03 Mart 2019 03:46

Avrupa, yeni Brexit referandumuna karşı

Avrupa’nın gündeminde bu hafta Brexit tartışmaları ve Sarı Yelekliler vardı.

Fotoğraf: Pixabay

Paylaş

Bu hafta İngiltere’de, İşçi Partisi Lideri Jeremy Corbyn ikinci bir Brexit referandumunu destekleyebileceğini açıkladı. Counterfire Yazarı Vladimir Unkovski-Korica, ikinci referandumun Corbyn’in girişmemesi gereken, sağa yönelik bir imtiyaz olduğunu yazdı. Vladimir, Corbyn’in aldığı kararı eleştirdi ve bunun UKIP gibi sağcı partilere hayat verme riski taşıdığını belirtti.

ALMANYA MEMNUN DEĞİL

Brexit’in ertelenme tartışmaları ve Corbyn’in ikinci referandum talebi, Almanya’da pek hoş karşılanmadı. Muhafazakar FAZ gazetesi, “Britanya’nın Avrupa Birliği’nden (AB) ayrılış tarihini ertelemesi hiç hoş olmaz. Erteleme, İngiltere Başbakanı Theresa May açısından, u dönüşü yaparak ikinci referandum talep etmeye başlayan İşçi Partisi Lideri Corbyn’in oyununu bozup Brexit anlaşmasına karşı çıkanları baskı altına almak için taktik hamle anlamına gelir” derken, sol görüşlü Junge Welt gazetesi İşçi Partisinin yapması gerekenin yeni referandum değil yeni seçimler olması gerektiğini ifade etti.

SARI YELEKLİLERİN ‘PRİM’ BAŞARISI

Fransa’da Sarı Yelekliler Hareketini dindirmeye yönelik Macron’un önerdiği yollardan birisi yıl sonu primi verilmesiydi. Şubat ayının bitmesiyle bu konudaki veriler açıklandı. Buna göre ülkede çalışan işçi ve emekçilerin yüzde 74’üne yıl sonu primi verilmiş. Haftalık Humanite Dimanche dergisinde köşe yazarı olan Gerard Filoche, bunun hareketin bir başarısı olduğunu ve mücadele ederek ücretlerin artmasının mümkün olduğunu savunuyor.


İNGİLTERE: İKİNCİ REFERANDUM ALDATMACASI

Vladimir UNKOVSKI-KORICA
CounterFire

İşçi Partisinden parlamenter meslektaşlarının baskısına maruz kalan ve dokuz milletvekilini kaybeden Corbyn, kendi alternatif Brexit planı parlamentoda reddedilirse ikinci bir referandumu desteklemeyi kabul etmek zorunda kaldı.

İkinci referandum konusunda parlamentoda kazanma olasılığı zayıf. İşçi Partisini destekleyecek çok az Tory (iktidar) milletvekili var. Daha geçen ay Yvette Cooper’in beşinci maddeyi uzatma teklifi 17 İşçi Partili milletvekili tarafından ret oyu veya çekimser oy aldı.

Ayrılma yanlısı bölgeleri temsil eden milletvekilleri, kalma yanlısı olsalar bile bir daha referanduma gitmeye sıcak bakmayacaklar.

Bu durum onların Brexit oylamasına ihanet ettiklerine değin suçlamalara yol açabilir. (İktidardaki) Muhafazakar Parti Başkanı Brandon Lewis, Muhafazakarların zevkle kullanacakları bir açıklamada bulundu: “İşçi Partisi, Britanyalı halkın iradesine ihanet ediyor ve ulusumuzun tarihindeki en büyük demokratik oylamayı görmezden geliyor.”

Gerçekten de Midland ve Kuzey’de İşçi Partili milletvekilleri kuşku duymakta haklılar. Herhangi yeni bir referandum UKİP’ye ya da daha yabancı düşmanı ve aşırı bir harekete hayat verebilir.

Daha kötüsü Corbyn’in İşçi Partisi liderliği kampanyalarının ve 2017 genel seçimlerinin ruhu kaybolabilir. Neoliberal oylarıyla seçilen milletvekilleri idareyi ele alabilir. Bir sonraki seçimleri kazanma umudu suya düşebilir.

Corbyn’in ikinci bir referanduma direnişi hiç değilse Brexit için oy veren milyonlarca kişiye veya potansiyel seçmene; Corbyn’in kendini geçmişteki İşçi Partisi liderlerinin yaptığının tersine düzene boyun eğmeyeceğini gösterdi. İşçi Partisinin radikal manifestosu kadar bu durum da İşçi Partisinin 2017 seçimlerinde iyi oy almasında önemli rol oynadı.

Peki şimdi bu strateji neden çöpe atılıyor? Corbyn ve takımı yeni bir parlamento oylamasında, kalma yanlısı milletvekillerinin ayrılmasını engelleyebileceğini düşünüyor olabilir ve kalma yanlılarını İşçi Partisinin Brexit’i durdurmak için elinden geleni yaptığını gösterebilir. Ancak şunu bilmeliler ki bu strateji kaybetme riski taşıyor.

Hakikaten de Theresa May’in sunduğu anlaşma 12 Mart’ta parlamentodan geçemezse “anlaşmasız Brexit” ve madde 50’nin uzatılması için parlamento oylamasına izin vereceğini açıklaması kalma yanlısı Muhafazakarların başka bir referandumu destekleme ihtimalini azaltıyor.

Bu yüzden Corbyn ve takımı, ayrılmanın baskın olduğu bölgelerde partinin zararını bu yeni siyasi açılımla düşürmeyi umuyor. Dahası 12 Mart referandumunda tartışmanın ilerleyeceğini ve genel bir seçim ya da farklı bir anlaşma ile AB ile anlaşılabileceğini düşünüyor.

Öyle olsa bile bu hareket çok riskli ve bunun sebebi sadece birtakım muhafazakarların İşçi Partisine ikinci bir referandum dayatması değil.

Bu hareket aynı zamanda Corbyn’den nefret eden kalma taraftarı milletvekillerini yüreklendirebilir ve yatıştırılamayabilirler. Corbyn’in liderliği sorgulanabilinir ya da ikinci bir referandumu alamama halinde, kalma yanlısı milletvekilleri partiden ayrılabilir. Dahası eğer bu girişim kaybedilirse, İşçi Partisi, ayrılma yanlılarıyla kumar oynamaya çalıştığı gibi yanlış bir izlenim yaratabilir.

Corbyn, bunun yanlış bir taviz olduğunun ve buna sadece yoğun baskı altında olduğu için razı geldiğinin farkına varmalı. Gelecekte bu tür baskılara göğüs gerebilmesi için parlamentonun içinde veya dışından İşçi Partisine bağlı olmak zorunda olmaksızın, solcular tarafında, bir karşı baskı gelmesi gerekli. Yol ve yöntemimizi geliştirmeye ihtiyacımız var.

(Çeviren: C. Güneş İspir)


CORBYN İKİNCİ REFERANDUMDAN YANA

Christian BUNKE
Junge Welt

İngiltere İşçi Partisi artık yeni seçimler değil, AB’den ayrılma konusunda ikinci bir referandum çağrısında bulunuyor. Bu, partinin sağ kanadı için bir başarıdır. Referandumda hangi soruya cevap verilmesinin istendiği ise şimdilerde henüz belirgin değil. Parti Lideri Jeremy Corbyn, Başbakan Theresa May ile yaptığı görüşmede, AB ile müzakere edilen anlaşmanın “Halkın  istediği” olup olmadığını anlamak için referandum yapılmasından yana tavır aldı.

Halkın istediğinin İngiliz kemer sıkma politikasının sona ermesi, ücretlerin arttırılması, güvenceli işler ve daha iyi çalışma koşulları olduğu açık. “Halkın’’ ikinci bir referandum isteyip istemediği ise başka bir konu. Parlamento seçimi için sürdürülecek bir kampanya Corbyn’in programının güçlü yönlerini öne çıkaracakken, ikinci bir referandum zayıf yönlerini vurgulama eğiliminde olacaktır.

Bazıları ise tersini düşünüyor; Corbyn taraftarları arasında görüşlerine değer verilen Solcu Yorumcu Paul Mason, salı günü Twitter’da, İşçi Partisinin ikinci referandumla AB içinde sol perspektifli olarak kalınması için başarılı bir şekilde baskı yapabileceğini ve AB’de Neoliberalizm karşıtı reformlar yapmayı da taahhüt ettiğini yazdı.

Aslında, böyle bir pozisyon belirlenmesi felaket olurdu. İşçi Partisi, sisteme muhalefet rolünü resmen aşırı sağcı partilere bırakırdı. Bunlar, yozlaşmış bir siyasi sınıfa karşı demokrasinin savunucuları olarak ortaya çıkabilirlerdi. Özellikle, sendikalar da 2016’da olduğu gibi “Brexit”e karşı çıkarlarsa bu onların işini kolaylaştırırdı.

