10 EKİM KATLİAMI DAVASI AVUKATLARINDAN İLKE IŞIK
'182 klasör delile ulaştık ama mahkeme hemen sonuca gidiyor!'

Avukat İlke Işık'la 10 Ekim Ankara Katliamı davasında gelinen aşamayı ve adalet mücadelesini konuştuk.

Birkan BULUT
Ankara

10 Ekim Ankara Katliamı davasının sadece 10 IŞİD’liye müebbet verilerek bitirilmek istenmesi endişelere neden oluyor. Sorularımızı yanıtlayan Avukat İlke Işık, 182 klasörlük belge ve delile ulaşmalarına rağmen mahkemenin hemen sonuca gitmek istemesini eleştirdi. Işık, katliamda sorumluluğu olan devlet görevlilerinin de yargılanması gerektiğini vurguladı. Karar duruşmasının Sincan Ceza İnfaz Kurumu’na kaçırılmasına tepki gösteren Işık, “Kritik aşamaya gelindiği için herkesi duruşmaya bekliyoruz” dedi.  

Türkiye tarihinin en kanlı saldırısı olan 10 Ekim Ankara Katliamı’nın davasında mahkeme karara hazırlanıyor. Barış talebiyle bir araya gelen binlerce kişi içinde 103 kişinin yaşamını yitirdiği, yüzlerce kişinin yaralandığı katliama ilişkin savcı yalnızca bazı IŞİD’li sanıklara ceza istemekle yetindi. Avukatların da belittiği üzere; yıllarca evlerine kadar takip edilen IŞİD’lilerin katliam hazırlıklarına adeta seyirci kalındı. Mitinge yapılacak saldırının istihbaratı konusunda gerekenler yapılmadı. Katliam günü yaralıların üzerine gaz bombası atan devlet görevlileri ise yargılanmak bir yana tanık bile yapılmadı! Mahkeme heyeti ailelerin adalet çığlığına yanıt vermek bir yana, 31 Temmuz-2 Ağustos arasında yapılacak karar duruşmasını şehir dışındaki Sincan Ceza İnfaz Kurumu’na taşıdı.

10 Ekim Katliamı’nın ardından süren adalet arayışını Avukat İlke Işık ile konuştuk. Işık, savcının 10 Ekim Ankara Katliamı yargılamasında sadece sanıklara ceza vermekle yetinen bir mütalaa sunduğuna dikkat çekerek “Baştan beri eleştirdiğimiz eksik, yanlış ve delil karartmalar içeren bir soruşturma sonucunda çıkmış iddianameyi bazı noktalarda kopyala-yapıştır yapmış bir mütalaadan bahsediyoruz. Savcı sadece tutuklu bulunan 19 sanık hakkında mütalaa vermiş. Zaten iddianame de 9 sanık hakkında müebbet isteniyordu. Buna ek olarak savcı iddianamede örgüt üyesi denilen Erman Ekici hakkında da -ki sadece örgüt üyesi olamayacağı çok açıktı- 101 kez müebbet istedi. Diğer sanıklara da sadece örgüt üyesi dedi. Oysa sadece örgüt üyesi olmadıkları çok açık. Örneğin; Nihat Ürkmez, Mehmedin Baraç gibi kişiler örgütsel talimat veren, Antep, Elazığ, Bingöl arasındaki görüşmeleri sürdüren, buna ilişkin görüntüleri ve tapeleri olan, IŞİD’in üst amirlerine yazdıkları mektupları olan kişiler. Bunlar hakkında sadece örgüt üyesi denilerek ceza istemek anlaşılır bir şey değil” dedi.  

'BAZI DELİLLER HENÜZ DEĞERLENDİRİLMEDİ'

Bu katliamda kamu görevlilerinin büyük bir sorumluluğu olduğuna vurgu yapan Işık, “Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi zaten bu iddianameyi kabul ederek eksik bir işe başladı. Fakat mahkeme bizim bazı taleplerimizi kabul ederek birtakım delilleri toplamıştı. Şüpheli bir şekilde ölen Yunus Durmaz, Halil İbrahim Durgun, Mehmet Kadir Cabael ve diğer sanıkların dinleme kayıtlarını getirttik. Toplanan delil ve belgelerle dosya toplamda 182 klasöre ulaştı. Şimdi ise bu delilleri değerlendirmiyorlar” dedi.

'EVİNE KADAR İZLEYİP YAKALAMADILAR'

IŞİD’li sanıkların 2012 yılından, yani El Kaide döneminden itibaren Antep’te izlendiğine dikkat çeken Işık, izlenen kişilerin arasında katliamın planlayıcısı Yunus Durmaz, Antep emiri olduğu belirtilen Nusret Yılmaz gibi isimler olduğunu kaydetti. “Bunu biz değil savcı söylüyor” diyen Işık, 2012’de emniyet ve savcılık tarafından izlenen, evlerine kadar bilinen IŞİD’lilerin yakalanmadığını söyledi. Hatta emniyetin örgütsel faaliyet yapıldığına ilişkin tutanakları olduğunu belirten Işık, “Evinin önünde takip edildiği dönem İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’nin Yunus Durmaz hakkında yakalama kararı var. Ancak yakalamamışlar ve bu çok ağır bir suç” dedi.

'10 GÜN ÖNCE SINIRDAKİ YERLERİ BİLİNİYORDU'

Örgütün, bombacıları 10 Ekim günü Ankara’ya getirdiğini anlatan Işık şöyle devam etti: “İlhami Balı’nın sınırda askerle telefon görüşmeleri var. İlhami Balı’nın o sırada nerede olduğunu emniyet biliyor. Çünkü Balı’nın telefonu Kilis’in Elbeyli Köyü’nde sinyal veriyor. Tapelerin dökümleri, yani polisin bu görüşmeleri tutanak tuttuğu tarih ise 30 Eylül 2015. Yunus Emre Alagöz büyük ihtimal o tarihlerde İlhami Balı tarafından sınırdan geçirildi. Ankara Emniyeti miting için gerekli önlemleri alsaydı, önceki istihbaratları dikkate alsaydı bu katliam yine gerçekleşmeyecekti. O yüzden Antep Emniyeti, Emniyet Genel Müdürlüğü, İstihbarat Örgütleri, İçişleri Bakanlığı, Ankara Valiliği gibi çok sayıda kamu kurumunun sorumluluğu var. Dosya bize bunu söylüyor ama mahkeme deliler olmasına rağmen bunlarla ilgili gerekenleri yapmıyor. O zaman dosyaya göre değil, ‘başka şeylere bakarak’ kararınızı hazırlıyorsunuz. O zaman sana birileri bir şey söylüyor ve ona göre yargılama yapıyorsun.”

‘HÂLÂ GELMEYEN BELGELER VAR’

Mahkemenin mütalaa yönünde karar verip vermeyeceğine ilişkin beklentilerini de sorduğumuz Işık “Kuvvetle muhtemel öyle olacak. Tabi bu bir yandan çok ürkütücü bir şey. Aslında bizim ‘bakalım ne olacak’ dememiz gerekiyor fakat ne yazık ki bir karar hazırlığı var. Biz geçen duruşma mütalaa geleceğini biliyorduk ve tane tane anlatarak bunu yapmamaları gerektiğini anlattık. Hâlâ bizim dosyaya gelmemiş kararlar var biliyor musunuz?” dedi. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın toplam 9 klasör olan müfettiş raporunun sadece bir klasörünü gönderdiğine dikkat çeken Işık, telefon görüşmelerinin bilirkişi raporları, görüntülerde yüzleri çok net olmasına rağmen kimlikleri tespit edilememiş olan kişiler gibi birçok eksik olduğunu ifade etti. Işık, 2016 yılında Anayasa Mahkemesi’ne yaptıkları suç duyurularının sonucunun bile beklenmediğini söyledi. Öte yandan firari sanıklar hakkında devam eden bir yargılama olacağını kaydeden Işık, hukuki alanda mücadelelerini ısrarla sürdüreceklerini ve kamu görevlileri hakkında mahkemenin yapmadığı suç duyurularını kendilerinin yapmaya başladıklarını dile getirdi.

'DURUŞMA KRİTİK AŞAMADA, HERKESİ BEKLİYORUZ'

IŞIK, karar duruşmasının Sincan Ceza İnfaz Kurumu’na alınma gerekçesinin “güvenlik ve yer darlığı” diye açıklanmasına karşın Ankara Adliyesi’nde bugüne kadar 50 celse duruşma yapıldığını vurguladı. Bu nedenle mahkemenin öne sürdüğü gerekçenin hiçbir anlaşılır ve hukuki yönü olmadığını ifade eden Işık, “Kararı gözlerden uzak, cezaevi kampüsü içerisine yapılmış bir duruşma salonuna taşımak istiyorlar. Ancak istedikleri kararı verseler de nafile. Mahkeme sadece IŞİD’liler sorumlu dese bile aslında gerçeği herkes biliyor. Kamu vicdanında asla aklanamayacaklar. Bu dava, bu duruşmada bitmeyecek. Ancak böyle kritik bir aşamaya gelindiği için herkesi bu duruşmaya bekliyoruz” dedi.

Son Düzenlenme Tarihi: 27 Temmuz 2018 23:39
www.evrensel.net