Amerikalı Demokratik Sosyalistler: Düzene karşı bir alternatifiz

Fotoğraf: Evrensel

Amerikalı Demokratik Sosyalistler: Düzene karşı bir alternatifiz

Amerika’nın Demokratik Sosyalistleri (DSA) örgütünün New York Kenti Eş Başkanı Abdullah Younus örgütlenme çalışmaları anlattı.

Ekim KILIÇ
New York

ABD’li ünlü komedyen Jim Carrey’in “Sosyalizme evet demeliyiz” sözlerinden tutun da Beyaz Saray’ın internet sayfasında Ekonomi Danışmanlar Konsülü’nün hazırladığı “Sosyalizmin Fırsat Maliyetleri” raporunda Karl Marx’ın 200’ncü doğum gününe atıfta bulunarak sosyalizmin ABD siyasal söylemine geri dönüş yaptığının kabul edilmesine kadar ABD’de uzun yıllardır eşi benzeri görülmemiş bir dönem yaşanıyor.

Tartışmaların ortasında ise bugün hemen hemen 50 bin üyeye sahip Amerika’nın Demokratik Sosyalistleri (DSA) önemli bir yer tutuyor. DSA, ABD’de Ronald Reagan dönemiyle sonlanan 1970’li yıllardaki şirketlerin baskınlığına karşı halk mücadelesini örgütlemek adına kuruldu. Daha eşit bir toplumu kurmak için “Devlet ve ekonomi yapılarının radikal dönüşümünü” vurgulayan DSA, 2016 ABD başkanlık seçimlerinde sosyal demokrat aday Bernie Sanders’ın kampanyasından güç kazanarak bugün ABD’de birçok kesim arasında adından söz ettirir hale geldi.

DSA New York Kenti Eş Başkanı 28 yaşındaki Abdullah Younus ile farklı boyutlarıyla örgütü ve mücadeleleri hakkında sohbet ettik. Aynı zamanda bir sendika üyesi olan Younus, DSA’ya halkın yoğun katılımının bir sebebini demokrasiye yapılan vurgu ve bunun örgüt içinde uygulanış biçimi olarak belirtiyor. Amerika’da Demokratların bile zor örgütleneceği bölgelerde örgütlenen ve seçime giren DSA, Başkan Trump’ın seçim döneminde maniple ederek oy kazandığı halkın sosyal ve ekonomik sorunları etrafında örgütlendikleri sürece sosyalizmin halka yabancı, kabul edilemez bir kelime olmadığını söylüyor.

Bize Amerika’nın Demokratik Sosyalistleri’nin hikayesini anlatabilir misiniz? Nasıl ortaya çıktı?

DSA, Michael Harrington ile başladı. 1980’lerde kuruldu. Ülkenin her köşesinde örgütler geliştirdi. Bunun için güçlü bir öğrenci hareketi vardı. Yani kampüslerde bir varlığı vardı ve sonra New York kentinde, özellikle de içinde yer aldığım örgütte, 6 ya da 7 yıl önce yeniden diriliş yaşandı. DSA üyeleri, okullarından yeni mezun olmuş genç yaşta bir gruptu. New York örgütünü canlandırmak istediler. Böylece altyapısını oluşturmaya başladılar. İşçi mücadelelerine katılmaya başladılar. Irksal adalet meseleleriyle ilgili bazı yasama mücadelelerine katılmaya başladılar ve bu mücadeleler sonra bizi Bernie Sanders kampanyasına yönlendirdi. New York’ta DSA’da birçok insan da buna dahil oldu. Ondan sonra, New York DSA’ya bir çok yeni insan katıldı. Trump’ın seçildiği 2016 seçimlerinde de New York DSA’ya bir başka büyük kitle katıldı ve o zamandan bu yana ciddi şekilde istikrarlı bir büyüme yaşadık. Bu büyümeyi diğer seçim etkinliklerine eşleyebilirsiniz. New York DSA’nın devraldığı kampanyaların çeşitliliği gelişerek devam etti. Ancak kampanyaların doğası her zaman aynıydı. Bu da karşılık buluyor. Ayrıca, DSA’yı işçi sınıfı mücadeleleri ve renkli halkların* mücadeleleri ile daha yakın bir dayanışma içine yerleştiriyor.

DSA ne tür bir örgüttür? Bu örgütün bileşenleri nelerdir? Emek hareketiyle bağı olduğunu biliyorum ancak diğer bir büyük kısmı öğrencilerden ve genç kadınlardan oluşmuş gibi görünüyor.

Bence bu soruyu cevaplamadan önce, ben sizi New York DSA’nın demokratik örgütsel yapısı boyunca bir yürüyüşe çıkaracağım. New York’ta altı coğrafi şubemiz var. Bu, farklı ilçelere bağlı olan şubeler anlamına gelir. Yakında yedinci olacak çünkü Staten Island’da gelişmeler var. Bronx-Yukarı Manhattan şubesine sahibiz, Aşağı Manhattan şubesine sahibiz, Queens’imiz var, Kuzey Brooklyn, Brooklyn’in merkezi ve Güney Brooklyn var. Üstüne, gençlik örgütümüz olan Y-DSA’mız var. Üniversite kampüslerinde aktifler. Ve sonra da işçi kolumuz var. Bunun ötesinde de çalışma grupları var ve şu anda tüm çalışma gruplarını listeleyemem. Ama biz de her şeyden var. Bir posta bankacılığı kampanyasında çalışan ırksal adalet çalışma grubumuz var. Sosyalist feminist çalışma grubumuz var. Ve bu New York Sağlık Yasası’nın geçmesini sağlamaya çalışıyor. ICE’yi (Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza) mahkemelerimizden çıkarmak için çalışan Göçmen Adalet grubumuz var. Ve daha iyi bir iklim reformu yasası olsun diye, New York kentinin tüm gruplarıyla çalışan ve koalisyon oluşturan iklim adaleti çalışma grubumuz var. Ayrıca, kira kontratlarını 2019’da yenileyerek New York’un her yerinde kiracıları örgütlemek için çalışan konut çalışma grubumuz var. Ve şimdiye kadar gruplarımızdan sadece birkaçını listeledim. Bunlar şu an yaptığımız şeyler.

‘HERKES KENDİSİNİ GENİŞ BİR HAREKETİN PARÇASI OLARAK GÖRÜYOR’

Ulusal bir örgüt olarak DSA seçimler arasında ne yapıyor? Kendisini geniş halk hareketinin bir parçası olarak görüyor mu?

Yani, seçimler yaptığımız şeyin bir parçası. Çalışma gruplarından birinin seçim çalışma grubu olduğunu söylemiştim ve tüm seçim çalışmalarımızın yapıldığı yer burası. Yani, diğer insanlar daha aktif olan insanların kapılarını çalacaklar. Ve göçmen adaleti çalışma grubu ya da konut adaleti çalışma grubu ya da bunun gibi bir şey, adaylarımız için dışarı çıkıp kapıları çalacaklar. Seçim çalışma grubu, kampanyaları için araştırma yapıyor ve daha sonra bunun için çalışıyor. Çoğunlukla, bu diğer gruplarda yer alan insanlar diğer gruplarda daha aktiftir, bunu yapmak için diğer örgütlerle koalisyon içinde çalışmaktadırlar. Bu yüzden herkesin kendilerini daha geniş bir hareketin parçası olarak gördüğünü düşünüyorum. Seçim çalışmaları grubumuza baktığımızda bile, Yolumuzu Yapalım (Make The Road) veya Değişim İçin New York Toplulukları (New York Communities For Change) ya da Devrimimiz (Our Revolution) gibi diğer ilerici gruplarla koalisyon içinde.

Emek hareketi hakkındaki görüşün nedir? DSA işçi hareketi ile nasıl ilişkileniyor? Bazı örnekler verebilir misiniz? 

DSA ve DSA üyeleri işçi hareketinin oldukça içindeler. Birkaç yıl önce gerçekleşen Verizon işçi grevi vardı. New York DSA üyeleri bu mücadelede çokça yer aldı. Sendikaların yer aldığı ilerici gruplar içinde de çok fazla destek var. Yani her ikisi de çarpıcı olan insanlarla dayanışma içinde çalışıyor. Orada her zaman grev hatlarındaki insanları destekleyecek olan DSA üyeleri var. Ama aynı zamanda, emek hareketinin bizzat sola hareket ettirilebileceği anlayışı da var ve bununla gerçekten gurur duymalıyız. Çünkü emek hareketi, büyük ölçüde bu tür politik anlar arasında New York’ta ilericiliğin mumunu canlı tutmuştur.

DSA üyeleri arasında ABD’nin bir işçi sınıfı partisi inşa etme niyeti veya eğilimi var mı?

Eminim ki bazı insanlar bunu nihai amaç olarak düşünüyor. Ama şu anda bir örgüt olarak olduğumuz yer bizim bir parti olmadığımızdır. Seçim çalışmalarına ne derece katılacağımız da yine çok farklı stratejilere açıktır. Yeşil Parti adaylarını destekledik. Geçen yıl kent konseyi için, Jabari Brisport için seçim çalışması yürüttük. Ayrıca onun için özel olarak sosyalist bir oy pusulası aldık. Böylece Yeşil Parti çizgisinde olmayan bir parti hattında oy almamızı sağlayabildik. Bu bir DSA parti hattıydı. Ama bu bir süreliğine var oldu ve sonra sona erdi. Bu aynı zamanda New York Eyaletinin seçim yasasının doğasıdır. Ki burada partinin sürekli varlığına sahip olmanın tek yolu, eyalet çapında bir seçim döngüsü sırasında belli oranda bir oyu alabiliyor olmaktır. Ama sonra, biz de hareketi Demokratlar olarak çalıştırdık. Açıkçası bunu da yapıyoruz. Ön seçimlerde adaylarımızı çıkartıyoruz. Ama şu ana kadar kendi partimize sahip değiliz, orada değiliz.

DSA’nın ülke çapında örgütlülüğü nasıl?

150 civarında örgütümüz var. Örgütlerimizin olduğu eyalet sayısı ise 50’ye yakın...

‘İLERİ GİDİP DAHA ÖNCE YAPABİLECEĞİMİZDEN ÇOK DAHA FAZLASINI YAPABİLİRİZ’

DSA’yı bugün herkesin konuştuğu bir örgüt haline getiren DSA’nın siyasal anlatısı nedir?

Bence, başlangıçta halkı buna çeken şey, ön cephelerde oldukları gerçeğidir. Biz sürekli bu mücadelelere katılıyoruz. Daha yakın zamanda bu mücadelelerde de kazandık.Ve bence bu, insanların başarılı olma şansı olan bir şeyin parçası olmak istemesi, onlar için iyi bir duygudur. Ama insanlar kapılarımızdan geçtikten ve bu toplantılarımıza katıldıktan ve onlar da örgütleyici olarak yer aldıktan sonra bence bu bir demokrasi olmakla sonuçlanıyor. Demokrasiye yapılan bu vurgu, bence birçok insanın deneyimleyeceği yeni bir şey. Bir toplantıda söylediğin şeylerin sonucu var ve insanları ikna edebilirsin. Ve aslında fikrinizi bir süreçten geçerken üzerine oy kullanarak gerçekleştirebilirsiniz, ama aynı zamanda bu sohbetleri birbirinizle de yaparak. Bu genellikle insanların deneyimlediği bir şey değil. Kapitalizmin işleyişindeki birçok şey insanları tamamen kendi temsiliyetlerinden ve güçlerinden uzaklaştırır, onları patrona bağımlı kılar ve bunu hissetmezsiniz. Seslerinin olduğunu bile hatırlamayı bıraktılar. İşte bu alanların sağladığı ve DSA’nın gerçekten çok iyi yaptığı şey, bu duyguyu güçlendirmektir. Ve bence bu kendi içinde radikalleşiyor. Ve bu, halkın ihtiyacı olan ve devam eden coşkuyu ve enerjiyi harekete geçirebilir ve biz yürüyebiliriz. İleri gidip daha önce yapabileceğimizden çok daha fazlasını yapabiliriz. Çünkü şimdi daha çok insanımız var.

‘HALK, ÖZELLİKLE GENÇLER SOSYALİZMİ TARTIŞMAYA ÇOK AÇIKLAR

Genel olarak ABD’deki “sosyalizm” kelimesine yönelik öfke açısından, kendinizi sosyalist olarak adlandırmanız Demokratların size karşı öfkeli olmasının bir başka nedeni olmalı.

En son Pew anketlerine baktığımızda, bunun kesinlikle değiştiğini görebiliriz. Halk, özellikle gençler sosyalizmi tartışmaya çok açıklar. Bernie Sanders, halk için bunu normalleştirmek adına uzun bir yol yürüdü ve DSA bunu sürdürmeye devam ediyor. Sanırım, yine, bütün Demokratlar bunlardan oluşmuyor. Alexander Ocasio Cortez, Julia Salazar, Jumaane Williams gibi, bunlar Demokratlar. Ve bu sadece New York. Sesimizi gerçekten yankılayabiliriz. Çünkü onlar mücadelenin bir parçası oldular. Onlar anın ve hareketin ne olduğunu anlıyorlar. Parasal çıkarlara bağlı olan partinin parçaları olan sadece bu politikacılar, bu insanlar sorundur. Bunlar bizler tarafımızdan tehdit edilen insanlardır.

ABD ulusal politikası hakkında yeterince konuştuğumuzdan ve ABD’de iktidarı değiştirme iddiasında bulunan bir grup olduğunuzdan beri uluslararası siyaset hakkında bir şeyler söyleyebilmeniz gerektiğini düşünüyorum. Mesela ABD’nin Porto Riko’ya yaklaşımı ve Ortadoğu’daki faaliyetleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Sanırım Porto Riko’ya gelince, Birleşik Devletler yardımsever değildi. Emperyalist bir güç olarak işletiliyor. Ve bu, ABD’nin tüm dünyada uzun süredir faaliyet göstermek için seçtiği yol. Bu milyar dolarlık sektörler tarafından tekrar desteklenen politik bir gündem aracılığı ile gerçekleşiyor. Kendimizi, bizim gerçekten bir yerimizin olmadığı, halkların kendi kaderini belirleyebilme hakkına sahip olduğu, ve hâlâ varlık gösterdiğimiz kavgalarda buluyoruz. Ve bence bu ABD’nin artık yapmaması gereken bir şey. Bence bu tür kavgalarda bizim yerimiz yok.

Ortadoğu için benzer bir şey var mı?

Örgütsel olarak bunun üzerinde bir duruşumuz olup olmadığından emin değilim. Kişisel düzeyde, ABD’nin konu Ortadoğu’ya geldiğinde müdahaleci olmayan bir stratejiye sahip olması gerektiğini düşünüyorum. Halkların kendi kendine karar vermesine müdahale etmemeliyiz. Çoğunlukla gördüğüm kadarıyla bu bölgelere gitmeye sebep ararken, insani endişe duyuyor kılığına giriyoruz. Bu sorunları halkların kendi başlarına çözmesi gereken içsel politik sorunlar olarak görmemiz gerektiğine inanıyorum. Ama bir kere gittiğimizde, bir kere araya girdiğimizde, milyar dolarlık şirketlerimizin bu yeni devletlerin doğasının neye benzeyeceğini belirlemeleri için fırsatlar yaratıyoruz. Bir çatışma sonrası durumu. Bu benim için kabul edilemez.

Kısa bir süre önce “Afro-Sosyalistler” olarak adlandırılan bir grup inşa ettiniz. Biliyorum ki, siyah ulusal/ırksal sorunu hâlâ çözüme kavuşmadığından Afro-Amerikalıların böylesi bir çıkışını görmek heyecan verici. Ve yine bildiğim kadarıyla, beyaz sosyalistler ve siyahi sosyalistler, toplumdaki mevcut ayrışmaların bir sonucu olarak gerginlikler yaşıyor. Bize Afro-Amerikan özgürlük hareketiyle ilişkinizin ne olduğunu söyleyebilir misiniz?

Ben ve eş başkanım Bianca da renkli sosyalistler topluluğuna üyeyiz, Bianca aynı zamanda kurucu üye. Sosyalist hareketin başarılı olması için, renk topluluklarından esaslı liderler tarafından yönetilmesin gerektini biliyoruz. Çünkü bunlar en marjinalleşmiş ve en baskılanmış gruplardan bazılarıdır. Böylece, orada protestolar gerçekleştiğinde bizi görebileceksiniz. Ve tabii ki bizim de ırk adaleti çalışma grubumuzla bağlantılı olarak çok fazla işimiz var. Odaklanmanın büyük bir kısmı liderlik yapmaktır, çünkü kendimizi eğitmek zorundayız ve etkili insan kaynakları ve etkili liderlik konusunda renkli insanlarımızı eğitmek zorundayız. Böylece insanlar yükselebilir ve gerçekten lider olurlar.

DSA’nın ayrıca Amerikan Güneyi’nde ve Appalachia’da örgütleri var. Bunu nasıl başardınız? Hillary Clinton onları “acınacaklar” diye adlandırdığı için, Demokratik Parti ile bir şekilde bağları olan Demokratik Sosyalistler için bu zordur diye düşünüyorum. Kapılarını çalıp programınız hakkında konuşmak vs... Kendinizi sosyalist olarak adlandırmanız nedeniyle oradaki halkla bağlantı kurmak bile zor olabilir. Bunun hakkında ne düşünüyorsunuz?

Emek hareketinin aktif bir üyesi olmamın sebebi, kişisel düzeyde, bir sendika için çalışmamdan kaynaklanıyor. Ve kendimi bir sosyalist olarak görmemin sebebi ise tüm topluluklar arasında her zaman her yerde var olan işçi sınıfı dayanışması bağıdır. Ve ortak düşmanımız kesinlikle yüzde birdir. Demek ki, senin de sözünü ettiğin gibi, Amerikan Güneyi’ndeki insanlarla ya da Ortabatı’da ya da kağıt üzerinde daha çok cumhuriyetçi ya da muhafazakar olan diğer alanlarda olanlarla konuştuğumuzda yüzeyin altına doğru kazmaya başladıkça bence insanların nelere ihtiyaçları olduklarını bulacaksın. Onlar iş güvencesi istiyorlar. Çocukları için eğitim istiyorlar. Onlar sağlık hizmetleri istiyorlar. Eğer bunlar, etrafında örgütlenebileceğiniz konularsa, o zaman insanların sosyalizmin kötü bir kelime olmadığını anlamasını kolaylaştıracaksınız. Ve orada o kadar da nefretin yaygın olmadığı, ilerici bir yan var. Bu meseleler etrafında örgütlenebilir ve başarılı olursunuz, bunu gördük. Mesela seçim çalışmamızın sadece New York’ta gerçekleşmediğini görebiliriz, ülkenin her yerinde oluyor. Ve biliyoruz ki insanlar Kansas'ta, Virginia’da ve diğer tüm eyaletlerde kazanıyorlar. İnsanlar seçim kazanıyor. Normalde Demokratlar için kazanılabilir olmayı düşünmediğiniz bölgelerde seçimleri kazanmaya istekliler. Fakat Trump’ın, etrafında ajitasyon yaptığı aynı sorunları ortaya koyarken aslında çözümlerine sahip olmadığı ve yalan söylediği, kendi tarafına kazandığı aynı insanlardı. Politikalarımızı içeren sunduğumuz programlarımız, tam tamına aynı sorunlara yönelik gerçek çözümlerdir. Bunlar, etrafımızda örgütlenmesini istediğimiz bu insanlar hakkında ulaşmamız gereken konulardır.

Sosyalist Enternasyonal’den çekilme kararının sebebi neydi?

Dünyanın dört bir yanındaki koalisyondaki tüm partilerin kendilerini daha fazla despotik tutumlarda bulduklarını gördük. Ve onlar diktatör olduklarından daha az sosyalistlerdi. Artık bunun bir parçası olmak istemedik.Yeni bir uluslararası sosyalist hareketin olması gerektiğini düşünüyoruz. Sıklıkla sadece isimde sosyalist olan bir hareketin yan parçası olmak yerine, yeni bir hareketin bir parçası olmak isteyebileceğimizi düşünüyoruz.

Bunun için yakın zamanda herhangi bir girişimde bulundunuz mu?

Birleşik Krallık’taki Momentum hareketiyle ilişkiler geliştirdiğimizi düşünüyorum. Ve ayrıca dünyanın diğer bölgelerinde de. Ama eminim ki bunlar bir sonraki ulusal toplantıda da ortaya çıkacaktır.

Son olarak söylemek istediğiniz bir şey var mı?

Türkiyeli Amerikalı okuyucularımıza şunu söylemek isterim ki, bir DSA toplantısına gelmelisiniz. Sen ulaşmalısın, gelmelisin ve bu tartışmaları yapmaya devam etmeli, daha geniş bir hareketin parçası olmalıyız. Çünkü sadece koalisyonda, dayanışma içinde olacağımıza göre, bu kitle hareketini birlikte inşa edeceğiz. Aynı masalarda sahip olabileceğimiz farklı perspektiften daha fazla insanlarla daha güçlü olacağız.

* People of color, communities of color: Renkli halklar, insanlar; ABD akademik literatüründe egemen olan bu tanım Marksist bir tanım olan “ezilen uluslar ve halklar” tanımı yerine beyazlardan farklı olan grupların siyahlığı, kahverengiliği üzerinden tanımlıyor.

Son Düzenlenme Tarihi: 01 Kasım 2018 18:56
www.evrensel.net