AB’de kalmanın en büyük savunucuları, Eski Başbakan Tony Blair gibi itibarsız kişilerdir. Blair, halkın bilincinde politik elit tabakanın ete kemiğe bürünmüş halidir. Onunla temasa geçen her solcu kişi ya da grup veya her sendika görevlisi de onunla aynı elit tabakanın temsilcisi olarak görülecek ve sayılacaktır.

Diğer taraftan, Avam Kamarası reddederse, ikinci bir referandumla ilgili spekülasyonlar, ne kadar kısa sürede ortaya çıktıysa o kadar kısa sürede sona erebilir. Bu, bu hafta içinde bile gerçekleşebilir. Yeni bir referandumdan daha muhtemel olan durum AB’den çıkışın ertelenmesidir. İngiliz şirketlerinin de uluslararası şirketlerin de tercihi bu yöndedir. Başbakan May, Brexit’in ertelenme olasılığını ilan ettiği anda, İngiliz para biriminin borsalardaki değeri güçlü bir artış gösterdi. Şu an çalışamaz durumdaki İngiltere Parlamentosunun tekrar çalışır hale gelebilmesi ancak yeni seçimlerle olur.  İki partili neoliberal Avam Kamarası çoğunluğunun ise buna ilgisi olmadığı gibi bunu engellemek için de elinden geleni yapacaktır. Bu nedenle, yeni seçimlerin yapılması için verilen mücadele parlamento dışı bir mücadeledir. Hem sendikalar hem de İngiliz solu bu mücadelenin neden ciddi bir şekilde yürütülmediği konusunda kendini sorgulamalıdır.

(Çeviren: Semra Çelik)


FRANSA: SARI YELEKLİLER PRİMİ

Gerard FILOCHE
Humanite Dimanche

10 Aralık’ta Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, 23 milyon izleyicinin önünde asgari ücret alanlara 100 avro verileceğini söyleyerek yalan söylemişti. Asgari ücretle çalışanların maaşlarına bir kuruş bile eklenmedi. Sadece bunlar içerisinde ailesel gelirleri çok düşük olanlara “faaliyet primi” verildi (Ki bunu da patronlar değil vergiler karşıladı), söz konusu bu prim oranı gelecek üç yıl için zaten öngörülüyordu, sadece önceden verilmiş olundu.

Bu 10 Aralık’ta, Sarı Yelekliler hareketinin emekçilere yayılmasından korkan Macron mümkün olan iş yerlerinde patronlara “1000 avroya kadar varan yıl sonu primleri” vermelerini talep etmişti. Egemen liberal söylemin tersine sanki işler bürokrasinin idare ettiği ekonomiler gibi oldu: Verilecek primlere bile Başkan karar verdi.

İşyerlerinin yüzde 74’ünde işçiler, Sarı Yelekliler sayesinde yıl sonu primi aldılar. Kuşkusuz bunlar çok yüksek oranda değil: İşçi başına ortalama 532 avro düzeyinde. 50 kişiden az çalışan iş yerlerinde bu prim ortalama 687 avro oldu. 50 ile 300 arasında işçinin çalıştığı şirketlerde ortalama prim 530 avro düzeyinde. 300 ile 1000 arasında işçinin çalıştığı şirketlerde ise prime 467 avro civarında. En büyük şirketler ise cimri davrandılar: 1000 işçiden fazla çalışan şirketlerde prim 583 avro oldu. Bunlar arasında prim Carrefour ya da Auchan’da 200 avroda kalırken devasa zengin Total’de ise 1500 avro oldu. Patronlardan ücret artışı almanın ne kadar zor olduğunu biliyoruz. Fakat bu Sarı Yeleklilerin Macron’a yaydıkları korkunun sonucu-dur. “Teşekkürler Sarı Yelekliler”. Döner kavşakları işgal etmeleri etkili oldu, hiç harekete geçmeyen, hatta desteklemeyenler bile bu primlerden faydalandılar. Öğretici bir durum. Ne sonucu çıkartmak lazım: Ücretlerin gerçek yükselişini de kazanabiliriz, örneğin herkes için 300 avro bir artışın olmasını. Fakat bunun için bir tek çare var, dönen kavşakları işgal eden Sarı Yelekliler gibi, iş yerlerini işgal etmek lazım. Hep birlikte harekete geçersek, işçiler ve “Sarı Yelekliler”, onlar okadar korkarlar ki 300 avro artışı hemen alırız.

(Çeviren: Deniz Uztopal)

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Federal Mogul işçileri: İşçiyi baskıyla terbiye etmeye çalışıyorlar

SONRAKİ HABER

Liman-İş: 150 bin Metal işçisinin taleplerini sahipleniyor ve destekliyoruz

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa