14 Ocak 2019 14:24

TMMOB İzmir: Kent suçlarına karşı duracak yerel yönetim istiyoruz

TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu, kent suçlarına karşı duracak, halkçı ve katılımcı bir yerel yönetim istediklerini dile getirdi.

TMMOB İzmir: Kent suçlarına karşı duracak yerel yönetim istiyoruz

TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu | Fotoğraf: Evrensel

Paylaş

Türk Mimar ve Mühendisler Odaları Birliği (TMMOB) İzmir İl Koordinasyon Kurulu, 31 Mart'taki yerel seçimler öncesinde nasıl bir yerel yönetici ve nasıl bir kent istediklerini düzenledikleri basın toplantısı ile deklare ettiler. Basın metnini okuyan dönem sözcüsü Melih Yalçın, son yıllarda hızla artan ranta dayalı ekonomik politikaların sadece kriz yaratmadığını, bu süreçte kentlerde ve doğal yaşam alanlarında geri dönülmez zararlara yol açtığını dile getirdi.

Kentleri yaşanmaz hale getiren AKP iktidarının, gözünü yeni rant alanlarına çevirdiğini ve İzmir ve çevresini ilk hedef olarak belirlediğini ifade eden Yalçın "Bir süredir İzmir ve çevresine ilişkin rant projeleriyle, İzmir’in doğal yaşam alanları yapılaşmaya açılarak, kent ve çevresinde paraya dönüştürülecek ne kadar alan varsa, sonuçlarına bakılmaksızın enerji yatırımları (JES, RES, Termik Santraller vb.), taş ocakları, altın, nikel vb. madencilik çalışmalarıyla plansız bir şekilde yok edilmeye çalışılıyor" dedi.

'İZMİR'DEKİ MEVCUT YÖNETİMLER YETERİNCE DESTEK VERMEDİ'

TMMOB'a bağlı mühendis, mimar ve şehir plancıları olarak kentleri, doğal yaşam alanlarını ve tarım alanlarını, ormanları, kent dokusunu ve kent kültürünü gelecek kuşaklara aktaracak biçimde korunması hukuki mücadele verdiklerini belirten Yalçın şunları söyledi "Ancak bu mücadele sürecinde İzmir’deki mevcut yerel yöneticilerden yeterince destek alamadığımızı üzülerek ve altını çizerek bir kez daha hatırlatmak zorundayız. Yerel yöneticilerin İzmir’i yaşanmaz hale getirerek, yok edecek bu tür politikalara itiraz etmemesi gerçekten çok düşündürücü ve hatta kaygı vericidir. Ayrıca bu politik kararlara karşı çıkılmadığı gibi kentleşme politikalarında demokratik yöntemlerden uzak, bilimden ve hukuktan yana olmayan proje ve planlarla karşı karşıya kaldığımızı da üzülerek eklemek zorundayız. Bu politikalar ve uygulamalar sonucu çarpık kentleşmeye yol açılarak birçok konuda kent suçu haline gelmiş yapılar oluşmuş ve oluşmaya devam etmektedir."

'İZMİR'İN KİMLİĞİNİ KÜLTÜRÜNÜ KORUMAK GÖREVİMİZ'

TMMOB İzmir İKK kentleri hedefleyen yağma politikalarına karşı bu kentte yaşayan yurttaşlar olarak en önemli görevlerinin ‘İzmir’in kimliği, kültürü ve doğal yaşam alanlarıyla gelecek kuşaklara aktarılabilmesinin sağlanması’ olarak dile getiren Yalçın, Mühendis, mimar ve şehir plancıları olarak, yukarıdaki temel ilkeleri benimsemiş yerel yönetim anlayışı ile ancak İzmir’in geleceğinin aydınlığa kavuşabileceğini belirtir, gerek siyasi partilerin gerekse yurttaşların seçimlerini bu çerçevede yapması gerektiğini hatırlatırız" dedi.

'İZMİR'İ PAZARLAMAK AKP'NİN BİR NUMARALI HEDEFİ'

AKP'nin İzmir adayı Nihat Zeybekçi'nin 'İzmir'i pazarlayacağız' sözlerine de değinen Yalçın "AKP'nin İzmir için çok ciddi politikaları var ve ciddi bir hazırlık içerisindeler. Ancak ülke genelinde uyguladıkları ranta dayalı politikaları artık duvara toslamış durumda. Karşımızda hiçbir yeni bir yapısal dönüşüm yok. Bu politikalarda ısrar ediliyor. AKP'nin elindeki tek seçenek ranta dönüştürecek yeni alanlar yaratmak. Son on yıldır İzmir’e yönelik bu uygulamaları gördük. AKP'den fazla bir şey beklemiyoruz. İzmir’i pazarlamak üzere buraya gelmişler. Hükümet olarak zaten İzmir’i pazarlamaktan sorumlular. Sundukları vaatler gerçekçi değildir. Kentte yeni inşaat alanları yapmayı planlıyorlar. Yarımada bölgesi İzmir’de AKP’nin bir numaralı hedefidir."

TMMOB'un belediye başkanları ile yerel yönetimlerin benimsemesini istediği temel ilkeler:

  • Sosyal demokrat bir kent yönetimi, kentin her kesiminin mümkün olduğunca karar mekanizmalarına katılmasıyla mümkündür. Bu nedenle kent adına verilecek kararlarda kentlinin görüş ve önerileri mümkün olan en geniş biçimde alınmalı ve öneriler kararlara yansıtılmalıdır.
  • Kente ilişkin yapılacak her türlü alt ve üst yapı yatırımlarında, öncelikle uzman meslek odalarından görüş alınmalı, büyük projelerde halkın ve demokratik kitle örgütlerinin görüşüne başvurulmalıdır.
  • Sermaye kesimi yerine kentin önemli bir kısmını oluşturan yoksullara, emekçilere, dezavantajlı kesimlerin ihtiyaçlarına yönelik politikalar gözetilmelidir.
  • Toplumun ihtiyacı olmayan ve kamuyu zarara uğratacak yatırımlardan kaçınılmalıdır.
  • Yaşam alanlarını ve mülkiyet hakkını zapt etmek niyetiyle gerçekleştirilen her türlü kentsel dönüşüm uygulamalarında yurttaşın yanında yer alınmalı ve yerlerinden edilmeden, güvenli ve daha yaşanabilir bir çevreye kavuşmaları sağlanmalıdır.
  • Su kaynaklarının, havanın kirlenmesine yol açacak, halkın sağlığını olumsuz yönde etkileyecek, kentin içinde yer alan doğal yaşamı yok edecek projelere izin verilmemelidir. Kent içi açık yeşil alanların mutlak korunması ve çoğaltılması sağlanmalı, açık yeşil alanların içerisinde ve altında, beton içeren hiçbir yapılaşmaya izin verilmemelidir.
  • Merkezi yönetimin aldığı ve kamuyu zarara uğratacak kararlara karşı kentteki demokratik kitle örgütleriyle işbirliği yapılarak hukuksal ve demokratik olarak tavır gösterilmeli, yağma politikalarıyla etkin bir mücadele yürütülmelidir.
  • Belediye emekçilerinin kadrolu, güvenceli istihdamı esas alınmalı, liyâkattan taviz verilmemeli, sendikaları tahakküm altına almaya çalışmadan eşit ilişki kurulabilmelidir. Sendikaların ve demokratik kitle örgütlerinin İzmir’de yerel demokrasinin gelişiminin bir parçası olduğu bilinmelidir.
  • Seçildiğinde, bulunduğu makamı kendi siyasi çıkarları için kullanmayacak, belediyeyi şirket gibi görmeyecek, yargı kararlarına uyacak donanımlı kişiler aday gösterilmelidir.
ÖNCEKİ HABER

Kadın mühendis ve ailesi eski müdürü tarafından darbedildi

SONRAKİ HABER

ABD-YPG ortak devriyesine saldırı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa