22 Aralık 2018 09:45

Hediye Levent: Suriye’de yeni bir belirsizlik dönemi tetiklendi

Suriye’deki gidişatı şekillendirecek temel soru şu; ABD, Suriye’den çıkma kararını alırken kimlerle, hangi ülkelerle ve hangi konularda anlaştı?

Fotoğraf: Evrensel

Paylaş

Serpil İLGÜN

İç savaşın başladığı 2011’den bu yana emperyal güçlerin vekalet savaşının yakıp yıktığı Suriye, tam da “Savaşta sona gelindi, siyasi süreç başladı” değerlendirmelerinin yapıldığı bir dönemde, ABD’nin çekilme kararıyla kartların yeniden karılacağı bir saha haline geldi.

Birkaç gün önce “Fırat nehrinin doğusuna operasyon olur mu, derinliği, boyutları ne olur, hangi merkezler hedef alınır” soruları tartışılıyordu ki, ABD Başkanı Donald Trump’ın Suriye’den çıkacaklarını açıklamasıyla, Suriye coğrafyasına ilişkin yapılan analizlerdeki belirsizlikler daha da kuvvetlenmiş oldu. Trump, Mart 2018’de de çekileceklerini açıklamış, ancak süreç içinde ABD Suriye’den çıkmak bir yana varlığını tahkim ettirecek politikalar yürütmüştü.

ABD askeri ve siyasi kanadında da tartışmalar yaratan çekilme açıklaması öncekinden ne kadar farklılık arz ediyor? Çekilme neden şimdi gündeme geldi? Karar Türkiye’nin operasyon planlarını nasıl etkiler? Bölgedeki ana aktörlerin tepkisi ne olur? Kürtler nasıl etkilenir?..

Suriye’yi ve Ortadoğu coğrafyasını yakından izleyen, yazarımız Gazeteci Hediye Levent’le konuştuk.

“ABD’nin çekilme kararıyla önümüzdeki yıl Suriye dahil sahadaki durum bir kez daha karışacak gibi görünüyor” değerlendirmesini yapan Levent’e göre, Türkiye açısından yeni durumda önümüzdeki süreçte Türkiye’nin Rusya-ABD ve İran arasında nasıl bir denge kuracağı, politikalarını nasıl şekillendireceği sorusu önem kazanıyor.

ABD Başkanı Trump 9 ay önce de ‘Suriye’den çekiliyoruz’ dediği için son açıklamaya bazı yorumcular ‘Bu kez iş ciddi’ diye yaklaşıyor, bazıları ise ‘Bundan da bir şey çıkmaz’ diyor. Siz nasıl değerlendirdiniz?

Trump daha önce de çekileceğiz dedi, ancak askeri kanattan ve senatonun bir kısmından tepkiler gelince geri adım attı. Son açıklamasının ardından da aynı kanatlardan benzer tepkiler geldi, ancak bu defa askeri varlığını çekecek gibi görünüyor.

Şunu belirtmek gerekiyor; ABD’nin Suriye’deki sürece sahada doğrudan dahil olmasını sağlayan gerekçeler hala geçerliliğini koruyor. Yani hala IŞİD tehdidi var. Örgütün, özellikle ABD’nin müttefiklik ilişkisi yürüttüğü Kürt güçlerin bölgelerinde hala varlığı ve önceki yıllarla kıyasalanamayacak kadar azalsa da bir gücü var. ABD açısından İran’ın nüfuz alanını genişletmesi ve pekiştirmesi tehdidi de hala devam ediyor. ABD’nin Suriye’de bulunmasının temel sebeplerinden biri IŞİD ile mücadele dönemi sonrasında İran’ın Irak içinde çok güçlenmesiydi. ABD, İran’a karşı Suriye içinde hat tutma niyetindeydi. Suriye’den kademeli olarak askeri varlığını çekse de İran’a karşı politikası ve hamleleri devam edecektir.

Peki, mart ayındaki çekilme kararını askıya aldıran IŞİD gerekçesi, yakın zamana kadar ABD askeri ve siyasi yetkililerince kuvvetle savunulmaya devam edilirken, şimdi ne oldu da durum değişti?

Evet, ABD, Suriye’ye girerken de Kürtlerle işbirliği yaparken de, uluslararası platformda Suriye savaşına dahil oluşunu anlatırken de “IŞİD ile mücadele” gerekçesi en büyük dayanağı idi.

Rusya, Suriye Devleti’nin daveti ile sürece dahil oldu. Sonuçta, Suriye’de bir bölünme, Irak benzeri bir çoklu yapı ortaya çıkmamıştı. Bu nedenle, ABD’nin de bir gerekçesi olması gerekiyordu. Diğer taraftan IŞİD sadece Suriye’ye dahil olmak için bahane değildi. Gerçekten ABD ve Rusya dahil birçok ülke IŞİD’i ve radikalizmi tehdit olarak görüyor. Bu, zaman zaman “düşmanıma karşı kullanışlı araç” yaklaşımı ile örgütü kullanmadıkları veya güçlenmesine, yayılmasına göz yummadıkları anlamına gelmiyor; ancak aynı zamanda kendilerine de tehdit olarak gördüler, görüyorlar.

IŞİD örgüt olarak çökertildi. Hala dağınık bir şekilde binlerce IŞİD militanı var Irak ve Suriye’de. Hücre tipi veya küçük yapılanmalara gittiklerini, iki ülkede de saldırılar yaptıklarını biliyoruz. Ancak ABD, IŞİD’in mevcut durumunu Suriye’de kalmayı gerektirecek boyutta bir tehdit olarak değerlendirmiyor demek ki. Sonuçta, ülke çıkarları söz konusu olsa da her sınır ötesi operasyonun büyük siyasi ve mali yükü var. Suriye’ye girerken gerekçesi IŞİD ile mücadele idi. Haliyle çıkarken de “Mücadele bitti, çıkıyoruz” diyorlar.

Suriye’den çıkmak, ABD’nin Suriye ve bölge denkleminden çıktığı anlamına gelir mi?

ABD’nin Suriye’den çekileceğine dair karar yeni açıklandı. Bu karar nasıl alındı, nasıl bir siyasi pazarlığın ardından ortaya çıktı, bilmiyoruz. Muhtemelen önümüzdeki günlerde bu konuya dair detaylar netleşecek. Ancak ABD’nin Suriye’deki denklemden tamamen çıkması bence pek olası değil. ABD’nin kendisine tehdit gördüğü İran, bütün bağlantıları ve varlığıyla Irak başta olmak üzere bölgede duruyor. ABD mevcut ilişkileri ve yeni kurulacak oluşumlar-ittifaklar üzerinden ajandasını sürdürecektir diye düşünüyorum.

Erbil’de çok büyük bir ABD üssü inşası projesi vardı, ABD güçlerinin Irak içinde Erbil’e çekilmesi yönünde senaryolar da var. Erbil ile İran’ın ilişkileri oldukça kötüydü. Son olarak Peşmergelerin Kerkük dahil Irak içindeki bazı bölgelerden çekilmesi ile son bulan hamlenin arkasında da İran’ın olduğu savunuluyor. Bu durumda ABD’nin güçlerini Erbil’e kaydırması ve Erbil ile ilişkilerini daha da güçlendirmesi hem ABD hem de referandum sonrası sarsılan Erbil’in çıkarına gibi görünüyor.

Karar, genel manada Suriye coğrafyası için ne anlam ifade ediyor? Özellikle siyasi çözüm sürecine nasıl etki eder?

En başta Kürtler oldukça hazırlıksız yakalanmış görünüyor. Karar açıklandığından beri Kürt cenahtan çok sayıda açıklama geldi. Genel olarak, şaşırdıklarını ve Şam’ı göreve çağırdıklarını söyleyebiliriz.

Bundan sonraki gidişatı şekillendirecek temel soru şu; ABD, Suriye’den çıkma kararını alırken kimlerle, hangi ülke veya ülkelerle ve hangi konularda anlaştı? Bu soruya dair bir kısmı spekülasyon sayılabilecek çok sayıda iddia var.

İddialardan biri Türkiye ile anlaştığına dair. Bu durumda, Suriye içinde İran’ın önünün alınması dahil ABD’nin ajandasını Türkiye mi üstlenmiş olacak? Rusya-Türkiye ilişkilerinin seyri ne olacak? Türkiye, Fırat’ın doğusuna operasyon yaparsa Şam ile karşı karşıya gelir mi?

Öne çıkan başka bir iddia ise, Suudi Arabistan ve birkaç Körfez ülkesinin finansmanı ile Suriye içinde yeni bir ordu kurulacağı yönünde. Türkiye’nin Suudi Arabistan bloğu ile son birkaç yıldır ilişkileri malum.

EĞER ABD, TÜRKİYE NEDENİYLE GERİ ADIM ATMIŞSA KARŞILIĞINDA BİR ŞEY ALMIŞTIR

Trump’ın çekilme kararını Erdoğan’la görüşme sonrasında ve Türkiye’nin kararlılığı karşısında aldığı propagandasını nasıl değerlendirirsiniz?

Propaganda mekanizmasını çalıştırmak istediklerinde illa ki bir malzeme bulurlar. Bu bütün devletler, oluşumlar için söz konusu. Türkiye’nin Suriye Kürtleri ile ilgili tezleri sadece hükümetin değil aynı zamanda muhalefet içinde de geniş bir karşılık buluyor. Sahadaki şartlara bakıldığında Türkiye’nin kararlılığı karşısında ABD’nin geri adım atması çok akla uymayan bir söylem. Bu tür kararlar, hamleler büyük pazarlıkların ardından gelir. Amerika eğer Türkiye nedeniyle geri adım atmışsa, karşılığında Türkiye’den bir şey almıştır. Bu çerçevede kararlılıktan çok o taviz ya da pazarlık aşamasında nelerin konuşulduğuna bakmak gerekiyor.

Bir süredir bölgeye ilişkin politik gelişmelerde Türkiye dahil olmak üzere birçok ülkenin politikalarını kestirmek oldukça güçleşti. Bir belirsizlik hali söz konusu. Hatta bazı noktalarda çığırından çıktı da diyebiliriz. Bu nedenle sahadaki duruma, şartlara, ülkeler arasındaki ilişkilere, pazarlık süreçlerine ve denklik kriterlerine bakarak birtakım çıkarımlarda bulunmak en sağlıklısı gibi görünüyor. Yoksa medyanın propaganda mekanizmasına bakarsak eğer muhtemelen şimdi çok farklı bir noktada olurduk! Sonuçta bugün ABD Türkiye’nin kararlılığı karşısında geri adım attı şeklindeki propaganda yarın birtakım gelişmeler ortaya çıktığında bu kez Amerika Türkiye’yi sırtından bıçakladı şekline de dönüşebilir. Ki, son dönemde Rusya, Amerika vs. ilgili bu tarz söylemlerle sık sık karşılaşıyoruz.

Trump’ın çekilme açıklamasından önceki ‘Türkiye Fırat’ın doğusuna operasyon yapabilir mi’ sorusu şuna evrildi: Çekilme kararı operasyonun önünü mü açtı, yoksa daha mı zorlaştırdı?

Bunu henüz bilmiyoruz. Çünkü Türkiye’nin durumu da ABD’nin çekilme kararını hangi şartlarda aldığına ve çekilme süreci tamamlandıktan sonra devreye girecek yeni sürece bağlı. Türkiye ile anlaşarak çekildiyse ABD’nin ajandasını Türkiye devralır. Fırat’ın doğusuna operasyon yapılabilir bu durumda, ancak aynı zamanda Rusya ve İran ile ilişkiler sarsılabilir, Suriye ordusu ile karşı karşıya gelme riski ortaya çıkabilir.

YPG VE SDG SALDIRIYA AÇIK HALE GELEBİLİR

Pentagon ilk açıklamasında sahada bir çekilme olmadığını belirterek ‘Şu an için ortaklarımızla birlikte ve ortaklarımız kanalıyla çalışmaya devam ediyoruz’ dedi. Sahada öne çıkan ortaklardan biri olarak Kürtlerin bir bölümünde kararın ‘arkadan hançerlenme’ olarak değerlendirildiği öne sürülse de, TEV-DEM Eş Başkanı Xerib Hiso, ‘Bir gücün ya da kesimin buraya gelip gitmesi bizim de gitmemiz anlamına gelmiyor’ dedi. Kürtlerin hazırlıksız yakalandığını belirttiniz, ama ne dersiniz, ABD çekilirken YPG’yi nasıl konumlandıracak?

Kürt cenahtan yapılan açıklamalarda bir karışıklık var. Bazı açıklamalar belirttiğiniz çerçevede, bazıları ise “Sırtımızdan bıçaklandık, Türkiye’nin saldırısına açık hale geldik” gibi mesajlar veriyor. Şahsen ABD’nin çekilme kararından Kürt siyasi ve askeri oluşumların tamamının haberinin olduğunu düşünmüyorum. Bir ön hazırlık, geçiş süreci vs yapılmamış gibi görünüyor.

ABD’nin kademeli olarak çekilmesi öngörülüyor. Ancak bu konuda da belirginlik yok. ABD, askeri varlığını büyük ölçüde çekse bile geride bir kadro bırakacak mı, ki bence bırakacak. Askeri danışmanlar, eğitmenler vs kalmaya devam edebilir diye düşünüyorum.

Elbette sahada çok sayıda ABD askeri olması YPG ve SDG’ye bir koruma sağlıyor. En başta Türkiye, Rusya ve Suriye ordusuna karşı. Bu sayı azaldığında her ne kadar ABD’nin siyasi koruması, ilişkileri devam etse de YPG ve SDG saldırıya daha açık hale gelebilir.

ABD’nin Kürtlerle ilişkilerini tamamen koparacağını düşünmüyorum. Kendisi için yeni alternatifler yaratıyor gibi görünüyor. Suriye’deki savaşın ilk yıllarında açık kapı politikası yürüten ve bütün taraflarla görüşen Kürtler son yıllarda bu politikalarını terk edip ABD’ye yaklaştı. Kürtler de ABD ile ilişkilerini gözeterek tekrar eski politikalarına dönebilir.

ABD’nin Suriye’den çekilme açıklamasından önce de Türkiye’nin Fırat’ın doğusuna yapacağı operasyonu engellemek için KDP destekli ENKS’ye bağlı Roj peşmergelerini Kobani ve Tel Abyad sınırına konuşlandırılacağı iddia edilmişti. Çekilme kararı sonrasında aynı iddia bu kez şuna dönüştü: 

Türkiye, ABD askerlerinin çekilmesi sonrasında Fırat’ın doğusuna operasyonu rafa kaldırmak için YPG ile SDG’nin sınırdan çekilmesini, yerlerine Arap güçleri ile Roj Peşmergelerinin konuşlanmasını önerdi. İddiaya sizin yaklaşımınız ne?

Çok sayıda iddia var. Ancak bence şu anda konuşulması ve tartışılması gereken Fırat’ın doğusuna operasyon değil, önümüzdeki süreçte Türkiye’nin Rusya-ABD ve İran arasında nasıl bir denge kuracağı, politikalarını nasıl şekillendireceği.

Çekilme kararı Rusya’nın pozisyonunu nasıl etkileyecek? Bu aşamadan sonra, Rusya’nın Türkiye’nin operasyon düzenlemesine izin vermeyeceği görüşüne katılır mısınız?

Bu konularda yorum yapmak için çok erken. Bir kez daha belirtmek gerek; ABD’nin çekilme kararının nasıl bir sürecin ardından geldiğini ve önümüzdeki haftalarda ne getireceğini bilmiyoruz. Çekilme kararı Suriye’de ve bölgede süreçlere doğrudan dahil olan bütün taraflar için çok büyük fırsatlar ve aynı zamanda çok büyük riskler getiren yeni bir belirsizliği tetikledi.

TÜRKİYE İRAN YAKINLAŞMASI İHTİMALİ YÜKSEK

Ekonomi ağırlıklı bir gündemle Türkiye’ye gelen İran Cumhurbaşkanı Ruhani ile basın toplantısı düzenleyen Erdoğan, ABD’nin çekilme kararına değinmedi ancak, ‘ABD yaptırımlarına karşı İran’ın yanındayız’ dedi. Erdoğan, İran’ı karşısına almayarak ABD’ye ne mesaj veriyor. Ek olarak, ABD’nin Suriye’de bulunmasının temel amaçlarından biri İran’ı çevreleme olduğuna göre çekilme kararı İran politikasını nasıl etkileyecek?

Eğer ABD çekildikten sonra yerine Suudi Arabistan’ın başını çektiği yeni bir oluşum gelecekse Türkiye ve İran’ın yakınlaşması ihtimali yüksek. Çünkü, Suud finansmanında kurulacağı söylenen yeni oluşumun asıl hedefi de İran olacak. Zaten bölgede Suud-İran çekişmesinin tarihi çok eskilere uzanıyor. Arap Ayaklanması’nın ardından bu çekişme yeni bir döneme girdi. Haliyle gerginliği tırmandıracak olasılıklar da tetiklenmiş oldu.

İran ve Türkiye’nin de komşu olmalarının yanı sıra ilişkileri var. Ancak diğer taraftan Türkiye de bir NATO ülkesi ve ABD ile ilişkilerini koruması elzem.

Önümüzdeki dönem herkes için zor olacak muhtemelen.

ŞAM VE RUSYA TÜRKİYE’NİN KALICI OLMASINA İZİN VERMEZ

Türkiye’nin Fırat’ın doğusuna operasyonu gerçekleştirdiğini düşünelim. Buna Şam’ın tepkisi ne olur?

Açıkçası Şam’ın da, Rusya’nın da buna reaksiyon göstereceğini düşünüyorum.

Türkiye şöyle düşünüyor: Şam Kürtlerden rahatsız, bize ses çıkarmayacaktır, Afrin’deki gibi istediğimizi yaparız vs... Ancak, bazı şartlar paralel olsa da genel olarak bakacak olursak Fırat’ın doğusuna olası bir operasyon daha farklı. Çünkü Türkiye böyle bir operasyon sonunda orada daha kalıcı olmaya çalışacaktır. Şam’ın ve Rusya’nın buna izin vereceğini düşünmüyorum.

Çünkü Türkiye’nin hedefleri, Şam açısından Kürtlerle yaşanan sorunlardan çok daha tehlikeli. Türkiye bir devlet, Kürtler ise ABD gibi uluslararası destek aldıkları ilişkileri olsa da Suriye içinde bir oluşum. Bu açıdan durum ciddiyete binerse Rusya da, Şam da reaksiyon gösterecektir.

Reaksiyondan ne anlayalım? Bir çatışmaya dönüşür mü?

Hemen aksiyona dönüşmez ama Rusya devreye girecektir. Çatışmaya giden süreçler tek bir faktörle ortaya çıkmıyor. Mesela Türkiye, Rusya’nın uçağını düşürdüğünde bazıları çatışma, hatta savaş çıkacağını söyledi. Hayır, bir savaş uçağı düşürüldüğünde çatışma çıkmaz ama bazen diğer şartların da olgunlaşmasıyla bir boş araziye tek bir roketin düşmesi bile bir savaşı başlatabilir.

NÜFUZ ALANI OLUŞTURMAYA ÇALIŞIYOR

ABD’nin çekilme kararının dengeleri yeniden değiştireceği Suriye sahasındaki son duruma bakarsak; Erdoğan, Fırat’ın doğusuna operasyonu uzunca bir süredir dillendiriyordu ama ‘gireceğiz’den giriyoruz’a gelen durumun arka planında ne var? Yerel seçime giderken Suriye’ye yeniden operasyon yapma imkanını hangi gelişmeler yarattı?

Birkaç sebebi var. Evet, seçmenleri konsolide etmek için en geçerli taktiklerden birisidir, ulusal bütünlük, beka, milli kimlik, ulusal güvenlik gibi gerekçelerle sınır ötesi operasyonlar yapmak. Kaldı ki bunu sadece Türkiye kullanmıyor. İsrail’in de örneğin aynı gerekçelerle şu anda Lübnan’a yönelik bir operasyonu var Lübnan sınırında. Dolayısıyla Türkiye için zamanlama açısından seçimlerle ilişkilendirebiliriz ancak aynı zamanda hem Suriye’deki durum, hem Türkiye’nin Amerika ve Rusya’yla ilişkisi, hem de Rusya ve Amerika arasındaki gerginlik gibi faktörler de söz konusu. Yani Türkiye, sahadaki bazı noktalarda oluşan boşluklardan yararlanıyor. Bunları, lehine çevirmeye çalışıyor.

Türkiye’nin lehe çevirmeye çalıştığı, yararlanmaya çalıştığı o boşluklar/gelişmeler ne?

Birincisi, Rusya Suriye’deki ayaklanma döneminin başlamasından itibaren çok ciddi askeri, siyasi, maddi vs ciddi bir kaynak harcadı ve yığınak yaptı Suriye’ye biliyorsunuz. Ama Rusya bunu Suriyeliler için yapmadı kendisinin uzun vadeli bir ajandası söz konusu, etki alanını Suriye üzerinden Ortadoğu’ya yaymak gibi. Bu çerçevede Suriye’de ABD varlığından oldukça rahatsız. ABD’nin Kürtler vasıtasıyla Suriye’de bulunmasından, orada üs edinerek askeri varlığını genişletmesi ve kalıcı hale getirmeye çalışmasından rahatsız. Diğer yandan Suriye de bir süredir başlayan bir süreç var. Suriye’nin iç siyasi yapısının yeniden dizaynı söz konusu. Amerika’nın amaçlarından biri bu yeni süreçte oluşacak yapıların kendi çıkarlarına uygun hale gelmesi ama Rusya bunlardan da rahatsız. Rusya, Amerikan varlığından rahatsız ancak Ruslar Kürtlere ‘Amerika sizin yüzünüzden geldi, siz de benim düşmanımsınız’ demiyor. Rusların Kürtlere bakışı daha çok Şam’ın bakış açısına paralel. Yani Kürtlerin Suriye’nin iç meselesi olarak değerlendirilmesi gerektiğini savunuyor.

Peki Şam’la Rusya her konuda paralel düşünüyorlar mı?

Türkiye, Afrin operasyonunu Rusya’nın yeşil ışık yakması sayesinde gerçekleştirmişti. O dönemde Kürtlere “ders vermek” adına Afrin operasyonu her ne kadar Şam’ın işine yarasa da bundan yüzde yüz memnun oldu diyemeyiz. Diğer yandan İdlib konusunda Soçi’de yapılan anlaşmaya Şam’dan birtakım itirazlar yükselmeye başladı. Yani Şam’da son birkaç aydır Rusya’nın Türkiye’ye çok fazla taviz verdiği şeklinde birtakım itirazlar var. Şam’la Rusya, Kürtlerin üniter yapı çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği konusunda paraleller ancak atılacak adımlar konusunda ciddi makas ayrılıkları söz konusu, bunu belirtmek lazım.

TÜRKİYE BU KADAR ÖSO’CUYU NE YAPACAK ?

Ya Amerika?

Suriye’deki vekalet savaşının Suudi Arabistan -Amerika cephesinin aleyhine bir sonuca evrilmesi gibi birtakım sebeplerle Amerika, İran’ın gereğinden fazla güçlendiğini ve önünün alınması gerektiğini düşünüyor. Amerika’nın Suriye’deki Kürt oluşumlarla işbirliği yaparkenki temel amacı İran’ın önünü alma. Tabii İsrail’in güvenliği de önemli bir faktör Amerika’nın adımlarında. Üçüncü bir hedef, belirttiğimiz gibi yeni Suriye oluşturulurken Amerika’ya yakın bir sistem oluşturulması, bu mümkün değilse, Amerika’ya yakın kanatların olduğu bir sistem oluşturulması amacı var.

Dolayısıyla Türkiye için şöyle bir nokta oluştu; bir, Suriye’deki vekalet savaşı sahada büyük ölçüde bitti. (Tamamen bitmiş değil, artçıları devam ediyor, çünkü ÖSO var, İdlib’teki gruplar var vs. ) Sürgün hükümeti, İstanbul konseyi vs. gibi siyasi yapılar çöktü. Silahlı gruplar ya Suriye ordusuna teslim oldu ya silah bıraktılar, ya anlaşma yapıp İdlib’e yollandılar ya başka ülkelere gittiler. Bir tek Kürtler kaldı geriye. Türkiye’nin elindeyse birlikte hareket ettiği ÖSO grupları var. Önemli başlıklardan biri de Türkiye’nin bu kadar ÖSO’cuyu ne yapacağı. İkincisi, sahadaki silahlı vekalet savaşı her ne kadar bitmiş olsa da yer kapma, gücünü pekiştirme süreci devam ettiği için Türkiye, oradaki grupları bir şekilde kullanarak, Suriye’de henüz ortalık doz dumanken bir nüfuz alanı oluşturmak istiyor. Üçüncüsü, kendisine yakın grupları Suriye içinde bir şekilde siyasi ve askeri olarak örgütlendirip aynen Amerikalıların Kürtler üzerinden yapmaya çalıştığı gibi, uzun vadede Suriye içinde kendisine yakın bir grup, bir kanat ya da bir bölge oluşturmaya çalışmak gibi amaçları söz konusu. Yakın zamana kadar Amerika ile Türkiye arasında krizler vardı ve Türkiye Kürtler konusunda çok rahat hareket edemiyordu. Ancak son bir iki ayda bu krizler yumuşamaya başlayınca, Türkiye de hamlelerini ilerletmeye başladı. Artık nispeten daha rahat hareket ediyor diyebiliriz.

Ancak ABD’nin çekilme kararından sonra ne olacağını bekleyip göreceğiz.

TÜRKİYE SAHADA VARLIK GÖSTERDİKÇE, MASADA DA VARLIK GÖSTERMİŞ OLACAK

İdlib’teki cihatçıların durumunun belirsizliği, Türkiye’nin Soçi anlaşmasının gereklerini yerine getirmede direnmesi ya da meseleyi ötelemesini nasıl değerlendirirsiniz? İdlib Türkiye ajandasında nasıl bir yer tutuyor?

Türkiye’nin idlib’teki öncelikli amacı oradaki cihatçı silahlı gruplara yönelik Şam’ın Rusya destekli operasyonunu durdurmak, mümkünse de tamamen rafa kaldırılmasını sağlamaktı. Neden buna çalıştı? Birkaç sebep var, birincisi oradaki cihatçılar Türkiye sınırına yığılmasına engel olmak (hala bu risk söz konusu); ikincisi, oradaki silahlı grupların bir kısmı Türkiye’nin desteklediği gruplar. Bu gruplar üzerinden Suriye’deki vekalet savaşına devam etmeye çalışmak, böylece sahada varlığını sürdürmek. İdlip’in kuzeyi zaten Türkiye sınırı, Afrin ile birlikte doğu sınırını da tutmuş oldu. 

İdlib’in Fırat’ın doğusuna operasyonla şöyle bir alakası var: Türkiye her ne kadar zaman zaman Suriye içinde Rusya ile hareket etse de en nihayetinde çokça da taviz vermek durumunda kalıyor. Eğer Fırat’ın doğusuna bir operasyon yapar ise, Rusya’yla masaya oturduğunda çok daha güçlü oturacak. İkincisi, orada birlikte hareket ettiği grupları biraz daha genişletmiş ve onların üzerindeki gücünü arttırmış olacak. Üçüncüsü, operasyon yapılan ve Türkiye’ye yakın grupların yerleştiği bölgelerde nüfuz sahibi olacak. Bir diğer etmen de şu; Suriye’de yeni bir iç siyasi yapının dizaynından bahsediyoruz. Türkiye Suriye içinde sahada varlık gösterdikçe, masada da varlık göstermiş olacak.

HİÇBİR UZLAŞMA TAVİZSİZ DEĞİLDİR

Gelelim olup olmayacağı daha da tartışmalı hale gelen Fırat’ın doğusuna operasyonun iç siyaset boyutuna. Suriye’de yeni bir operasyonu salt sandıkla izah etmenin eksik bir analiz olduğunun altını çiziyorsunuz. Diğer yandan etkileri giderek ağırlaşan ekonomik kriz, demokrasi gibi ağır sorunlara karşı, seçmeni konsolide etmek için milliyetçilik, beka, güvenlik vs. üzerinden inşa edilecek bir başarı hikayesine de ihtiyaç var. Yeni durumda bu nasıl sağlanacak?

Evet başarı hikayesine ihtiyaç var, ama operasyon ihtimali zor olsa da aşağıdan yukarıya doğru düşünelim. Mesela, Amerika’ya kafa tutan bir Türkiye algısı operasyon yapılmasa bile seçmende karşılık bulacak bir propaganda. Hatta muhalif olduğunu iddia eden basında bile sayfa sayfa yer alacak şeyler bunlar. Yine, Amerika ile Türkiye arasında bazı konularda uzlaşma sağlandı diyelim. -Ki, hiçbir uzlaşma tavizsiz değildir- ve Fırat’ın doğusuna operasyon değil de, Menbiç civarında YPG’nin çekilmesi ya da üniforma değiştirmesini sağladı Amerika. Bu da işe yarar iç siyasette. Yukarı doğru çıkalım, diyelim Amerika yeşil ışık yaktı ve oraya ara ara topçu ateşi yapıldı. Üç-beş tane topçu ateşi yapılır, karşı tarafa zarar verilmez ama bu topçu ateşleri üzerine bir destan yazılır. Yani milliyetçilik, yayılmacılık üzerinden bir kahramanlık hikayesine ihtiyaç varsa buna muhalefet tarafında yer aldığını iddia eden siyasi hareketler, gazeteler vs de destek verebilir ve bunu zaten Afrin’de de gördük. Bu sahada herhangi bir etki yaratır mı, gerçekten askeri operasyon başlar mı, kara operasyonuna döner mi, bunları da bilmiyoruz.

Zaten son gelişmelerle birlikte Türkiye’nin Suriye içindeki politikasının, hamlelerinin ne olacağını da kestirmek güç.

Her halükarda ABD’nin çekilme kararı ile önümüzdeki yıl Suriye dahil sahadaki durum bir kez daha karışacak gibi görünüyor.

ÖNCEKİ HABER

Çocuklara istismarda bulunan tarikat liderine 62 yıl hapis cezası

SONRAKİ HABER

EYT’liler 26 Mayıs’ta Yenikapı’da buluşuyor

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa