'Herkesin özgürce yaşadığı laik ve demokratik bir ülke istiyoruz'

Fotoğraf: Evrensel

'Herkesin özgürce yaşadığı laik ve demokratik bir ülke istiyoruz'

'Yaşamak görevdir bu yangın yerinde / Yaşamak, insan kalarak'

Seren ELATAŞ
Adana

Adana Arap halkının yoğun yaşadığı şehirlerden biri. Bazı kaynaklara göre şehrin üçte birini (600 Bin) bazı kaynaklara göre ise şehrin dörtte birini (450 Bin) Arap nüfusu oluşturuyor. Şehir merkezinde bazı mahallelerde ise neredeyse tamamen Arap Alevi halkı yaşamakta. Hadırlı, Akkapı, Havutlu, Karşıyaka, Seyhan, Yamaçlı, Güneşli mahalleri Arap Alevilerin yaşadığı başlıca mahalleler. Bu sayıda dergimizin bir sayfasını Akkapı mahallesinde yaşayan Arap Alevi gençlere ayırdık. Seçim sonuçlarını ve ülkemizde yaşanan olayları değerlendirdiğimiz bir sohbet gerçekleştirdik. Gençlerin taleplerini ve beklentilerini konuştuk.

Mahallede bir akşam bir grup genç ile parkta buluşarak röportajımızı gerçekleştirdik. İçlerinden mobilya işçisi İsa (18) ve bir gıda fabrikasında işçi olan Necati (26) sorularımızı yanıtladı.

'HAKSIZ BİR SEÇİM OLDU'

Akkapı halkının seçim öncesinde umudunun olduğunu söyleyerek lafa giriyor Necati. “Haksız bir seçim olduğunu düşünüyoruz. Muharrem İnce’nin kazanacağını düşünüyorduk ama bir tehdit söz konusu olabilir.” diyerek seçimlere ilişkin mahallenin tutumunu anlatıyor.

Akkapı Mahallesi seçim dönemlerinde CHP’ye %70 civarı desteğin olduğu bir bölge. Ancak bu sefer cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Muharrem İnce oyların yine % 70’ini alırken parlamento seçimlerinde ise CHP %60, HDP ise mahalleden %30 civarı bir oy aldı. Anlaşılan o ki HDP’nin barajı geçmesi için Akkapı Mahallesi de elini taşın altına koymuş.

'İŞ BULMAK İSTEYENLER AKP ÜYESİ OLMAYA ZORLANIYOR'

Aynı zamanda bir fabrika işçisi olarak aldıkları ücrete de değiniyor Necati. “1600 TL maaş alıyorum. Aldığımız hafta cebimizde bir şey kalmıyor. Yetmiyor, her şey çok pahalı.” Sözlerine bir de şu sıralar fazlasıyla başını ağrıtan bir konuyu da ekliyor. “Nişanlıyım. Ev yapamıyoruz, evlenemiyoruz. Nişanlım Hukuk Fakültesi mezunu ama atanamıyor. İş için başvurduğu bir belediyede AKP üyesi olmasını istediler.”

Necati, hükümetin politikalarına değinerek sözlerine devam ediyor. “Bu hükümet sadece yol, köprü yapıyor ama ekonomi her geçen gün kötüye gidiyor. Pazara gidiyoruz, bir şey alamıyoruz. Patates, soğan fiyatları uçmuş. Yoksulluk çoğalıyor, bunu da maddi yardım yaparak oy devşirmek için kullanıyorlar. Din ile siyaseti birbirine katıyorlar ve böyle yönetmeye çalışıyorlar. Bu yüzden imam hatipler açıyorlar sürekli.”

