Ayhan Bilgen: Erdoğan seçmen tercihini tanıyacağını beyan etmeli

Fotoğraf: HDP

Ayhan Bilgen: Erdoğan seçmen tercihini tanıyacağını beyan etmeli

HDP Parti Sözcüsü Ayhan Bilgen, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın seçimden sonra seçmen tercihini tanımasını beyan etmesi gerektiğini söyledi.

HDP Parti Sözcüsü Ayhan Bilgen, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, açık bir şekilde seçmen tercihini tanıyacağını beyan etmesi gerektiğini ifade etti.

Ayhan Bilgen seçim çalışmalarını yürüttüğü Kars’ta düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Seçim güvenliğinin Türkiye demokrasisi için en önemli sınav olacağını belirten Bilgen, “Halk hangi tercihi yapmış olursa olsun siyasetçinin görevi bu tercihe saygı duymaktır, onun bu tercihine bağlı olacağını sandığa gitmeden önce de beyan etmektir” dedi.

HDP’ye yönelik gözaltı furyasına değinen Bilgen, “Keyfi gözaltılar bıkkınlık değil kararlılık getirecek” dedi. 24 Haziran seçiminde, halkın kararlılığının, değişim talebinin temel belirleyeni olacağı kanaatinde olduklarını belirten Bilgen şunları söyledi: “Geçiş dönemini yönetmek siyasetçinin sorumluluğudur. Seçmenin bu yöndeki beklentisine saygı duymak demokrasinin olmazsa olmazıdır. Hükümetin sandıktan çıkacak iradeye bağlı olacağını beyan etmesi, son 3 gün açısından kritik önemde. Eğer bir bırakmama tutumu üzerinden oy alma, psikolojik baskı oluşturma, ‘nasıl olsa gitmeyecekler, sandıkta da gitmeyecekler’ yaklaşımıyla muhalif seçmenin sandığa gitmemesi üzerine oyunlar oynanırsa bu Türkiye’yi çok tehlikeli bir sürece taşır. Rövanşizmi beraberinde getirir. Bunun Türkiye toplumuna faydası olmaz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın seçmen tercihini açıkça tanıyacağını beyan etmesi çağrısında bulunan Bilgen şunları söyledi: “Biz 1910’lardaki gibi eli sopalı bir seçimi kaldırabilecek güçte değiliz. Çok partili hayata geçilen 1946 seçimlerinin o meşhur seçim sayım yöntemlerinin bir benzerini de kaldırabilecek durumda değiliz. Dolayısıyla Cumhurbaşkanı, açık bir şekilde seçmen tercihini tanıyacağını beyan etmelidir. Her türlü tersi yaklaşım, gerilimi tırmandıran her yaklaşım seçim günü istenmeyen olayların yaşanmasına zemin oluşturuyor. Biz bu açıdan özellikle Cumhurbaşkanı'nın sağduyulu davranmasını, Türkiye’nin seçimlerle yeni bir sayfa ama imkanını seçmene tanıması gerektiğini düşünüyoruz. Bunun Türkiye toplumuna bir borç olduğunu düşünüyoruz. İktidara seçimle gelmişse seçimle gitme erdemini göstermesi gerektiğini düşünüyoruz.”

MUHALEFET TEK ADAM YETKİLERİNİ KULLANMAYACAĞINI BEYAN ETMELİ

Muhalefetin tek adam yetkilerini kullanmayacağını beyan etmesi gerektiğini de belirten Bilgen, “Bu yeni modelde bir koalisyon mümkün değil, ama partilerin işbirliği hem ikinci tur seçimlerinde hem de ülke yönetiminde hangi eksende olacak, muhalefet partilerinin net bir tutum ortaya koyması gerekiyor” dedi. Halkın kendilerine yükledikleri sorumluluğun gereğini yapacaklarını da belirten Bilgen, “Asla kişisel hesaplara girmeden, Türkiye’yi kutuplaştıran hesapların ortağı olmadan ilkesel işbirliğe, demokratik anayasa ekseninde buluşmaya ve yeni bir yaşama hazır olduğumuzu beyan ediyoruz” dedi.

SORULARI YANITLADI

Açıklamanın ardından Bilgen, gazetecilerin sorularını yanıtladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın koalisyon arayışına gidilebileceği yönündeki açıklamasını ve Suruç’a dair başsağlığı içeren son açıklamasına ilişkin gelen soruya Bilgen şu ifadelerle yanıt verdi: “Biz 16 Nisan Referandumu’na giderken AKP’nin propagandası “koalisyon devrini kapatacağız” yönündeydi. ‘Artık koalisyon olmayacak, koalisyonlar kötüdür, bunun için başkanlık sistemine geçiyoruz’ dediler. Biz bundan yana değiliz. Koalisyonlar iyi yönetildiği takdirde son derece faydalıdır. Avrupa’da 7-8 partinin kurduğu uzun soluklu koalisyon modelleri var. Koalisyonları baştan kötü, negatif ilan etmek uzlaşmayı bilmemektir. Siyasetçi halk ne istiyorsa onu yapmakla sorumludur. Bu popülizm değil halk iradesine bağlılığın gereğidir. Uzlaşma kötü bir şey değildir. Kötü olan tek adamın dayatmasıdır. Sayısal gücüne güvenerek toplum üzerinde baskı kurmasının ve ‘kaçınılmaz tek adam, benden sonrası tufan’ anlayışının kötü olduğunu düşünüyoruz. Irak’ın kaosa sürüklenmesinin, Yugoslavya’nın dağılmasının en önemli sebeplerinden biri budur. Biz buna rağmen Erdoğan’ın bu noktaya gelmiş olmasını, ayrıca Suruç’la ilgili geç de olsa bir acıyı paylaşmasını olumlu buluyoruz. Çünkü bu tip olaylar siyasi rant meselesi yapılmamalıdır. Aynı şekilde uzlaşarak yönetmenin de utanacak bir şey olmadığını, tam tersine toplumun talebiyse görev olarak algılanması gerektiğini görmüş olması Erdoğan için iyi bir noktadır. Toplumu da seçmeni de rahatlatacağı düşüncesini bizde oluşturuyor. Kılıçdaroğlu’nun da koalisyon devrinin bittiğini ama bir uzlaşma yolunun gelişebileceğini, bir işbirliğinin mümkün olduğunu ifade etmesi önemlidir.

Önemli olan partilerin, seçmenlerine sürpriz yapmaması, onları şok edecek yaklaşımları sergilememesi için siyasi partilerin bugünden ilkesel tutumlarını, önceliklerini, ülke siyaseti ile ilgili yaklaşımlarını beyan etmeleridir. Bu son 3 gün seçmene saygının asgari gereği budur.

25 Haziran sabahı çok farklı gelişmeler, herkesi şaşırtan manevralar ortaya çıkabilir. Biz ilkesel yaklaşıyoruz. Başından beri demokratik anayasa diyoruz ve demokratik anayasa ekseninde bu ülkenin geçiş dönemini yönetmesi gerektiğinin altını çiziyoruz. Tek adam yetkilerinin parlamentoya devrinin sağlanması gerektiğinin altını çiziyoruz. Biz bu ilkesel tutumun arkasındayız. 24 Haziran’dan sonra da bu konuda kararlı davranan siyasetçilerle ülkeyi birlikte yönetmek konusunda üzerimize düşen sorumluluğun gereğini yapacağız. Asla parti çıkarlarını kendi lehine kullanma adına fedakarlıktan kaçınmayacağız. Bu ülkede birlikte yaşıyorsak ülkeyi birlikte yönetmenin de, doğrudan demokrasinin mekanizmalarını kurarak, toplumun önünü açan bir sorumluluk içinde hareket edeceğiz. “

‘KENDİ POZİSYONUMUZU TARİF EDECEĞİZ’

Seçim sonrası koalisyon arayışları olması durumunda HDP’nin tutumuna ilişkin gelen soruya Bilgen’in yanıtı şöyle oldu: “Kendi pozisyonumuzu tarif edeceğiz. Diğer partiler nasıl bir fedakarlık, olgunluk sergileyecek göreceğiz. Biz Millet İttifakı oluşum sürecinde de eleştirilerimizi ilettik. Ama partilerin tercihine saygı duymak zorundayız. Nasıl AKP’nin son birkaç yıllık politikasını, MHP ile birlikte şekillendirmesini eleştirdiysek Millet İttifakı da iktidarın yanlışlarını tekrarlarsa onları da eleştireceğiz. Ama iktidarın yanlışlarını tekrarlamaz, olgunlukla, cesaretle Türkiye’nin önünü açacak kapsayıcı bir siyaseti ortaya koyarlarsa biz her türlü işbirliği içerisinde olacağımızı beyan ediyoruz. Türkiye siyasetinin geldiği noktada, eğer masa başı siyaset yapmıyorsanız, siyaseti ameliyat mantığıyla, toplum mühendisliğiyle yapmıyorsanız, halkın siyasete yüklediği anlam değişimdir. AKP bu değişim talebini kurulduğu dönemde doğru okuduğu için iktidar ömrü uzun sürmüştür. AKP değişimden vazgeçtiği için tam da şimdiye kadar suçladığı muhalefetin statükocu tavrını tercih ettiği için kendisi kaybeden konumuna gelmiştir. Muhalefet de bu değişim talebini görmeli, değişimi zayıflatan bir yerden değil değişimi cesaretlendiren bir yaklaşım sergilemelidir.

Biz değişim talebinin sandıktan çok güçlü çıkacağını düşünüyoruz. Değişimi sabote eden yaklaşımlar şok edici sonuçlarla karşılaşabilir. Umarız siyasi partiler bu değişim talebine uygun bir tavrı hep birlikte sergiler.” (KARS)

Son Düzenlenme Tarihi: 21 Haziran 2018 12:36
www.evrensel.net