Sindirella’nın değil  Suriyeli Sindra’nın hikayesi

Fotoğraf: Pixabay

Sindirella’nın değil Suriyeli Sindra’nın hikayesi

16 yaşındaki Suriyeli Sindra okumak ve resim yapmak istiyor. Ama onun, sihirli değneğiyle balkabağını faytona, fareleri ata çeviren bir perisi yok..

Meri KELLECİ
Hatay

Sindra, 11 yaşındayken Suriye’deki savaştan kaçarak ailesiyle Antakya’ya yerleşiyor. Çalışmak zorunda kalıyor, üstelik aynı işi yaptığı erkek yaşıtlarının yarısı kadar ücretle. Okumak istiyor, okuyup psikolog olmak. Hayalleri bununla da sınırlı değil: Resim yapıp büyük bir sergi açmak istiyor. Ama onun, sihirli değneğiyle balkabağını faytona, fareleri ata çeviren bir perisi yok...
 
Antakya’da gençlerin bir araya gelip beraber atölyeler düzenlediği, tiyatro oyunları sergilediği, çeşitli etkinlikler gerçekleştirdiği Hevesli İnsan Bilim Atölyeleri’nin (HİBA) "Kadına Yönelik Şiddet” konulu atölyesindeyiz. Atölyede bir yandan kadın mücadelesi tarihi konuşulurken diğer yandan kadına yönelik şiddet ve mücadele olanakları tartışılıyor. Yaklaşık 50 kişinin katıldığı atölyede neredeyse herkes kendinden bir şeyler katarak konuyu derinleştiriyor ve genişletiyor. Suriye’den gelen 16 yaşındaki Sindra da atölye katılımcılarından. Bir kız çocuğu olarak Suriye’de neler yaşadığını ve genel olarak kadınların Suriye’deki konumunu atölyedekilerle paylaşmak istiyor. Türkçe’yi iyi anlasa da pek konuşamadığından atölye katılımcılarından Timur yardımına koşuyor…

‘VÜCUDU, KÜÇÜK YAŞTA İKİ ÇOCUĞA SAHİP OLMAYI KALDIRMADI’ 

Sindra’nın cinsiyet eşitsizliğine dair farkındalığı 11 yaşında oluşmaya başlamış. Televizyonda izlediği şarkıcılardan etkilenip onlar gibi olmak istediğini dedesine söylediğinde sert bir tepkiyle karşılaşmış ve bu durum onu çok etkilemiş. O günden sonra bir günlük tutmaya başlamış; kendisinin ve arkadaşı, akrabası olan kadınların hayatlarını not etmiş günlüğüne. Bizimle de bu günlükten birkaç yeri paylaşıyor. 14 yaşında evlendirilen ve şu an iki çocuğu olan bir arkadaşından bahsediyor bir ara:  “Bu tür olaylar oralarda yaşayanlar için çok normal karşılanıyor. Kız çocukları çok küçük yaşlarda evlendiriliyor, hem de yaşça çok büyük adamlarla! Küçük yaşta iki çocuğa sahip olmayı vücudu kaldırmadı arkadaşımın. Arkadaşım büyük ihtimalle ölecek ve artık yapacak bir şey yok”.  Sindra sözlerini bitirirken seyircilere dönerek “Bu anlattıklarım belki de size çok garip gelecek, belki de anlamayacaksınız” dese de herkes Sindra’yı anladığını belli ediyor. Coğrafyanın kadınlarının karşılaştıkları bütün kötülükleri aşabilme gücünün yan yana durmaktan ve birbirleriyle dayanışmaktan geçtiğini vurguluyorlar gençler bir ağızdan.

‘11 YAŞINDA BİR ÇOCUK EN FAZLA NE KADAR ÇALIŞABİLİR Kİ?’

Konuşmasının ardından teşekkür edip salondan ayrılan Sindra ile Timur’un da yardımıyla sohbete başlıyoruz. Sindra şu an 16 yaşında, 11 yaşındayken Suriye’den ayrılıp ailesiyle birlikte Türkiye’ye gelmiş. Şu an Antakya’da yaşıyorlar.  Türkiye’ye gelirken en büyük isteği eğitimine devam etmekmiş Sindra’nın. İlk geldiklerinde bir süre okula devam etse de sonraları karşılaştıkları maddi zorluklar Sindra’yı okuldan ayrılarak işe girmeye zorlamış ancak okuldan ayrılıp çalışmaya başlaması da yeterli olmamış. Ailesi sürekli çalışmasını ve eve para getirmesini bekliyormuş: “Ne kadar çalışsam da boşunaydı, çünkü aldığım para çok azdı. Aldığım paranın bir kısmını anneme veriyordum ama annem hiç memnun kalmıyor, hep daha fazlasını istiyordu. Benim gücüm yoktu... Zaten kapasitemin çok üstünde çalışıyordum. 11 yaşında bir çocuk en fazla ne kadar çalışabilir ki?”

ERKEK İŞ ARKADAŞININ YARISI KADAR ÜCRET

İki sene boyunca bir pastanede çalıştıktan sonra aldığı ücretin sigarasına bile yetmemesinden dolayı işi bırakmış Sindra. Çalıştığı son iki ayın ücretini de vermemişler. Yaşıtı olan ve kendisiyle aynı işi yapan erkek iş arkadaşı Sindra’nın iki katı kadar maaş alıyormuş. “Daha fazla dayanamadım, işten ayrıldım” diye anlatıyor Sindra o günleri… Sonrasında ise bir ekmek fabrikasında işe girmiş Sindra. Bu süreçte “En azından bir mesleğim olsun” düşüncesiyle ekmek fabrikasının pasta bölümüne gidip pastacılığı öğrenmeye çalışmış. Patronunun kendisini pastane bölümüne alacağına dair sözleri üzerine uzun süre çok düşük ücretle fabrikanın en pis işlerini yapmış, temizliğiyle uğraşmış. Bir gün yine bu işlerle uğraşırken kolunu kırmış. Pastacılık hayalleri de suya düşmüş tabi...

‘BÜYÜK BİR SERGİ AÇMAK İSTİYORUM’

Yaşadıklarını anlatırken sakin kalmaya çalışsa da gözleri doluyor Sindra’nın. “Peki bir hayalin var mı?” diye soruyoruz bu sırada, gözleri ışıldıyor… Eğitimine devam edip psikolog olmak istediğini söylüyor. Ama hayalleri bununla da sınırlı değil… “Ben aynı zamanda resimle de uğraşmak istiyorum. Duvar, kağıt, tuval, hiç fark etmez!  Güzel resimler yapıp büyük bir sergi açmak istiyorum. Dünyanın dört bir yanından insanlar benim resimlerimi görmeye gelsin istiyorum”. Son olarak söylemek istediğin bir şey var mı? diye soruyoruz. “Evrensel’e teşekkür ediyorum, okurlarına da selamlarımı iletiyorum” diyor...

www.evrensel.net
ETİKETLER Suriyemülteci