'MAHALLEDE DERNEK KURUP BİR ARAYA GELMELİYİZ'

İsa söz alıyor bu sefer. Gezi Parkı Direnişi döneminde Akkapı Mahallesi halkının birlik olduğuna, mahalle gençliğinin eylemlerde başı çektiğine vurgu yapıyor. Arap Alevilerin geçmişte sahip olduğu birlik ruhunu tekrar kazanması gerektiğini söylüyor ve “Gençlerden başlayarak bir araya gelip eski birliğimizi sağlamamız gerekiyor. Mesela dernek kursak orada bir araya gelip sorunlarımıza çözüm bulup daha çok genişleyerek bunu sağlayabiliriz.” diye ekliyor. İsa’ya Arap Alevi gençlerin nasıl bir ülkede yaşamak istediğini sorarak röportajımızın sonuna geliyoruz. İsa da memleketin sorunlarına çözüm olabilecek bir yönetim biçimi söyleyerek cevaplıyor: “Herkesin özgürce yaşadığı laik ve demokratik bir ülke istiyoruz.”

'HÜKÜMET ÇOCUK İSTİSMARINA ÇÖZÜM BULMUYOR'

Geçtiğimiz hafta çocuk istismarları ve çocuk ölümlerine karşı eylemler de yapılmıştı mahallede. Haliyle mahalle gençliği de bu konuda oldukça öfkeli. Necati de bu konulara değinerek mahallelinin görüşlerini dile getiriyor. “Bizim tek talebimiz çocuklarımıza sahip çıkılmasıdır. Bir çocuk daha kayıp, bunların son bulmasını istiyoruz. Hükümet bunlara çözüm bulmuyor, caydırıcı bir politika izlenmeli. ‘Bir kereden bir şey olmaz’ diyen, 9 yaşındaki çocuğun evlendirilmesine göz yuman bir anlayış ve bir hükümet var.’’ Bu olaylara bağlı olarak gündemde olan idam ve hadım konularına da destek veriyor Necati. İdamın gelmesi ile değil, toplumsal bir dönüşüm ve izlenen politikaların değişmesi ile çözüm olabileceğini anlattığımızda ise hak veriyor ancak kesinlikle ağır cezalar almaları gerektiğini dile getiriyor.


'Renklerimizi kaybetmeden bir araya gelebiliriz'

Eylem DEMİRHAN
Manisa

2 Temmuz 1993, Madımak. Bir ülkenin aydınlarının, sanatçılarının yanarak ölüme terk edildiği bir tarih. Onlarla birlikte şiirlerinin, türkülerinin de alevler arasında kaldığı bir tarihti. Akhisar Cemevinde Madımak için bir anma programı hazırlayan genç arkadaşlarımızla sohbet ettik.

Her yönüyle büyük tartışmalara yol açan, bazılarının yenilgi olarak nitelendirdiği bir seçimden geçtik. İktidarın gençlerde büyük bir ümitsizliği belli başlı yöntemlerle yaymaya çalıştığı aşikâr. Bunu her türlü sanat ve kültürel alanın yollarını tıkayarak yapıyor. Böyle bir dönemde bu tarz bir etkinlikte nasıl buluşup kendi yerellerinde yaptıkları çalışmayı nasıl ördüklerini konuştuk.

Kurdukları tiyatro ekibinin kültürel ve sanatsal bir açlıktan doğduğunu söyleyen Ozan, “2 Temmuz sadece Alevileri değil toplumun bütün kesimlerini ilgilendiren bir gündür ve bunu herkese anlatmalıyız” yaklaşımıyla yola çıktıklarını, böylece bir tiyatro hazırlığına giriştiklerini anlattı. Amaçlarının içeriği daha geniş bir etkinlik yapmak olduğunu ama üniversite sınavının ertelenmesinden çok etkilendiklerini söyledi.

'TAŞIN ALTINA ELİMİZİ KOYMALIYIZ'

Aramızda üniversite sınavından yeni çıkmış arkadaşlarımız da vardı. “Sınav sisteminden üzerimizde yaratılan gelecek kaygısına kadar bu sorunların üstesinden nasıl geleceğiz?” diye sorduğumuz liseli bir arkadaşımız “taşın altına elimizi toplu bir şekilde koymalıyız, bunun için de örgütlenmeliyiz ” dedi.

Etkinlikte bağlama çalan “Biz yıllardır söyleyeceklerimizi türkülerimizle dile getiren bir toplumuz” diyen Asil Deniz: “Tüm bu haksızlıklara karşı hangi çözüm önerisi hangi alternatifi sunduysak iktidar bunları göz ardı edip toplumu bölmeye çalıştı. Alevi, Sünni, Hıristiyan olmak çok da mühim şeyler değil, insanın kendi tercihine bırakılması gereken şeyler. Laik bir sistemden bahsediyoruz din dersleri hala devlet eliyle veriliyor. Biz burada mücadele ederken de amacımız ezilen, sömürülen kim varsa onların yanında olmak. Çünkü birlik olmazsak bir şey yapamayız. Birlik olursak sadece ülkemiz değil, dünya güzelleşir. Renklerimizi bir yerde toplayarak o renkliliğimizi kaybetmeden bir şeyler yaparsak bir yere gelebiliriz.”

Sohbetimizin sonuna gelirken bundan sonra daha aktif mücadele edeceklerini belirtti arkadaşlarımız. Şiirleriyle, türküleriyle ilmek ilmek ördükleri etkinliğin ardından ve bu güzel, umut dolu sohbetten sonra şu dizeler akıllara geliyor:

"Yaşamak görevdir bu yangın yerinde
Yaşamak, insan kalarak"


‘Gençliğin olmadığı yerde gelecek olamaz’

Adnan KARATAŞ
Adana

Adana Şakirpaşa Cemevinde, Alevi gençlerle 24 Haziran seçimlerinin siyasal sonuçları üzerine konuştuk. 21 yaşındaki Hamza Yağmur, sonuçların demokrasi ve özgürlüklerin güçlenmesi adına olumsuz olduğunu söyledi. “Erdoğan her istediğini filli olarak yapıyordu, şimdi yasal olarak yapacak. Benim tercihim İnce ve CHP idi. Alevi gençlerin sorunlarının çözümü için İnce’yi alternatif olarak görüyordum. HDP’yi destekleyen terörist gibi gösterilmezdi.” Diyanetin de inançlara karışmaması gerektiğini ifade etti. Eğitim sisteminin gerileştirilmeye çalışıldığını vurgulayan Yağmur, “Halka dayatılan İmam Hatip okullarının sayısı ilgi olmamasına rağmen çok arttı. Kendi yorumladıkları dini anlatmaya çalışıyorlar. 200 sayfalık Din Kültürü kitabında 2 sayfa kadar Aleviliğe yer veriliyordu, onlar da yanlış bilgilerdi. Bunların sonucunda Alevi olmayan kesim Aleviler hakkında yanlış şeyler düşünüyor. Bunlar toplumda kutuplaşmayı yaratıyor.” dedi.

Alevi gençlerin birliğinin gelişmesi gerektiğini düşünen Yağmur, gençlerin çoğunun bilgisinin yetersiz olduğunu da söyledi. Yağmur, “Uyuşturucu kullanımı yaygın, semah ve saz kursları ile yozlaşmaya karşı mücadele ediyoruz. Piknik ve halı saha maçları ile iletişimi güçlendirmeye çalışıyoruz” dedi ve ekledi: “Alevi gençler eşit özgür ve demokratik bir Türkiye istiyor.”

‘AKP HÜKÜMETİ SORUNLARIMIZA ÇÖZÜM OLMAYACAK’

21 yaşındaki Umut Can Kayar ise sonuçları şu şekilde değerlendiriyor: “Şu günler birliğe daha çok ihtiyaç duyduğumuz günlerdir. Tek adam rejimini toplumun yarısı kabul etmiyor. Bu Erdoğan’ın yönlendirdiği, halkın konuşmasının yasak olduğu bir sistemdir. Alevi gençliği olarak bu hükümet iktidarda iken sorunlarımıza cevap alacağımızı göremiyoruz.”

Alevi gençliğinin daha fazla birleşmeye ihtiyacı olduğunu ifade eden Kayar, “Gençliğin olmadığı bir yerde gelecek göremeyiz. Alevi gençleri olarak savaşın değil barışın olduğu demokratik, laik bir Türkiye istiyoruz” dedi.

Son Düzenlenme Tarihi: 16 Temmuz 2018 22:08
www.evrensel.net