir İnanır, Diyarbakırlılara seslendi: Geleceğinizi şansa bırakmayın

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa