21 Kasım 2018 17:30

Neden imar ile barışıyoruz?

İTÜ öğrencisi Fatih Çakmak, imar barışına dair yazdı.

Görsel: Google Street View

Paylaş

 

Fatih ÇAKMAK
İstanbul Teknik Üniversitesi

İstanbul Teknik Üniversitesi hazırlık öğrencisiyim ve bu okuldaki ilk yılım. Geçtiğimiz günlerde kulüp olarak İmar Barışı isimli bir panel düzenledik. Gündemi çok sık rahatsız etmesine rağmen imar barışı hakkında bilgi sahibi değildim. Buna rağmen panele katılmaya karar verdim.
Panelde konuşulanlar oldukça ilgi çekiciydi. İstanbul’daki toplam konut sayısı 1.5 milyon ve bunlardan sadece %30u ruhsatlı. Ruhsatlı evlerden ise %15i tam anlamıyla yasalara uygun, iskânlı. Türkiye’deki genel durumun İstanbul’dan aşağı kalır yanı yok. Türkiye çapında toplam 18milyon konut var. Bunların %67si ise kaçak. Bu imar affı yasasını önceki yıllarda gerçekleşen imar aflarından farklı kılan yönü ise kapsama alanının genişliği, sınırının olmaması. 
İmar barışındaki af yasası bütün kaçak bina ve yapıları ayrım yapmadan kapsama alanına alıyor. Bu bize gösteriyor ki imar barışı konusu aslında halkın büyük bir çoğunluğunu yakından ilgilendiriyor. Etkilediği insan sayısı on milyonlarca. Etki alanının büyüklüğü ele alındığı zaman imar barışı yasasının çok büyük bir uğraş ve özveriyle hazırlandığını düşünmek en doğal hakkımız. Konuşmanın ilerleyen safhalarında bu durumun böyle olmadığını anlıyorum ve bir şaşkınlık daha yaşıyorum. Yeni düzenlenen bir yasanın mevcut diğer yasalarla çelişmesini kimse beklemez. Hem de yasanın etki sahası bu kadar genişken. Maalesef bu durum da beklenildiği gibi değil. Devlet bu politikasını mantıklı bir kefeye koymuş olmalı diye düşünürken konuşmanın konusu imar barışının ekonomik boyutuna geliyor. İçinde bulunduğumuz ekonomik kriz devleti, 2003-2016 yılları arasında milli hasılatın %5.5-6.5luk kısmını oluşturan bu sektöre itmiştir. Bu yasanın tek amacı ekonomik krizden kurtulma politikasıdır. Devlet bu aftan yararlanmak isteyen vatandaşlarından gerekli ücreti yapılandırma yapmadan nakit olarak istemesi bu amacını destekler niteliktedir. 
KİMİN BARIŞI
Konuşmacılar konuşmalarını bitirip soru-cevap bölümüne geçtiğimizde beni asıl şaşırtan ve aynı zamanda oldukça mutlu eden bir olay yaşandı. Soru sormak için izin alan dinleyicilerden birisi işçi olduğunu ve gecekonduda yaşadığını belirterek kentsel dönüşüm alanı ilan edilen bölgede kendilerinin zorla başka alanlara taşınmaya zorlandığını, imar barışına başvurursa ne olacağını sordu. Ardından bir derneğin 4-5 kişilik temsil heyeti bulundukları bölge halkını temsilen sırasıyla konuşmaya başladı. Aynı şekilde kentsel dönüşüm alanlarında yaşanan sorunların hangi yasalarla çözüleceğini ve imar barışının gerçek bir çözüm olup olmadığına dair tavsiye bekliyorlardı. Bu sorulara panel katılımcılarının verdiği yanıtlar imar barışı sürecinin halktan ve yerel yönetimlerden kopuk bir şekilde, tek taraflı yürütüldüğü, bunun için de şu an hiçbir işleyişin tam olarak bilinmediği üzerine oldu. İmar barışı sürecinin bu kadar eksik ve hata ile devam ediyor olması, panel katılımcıları tarafından acil bir ekonomik kaynak yaratma aracı olarak tarif edildi. Tüm bu sorular ve cevaplar imar barışının halk için değil ama krizden çıkış aracı olarak düzenlendiği gerçeğine yakınlaştırdı herkesi. Bu etkinliğin üniversite sınırlarından çıkıp halkın da katıldığı bir etkinliğe dönüşmesi beni çok mutlu etti. Üniversitelerimiz kendi içine dönük olmamalı. Halk ile bütünleşmeli ve onlara da hitap edebilmeli. Katıldığım panel bu düşüncelerim ile örtüşen çok güzel bir örnek oldu.

 

ÖNCEKİ HABER

Yetersiz bakiye!

SONRAKİ HABER

KPSS Alan Bilgisi 3. oturumu tamamlandı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa