Nereye kadar götürecek her gün hasta olan bedenimiz, nereye kadar?

Fotoğraf: Delwin Steven Campbell/Flickr

Nereye kadar götürecek her gün hasta olan bedenimiz, nereye kadar?

Gebze’den bir işçi, patronların son dönemde sık kullandığı ‘problemli işçi’ ifadesini yazdı.

Gebze’den bir işçi
Kocaeli

Son aylarda Gebze’deki birçok fabrikada patronların ve fabrika üst düzey yöneticilerinin dillerinden düşürmedikleri yeni bir sözle karşılaşıyoruz: “PROBLEMLİ (SORUNLU) İŞÇİ.’ Şimdi bazı işçi arkadaşlar kullanılan bu sözle anlatılmak istenilenin biz işçilerin karşılaştığı sorunların farkına varan, iyi niyetli ve vicdan sahibi patronları ifade ettiğini düşünebilir. Hani aldığı ücretle evinin kirasını, elektrik su parasını, mutfak masrafını, çocuğunun okul giderini karşılayamayıp borç içinde zar zor yaşayan, günde 12-14 saat çalışmak zorunda kalan hafta tatilinde çalıştığı fabrikada fazla mesai yoksa dışarıda ek iş yapan... Benim yakından bildiğim 5 işçi arkadaş pazar günleri Gebze’deki düğün salonlarında garson olarak çalışıyor. Bu düğün salonlarında gündüz 13.00-17.00; akşam 19.00-23.00 saatleri arası düğünler oluyor ve arkadaşlar gece 00.00’da evlerine gelip sabah 6’da kalkıp fabrikalarına geliyorlar. Yevmiye olarak da 80 lira alıyorlar.

Bu işçi kardeşlerimizin harap ve bitap düşmelerinden patronların haberdar oldukları, bu sorunlarla boğuşan işçilere üzüldükleri, bu yüzden de “problemli işçi” dedikleri akıllara gelebilir. Oysa hiç de öyle değil. Patronların fıtratında insani hiçbir şey yok varsa yoksa daha çok kâr daha çok kâr.

KİM BU PROBLEMLİ İŞÇİLER?

Şimdi biraz daha yakından bakalım PROBLEMLİ İŞÇİ sözüne.

FLORMAR: İşçiler çalışma ve yaşam koşullarını iyileştirmek için sözde Anayasal hakları olan sendika hakkını kullanmak istediklerinde topluca işten atılmadılar mı? Patron için sendikalaşmak isteyen her işçi problemli bir işçiydi artık. Bu kadar da değil direnişteki arkadaşlarına el sallayan selam veren işçileri bile Flormar patronu işten atmadı mı? Patronun gözünde artık direnişteki arkadaşlarına el sallayan işçi bile problemli bir işçiydi ve sorgusuz sualsiz işten atılmalıydı.

GENERAL ELEKTRİK: Amerikan devi. Türkiye’de en büyük trafoların üretildiği fabrika. Sipariş daralması gerekçesiyle işten atmalar başladı. Gazetemizde çalışan işçiler durumu ayrıntılı yazdılar. Çalışma koşulları ağır ve yıpratıcı olduğu fabrikada yönetim, kıyım listesinin en başına istirahat ve rapor alan işçileri koyarak, 7/24 çalışacak işçi istiyor. Bu kadar da değil aşağıdaki sözler General Elektrik yönetiminin işçilere yaptığı konuşmadan aktarılandır. Hiçbir abartı söz konusu değildir. Müdür diyor ki: “Bu sözlerim milattır. Ben trafonun altına girilecek diyorsam girilecek itiraz yok.” Yani iş güvenliği hak getire. Ne var ki başta temsilcilerin ve işçilerin bu tehdit karşısında dik durmaları da önemli bir adımdı General Elektrik’te.

AUTOLIV: Fransız devi. Otomotiv yan sanayi emniyet kemerleri ve hava yastığı üretiyor. Gebze’deki 3 fabrikasında 3000’e yakın işçi çalışıyor. Üretim bant hızlarını sürekli yükseltmekle meşhur. Çalışan işçilerin bandı bırakıp tuvalete gitmesi neredeyse imkansız. Özellikle bel fıtığı ve boyun fıtığına yakalanmayan işçi neredeyse yok. Bel fıtığı ameliyatı olan işçi sayısı çok yaygın. Şu ana kadar kıdem ve ihbar tazminatlarını vererek 20’ye yakın işçiyi işten çıkardı. Çıkarılan işçiler hastalık nedeniyle rapor alan işçilerden oluşuyor. Yani fabrika yönetimince üretim aksamasına neden olan problemli işçiler!

KROMAN DEMİR ÇELİK: Türkiye’de açıklanan 500 büyük firma içerisinde sürekli ilk 50’de yer alan demir çelik fabrikası. 1000’e yakın işçinin çalıştığı  Kroman’da çalışma koşulları ağır ve tehlikeli. İş kazası ve ölümlü iş cinayetlerinin yaşandığı demir çelik devi. Son 10 günde fabrika yönetimi sağlık sebepleri nedeniyle istirahat alan, rapor kullanan kendilerince performansı düşük dediği 14 işçiyi işten çıkardı. Kroman gibi bir ağır sanayi fabrikasında bile hastalanmak problem olarak görülüyor.

YÜCEL BORU: Bir süredir iç piyasadaki daralma tartışmaları sürüyor. 100 kadar işçi idareye çağırıldı, kendilerine dikkat etmeleri, fazla istirahat ve rapor kullanmamaları yönünde uyarı yapıldı.

PİMSA ADLER: Geçtiğimiz Perşembe günü işçiler izne çıkarıldı, üretime ara verildi. İzin dönüşü işçi atma gündemde.

FRESH’İN SOFT (KARDEŞLER UÇAN YAĞ): Gebze Plastikçiler Organize Sanayi Bölgesi’nde ıslak mendil ve kişisel bakım ürünleri üreten fabrikada çoğunluğu kadın işçi olmak üzere 150 işçi çalışıyor. Büyük çoğunluğu asgari ücrete çalışan işçiler yoğun tempoda çalıştırılıyor. Döviz kurundaki artış nedeniyle artan hammadde fiyatları gerekçe gösterilerek 30 işçi işten atıldı. İşçiler ilk kriz belirtisinde kapının önüne koyuldular. Aynı zamanda sendikalaşma mücadelesi söz konusu. 2 vardiya çalışan fabrika şu an tek vardiyaya dönmüş durumda.

HATALI ÜRETIM YAPAN TEŞHİR EDİLİYOR

Velhasıl sendikalaşmak isteyen işçiler, problemli işçi. Arçelik LG gibi sendika seçme hakkını kullanmak isteyen işçiler problemli işçi. Grev hakkını kullanmak isteyen işçiler problemli işçi. Sahi problemli işçilere haddini bildirmek için yasaklanıyordu değil mi grevler. Ağır çalışma koşulları ve sürekli artan bant hızlarına yetişmek zorunda bırakılan bu yüzden sağlığını kaybeden biz problemli işçiler ne istiyoruz bu patronlardan!.. Ayrıca Gebze’de bulunan neredeyse tüm fabrikalarda verimlilik ve sıfır hata hedefiyle üretimler planlanıyor. Bu nefessiz çalışma koşullarında bir de bizden sıfır hatalı ürünler isteniyor. Hiçbir işçi arkadaşımıza şaka gibi gelmesin, birçok fabrikada en küçük hatalı ürünlerin sergilendiği panolar devreye alınıyor, işçi kardeşlerimiz isimleriyle birlikte bu panolarda teşhir ediliyor.

