'Hükümet patronlara teşvik veriyor, işçiye gelince kısıyor'

Sendikacılar ve işçiler, asgari ücret belirlenirken işçilerin taleplerinin dikkate alınmasını istiyor.

06 Aralık 2018 03:46
Son Düzenlenme Tarihi: 05 Aralık 2018 18:06
Paylaş

Gözde TEKİN
Ömer ŞİMŞEK

Kocaeli

Kocaeli’nin Derince ilçesi Yenikent Mahallesi’nde işçi duraklarındayız. Güneş daha doğmadan başta İzmit, Gebze ve çevre ilçelerdeki fabrikalarda çalışan işçiler, sanki birbiriyle sözleşmişçesine asgari ücretin 2 bin 500 lira olması gerektiğini söylüyor, ardından da “Ama yapmazlar” diyor. Komisyona ilk defa asgari ücretli bir işçinin katılacak olmasının da sonucu değiştirmeyeceği düşüncesindeler. Gitgide artan hayatlarının zora girdiğini eden bir AKP’li işçinin söyledikleri ise çarpıcı: “Patronlara teşvik üstüne teşvik verip, işçiye gelince kısan bir hükümet. Maalesef ben yıllarca AKP’ye oy vermiş biri olarak bundan sonra oy yok onlara diyorum.”

İlk görüştüğümüz işçi “Kimse ay sonunu yakalamıyor. Ama asgari ücretin 2 bin 500 TL olması çok zor herkes kendi menfaatini düşünüyor. Enflasyon rakamları yüzde 24-25 seviyelerine ulaşmış ama bugüne kadar nasıl geçindiysek bundan sonra da öyle geçineceğiz galiba” dedi.

HÜKÜMET İŞÇİDEN YANA DEĞİL

Görüştüğümüz işçinin hemen yanında servisini bekleyen ve AKP’ye oy verdiğini söyleyen bir işçi ile sohbet ediyoruz. Hükümetin kendilerini düşünmediğini ifade eden işçi, “Bu hükümet olduğu sürece asgari ücrette bir değişiklik olmayacak. Ben bu hükümete oy veren bir insan olarak bu hükümetin işçiden yana olduğunu düşünmüyorum. Patronlara teşvik üstüne teşvik verip, işçiye gelince kısan bir hükümet. Maalesef ben bir AKP’li olarak, 12-13 yıldır bu hükümete oy atan biri olarak böyle düşünüyorum artık. Bundan sonra da oy yok onlara” diye konuştu.

Çayırova’da otomotiv parçaları üreten bir fabrikada çalışan işçi ise, “Asgari ücret 2 bin 500’ün altında olmamalı ama şu an için olacağını düşünmüyorum” dedi. Asgari ücret ile geçinmenin mümkün olmadığını ve yapılacak zam ile ilgili umutsuz olduğunu dile getiren bir kadın işçi ise, “2 bin 500 TL olmalı ancak tahminen 1800 yaparlar daha fazlasını yapacaklarını düşünmüyorum” dedi.

AİLEDEN DESTEK OLMASA...

Aileden gelen destek olmazsa geçinemeyeceklerini vurgulayan bir başka işçi, “Asgari ücretin biraz üstünde çalışıyorum ama geçinmek mümkün değil. Gelecek olan zam illaki bizi etkileyecek. Biz de bekliyoruz bakalım. Aileden destek gelmezse krizden etkilenmeyecek kimse yok. Sağa sola gittiğimiz zaman illaki hissediyoruz, biz de çoluk çocuk sahibiyiz” dedi.


'ASGARİ ÜCRETTE İŞÇİYE KULAK VERİN'

Metehan UD
İzmir

Asgari ücret görüşmeleri öncesinde konuştuğumuz İzmir’deki sendikacılar yeni ücret belirlenirken emekçilerin taleplerinin kulak verilmesini istedi.

Türk-İş’e bağlı DERİTEKS İzmir Şube Başkanı Makum Alagöz, yaşanabilir bir memleketin yaşanabilir bir ücretle mümkün olduğunu belirterek “Krizin faturasının işçilere kesilmesi bu mağduriyeti her geçen gün daha da büyüttü. Sendikalı, sendikasız, iş güvenceli, iş güvencesiz milyonlarca insanın gözü kulağı bu görüşmelerden çıkacak sonuçta. Asgari ücret belirlenirken emekçilerin taleplerine kulak verilmelidir” dedi.

‘BAKANLIK ENFLASYONU DÜŞÜRMEYE ÇALIŞIYOR’

Tez Koop-İş İzmir Şube Başkanı Sebahattin Şen de asgari ücretin Türkiye’nin gerçeklerine uygun olması gerektiğini dile getirerek “Bu ülke eğer kalkınmış G20 ülkelerinin içinde ise asgari ücret de buna uygun olmalı. Eğer kalkınma varsa bundan işçiler de payını almalı” dedi. Ağustos ayından beri yaşanan bütün ürünlerdeki fiyat artışlarına rağmen işçi ücretlerinin yerinde saydığını belirten Şen şunları söyledi “Ürünlerin fiyatlarının artmasından kaynaklı satışlar artmış gibi duruyor bu gerçek değil. Yansımasını önümüzdeki dönemde göreceğiz” dedi.

‘EMEKÇİLERİN ENFLASYONU DİKKATE ALINMALI’

DİSK/Genel-İş İzmir 2 No’lu Şube Başkanı Arif Yıldız, asgari ücret hesaplanırken emekçilerin enflasyonunun dikkate alınması gerektiğini vurgulayarak “Gerçek enflasyon işçinin marketindedir, ödediği elektrik, su faturasındadır, kullandığı ulaşımındadır. 1600 liralık asgari ücretin alım gücü 900 liraya kadar düşmüştür.  Türkiye’deki en düşük memur maaşının altında olmamalıdır asgari ücret. DİSK’in belirlediği 2 bin 800 liralık rakamın şube olarak biz de arkasında olacağız, bunun mücadelesini vereceğiz. Cumhurbaşkanı kendine yüzde 26 zam yapıyor, kendi bütçelerinde yüzde 80-90 artış öngörüyorlar, işçiye-emekçiye de gelince 100-200 lira ile geçiştirmesinler” dedi.

‘GERİYE DÖNÜK HAK MAĞDURİYETLERİ DE GİDERİLMELİ’

DİSK/Genel-İş İzmir 7 No’lu Şube Başkanı Kemal Köroğlu da şunları söyledi: “Örgütlü olduğumuz yerlerdeki ücretler asgari ücrete endeksli. Öncelikli olarak geriye dönük hak mağduriyetleri giderilmeli asgari ücret tekrar belirlenmeli. Cumhurbaşkanının ücretindeki artış gibi asgari ücretlilere de öncelikli enflasyon farkı yansıtılmalı ardından refah payı katılmalı. Asgari ücret, AGİ ve vergi dışı tutulmalı. Asgari ücrete gelecek zam KHK ile belediye şirketine geçen işçilere de uygulanmalı. İşçilerin kendi talepleri sokağa çıkması komisyonun üzerinde de etkisi olacaktır. Örgütlü olan sendikalar ve işçiler seslerini çıkarmazlarsa daha büyük mağduriyet yaşanacak.”


BİRLEŞEREK BU OYUNU BOZABİLİRİZ

Metal işçisi
Gebze

Gebze’de oturan asgari ücretin üzerinde ücret alan bir işçiyim. Gece gece aklıma geldi, üreten kim, kazanan kim, büyüyen kim, küçülen kim diye. Yine aylardan kasım sonları ve kara kış geldi gelecek ve milyonları ilgilendiren günlerdeyiz.

Asgari Ücret Tespit Komisyonunun işçi ve emekçilerin alım gücünü belirleyeceği ve daha yeni  iğneden ipliğe her şeye zam gelmişken ve yeni yılla birlikte her şeye zamlar gelecekken  AGİ’yle birlikte 1603 olan asgari ücreti bakalım yöneticilerimiz ne kadar yapacak? Vicdanları ne kadar göreceğiz. Asıl mesele o yöneticileri oylarıyla seçen asgari ücretli işçi ve emekçi arkadaşımız. Zira oyunu bozacak olanlar onlar. Biz yöneticilerin aldığı paraları istemiyoruz. O kadar aç gözlü de değiliz! Bize Türk-İş’in araştırmalarına göre yoksulluk sınırı olan 6 bin 328 lirayı reva görseler herhalde onlar gibi zengin olmayız ama yaşamımızı el etek öpmeden idare ettiririz. Tabii yöneticiler yine batarız biteriz nutukları atar, kendi aldıkları paraları unutuverirler. Her şey işçi ve emekçilerin oyunu alana kadar, seçimlerde kapımıza gelen parti yöneticileri iktidara gelince sermayenin uşağı olup bizi unutuyorlar. Bize düşen mücadele etmek, örgütlü olmak, sınıf bilincini yaratmak. Nasıl mı? Her bireyin kendi işyerinde komiteler kurmasından ve üretimden gelen gücü kullanmasından, bireyci değil toplumsal düşünmesinden, sınıf partisinde birleşmesinden geçer. Sınıf partisi önemli çünkü bu olmadan sonuç başarılı olsa bile, kalıcı hale gelmez.

Hak verilmez alınır ve her zaman da zorla alınmıştır. Sermaye ve emek iki uzlaşmaz sınıf olmuştur ve böyle devam edecektir. Eğer hayat sermayenin kurduğu bir oyunsa, birleşerek bu oyunu bozabilirsin işçi  kardeş. Saygılarımla...

ÖNCEKİ HABER

‘Cinsel şiddetin artmasında eşitsiz politikalar ve kutuplaşma etkili'

SONRAKİ HABER

Mevlüt Çavuşoğlu-Nadia Murad görüşmesinden iki farklı tweet

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa