31 Aralık 2018 03:42

Menbic’de neler oluyor?

Arap coğrafyasında geçen hafta: Suriye ordusunun Menbic’e girdiğini duyurması ‘Türkiye’nin hesapları karıştı’ yorumlarına neden oldu.

Fotoğraf: DHA

Paylaş

Yusuf ERTAŞ

Bir yılı daha geride bırakırken en çok konuşulan konu yine Suriye’deki gelişmeler oldu. ABD’nin askerlerini Suriye’den çekeceğini açıklamasıyla beraber kartlar yeniden karıldı. Gelişmeler birbirini takip etti. 

Evrensel'e Suriye’deki gelişmeleri değerlendiren Ruze Cendeli, Suriye ordusunun Menbic’e girmesi ve Birleşik Arap Emirliklerinin (BAE) Şam’da yeniden elçiliğini açması, Tunus’a seferlerin başlaması gibi son dönemde ortaya çıkan gelişmelerle beraber değerlendirildiğinde Suriye’de yeni bir sürecin başladığını belirtti. Cendeli, “Kaynaklarımız, Suriye ordusunun Menbic kentinin Suriye-Türkiye sınırındaki kenar bölgelere girişini kesin bir şekilde doğruladı. Ayrıca ordu zayıf bir şekilde de olsa kent merkezinde de mevcut. İlde idari kurumların alınması için hazırlıklar yapılıyor” diye yazdı. 

Öte yandan Moskova, Suriye iktidarının ABD’nin güçlerinin bulunduğu Doğu Fırat ve Tanf’ı kontrol etme ihtiyacını vurguladı. Rusya el Youm gazetesinde yer alan habere göre, Rusya Dışişleri Bakanlığı  ABD birliklerinin geri çekilmesinin beklendiği bu toprakların Suriye iktidarına teslim edilmesinin gerekliliğini söyledi.

‘TÜRKİYE’NİN HESAPLARI KARIŞTI’

Al Arab gazetesi, yayınladığı haberde Suriye ordusunun Menbic’e girişinin Türkiye’nin hedeflerini bozduğunu ileri sürdü. Haberde, “Suriye ordusunun yüzlerce askerinin Menbic kentinde konuşlandırdığını ilan etmesi, özellikle ABD’nin güçlerini bölgeden çekmeye karar verdikten sonra kente girmekte ısrar eden Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın hesaplarını karıştırdı” dendi. Aynı haberde Rusya’nın pozisyonuna ve krizi nasıl yöneteceğinin beklendiğine dikkat çekilerek, Türkiye kuvvetleri ve müttefiki milisler ile Suriye kuvvetleri arasında herhangi bir çatışma ihtimali olmadığı yorumuna yer verildi.

‘KÜÇÜLTÜLMÜŞ OSMANLI POLİTİKASI’

Menbic’teki gelişmeleri yorumlayan diğer bir yazar Lübnanlı Akademisyen Muhammed Nureddin oldu. Nureddin, Trump’ın Menbic’i Türkiye’ye bırakmasını Balfour Deklarasyonu’nun “Filistin’i Yahudilere bırakması”na benzetti. Nureddin, “Eğer Suriye Trump’ın birilerine vereceği bir mülkü değilse o zaman Türkiye’nin sessizliğinin ve Trump’ın sözleri yalanlamamasının arkasında yatan şey -her zaman yinelemiş olduğumuz gibi- Suriye ve Irak’tan Mısır, Körfez, Libya ve Tunus’a kadar tüm bölgeyi kontrol etmeyi hedefleyen Erdoğan’ın Osmanlı politikasıdır. ‘Genişletilmiş Osmanlı planı’ başarısız olunca, Erdoğan B Planını uygulamaya geçti. Bu da Erdoğan tarafından tekrarlanan ‘Küçültülmüş Osmanlı’ planı; 1920’nin ‘Misak-ı Milli’ sınırları içinde yer alan Suriye ve Irak’ın kuzeyinin tamamının işgal edilmesini içeriyor” dedi.

SURİYE TECRİDİ KIRILIYOR

Bu arada Birleşik Arap Emirlikleri  Suriye’ye büyükelçiliğini yeniden açtı. Konuyu değerlendiren Middle East Online haber sitesi, Suriye’ye yönelik tecritin kırıldığını yazdı. Haberde Tunus ile Suriye arasında gerçekleşen ilk uçak seferine ve Ürdün’le başlayan ticarete de dikkat çekildi. 

Rail al Youm yazarı Abdulbari Atwan ise, “Suriye’ye hac ziyaretleri” olarak nitelendirdiği süreç için “Suriye ile bu normalleşmenin, aynı Arap rejimlerinin İsrail işgal devleti ile artan normalleşmesi pahasına mı geleceği yoksa haklı çıkarmaya çalışmak için mi kullanılacağı belirsizliğini koruyor” vurgusu yaptı. 

RİYAD’DA DEĞİŞİM ZAMANI

Arap basının diğer bir önemli gündemi Suudi Arabistan’da, bakanlıklar ve güvenlik alanında yaşanan değişimlerdi. Rai al Youm gazetesi başyazısında, bu makamlara yeni isimlerin gelmesinin Suudi Arabistan’ın imajının düzeltilmesi ve başta Yemen ve  Suriye olmak üzere dış politikasında değişim nedeniyle gerçekleştiği yazıldı. 


SURİYE ORDUSU MENBİC’TE: YENİ BİR DÖNEMİN HABERCİSİ

Ruze CENDELİ

Suriye Ordusu Genel Komutanlığı, Suriye’nin Menbic kentine girdiğini açıkladı. Suriye ordusunun resmi sözcüsünün yaptığı açıklamaya göre şehir halkının isteği üzerine ordu Menbic’e girdi. Altı yıl aradan sonra 28 Aralık’ta ulusal bayrağın göndere çekildiğini duyurdu. Ortaya çıkan veriler, yeni bir müzakere aşamasının başladığını gösteriyor.

Çeşitli medya kuruluşlarında Suriye ordusunun Menbic’e girip girmediğiyle ilgili yapılan tartışmalar, uluslararası koalisyonun bu durumu yalanlaması ile ilgili ifadeler çelişkili çıktı. Çünkü kaynaklarımız, Suriye ordusunun Menbic kentinin Suriye-Türkiye sınırındaki kenar bölgelere girişini kesin bir şekilde doğruladı. Ayrıca ordu zayıf bir şekilde de olsa kent merkezinde de mevcut. İlde idari kurumların alınması için hazırlıklar yapılıyor. Diğer yandan, ABD liderliğindeki uluslararası koalisyon güçleri halen şehir merkezinde bulunuyor.  

Kremlin sözcüsü Dmitry Peskov, hükümet güçlerinin Menbic’e girmesiyle ilgili yaptığı basın toplantısında bu adımın şüpheye yer bırakmayacak şekilde Suriye’deki durumun istikrar kazanması bakımından olumlu bir adım olduğunu söyledi. 

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Bahram Kasımi, Cuma günü yayınlanan bir bildiride Suriye topraklarının birliğini sağlama ihtiyacına dikkat çekti. İran’ın Suriye ordusunun Menbic’e girişini, “Suriye’de yasal hükümetin bu ülkenin her yerinde egemenliğinin kurumsallaştırılması ve Suriye’deki krizin çözülmesine yönelik yeni bir adım olduğunu” vurguladı.

BM’nin Suriye Elçisi De Mistura, Salı günü Cenevre’de Rusya, Türkiye ve İran Dışişleri bakanlarıyla görüştükten sonra yaptığı basın açıklamasında, “Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri ile kapsamlı, güvenilir ve dengeli bir anayasa komitesi oluşturmak için ek adımlar atmamız gerektiğini  düşünüyorum” demişti.

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ayrıca Şam’daki büyükelçiliğinin açıldığını resmen açıkladı. Suriye Hükümeti Ulusal Güvenlik Dairesi Başkanı Ali Memlük, ortak ilişkileri tartışmak ve geliştirmek amacıyla Mısır’ı ziyaret etti. Şam ile Tunus arasındaki hava trafiği de normale döndü. 

ABD’nin resmi açıklamasına göre IŞİD ile ilgili misyonun bitmesi nedeniyle Suriye’den çekilmesi; Suriye ordusunun toprakların çoğunun kontrolünü yeniden ele geçirdiği ve Astana sürecinin sadece askeri değil siyasi dosyalarının da konuşulduğu bir süreçte geldi. 
Bütün bu gelişmeleri alt alta topladığımızda Suriye ordusunun Menbic’e girmesi yeni bir dönemin habercisi. 


BAE, ŞAM’DAKİ KELÇİLİĞİNİ TEKRAR AÇTI

Middle East Online

Bir zamanlar onunla savaşan isyancılara fon sağlayan ABD müttefiki bir Arap devletinden, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad için büyük bir diplomatik desteğe işaret eden bir adım olarak Birleşik Arap Emirlikleri, Perşembe günü, Suriye ile ilişkilerini kestikten yedi yıl sonra Şam’daki elçiliğini tekrar açtı ve bayrağını göndere çekti. BAE, 2011’de büyükelçisini Suriye’den geri çağırmış ve Şubat 2012’de Esad rejimi ile bağlarını koparmıştı.

BAE’DEKİ SURİYE BÜYÜKELÇİLİĞİ AÇIK KALDI

BAE, diğer yerlerdeki kalelerini kaybettikten sonra şimdi büyük ölçüde kuzeydeki İdlib’e hapsolmuş Suriye muhalefetinin destekçisiydi.
BAE’nin henüz Suriye büyükelçisi yok, ancak maslahatgüzarı Abdulhakim Naimi elçiliği ziyaret etti ve ülkesinin bayrağının yeniden yerleşkenin üzerinde yükseldiğine tanık oldu. Naimi gazetecilere verdiği demeçte, “Elçiliğimizin açılması diğer Arap elçiliklerinin geri dönüşü için ilk adımdır” dedi.

Birleşik Arap Emirlikleri, rolü Suudi Arabistan, Katar veya Türkiye’den daha az belirgin olmasına rağmen, Esad’a karşı silahlı grupları destekleyen, birçok bölgesel Arap ülkesinden biriydi.

ARAP BİRLİĞİ

Esad’ın kilit müttefiki Rusya, bir zamanlar dışlanmış olan rejimin Arap ülkeleri arasına tekrar kabul edilmesi için lobicilikte önemli rol oynadı. 

Şuanda kendi yönetimine yönelik yaygın protesto gösterileriyle karşı karşıya olan Sudan Devlet Başkanı Ömer Beşir’in bu ayın başlarında Şam’ı ziyaret etmesi, bazı gözlemciler tarafından bu eğilimin bir işareti olarak yorumlandı. Beşir, çatışmanın başlamasından bu yana Şam’a uçarak Suriye başkentini ziyaret eden ilk Arap devlet başkanıydı.

Mısır devletinin resmi yayın organı da, Suriye’nin eski durumuna getirilmesini istedi. Arap Birliği Genel Sekreteri, kıdemli Mısırlı diplomat Ahmed Abu Gheit, nisan ayında Suriye’nin üyeliğinin askıya alma kararının “aceleci” olduğunu söyledi. Suriye’nin istihbarat şefi ve Esad iktidarının kilit isimi olan Ali Memlük de, geçtiğimiz hafta resmi bir ziyaretle Mısır’a gitti.

TECRİT KIRILIYOR

Ülkenin çeşitli bölgelerinde askeri operasyonların hafiflemesi ve başkentin tamamen güvenli olması ile Şam, aynı zamanda fiziksel izolasyonu ortadan kaldırma üzerinde de çalışıyor.

Sınır geçişinin yeniden açılmasının ardından Ürdün ile ticaret son haftalarda yeniden başladı. Ürdün, isyancıları desteklemiş olan başka bir ABD müttefikiydi.

Perşembe günü, yıllar sonra Tunus’a ilk ticari uçuşu gördü. Cham Wings Airlines, 2011’den beri iki ülke arasındaki ilk uçuşunu tamamladı.


ŞAM’A GİDEN YOL

Abdulbari ATWAN
Rai al Youm

Suriye bugünlerde çok fazla manşetlere çıkıyor. Sadece Körfez ülkelerinin Tel Aviv ile olan ilişkilerini normalleştirdiği bir zamanda İsrail tarafından aktif olarak hedeflenen tek Arap ülkesi olduğu için değil, ama aynı zamanda Arap ve Körfez ülkelerinin başkenti Şam’a hac ziyaretlerine başlama tarzı nedeniyle. “Devrim öncesi” normlarıyla ilişkilerin yeniden kurulmasını talep eden kapısındaki ricacı kuyruğunun daha da uzaması beklenebilir.

ŞAM’A HAC ZİYARETLERİ ARTACAK

Perşembe günü BAE, Suriye başkentindeki büyükelçiliğinin yeniden açıldığını duyurdu. Aynı zamanda yılbaşı tatili nedeniyle 50 turisti taşıyan bir Suriye uçağı Tunus’taki Monastir havaalanına indi. Bu, kesinlikle ABD ve Körfez’in desteğiyle rejimi  yıkmak isteyen 5 bin Selefi savaşçıyı ihraç eden bir ülkeye “siyasi turizm” eylemi idi.

Şam’a yapılan bu siyasi ve diplomatik hac ziyaretinin yeni yılın başlamasıyla yoğunlaşması bekleniyor. 

İSRAİL İŞGAL DEVLETİ İLE NORMALLEŞMENİN BEDELİ Mİ?

Suriye ile bu normalleşmenin, aynı Arap rejimlerinin İsrail işgal devleti ile artan normalleşmesi pahasına mı geleceği yoksa haklı çıkarmaya çalışmak için mi kullanılacağı belirsizliğini koruyor. Şimdi Şam’daki elçiliklerini yeniden açmaya çalışan ülkelerden bazıları, İsrail bakanlarına ve spor takımına ev sahipliği yaparak normalleşme yolunda uzun bir yol kat etti. Suriye, işgal devletiyle her türlü normalleşmeye her zaman karşı çıkan ve itiraz etmeye devam eden ve topraklarında hiçbir zaman tek bir İsrailli yetkili almayan birkaç Arap ülkesinden biri.


SUUDİ ARABİSTAN’DAKİ DEĞİŞİMİN HEDEFLERİ

Rai al Youm
Başyazı

Suudi Kral Selman Bin Abdülaziz’in güvenlik alanında ve bakanlıklarda yaptığı değişikliklerin niteliği ve zamanlaması asıl amacın anlaşılmasına ve kralın ve varisinin bir sonraki adımının takip edilebilmesine neden oldu.

En belirgin değişiklik Adil Cubeyr’in Dışişleri Bakanlığı’ndan alınması  ve yerine yolsuzluk gerekçesi ile görevinden alınan bir önceki maliye bakanı İbrahim Assaf’ın atanmasıydı. Ancak en önemli değişiklikler güvenlik görevlerinde oldu. Özellikle Prens Abdullah bin Bandar bin Abdülaziz’in Milli Muhafızlar Bakanı, Mesaed bin Muhammed’in ulusal güvenlik danışmanı ve Halid bin Karar al Harbi’nin Ulusal Güvenlik Direktörü olarak atandığını not ediyoruz. 

İstihbarat aygıtının yeniden yapılandırılmasından ve bütçesinin 35 milyar dolar (1 trilyon riyal) ile  Krallık tarihinin en büyüğü olarak açıklamasından sonra Suudi hükümdarının yaptığı bu değişikliklerden ulaşmak istediği birkaç hedef var; 

Birincisi; (Gazeteci) Cemal Kaşıkçı cinayetinden sonra zarar gören krallığın ve yönetiminin imajını ve prestijini değiştirmeye, düzeltmeye çalışmak. 

İkincisi; Prens Selman’a yakın daire içindeki dışişleri bakanı Adil Cubeyr gibi önemli unsurların gönderilmesi. Cubeyr’i 2015 yılında kendisi seçmişti. 

Üçüncüsü; krizleri sakinleştirme, Suriye ve müttefikleriyle yakınlaşma, Lübnan siyasi ve mezhepsel yelpazesinde taraflarla dengeli bir şekilde ilişki kurma; Ürdün ve Irak ile ilişkilerin geliştirilmesi ve Yemen krizinden kademeli olarak çekilme üzerine kurulu yeni bir dış politika inşa etmek. Belki de Katar ve Türkiye’ye karşı yeni bir ittifak oluşturmayı ve Irak ve İran görüşmeleri hedefleyen bir dış politika. 

Suudi Arabistan’da yeni yılın ilk aylarındaki gelişmelerle ilgili iki okuma mevcut.

*İlk ihtimal Prens Muhammed bin Selman’ın değiştirilmesi ve yeni bir “veliaht prens” seçilmesinin bir başlangıç olabileceğini söylüyor. Böylece Amerikan senatosunun ve hakim müesseselerin kendisini “Kaşıkçı cinayetinden sorumlu tutması ve Yemen savaşının durdurulması” kararından sonra gerginliğin hafifletilmesi.

* İkinci ihtimal ise bu değişikliklerin, çoğunluğun arkasında durduğundan emin olan Prens Muhammed bin Selman’ın, fiili hükümdar olarak babasının hastalığı bahanesiyle hükmetmesinin önünün açılmasıdır.  

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Kar nedeniyle bazı il ve ilçelerde okullar tatil edildi

SONRAKİ HABER

BM raporu: Libya'da iki taraf da ABD, Çin ve Rus silahları kullanıyor

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa