Gerçekliği bozuşturmak: Köpek Dişi

Gerçekliği bozuşturmak: Köpek Dişi

Yunan yönetmen Lanthimos’undış dünyadan izole edilmiş bir biçimde yaşayan aileyi anlatan film bizi alışık olduğumuz izleyici pozisyonundan çıkartıyor.

Hazan İLİK

Yıldız Teknik Üniversitesi

Kapitalist toplumda var olan üretim ilişkilerinin yeniden üretimi aile içinde gerçekleştirilir. Dolayısıyla toplumsal sistemin ürünü olan aile biçimi bize içinde bulunduğu sistem hakkında ipuçları verebilir. Bu bakımdan Yunan yönetmen Lanthimos’un dış dünyadan izole edilmiş bir biçimde yaşayan, orijinal adıyla Kynodontas (Köpekdişi) ailesini izlerken de, filmi yalnızca aile ilişkilerine dair bir eleştiri olmasından öte bir düzen eleştirisi olarak da okuyabiliriz.

OTOYOL GÜÇLÜ BİR RÜZGAR TÜRÜDÜR

Film alışık olduğumuz izleyici pozisyonundan çıkarıyor bizi, izlediğimiz şeyin gerçek olduğuna inanmanın aksine olabildiğince absürt ve gerçekçi olmayan –yer yer rahatsız edici-, alegorik bir anlatım tekniği izliyor. Filmin açılış sahnesinde gücü elinde bulunduran otorite babanın, onun kadar sözü geçmeyen ortağı olarak annenin çocuklarına bazı kelimeler öğrettiğine şahit oluyoruz. Film boyunca da yer yer devam edecek bu yeni kelimeler bizim bildiğimiz anlamlarında değil, anne ve babanın bozuşturduğu biçimlerde çocuklara öğretiliyor. Örneğin otoyol, çok güçlü bir rüzgâr türüdür; seyahat, zemin kaplamada kullanılan dayanıklı bir madde demektir. Bu şekilde kısıtlı yaşamları içinde olup bitenleri birbiriyle ilişkilendiremeyen, gerçek dünyayla bağ kuramayan çocuklar olarak gelişiyorlar.

“KENDİMİZİ SAVUNMAMIZ GEREKEN DÜŞMAN: KEDİLER”

Film boyunca rekabete ve şiddete dayalı birçok eğitim şekliyle karşılaşıyoruz. Tüm bunlar babanın çocuklarının gerçeklik algılarını parçalayıp, var olan asıl gerçekliğin üstünü örtüp, onun üzerinde hayali bir gerçeklik yaratmasına imkân veriyor. Bu hayali gerçeklik sayesinde baba, gücünü elinde bulundurmaya devam edebiliyor.Ev içinde kurduğu düzenin devamlılığı çocukların(yönettiklerinin) bu yeni gerçekliğin bir parçası olarak ne kadar yaşadıklarına bağlı oluyor. Örneğin evin içine giren kedi ve diğer tüm kediler, insan türünün en büyük düşmanıdır ve insanların her zaman kedilere karşı hazırlıklı olması lazımdır. Yoksa bir kedi bir insanı tek bir hamlede yutabilir. İç güçler, çeşitli lobiler, dış mihraklar ve daha birçok “kendimizi savunmamız gereken’” düşmanlar sarmalıyla çevrili bir memleketin insanları olarak anlaması zor sayılmaz. Çünkü kedilerin her zaman tetikte beklenilmesi gereken birer düşman olduğu bir evde, yönetilenlerin (çocukların) sorunların temel noktalarını görmeleri daha zor ve dolayısıyla onları yönetmesi, belli sınırlar içinde tutması daha kolaydır.

GERÇEĞİ GÖRMEK VE GÖSTERMEK

Kendi dışındaki dünyanın tehlikeler ve düşmanlarla dolu olduğu bu evin dışına çıkma şansı vardır fakat bir şartla, sağ veya sol köpekdişinin düşmesi. Bir insanın sağ veya sol köpekdişinin düşmesi veya düştükten sonra tekrar çıkması imkansız olaylardır. Kapitalist düzende de bir kişinin istediği kadar uçak satın alma özgürlüğü vardır fakat bunun gerçekleştirilmesi çoğu insan açısından imkansız bir olaydır. Bu yönüyle evdeki özgürlük anlayışının da yaşadığımız dünyayla benzeştiğini söyleyebiliriz. Filmin kendisi gibi beklentilerin dışında olan sonunda ise bu kadar bozuşturulmuş bir gerçekliğin içinde yalnızca en kaba insan içgüdüleri ile yaşamını sürdüren bir kişinin, her ne kadar içinde bulunduğu düzenin dışına çıkmak üzere adımlar atsa da –ki bu adımlar saf merak etmenin ürünü bana kalırsa, bilinçli bir başkaldırı değil- yine de bildiği sınırların dışına çıkamayacağı, bu adımların dahi düzenin kurallarına uygun olarak şekilleneceği söyleniyor.

Elbette ki filmler izleyicinin nasıl yorumlamak istediğine göre değişir, mutlak bir yorumu olduğunu düşünmüyorum, fakat benim bu film üzerine düşünmekten en çok keyif aldığım noktalar, gerçeklik üzerine söylediği şeylerdi. Çünkü gerçek -özellikle bu kadar çok üstünün örtülüp yerine gerçekmiş gibi gösterilmeye çalışılan şeylerin konulduğu Türkiye’deki gibi- çoğu zaman apaçık önümüzde durmuyor, onu görmek ve göstermek için başka biçimlerde bakmayı öğrenmeliyiz. Aksi halde sonumuz Lanthimos’a göre Bruce gibi olacak!  Dogtooth hakkında çok daha fazla şey söylenebilir, fakat filmin en çok öne çıkan yerleri üzerine konuşmak ancak bir sayfaya sığacağından burada bitiriyor ve tüm Genç Hayat okurlarına bu filmi izlemelerini öneriyorum.Spot:

Otoyol, çok güçlü bir rüzgâr türüdür; seyahat, zemin kaplamada kullanılan dayanıklı bir madde demektir.

www.evrensel.net