24 Ekim 2018 04:45

Türkiye gençlik hareketi tarihinden portreler: 80’ler

Darbeden sonra Öğrenci Derneklerinin kuruluşu, YÖK'ün kuruluşu, YÖK'e karşı eylemler ile Türkiye'nin 80'li yılları...

Fotoğraf: Salt galata

Paylaş

 

Gençlik hareketi 12 Eylül'de bıçakla kesilir gibi sona ermediyse de sönümlenen bir seyir izledi. 12 Eylül'e yönelik tepki ve protestolar, bir ateşin son harlamaları, kıvılcımları oldular. ‘81 yılının ortalarına gelindiğinde hareket tamamen bitmişti.

ÖĞRENCİ DERNEKLERİ KURULUYOR

1984 yılı öğrenci gençlik içerisinde, öğrenci gençliğin akademik demokratik örgütler olarak öğrenci derneklerinin tartışıldığı bir yıl oldu. 1980 sonrası ilk yasal öğrenci örgütlenmesi Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde kuruldu. Bu fakültede okuyan yedi öğrenci derneğin kurucusu olarak Dernekler Masası'na başvurdu. Demekler Masası, bu öğrencilerin başvurusunu 1980 öncesi fakültede bir öğrenci derneği olduğu ve dernek feshedilmediği için kabul edilemeyeceğini bildirdi.

Diktatörlük ve onun kurumları beklenen tepkiyi göstermişti. Ancak tartışma başlamıştı ve bu hareketin arkası geldi. Bir dizi üniversitede birbiri ardına öğrenci derneği başvurusu yapılırken, birçoğunda da kuruluş çabaları yoğunlaştı.

YÜKSEKÖĞRETİM KURUMU’NUN KURULUŞU

YÖK 12 Eylül darbesinin hemen ardından oluşturuldu. Mevcut üniversiteler anarşi ve terör odakları ilan edilerek yerine YÖK üniversiteleri geçirildi. Daha 12 Eylül Anayasası hazırlanmadan YÖK kurulmuş ve çalışmaya başlamıştı. YÖK cuntanın bütün toplumu olduğu gibi üniversiteleri de militarist yapıya emir kumanda ilişkisi ile bağlamanın oluşumu/aracı oldu. Fabrikalar gibi üniversiteler de kışlaya çevrilirken, YÖK kanunu örgütlenmede doğrudan cunta ve generallerin inisiyatif ve yetkisini egemen kılıyordu. YÖK Başkanı'nın atanmasından rektörlerin ve dekanların atanmasına kadar bütün yönetim kademelerinde ast üst ilişkisi egemen kılınmış, hiyerarşik bir yapılanma oluşturulmuştu. YÖK oluşumu ve politikaları bütünü ile cuntanın elinden çıkmıştır. Kendisiyle birlikte var olan öğrenci örgütlenmeleri kapatılmış, yenilerinin kurulması yasaklar-icazetler zincirine tabi kılınmış, ilerici demokrat, aydın öğretim görevlileri sıkıyönetimce üniversitelerden atılmış, fakülte ve yurt binaları kışlaya çevrilmiş, ders müfredatları şoven ve gerici ideolojilerle doldurulmuştur.

YÖK’E KARŞI İLK EYLEM

Öğrenci derneklerinin diğer illere göre daha yoğun olarak bulunduğu İstanbul'da, var olan dernekleri bir araya getirme ve beraber hareket etme düşüncesi doğdu. İlk olarak İstanbul'da bulunan yaklaşık sekiz dernek bir araya gelerek ortak olan sorunlar karşısında birlikte hareket etme, iletişim halinde olma ve ortak davranma kararı aldılar. Platformun ilk eylemi YÖK'ün “atılmaları düzenleyen 44. Maddesi’nden dolayı tek dersten kalıp okuldan atıldığı için intihar eden İsa Tanrıverdi adlı öğrenci için yapılan protesto gösterileri oldu. İsa Tanrıverdi'nin kaldığı yurdun banyosunda kendisini okuldan atıldığı için astığı öğrenildiği zaman platform toplanarak, YÖK'ü protesto eden bir eylem düzenlemeyi kararlaştırdı. İsa Tanrıverdi'nin okuduğu Marmara Üniversitesi rektörlüğü önünde toplanan yüzlerce öğrenci oturma eylemi yaparak rektörle görüşmek istedi. ‘80 sonrası yapılan bu ilk yasa dışı öğrenci gösterisinde, çevik kuvvetin ve polisin tüm tehditlerine rağmen dağılmayan öğrenciler seçtikleri temsilcileri rektörle görüşmeye yolladılar. Daha sonra ise cenazenin bulunduğu Cerrahpaşa'ya giderek protestolarını sürdürdüler. Bu eylem öğrenci gençlik ve kamuoyunda büyük bir yankı yaparak derneklerin meşruluğunu kabul ettirirken, platformun da tüm öğrenci dernekleri ve üyeleri tarafından kabul görmesini sağladı. YÖK'ün kurulmasından yaklaşık dört yıl sonra üniversitelerde ilk defa YÖK'e karşı ciddi bir muhalefet doğmuştu.

44. MADDEYE KARŞI YÜRÜTÜLEN İMZA KAMPANYASI

"44. madde değişsin, atılmalara son, harçlara hayır, krediler yükseltilsin" gibi taleplerle yürütülerek yalnızca İstanbul'da 15 bine yakın imza toplandı. Toplanan bu imzalarla birlikle, İstanbul, İzmir ve Bursa gibi şehirlerden hareket eden öğrenci temsilcileri, şehir merkezlerinde sembolik olarak yürüyüp Eskişehir'de buluşarak, topluca Ankara'ya hareket ettiler. Şehrin girişinde yaklaşık bin beş yüze yakın öğrenci, otobüsü alkış yağmuruna tuttu. Polisin otobüsün durmasına izin vermemesi üzerine Ankara'ya dönmek isteyen öğrencilerden yaklaşık 30 kadarı gözaltına alındı. “44. madde yürüyüşü” ve imza kampanyası kitlelerin somut taleplerinin yakalanması ve akademik mücadelenin önemini göstermesi yönünden oldukça önemli bir deneyimdir. Bu kampanyadan sonra öğrenciler derneklerine sahip çıkmışlar ve öğrenci dernekleri kitlelerin gözünde meşruluğunu kanıtlamıştır.

14 NİSAN EYLEMİ

Öğrenci hareketi böylesi hızlı bir süreçten geçerken, ANAP iktidarı gelişen öğrenci hareketine karşı yeni bir saldırı başlattı. ANAP milletvekili İsmail Dayı ilhamını Hitler döneminin öğrenci birliklerinden alan "tek tip dernek" yasasını hazırlamaya başladı. Hükümetin, tasarıyı kamuoyundan saklama çabalarına karşın tasarının içeriği öğrenildi ve basına yansıdı. Siyasal iktidar yükselen mücadele karşısında, var olan örgütlenmeleri dağıtmak ve kendisine bağımlı, üniversitelerde rektörün sıkı denetiminde olan tek bir öğrenci derneği kurarak öğrenci hareketini başlangıcında boğmak istiyordu. Bu tasarıya karşı bütün üniversitelerde bir kampanya başlatılırken, platform da kendi içinde neler yapılabileceğini tartışmaya başlamıştı.

Platform kendi içinde yaptığı tartışmalar sonucunda 14 Nisan günü yürüyüş kararı aldı. 14 Nisan'da yapılan yürüyüşe, İstanbul'daki çeşitli üniversitelerden yaklaşık 2 bin öğrenci katıldı. Aksaray'da başlayan yürüyüş korteji Edebiyat Fakültesi’ni geçtikten sonra çevik kuvvetin saldırısıyla karşılaştı. Yüze yakın öğrencinin gözaltına alındığı eylem, tüm ülkede büyük bir yankı uyandırdı. 14 Nisan yürüyüşü, 12 Eylül sonrasının ilk yasadışı kitle gösterisi olması nedeniyle yalnız öğrenci kitlelerinde değil Türkiye'de de cuntanın karanlık yıllarından bir çıkış olarak görülerek tüm devrimci ve demokratlar tarafından büyük bir coşkuyla karşılandı. Hükümet öğrenci hareketinin gösterdiği bu direniş karşısında geri adım atarak yasayı Meclis'e sunmaktan vazgeçmişti. 14 Nisan, öğrenci hareketinin dernekleşme çabasına girdikten sonra yaptığı bütün çalışmaların bir ürünü olmuştu.

 

 

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

ABD ile Suudi Arabistan ortaklık tazeledi

SONRAKİ HABER

CHP Milletvekili Karabıyık: Yumurta hesabı ile pembe tablo çiziliyor

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa