‘Aşı yaptırmak, toplum sağlığı için bir sorumluluk’


Fotoğraf: Pixabay

‘Aşı yaptırmak, toplum sağlığı için bir sorumluluk’

TTB Merkez Konsey üyesi Selma Güngör: Çocukluk döneminde aşı zorunlu hale gelmedi, yaptırmayan ailelere ceza verilmeli.

Derya KAYA
Ankara

Türkiye’de ailelerin aşı karşıtlığı son yıllarda ciddi boyutlara ulaştı. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, ailelere çocuklarına aşı yaptırmaları çağrısında bulunurken kaygıları azaltmak için yerli aşı üretimine gidileceği yönünde açıklamalarda bulundu. Sorularımızı yanıtlayan Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konsey üyesi Selma Güngör, aşıların etkinliğini koruyarak ve gerekli koruyucuları sağlayarak Türkiye’de aşı üretimini desteklediklerini belirtti. Güngör, yasalarda da çocukluk döneminde aşı yaptırılmasının zorunlu hale getirilmesi ve yaptırmayan ailelere ceza verilmesi konusunda acil yasal değişikliği yapılması gerektiğini de vurguladı. 

Türkiye’de son altı yılda 183’den 23 bine çıkan aşı karşıtlığı salgın hastalıkların artışı konusunda endişeleri de beraberinde getiriyor. Türkiye’nin 1980 sonrası sağlık politikalarıyla aşı üretiminden vazgeçtiğini ve bunu hep eleştirdiklerini hatırlatan Güngör, aşıların etkinliğini koruyarak ve gerekli koruyucuları sağlayarak yerli aşı üretilmesini ve bunun yaygınlaştırılmasını desteklediklerini belirtti. 

SALGIN HASTALIK RİSKİ KAPIDA

2011 yılında 183 olan aşıyı reddeden aile sayısının, 2018 Nisan ayında 23 bine ulaştığına dikkat çeken Güngör, 6 yıl gibi bir sürede sayının binlerce kat artmasının düşündürücü olduğunu ve Türkiye gibi bir ülkede aşı reddinin 50 bine ulaşması durumunda salgın hastalık beklentisi öngörüldüğünü ifade etti.  Aşı reddinin nedenlerinin ortadan kaldırılması için ciddi çaba sarf edilmesi gerektiğini belirten Güngör, ailelerin aşıyı reddetmelerine gerekçe olarak en fazla aşıların içeriğindeki  maddelerden çocuklarını koruma isteğini gösterdiklerini söyledi. Güngör, ailelerin gerekçe olarak gösterdikleri nedenlerin aksine yapılan araştırmalarda  içerilen maddelerin yan etkisinin otizm gibi herhangi bir hastalıkla ilişkisinin kurulmadığını vurguladı. Aliminyum, civa gibi etkinlik artırıcı maddelerin doğal ortamda da var olduğunu belirten Güngör şunları söyledi: “İçtiğimiz sularda, meyve suları gibi yiyeceklerden de alabiliyoruz bu maddeleri. Biz zarar zaten yok diyoruz. Ama aşının koruyuculuğu kıyaslanamayacak kadar önemli. 0-1 yaş bebek ölüm oranları son iki yüzyılda aşılanma programlarıyla düşürüldü. Bebek ölüm hızı düşürüldüyse birinci basamak sağlık hizmetlerinde aşılanmaya gösterilen özendir nedeni.”  

‘AŞI REDDİ TOPLUMA KARŞI SORUMSUZLUK’

Aşıyı reddeden ailelerin çocuklarına ve topluma karşı sorumluluğunu yerine getirmediğini ifade eden Güngör, aşıyı reddeden ailelerin aşı olmayan çocukların hastalanmasına neden oldukları gibi bağışıklık sisteminin zayıflığı, kanser nedeniyle bağışıklık sistemi baskılandığı için aşı olamayanların ve yoksulluk nedeniyle aşıya ulaşılamayan kesimlerin de hastalanmasına neden olabileceklerine dikkat çekti. Güngör, aşının modern tıbbın geliştirdiği en önemli koruyucu önlemlerden biri olduğunu belirterek tedavi edici özelliğine de dikkat çekti.Güngör, “Aşı olduğumuzda hasta olmayarak o mikrobun hem vücudumuzda yaşamasını engelliyoruz aynı zamanda insandan insana bulaşmasını da ortadan kaldırıyoruz. Hem kendimizi hem toplumdaki herkesi koruyoruz. Böylesine önemli bir uygulama” dedi. Aşılanma oranlarının düşük olduğu başka ülkelerdeki salgın hastalıklara dikkat çeken Güngör, tüm dünyada ulaşımın hızlanması, seyahatlerin artması ile hasta kişilerle temasların bir mikrobun dünyaya yayılmasını daha fazla hızlandırabildiğini ve hastalanma oranının daha yüksek olabildiğini söyledi. Dünyada hergün 13 kızamık hastası çocuk ortaya çıktığını belirten Güngör, aşılanma oranı düştükçe bunun artacağını, aşılı bölgelerde de bu hastalıkların ortaya çıkmasına neden olabileceğini söyledi.  Aşı yaptırmayanların omuzlarında toplum sağlığına karşı bir vebal olduğunu ve sorumluluklarını hatırlatan Güngör, “Bu kişilerin aşı yaptırma olanağı olmayan kişilerin sağlıklarını koruma görevleri var” dedi.

‘AŞI YAPTIRMAYANLAR CEZALANDIRILMALI’

Aşı yaptırmayan ailelerin aşı yaptıranlara güvenerek çocuklarının sağlığını koruduklarını kaydeden Güngör,  kendileri gibi davrananlar arttıkça birkaç yılda reddedenlerin 50 bine çıkabileceğini ve bunun da büyük bir risk olduğunu vurguladı. Güngör, “Diğer çocuklar aşılı ve mikrobun toplum içinde yayılmasını engelliyor. Dolayısıyla “bizim çocuğumuza da mikrop bulaşmadığından bulaşma olmayacak” diye düşünüyorlar. Aşıyı reddedenlerin her geçen gün arttığını izledik son 6 yılda. Bu bir bencillik.  Kendi çocukları için zarar görmesin diye başkalarının sağladığı bu bağışıklıktan yararlanmak sorumsuzluk ayrıca. Bu kişilerin cezalandırılması toplumsal sorumluluğu yerine getirmek adına önemli”

'ÇOCUKLUK DÖNEMİ AŞILARI ZORUNLU OLMALI'

Kendisi de aile hekimi olan Güngör, aşıyı reddeden ailelerle de bu süreçte karşılaşmış. Neden reddettiklerini sorduklarında aileler içeriğindeki civa, aliminyum gibi maddeleri neden olarak göstermiş. Aileleri ikna etmeye çalıştıklarını ifade eden Güngör, “Bu maddelerin doğal ortamda da bulunduğunu, zararlı etkilerine rastlanılmadığını, aşılarda çok az bulunduğunu, bu maddeler teorik olarak zararlı gruba girdiği için aşı üretiminden çıkarılmaya çalışıldığını, yeni aşılarda özellikle civa gibi koruyucuların olmadığını kendilerine anlattık. Israrla aşı yaptırmadılar. Biz de Sağlık Bakanlığı’na bildirdik. Bu tür durumlarda Sağlık Bakanlığı dava açıyor ailelere. Ancak bu davalar Anayasa Mahkemesinde reddediliyor. Çünkü yasalar bu aşıları zorunlu tutmuyor.” Nisan ayında Meclise konuya ilişkin yasa değişikliği taslağı sunduklarını belirten Güngör, yasada çocukluk döneminde yapılması gereken aşıların zorunlu hale getirilmesini ve çocuğunu aşı yaptırmaktan imtina eden kişilerin cezalandırılmasına yönelik değişiklikleri gündeme getirdiklerini söyledi. Güngör, bu yasa değişikliğinin acilen yapılması gerektiğini ifade etti. 

Son Düzenlenme Tarihi: 09 Eylül 2018 15:57
www.evrensel.net
ETİKETLER aşıTTBDerya Kaya