30 Kasım 2018 04:40

G20 zirvesinde gözler Karadeniz geriliminde

Siyaset bilimci Sezin Öney, Rusya-Ukrayna arasındaki gerilimi değerlendirdi.

G20 zirvesinde gözler Karadeniz geriliminde

Fotoğraf: Vladimir Shtanko/AA

Paylaş

Şerif KARATAŞ 
İstanbul 

Arjantin’de toplanacak G20 zirvesi öncesinde Ukrayna ile Rusya arasında Azak Denizi’nin geriliminin artmasını değerlendiren Siyaset Bilimci Sezin Öney, iki ülkenin kozlarının uluslararası arenada gündem yapmak için zirveyi fırsat olarak gördüğüne vurgu yaparak, “Kiev, her ne kadar Arjantin’de olmasa da, Batı ülkelerinin desteğini alarak Rusya’ya karşı güçlenmek istiyor. Rusya ise, hep uyguladığı “pasif –agresif” dış politika hamlelerinden birini gerçekleştirmiş oluyor” dedi.

Rusya ile Ukrayna arasında Azak Denizi geriliminin yankısı sürüyor Siyaset Bilimci Sezin Öney, Arjantin’de toplanacak G20 Zirvesi öncesinde Ukrayna ile Rusya arasında Azak Denizi geriliminin yeniden alevlenmesini gazetemize değerlendirdi. Sezin Öney şunları söyledi: “Rusya ile Ukrayna arasında “aniden” parlayıvermiş gibi gözüken Azak Denizi krizi, aslında bir süredir yükselmekte olan bir gerginliğin sonucu. Var olan gerginliğin G20 zirvesinin başlamasına günler kala alevlenmesinin, Rusya’nın da Ukrayna’nın da uluslararası ilişkilerinde kendi gündemlerini ön plana çıkarma çabalarından kaynaklandığı söylenebilir. Moskova ve Kiev’in olayın nasıl ve neden gerçekleştiğine yönelik birbirinden farklı açıklamaları var.”

İLK VAKA DEĞİL 

Öney devamla değerlendirmesine şöyle devam etti: “Bu olay, iki ülke arasında gerçekleşen ilk Azak Denizi vakası değil. Geçen mayıstan beri, Rusya da Ukrayna da, Azak Denizi bölgesindeki askeri varlıklarını karşılıklı olarak yükseltiyorlardı. İki taraf da, çeşitli kereler birbirlerinin bandırasını taşıyan deniz araçlarına el koydu. 25 Kasım’daki olaydan haftalar önce, Rusya sahil güvenliği, Ukrayna’ya ait bir balıkçı teknesine el koymuştu; bunun bir benzerini de, geçen mart Ukrayna yapmış ve bir Rus balıkçı teknesine el koymuştu.”

“Kerç Boğazı gerginliğinin” ise Rusya ile Kırım’ı birbirine bağlayan köprünün inşasıyla mayıs ayında tırmanışa geçtiğini söylemenin mümkün olduğunu belirten Öney şunları söyledi: “Yaklaşık 20 kilometre uzunluğundaki bu köprü, Krymskiy most (Kırım Köprüsü), Ukrayna tarafında büyük tepkiyle karşılandı. Zira, bu köprü, 2014’teki savaştan sonra, Rusya’nın Kırım’ı “bir daha asla vazgeçmemesine” sahiplenişinin de somut sembolü gibiydi. Bir anlamda, bu köprüyle Rusya Kırım’a “yüzük taktı”... Ukrayna’nın teorisi, Kremlin’in olayı, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in görev onayının düşüşü (Şu aralar yüzde 35’ler seviyesinde olduğuna işaret eden araştırmalar var) nedeniyle, “kriz yaratmak” için kurguladığı. Rusya’da ise, Ukrayna’da seçimler yaklaşırken Proşenko’nun desteğinin çok düşük olduğu (yüzde10’lar civarı) ve kriz yaratarak, milliyetçi bir dalgayla sandıktaki desteği arttırmaya veya 31 Mart 2019’daki seçimleri erteletmeye çalıştığı.”

ZİRVEYİ FIRSAT OLARAK GÖRÜYORLAR 

Arjantin’deki G20 zirvesini hatırlatan Öney iki ülke arasında yaşanan gerilime dair şu değerlendirmede bulundu: “Arjantin’deki G-20 zirvesi de, tüm bu kozların uluslararası arenada gündem olması için her iki tarafa da, bir fırsat veriyor. Kiev, her ne kadar Arjantin’de olmasa da, Batı ülkelerinin desteğini geçerek Rusya’ya karşı güçlenmek istiyor. Rusya ise, hep uyguladığı 'pasif-agresif' dış politika hamlelerinden birini gerçekleştirmiş oluyor. Pasif-agresif ile kastım şu: Rusya, önce dünyada gündem olacak sert bir çıkış yapıyor, kriz yaratıyor ve ardından, birden profilini düşürüyor; sanki kendisi mağdurmuş veya konuyla hiç alakası yokmuş gibi gözükerek 'agresiflikle alakası yokmuş' gibi bir portre çiziyor. Bu da, karşı tarafı boşa düşüren, kafasını karıştıran bir hamle oluyor.” 

Fotoğraf: Vladimir Shtanko/AA

TRUMP’IN DIŞ POLİTİKASI ÇETREFİLLİ

Ukrayna, AB ve NATO’yu göreve çağıran açıklamaları, ve Rusya ve Ukrayna gerilimin özellikle AB ile Rusya ve ABD ile Rusya ilişkilerine yansımasına ilişkin Öney’in değerlendirmesi şöyle: “Ukrayna Lideri Proşenko, NATO’yu göreve çağırdı ve Azak Denizi’ne gemi yollamasını istedi ama Ukrayna, NATO üyesi olmadığı için bu çok olası gözükmüyor. Kremlin ise, zaten Batı ülkelerinin Ukrayna ile yaşanan krizi, Rusya’ya karşı yaptırımların kapsamını genişletmek için planladığını öne sürüyor. Burada kastedilen “Batı”, Avrupa ülkeleri; Kremlin’in Trump yönetimine karşı tonu çok yumuşak ve bu son olayın, ABD ile herhangi bir kriz yaşanmasına neden olmayacağı iddiasındalar. ABD Başkanı Donald Trump ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, “normal şartlar” altında, G-20 zirvesinde görüşeceklerdi. Ancak Trump, Ukrayna ile yaşanan krizden sonra, Rusya’ya “karşılık olarak” bu görüşmeyi gerçekleştirmeyebileceğine ilişkin sinyaller verdi. Beyaz Saray’da, Trump iktidara geldiğinden beri, hayli kafası karışık bir dış politika çizgisinin söz konusu olduğunu ve Trump’ın artan biçimde, “anlık ruhsal durumuna” göre dış politika adımları attığını unutmayalım. ABD Dışişleri Bakanlığında, Trump’ın seçiminden iki yıl sonra bile hâlâ, gerekli atamalarının büyük çoğunluğunun yapılmadığını akla getirelim. Uzmanlıklar, liyakat, kıdem, tutarlılık, devlet geleneği; bunların hepsinin berheva olduğu bir Beyaz Saray’dan bahsediyoruz. Bu tablo karşısında, adımlarını hesaplayarak atan taraf Kremlin kaldı. Trump’ı, dış politikada olan her şeyden çok düşündüren şey, giderek çetrefilli hale gelen ve Rusya ile ilintili kampanya ilişkilerinin de ağırlıklı bir parçasını oluşturduğu hakkındaki soruşturma ve hukuki süreçler.”

ÖNCEKİ HABER

Macron ve May G20 Zirvesi'nde Muhammed bin Selman ile görüşecek

SONRAKİ HABER

Lübnan'da hükümeti kurma çalışmalarında sona gelindi

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa