12 Kasım 2018 04:55

Arap Coğrafyasında geçen hafta: İran’a yaptırımlar etkili olur mu?

Arap basınında geçen haftanın en çok gündemde olan konusu ABD'nin İran’a yaptırımları oldu.

Görseller: DHA | Kolaj: Evrensel

Paylaş

Ali KARATAŞ

Arap basınında geçen haftanın en çok gündemde olan konusu İran’a yaptırımlar konusu oldu. Al Hayat gazetesinden Tony Frensis, yaptırımların sonuçlarıyla ilgili dikkate değer bir makale kaleme aldı. Frensis, yaptırımların hedef ülkelerin politikalarını değiştirmeyi başaramadığını, ancak halklarının yiyecek ve ilaç almalarını önlediğini söyledi. Frensis yaptırımların tarihini incelediği makalesinde batı bloğunun Sovyetlere karşı mücadelesiyle yaptırımların başladığını hatırlattı.

Rai al Youm gazetesi konuyu ele aldığı başyazısında “ekonomik yaptırımların” daha ilk haftadan etkisiz olduğunu savundu. Gazete, yaptırımlarla İran’ın diz çökmesinin hedeflendiğini ve kendisine dayatılan 12 şartın uygulamasının amaçlandığını yazdı. Yazıda,  “ABD taleplerinin, şartların en bariz olanları İran’ın füze imal etmeyi durdurması; Hizbullah, Hamas ve İslami Cihat gibi direniş hareketlerini artık desteklememesi ve uranyum zenginleştirme santrifüjlerinin sökülmesi” ifadeleri kullanıldı.

ABD İRAN’I BİLİYOR

Arap basınında bazı gazeteler yaptırımların işe yaramayacağını savunsa da Suudi sermayeli gazete Şarkul Avsat bu görüşte değil. Gazetenin yazarı Emir Tahiri bu sefer yaptırımların işe yarayacağını savundu. Tahiri yazısına şunları belirtti: “1979 yılında Başkan Carter tarafından İran’a yönelik ilk yaptırım uygulandığında Tahran, yaptırımları etkisiz hale getirmek için karmaşık bir iletişim ağı kurmayı başarmıştı. Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad döneminde Amerikan yaptırımlarını delme sisteminin yapısı, İslam Cumhuriyeti’nin ABD ve müttefiklerinin aldığı cezai önlemleri görmezden gelmesine izin verecek ölçüde sağlamdı. Başkan Trump yönetimindeki gözle görülür fark ise bu yönetimin İran’a dayatılan yaptırımları delme ağı hakkında neredeyse tam olarak bilgi sahibi olmasıdır. Bu ağ, 700’den fazla isim, şirket ve banka; Ortadoğu, Asya, Avrupa, Latin Amerika’daki 30 farklı ülkenin ve hatta bizzat ABD’nin bayrağını taşıyan uçaklar, filolar ve tırları içermektedir.”

İRAN LÜBNAN’DA HÜKÜMETİ KURDURTMUYOR!

ABD yatırımları anında bölgede yankısını buldu. İlerici Sosyalist Partinin Dürzi lideri Velid Canbulat, Lübnan hükümetinin kurulmasının engellemesinin Lübnan Hizbullah’ından, İran yaptırımlarına yönelik gelen bir tepki olduğunu söyledi. Lübnan’da dokuz yıl aradan sonra yapılan seçimlerde İran’a yakın Hizbullah hareketi zaferini ilan etmişti.

YEMEN, KANLI YEMEN

Yemen, tarihinin en önemli süreçlerinden birini yaşıyor. Suudi Arabistan yanlısı hükümet güçleri El Hudeyde limanını almaya çalışıyor. Hudeyde limanın Hükümet tarafından alınması aslında Yemen’in açlığa mahkum edilmesi demek. Çünkü ülkeye bütün yiyecekler şu an bu limandan alınıyor. Middleeastonline internet sitesinden analiz haberi İngilizce’den genç arkadaşımız İdil Çağla Ertaş çevirdi.


YAPTIRIMLAR ALTERNATİF Mİ?

Tony Frensis/Al Hayat

Ekonomik yaptırımlar politikası, hedef ülkelerin politikalarını değiştirmeyi başaramamıştır. Yaptırımlar; Bu ülkelerin halklarını fakirleştirmeyi ve gerekli miktarlarda ilaç ve yiyecek elde etmelerini engellemeyi başardı. Modern teknolojiye erişmelerini ve kullanımlarını önledi. Diğer ülkelerin ekonomilerini de olumsuz yönde etkiledi. Ambargoyu uygulamaya karar veren devlet veya devletler de dahil.

Her ne kadar bu politika savaşa yol açma olasılığını içinde barındırsa da,  aslında savaşa alternatif olarak doğdu. Avrupa ve Batı, genellikle ekonomik yaptırımlar politikasına, Rusya’da Çarlığa karşı gerçekleştirilen devrimden sonra Sovyetler Birliği’ne karşı başladılar. Fakat Bolşeviklerin tutumunu değiştirmede başarılı olmadı. “Sovyet Doğu” ve “ Emperyalist Batı” arasında normal ilişkilerin yeniden kurulması için kısıtlamalar yavaş yavaş çöktü. Lakin  Doğu ve Batı Avrupa’da faşizm ve yükselen Nazizm nedeniyle “affedici” oldular. İkinci dünya savaşı yıkıcı oldu. Sovyet Kampının genişlemesine ve dünya çapındaki politikanın keskinleşmesine yol açtı.

Kuşatma politikası, Sovyet kampının “kapanması” ve boğulmaya başlaması “Demir Perde” teorisi ile geri döndü. Silahlanma ve sömürge sisteminin çöküşü, Moskova ve Washington arasında bir dizi zirve anlaşmasıyla “barışçıl bir arada yaşamaya” olarak adlandırılan politikaya yol açtı.

Küba, çağdaş tarihin en uzun Amerikan kuşatması altında kaldı. 1961’den bu yana Washington, komşu adadaki solcu rejimi bastırmaya karar vermiş durumda. Amerikalıların bugün ambargo konusunda İran’a karşı güçlü bir gerekçesi yok. İran’ın yaptığı gibi, Kübalılar Amerika’yı rahatsız etmek için kollarını kullanacak konumda değildi. Yine de Küba ve rejimi hayatta kaldı. Castro’nun adası hâlâ yerinde. Yaptırımlar devam ediyor, Obama sadece biraz hafifletti.

Bugün Amerika bir dizi gerekçe nedeniyle İran’ı cezalandırmaya karar verdi. İran, önceki tüm deneyimlerini siyasette kullanarak cevap verecek. Belki de bu cevap İsrail’e karşı yeni bir vekalet savaşı tehdidiyle veya güvenlik açısından olacak (1980’lerde Beyrut’ta rehin alma olayı). İran’ın iç durumu olgunlaşmadıkça yaptırımların ve savaş trajedilerinin yükünü çeker.


İRAN’A YAPTIRIMLAR İLK HAFTADAN ETKİSİZ

Başyazı/ Rai Al Youm

Afganistan’ın İran’dan petrol ihtiyacını ithal etmeye devam etmesine izin verdikten ve Irak’ın İran’dan elektrik ithalatı muafiyetinden sonra Petrol sektörlerine yönelik ABD yaptırımlarının ikinci paketi başladı.

İran’da hayatı tamamen felç etmeye söz veren Başkan Trump yönetimi,  bir varil petrol bile ihraç etmelerini engellemek için yaptırımları başlattı. Böylece İran’ın diz çökmesini ve kendisine dayattığı 12 şartı uygulamasını amaçlamakta. Bu şartların en bariz olanları İran’ın füze imal etmeyi durdurması; Hizbullah, Hamas, İslami Cihad gibi direniş hareketlerini artık desteklememesi ve uranyum zenginleştirme santrifüjlerinin sökülmesidir. Durum tamamen ironik bir hal aldı çünkü yaptırımlar; uygulamalarının ilk gününde ivmelerini ve etkilerini kaybetti.

Sekiz ülke - Çin, Hindistan, Yunanistan, Türkiye, İtalya, Tayvan, Japonya ve Güney Kore - herhangi bir yaptırımdan muaf. İran petrolünün ithalatına izin verilmesi, Trump yönetimi tarafından bahşedilmemiştir. Zaten var olan verili durumdu. Bu ülkelerin çoğu, yaptırımlara uymayacaklarını ve İran ile ticari ilişkilerini her zamanki gibi sürdüreceklerini teyit etmişlerdi. Bu sekiz ülke, günde 2,5 milyon varile ulaşan petrol ihracatının en başında yer alıyor.

Yaptırımların İran’ın üzerinde herhangi bir etkisi olmayacağını söylemek için erken olabilir. Ama İran, şiddetle meydan okudu. Bu çatışmanın ilk haftasından “zaferle” çıktı. Bu durum Başkan Trump, İsrail ve Arap müttefikleri için bir yenilgidir.

En kötü haliyle Amerikan aptallığı, belki de kibirli tarzın ters teptiğini teyit etti. Kuzey Kore Dışişleri Bakanı, Amerikan mevkidaşıyla toplantıyı iptal ederek, zenginleştirilmiş uranyuma geri döndüğünü ilan etti. Çin, doların hakimiyetini bozmak için Rusya ile ittifak kuruyor. ABD’nin İran’a yaptırımları başlamadan önce etkisini yitirdi.

Amerikan hegemonyası dönemi hızla aşınıyor. Burada esef verici olan bazı Arapların tüm yumurtalarını Amerika’nın ve İsrail’in sepetine koymalardır. İlerleyen günlerde bu durumdan dolayı şiddetle pişmanlık duyacaklar.


YEMEN’DE NELER OLUYOR?

Middle-east-online.

Husiler, hükümet yanlısı ittifak güçlerinin El-Hudeyde’deki ilerleyişine karşı direniyor.İran destekli isyancıların yoğun saldırılarına rağmen, hükümet yanlısı güçler önemli bir liman kenti olan El-Hudeyde’nin doğu bölgesinde yeni ilerlemeler kaydettiler. Askeri kaynaklar, Yemenli isyancıların, hükümet yanlısı güçlerin El-Hudeyde’nin derinlerine ilerlemesini yavaşlatmak için cuma günü şiddetli havan ateşi saldırıları başlattığını bildirdi.

Yapılan yoğun saldırılara rağmen, Suudi yönetimindeki koalisyon destekli hükümet yanlısı güçler El-Hudeyde’nin doğusunda yeni ilerlemeler kaydettiler.İran destekli isyancılar, savaşçılarının El-Hudeyde eyaletinin dört bölgesinde hükümet yanlılarının ikmal yollarını kestiklerini söylediler.

Yemen ticari ithalatının yaklaşık yüzde 80’ini ve neredeyse Birleşmiş Milletler destekli insani yardımların hepsi bu önemli limandan geçmekte. Husiler, 2014 yılında başkent Sana’yı işgal ettikleri ve ülkenin geri kalan pek çok bölgesine hızlıca yayılmaya başlayarak Suudi liderliğindeki koalisyonun müdahalesini ve beraberinde getirdiği yıkıcı savaşı tetiklediklerinden bu yana El-Hudeyde Husilerin kontrolü altında.

İsyancılar Güney bölgesinin neredeyse tümünden ve Kızıldeniz kıyılarının çoğundan fiilen sürüldü.

LİMANI ELE GEÇİRME İTTİFAKI

Hükümet güçleri, haziran ayında El-Hudeyde’yi geri almak için çok sayıda Birleşik Arap Emirlikleri’ne bağlı kara birliğinin desteğiyle saldırı başlattı. Hükümet güçlerinin yaklaşık 600 bin nüfuslu kentteki ilerleyişi, isyancıların 1 Kasım’dan bu zamana yoğunlaşan savaş esnasında kazdıkları siperler ve mayın tarlaları tarafından yavaşlatıldı. Sağlık ve güvenlik kaynaklarından alınan bilgilere göre, bu ay içerisinde 197’si Husi, 53’ü hükümet yanlısı olmak üzere toplamda 250 savaşçı öldürüldü.

Norveç , savaşın devam etmesi halinde, El-Hudeyde ve başkent Sana arasındaki yolların kesilebileceği uyarısında bulundu. Norveç Mülteci ajansı tarafından yapılan açıklamada, “El-Hudeyde kenti ve başkent Sana arasında yalnızca bir adet kullanılabilir kara yolu bulunmakta ve hava ve kara aracılığıyla bu yola veya köprülere yapılacak saldırılar, iki şehir arasındaki bağlantının  kesilmesine dair büyük bir risk taşımaktadır. Var olan son tedarik yolunun kesilmesi, yaklaşık 20 milyon Yemenlinin El-Hudeyde üzerinden ithal edilen gıda, yakıt ve ilaç ihtiyaçlarından mahrum kalmasına sebep olacaktır” denildi.

Hem ABD hem de Birleşmiş Milletler, Yemen barış görüşmelerinin yıl sonuna kadar gerçekleşmesi konusunda ısrarcı davranıyor.

KİTLESEL AÇLIK

İslami Yardım Kuruluşu için çalışan yardım görevlisi Salem Jaffer Baobaid, “Son günlerde, savaş şehrin merkezine yaklaşıyor, bunu duyabiliyorum. Çok az kişi geceleri uyuyabiliyor ve komşularımın yüzlerindeki korku ve endişeyi görebiliyorum” dedi ve ekledi: “Kumanyalar yalnızca iki hafta dayanıyor ve beslenme yetersizliğinin belirtileri olan solgun ten rengi ve çukurlaşmış gözler, El-Hudeyde’deki insanlarda göze çarpan belirtiler arasında.”

YEMEN; DÜNYANIN EN KÖTÜ KRİZİ

Birleşmiş Milletler kuruluşları, Dünya Gıda Programı’nın, “kitlesel açlıktan” kaçınmak için ülkeye neredeyse ikiye katlanacak gıda yardımı yapacağını söyleyerek, dünyanın en kötü insani krizi olarak tanımlanan Yemen’deki durumun yaklaşık 14 milyon insanı kıtlık riski altında bıraktığını söylüyor. Birleşmiş Milletler kuruluşları, “Savaş bir an önce son bulmazsa, Yemen yaşayan hayaletler ülkesine dönecek ve halk kemik çuvallarından oluşacak” uyarısında bulundu.

Dünya Sağlık Örgütünün kayıtlarına göre, 2015’ten bu yana süregelen çatışmalarda yaklaşık 10 bin Yemenli öldürüldü. İnsan hakları savunucuları, gerçek ölüm oranının belirtilenden beş kat daha fazla olabileceğine dikkat çekiyor.

 

ÖNCEKİ HABER

Antalya'da hortum çıktı, 1 kişi yaralandı

SONRAKİ HABER

Ceylanpınar'da patlama: 5 kişi yaralandı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa