Futbol, burjuvazi ve kulüpler

Fotoğraf: Pixabay

Futbol, burjuvazi ve kulüpler

'Bu yazıda büyük sermaye sahibi süper zenginlerin, önlerinde birçok seçenek varken neden futbola bu kadar para harcadıklarını sorgulayacağız.'

Ender Şiar ARGIN
Yıldız Teknik Üniversitesi

Geçtiğimiz haftalarda İtalya’da Fiat işçilerinin, Portekizli yıldız Cristiano Ronaldo’nun, şirket sahibi Andrea Agnelli'nin takımı Juventus'a 112 milyon avro karşılığında transfer olmasına karşı iki günlük grev ilan etmesi tüm dünya spor medyasında gündem oldu. Yıllardır zam alamadığı için öfkeli olan Fiat işçileri, bir yandan işçilerden fedakarlık bekleyen Agnelli’nin bir yıldız oyuncu için bu kadar para harcamasını bir yandan da transfer ücretinin 30 milyon avrosunun Fiat kasasından çıkacak olmasının sonucu olarak bu transferin faturasının işçilere kesilecek olmasını protesto etti. Aynı dönemlerde Fenerbahçe’nin yeni başkanı Ali Koç’un kulübün borçlarını açıklarken Fenerbahçe’ye 50 milyon dolar hibe ettiğini söylemesi Fiat işçilerininki kadar olmasa da Koç Holding’in sahibi olduğu Renault fabrikası işçilerinin benzer bir tepki göstermesine sebep oldu. 

Bu yazıda büyük sermaye sahibi süper zenginlerin, önlerinde birçok seçenek varken neden futbola bu kadar para harcadıklarını sorgulayacağız. Ancak bunlardan önce futbol kulüplerinin nasıl alınır satılır, hisselerinin devredilir şirketler haline geldiğine bakmak gerek.

AMATÖRDEN DEV BİR SEKTÖRE

Futbol, gelişen ve değişen koşulların içerisinde nitelik ve içerik olarak muazzam evrimsel süreçler geçirdi. Ortaya çıktığı dönemden itibaren futbolun ekonomik ve evrensel niteliklerini fark eden sermayedarlar bu alana özel önem verdi. Küreselleşme ile birlikte futbol da yavaş yavaş bir spor olmaktan çıkıp günümüzün tüketim kalıplarını belirleyen, ticari iş kollarından birisi haline geldi. Futbol, ekonomik gücüyle dev bir sektöre dönüşürken profesyonelliğin ortaya çıkmasıyla paralel olarak futbol kulüplerinin şirketleşmesi gündeme geldi. Kulüpleri yönetenler, para hareketlerinin kendilerini sorumluluk altına sokmasını istemiyorlardı ve kulüpler sınırlı mali sorumluluk gerektiren limited şirketler haline geldi.

Localar, bilet fiyatları, sponsor firmalar, yayın hakları, forma satışları, reklamlar, borsadaki işlemler derken yan sektörleriyle bir futbol ekonomisi oluştu ve büyük bütçeler kendi örgütlenmesini beraberinde getirdi.

Ancak günümüzde yanlış model ve yöntemler kulüpleri gelecek yıllarda içinden çıkamayacakları bataklıklara sürüklüyor. Kulüplerdeki ticarileşmenin yüksek boyutlara ulaşması, sektörde borçlanmanın önünün açılmasına, fon akışlarının giderek bozulmasına, amansız rekabetin sonucu yıldız oyuncular uğruna birçok şeyin riske edilmesine ve kulüplerin giderek finansal krizler içine girmesine yol açtı. Örneğin Manchester United 2005 yılına kadar kâr eden ve sıfıra yakın banka borcuna sahip bir kulüpken, Glazer ailesi tarafından satın alması ile giderek artan banka borçlanması yüzünden kulübün yüksek bir finans baskısına maruz bırakılmasına ve tahvil ihraçlarına sürüklenmesine yol açtı.

PARA KAZANMAKTAN FAZLASI

Yan sektörleriyle gittikçe ticari bir alan haline gelmesine rağmen futbolun büyük sermaye sahipleri açısından çok kârlı bir iş olduğu söylenemez. Birçok kulüp hali hazırda milyonlarca dolarlık borçlarla baş başa ve şirketleşen kulüpler patronlar için kâr kapısı olmaktan oldukça uzak. Danışmanlık şirketi Deolitte’nin 2015’te yaptığı bir araştırmaya göre dünyanın en zengin 20 kulübünün toplam cirosu 7 milyar dolara yakın. Yani bu kulüplerinin cirolarının toplamı, listeyi hazırlayan Deolitte şirketinin beşte birine denk geliyor. Araştırmayı inceleyen David Goldblatt’e göre 400 milyon dolarlık yıllık geliriyle sekizinci sırada olan Arsenal kulübünün, bu geliriyle Fortune 500 listesine girmesi söz konusu bile değilken ancak küçük bir mühendislik firmasıyla yarışabilir.

Bütün bu özellikleri göz önünde bulundurursak patronlar için futbol ile amaçlanan para kazanmak değil başka faydalar sağlamak. Öncelikle kulüp sahibi veya başkanı patronlar önemli bir sosyal statü sağlıyor. Hem ülke hem dünya medyasının daha fazla ilgi odağı oluyor. Böylelikle kulüpler uluslararası ilişkiler ve projeler için önemli bir sacayağı işlevi görüyor. Ayrıca OECD’nin 2009’da yayınladığı bir rapora göre futbol kulüpleri aynı zamanda yoğun bir şekilde kara para aklanmasında, yasal olmayan servetin yasallaştırılmasında ve başka alanlara para transferinde kullanılıyor. Bu özellikler milyonlarca dolar borcu olmasına rağmen futbol kulüplerini cazip bir rant kapısı haline getiriyor. 

Hal böyle olunca Fiat işçilerinin yıllarca zam alamaması patron Agnelli’nin çok ilgilendiği bir konu olmasa da “dünyanın en iyi futbolcularından birini Juventus’a getiren büyük başkan Agnelli” olarak anılması ilgilendiği bir mesele. 2015’te Renault işçilerinin tarihi direnişini kırmak ve 80 kuruş zam yapmamak için kırk takla atan Ali Koç’un çeşitli dönemlerdeki eşitsizliği gidermek üzere önerdiği formülasyonlar da göz önünde bulundurulursa “kulübüne 50 milyon dolar hibe eden koca yürekli iyi patron” rolüne soyunması 50 milyon dolarından çok daha değerli olsa gerek. İşçilerin yoğun sömürü koşulları altında çalıştırılması patronların zenginliğinin ve bu zenginliğin zevki sefa içerisinde tüketilmesinin temel koşulu. Futbol da mevcut düzendeki her fenomen gibi bu temel çelişkiden payını alıyor.

www.evrensel.net
ETİKETLER futbol