DUYARLI OLMALIYIZ

Bütün bu yaşananlar karşısında şuna da dikkat çekmek istiyoruz. Biz işçilerin bir bölümünde özellikle kıdem ve ihbar tazminatları verilerek işçinin de “onayı” alınarak yapılan işçi kıyımları işten atılma gibi görülmüyor. “Eee hakları verilmiş yapacak bir şey yok” düşüncesine karşı çaba harcamamız gerekiyor. İkincisi “Çıkarılan işçilerin hem tazminatları verilmiş hem de çok rapor kullanıyorlarmış bu yüzden çıkarılmışlar” gibi son derece bizlerin birliğini zayıflatacak ve patronların elini güçlendirecek bu bakışa karşı da çalışma yürütmemiz gerekiyor. Buna karşı duramazsak çok ağır bedeller ödememiz çok yakındır. Bu mektubumuz aracılığıyla tüm işçi kardeşlerimizi duyarlı olmaya çağırıyoruz.

Mektubumuzu bitirirken kendi işçilik yaşamımdan bir anıyı, patronlar patronu Sakıp Sabancı’nın bir sözünü ve güncel olarak da Autoliv’den bir işçinin sitemini paylaşarak bitirmek istiyorum.

Önce bir dönem benim de işçi olarak çalıştığım, şu an yaklaşık 4 yıldır kapalı bulunan AkkardanSa’dan bir anımı paylaşmak istiyorum. Sakıp Sabancı Akkardan’a ziyarete gelmişti. Genç işçi kardeşlerimiz bugün Sakıp Sabancı’yı tanımıyor olabilirler. Bizim zamanımızın en medyatik patronlar patronu idi. Şiveli konuşmasıyla neredeyse her gün TV’lerde yer alırdı. Akkardan’da bizlerle birlikte yemek kuyruğuna bile girmiş, yemeğini kendisi almış, aramıza oturmuştu. Şovmen bir yanı da vardı. O dönemde MESS grup sözleşmeleri gündemdeydi ve biz greve doğru gidiyorduk. Greve de çıktık. O grevimiz de yasaklanmıştı. Neyse Sakıp Ağa o şovmen yeteneğiyle yemekhanede bir konuşma yaptı. Özetle “Şimdi siz akşam evinize gidip rahat rahat uyuyacaksınız ama ben 100 bin kişiye iş veriyorum hepinizin geleceği için çalışıyorum bana uyku bile yok” dedi. Evet Sakıp Ağa 100 bin kişiye iş veriyordu. İçimizden genç bir işçi arkadaş kalktı, “Sakıp bey siz 100 bin kişiye iş VERMİYORSUNUZ 100 bin kişi SİZE ÇALIŞIYOR” dedi. Sessizlik oldu, arkadaşımız ertesi gün işten çıkarıldı. Evet Sakıp ağa için problemli bir işçiydi ve gereği yapılmalıydı...

Şimdi Vehbi Koç’a geçelim. TÜSİAD, TİSK, MESS gibi en azılı patron örgütlerinin kurucusuydu, patronlar patronu Vehbi Koç. Yeni bir fabrika yatırımı için kendisine raporlar geldiğinde, bu yeni fabrikanın çok kârlı bir yatırım olacağını söylüyorlar ona. Verdiği cevap şu oluyor: “Benim için kârın sınırı yoktur, kâr sınırsızdır siz bana en düşük kâr marjını söyleyin” diyor. Evet patronlar için KÂRIN SINIRI YOKTUR. Dün de böyleydi bugün de böyle.

Ve son olarak Autoliv işçisinin serzenişine gelelim: “Abi daha 30 yaşıma gelmedim. Daha yeni bel fıtığı ameliyatı oldum. Bugün bile fabrikadaki hıza yetişmekte zorlanıyorum 60 yaşında emekli olacağım ne olacak bu işin sonu.”

SAHİ NE OLACAK BU İŞİN SONU!..

Son Düzenlenme Tarihi: 10 Temmuz 2018 22:03
www.evrensel.net
ETİKETLER MektupGebze