Suriyeli genç işçilerin Türkiye'deki durumu

Görsel: Vikipedi

Suriyeli genç işçilerin Türkiye'deki durumu

'Suriyeli genç işçilerin neredeyse hepsinin sorunları ortak. Hepsi geleceğini düşünüyor ve geçiçi bir yaşam sürdürdüklerini söylüyor.'

Ahmet OSMAN
Adana

Genç Hayat ile 311. sayısında, benimle yapılan “Halep’ten Adana’ya, Atölyeden Greve” röportajı ile tanıştım. Yaklaşık olarak altı yıl önce savaş koşullarındaki Halep’ten Adana’ya geldim ve dört yıldır okul dışında tatil zamanlarında saya atölyelerinde çalışıyorum. Benden Genç Hayat’a Suriyeli gençlerle röportaj yapmam istendiğinde bir ilerleme katettiğimi hissettim ve çevremdeki işçi genç arkadaşlarımla Suriyelilere yönelik ırkçı tutumları, yaşam koşullarını, eğitim ve sağlık durumlarından ne kadar faydalanabildiklerini ve nasıl bir hayat istediklerini konuştum.

SURİYELİ GENÇ İŞÇİLERE YÖNELİK TUTUMLAR

İlk olarak aynı atölyede birlikte çalıştığım ve Suriye’deyken de tanıştığım 19 yaşındaki Çerkiz ile konuşmaya başladık. Çerkiz, Suriye’deyken ayakkabı atölyelerinin olduğunu ve güzel bir yaşam sürdüğünü söylüyor: “Günde bir iki saat çalışırdım, bir hafta çalıştığımda bir ay geçinebiliyorduk. Türkiye’de ise iş az, maaşlar çok düşük. Mesela ben Kilis’te sezon kapandığı için Antep’e geçtim. Orada da geçinemedim, Adana’ya geldim. Aldığımız para hemen buharlaşıyor, zam istediğimizde vermiyorlar, bazı ustalar ihtiyacım olduğunu bildikleri için beni kullanıyorlar. Bazıları da yardımcı olabiliyor.” Türkiye’de Suriyelilere yönelik tutumları sorduğumda ise “Bazı olaylar oluyor ve bunlar her ülkede olabiliyor. Her topluluğun iyisi var kötüsü var ama bana karışan olmadı.” diyor Çerkiz. Okumak istediğini ve eğer okuma imkânı olsa elektrik mühendisi olmak istediğini fakat çalışmak zorunda olduğunu dile getiriyor. Çerkiz’den sonra Ömer ile görüşüyorum. 20 yaşında, ayakkabı kalıpçılığı yapıyor, ailesi hâlâ Suriye’de ve Ömer kazandığı parayı ailesine yolluyor. Adana’da hastaneye gittiğini ve kendisinin Türkmen olduğunu öğrendiklerinde çok iyi davrandıklarını söylüyor. O da Çerkiz gibi Suriye’deki yaşamının daha iyi olduğunu ve Suriye’ye gitmek istediğini anlatıyor. Okumak istemediğini söylüyor, çünkü “Ben okusam aileme kim para gönderecek” diyor.

ÖNCELİKLİ DERT AYNI: GEÇİM

İsa ise 24 yaşında, günlüğü elli liraya tarımda çalışıyor. Evde üç kişinin çalıştığını ancak bunun ev ihtiyaçlarına ucu ucuna yettiğini söylüyor İsa. “Kimseye muhtaç olmadığım için memnunum, işten eve, evden işe gittiğim için kimseyle bir sorun yaşamadım ama geleceğim yok, daha iyi bir iş istiyorum. Çünkü artık bünyem yoruluyor. Böyle giderse çocuklarım da benim gibi çalışmak zorunda kalacak ama ben onların okumasını istiyorum” diyen İsa’nın okuma yazması da yok. 

Son olarak Celal ile konuşuyorum. 21 yaşında, Suriye’de iken okula gidiyormuş ama savaştan sonra Türkiye’ye gelmek zorunda kalınca okuyamamış burada. Şimdi o da tarım işinde çalışıyor. Evde iki kişi çalıştıklarını söyleyen Celal “Birimiz hastalanıp hastaneye gitmek istesek, o gün çalışmazsak geçinmemiz daha da zor olur.” Celal de okumak istediğini ama çalışmasının da zorunlu olduğunu söylüyor ve “Burada bir geleceğim yok. Eğer Suriye düzelse giderim.” diyor.

SORUNLAR ORTAK

Son olarak görüştüğüm arkadaşlardan ve çevremden şunu gördüğümü söyleyebilirim: “Herkesin bir sorunu olabilir ama Suriyeli genç işçilerin neredeyse hepsinin sorunları ortak. Hepsi geleceğini düşünüyor ve geçiçi bir yaşam sürdürdüklerini söylüyor. Birçoğu yurtdışına çıkmak istiyor ama gidemiyorlar. Önlerinde gidebilecekleri tek seçenek var, o da Suriye. Orada da savaş olduğu için gidemiyorlar. Türkiyeli-Suriyeli demeden ayrımcılığın kalkmasını, işçilerin ücretlerine zam yapılmasını, sigortalarının olmasını istiyorlar.”

www.evrensel.net